banner8

banner13

banner6

Bursa depreme hazır değil

Elif Didem DANACIOĞLU Türkiye'nin tarihteki en önemli acılarından biri olan 17 Ağustos Depremi'nin 20. yıl dönümü.

İNCELEME 19.08.2019, 21:00 19.08.2019, 21:00
Bursa depreme hazır değil
Elif Didem DANACIOĞLU


Türkiye'nin tarihteki en önemli acılarından biri olan 17 Ağustos Depremi'nin 20. yıl dönümü. Bu süre zarfında nelerin değiştiğini yerel yönetimler, akademik odalar ve sektör temsilcileri ile konuştuk. 1999 Marmara Depremi'nin 20. yılında da imar planlarında yaşanan gelişmelerle maalesef hala depreme hazırlıklı olmadığımızı bir kez daha vurguluyoruz. Kısaca, siz depreme ne kadar hazırsanız, bulunduğunuz yerde o kadar hazır! Türkiye sallanmaya devam ediyor...

Felaketin üzerinden tam 20 yıl geçti. O dönemki inşaat yapılarını, beton kalitesini ve gelecekte beklenen riskleri gündeme aldık. 17 Ağustos depremi sonrasında yapılanlar ve yapılamayanlar konusunda görüşlerini ifade eden belediye başkanları, akademik oda başkanları ve inşaat sektörünün temsilcileri birbirleriyle karşıt görüş yerine, bu sefer ‘sağlıklı bir kent' sözü ile dikkatimizi çekti.
Bursa'nın modern gelişimini ve sağlıklı dönüşümünü önemseyen yerel yönetimler, Bursa'da sağlıklı yaşam ve yaşam alanları seferberliği başlattı.
Ulaşım sorunlarını çözmüş bir Bursa, yeşil Bursa, imarla ilgili var olan sorunlarını bertaraf eden ama bundan sonra daha sağlıklı büyüyen bir Bursa ve turizmi etkili kullanan Bursa hedefiyle önemli projelerin altı çizildi. Kaçak ve plansız yapılaşma ile mücadele başlatan yerel yönetimler bu konuda kesinlikle taviz vermeyeceklerini vurguladılar. Depreme hazırlık anlamında belki de en büyük başarı inşaat betonlarının kalitesindeki iyileştirme ile yaşandığının altı çizilen görüşlerde, o günlerde yaşanılan acıların tekrarlanmaması için gereken bütün önlemlerin alınması gerektiğini bir kez daha söylemek adına, Bursa yapılaşmasında söz sahibi olan tüm yetkililer, Bursa'nın depreme karşı duruşunu değerlendirdi. İşte görüşler... 

TÜRK İNSANININ YÜZDE 55'İNİN HALA DEPREM
HAZIRLIĞI YOK
Ülkemizin en önemli afetlerinden 1999 Marmara Depremi'nin 20. yılında, bu afetteki rolüyle ülke gündemine giren AKUT'un,"Deprem Farkındalık ve Bilinçlendirme Araştırmasının sonuçları önemli mesajlar içeriyor. Türkiye temsili olmak üzere 26 il ve istatistiki bölgede, Xsights Araştırma ve Danışmanlık şirketi işbirliğiyle gerçekleştirilen araştırmada, Türk insanının afetler arasında en çok depremden korktuğu bulgulandı (%63). Araştırmada, depremi sırasıyla; yüzde 21 ile "yangın, yüzde 8 ile "sel, su taşkınları, yüzde 3 ile "toprak kaymaları-kaya düşmeleri takip etti.
Diğer tüm afetlerden korkulma oranı toplam yüzde 1 çıkarken, katılımcıların yüzde 6'sı hiçbir doğal afetten korkmadıklarını belirtti. Buna rağmen Türk insanının yüzde 55'inin deprem hazırlığı yok Olası bir depreme karşı hazırlık durumunun sorgulandığı bölümde katılımcıların yüzde 55'inin, "herhangi bir hazırlığının olmadığını belirtmesi, araştırmanın uyarı mahiyetindeki sonuçlarından biri oldu. Bu oranı, yüzde 21 ile "ilkyardım eğitimi aldım, yüzde 19 ile "evimi sigorta yaptırdım ve yüzde 12 ile "acil durum çantası hazırladım cevapları izledi. Türk insanının yarısına yakını, evinin hasar göreceğini
ya da yıkılacağını düşünüyor. AKUT'un araştırmasına katılanların yüzde 43'ü olası bir depremde "evlerinin hasar göreceğini- yıkılacağını
düşünürken, yüzde 32'isi bir "hasar-yıkılma beklemiyor. Bu konuda her 4 katılımcıdan 1'i ise kararsız.

Alinur Aktaş - Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı
"Sağlıklı yaşam ve yaşam alanları seferberliği başlattık
17 Ağustos 1999 tarihini duyduğum an içim ürperir. Aklıma o hazin günler gelir. Marmara depreminin üzerinden 20 yıl geçti. Dile kolay, yaşayana zorBugün ne söylense, o anları yaşayanlar ve depremde yakınlarını kaybedenler için anlamı yok biliyorum. Acıların farkındayız O gün sadece Marmara'nın değil, tüm Türkiye'nin canı yandı. 17 Ağustos'u unutmuyoruz, unutmayacağız ve unutturmayacağızBursa, Marmara'nın kalbi 17 Ağustos'u yakınen yaşayan Bursa, deprem kuşağında oluşu nedeniyle de her an risk altında. Bu gerçeğin farkındayız. Bursa'ya dair attığımız ve atacağımız her adımda, geride bıraktığımız 20 yıla bakıyor, o anları ve acıları yüreğimizde hissediyoruz. Bugüne dek olduğu gibi yine ve tekrar "Bursa'nın geleceğine dair neler yapabiliriz, sağlıklı bir kent için nasıl en iyi çalışmayı uygulayabiliriz, olası bir depreme karşı nasıl tedbirler alabiliriz diye düşünüyoruz.Ülkemizdeki deprem gerçeği ve çarpık yapılaşma, riskli yapıların kaldırılması ve bu alanlarda yenileme yapılarak güvenli yapı üretimi sürecini gündeme getirmiştir. Büyükşehir Belediyesi olarak, Bursa'nın modern gelişimini ve sağlıklı dönüşümünü önemsiyoruz. Bundan dolayı da kaçak yapı ile mücadele konusuna çok önem veriyoruz. Kaçak yapılaşma ile mücadelede kimsenin mağdur olmaması için hassasiyet gösteriyoruz. Şehrin, havadan drone ile 7 gün 24 saat takip edilmesi ile ilgili gerekli cihaz yatırımlarını yapıyoruz. Bursa'da kesinlikle kaçak yapı olmasın. Bursa, güzel konutların ve ticarethanelerin olduğu, nüfusuna, pozisyonuna yaraşır bir şehir olsun. Bursa'da sağlıklı yaşam ve yaşam alanları seferberliği başlattık. 4 ilkeyle yola çıkmıştık. Birincisi ulaşım sorunlarını çözmüş bir Bursa, ikincisi yeşil Bursa, üçüncüsü imarla ilgili var olan sorunlarını bertaraf eden ama bundan sonra daha sağlıklı büyüyen bir Bursa ve dördüncüsü de turizmi etkili kullanan Bursa... Aslında ilk 3 maddenin tamamını ilgilendiriyor bu konu. Biz kaçak yapı yaparsak yeşilliğimiz azalacak, Bursa imar açısından sağlıksız büyüyecek, ulaşımla alakalı sorunlarımızı bitiremeyeceğiz. Bu nedenle dikkatliyiz. Kaçak yapıyla ilgili asıl sorumluluk sahibi olan ilçe belediyeleri de aynı kararlılığı ortaya koyacaklar ve gereken anında yapılacak. Bursa'ya karşı sorumluyuz. Bu şehrin geleceğine, yarınlarına zarar vermeye, şehrin geleceğini ipotek altına almaya kimsenin hakkı yok. Geleceği yeşil, daha yaşanabilir, sağlıklı ve modern Bursa'ya dair heyecan duyuyoruz. Bu konuda da deprem gerçeğini bilerek sağlıklı adımlar atmaya ve tedbirli davranmaya özen gösteriyoruz.

Mustafa Dündar - Osmangazi Belediye Başkanı
"Bursa'nın Deprem Risk Haritası çıkarılıyor
Bursa'nın 1. derece deprem kuşağında yer aldığı gerçeğini göz önünde bulundurarak çalışıyoruz. Belediye olarak deprem başta olmak üzere yaşanabilecek tüm afet türlerine karşı hazırlıklı olma ve önlem alma amacıyla yürütülen bilimsel projelere her zaman katkı sağlıyoruz. Projenin en büyük destekçilerinden biriyiz. AFAD'ın öncülüğünde Bursa'daki 1855 yılındaki fay hattının hareketliliğinin araştırması yapılıyor. Fayın aktif olup olmadığını tespit etmek amacıyla sismik enerji kaynağı ile ölçüm çalışmaları yapılıyor. Bursa'daki bu çalışmalarımız önümüzdeki bir yıl boyunca devam edecek. Bu çalışmalar neticesinde AFAD'ın çıkaracağı rapor çerçevesinde belediyelere durum bildirilecek. Gerekli tedbirler alınacak. İmar planları ve uygulamalarını da bu rapora göre gerçekleştireceğiz. AFAD Ulusal Deprem Araştırma Programı kapsamında Bursa ovasını Uluabat'tan Yenişehir'e kadar boydan boya geçen tek parçalı fay sisteminin hala aktif olup olmadığını tespit için sismik çalışmalar başladı. Bursa merkez ve ilçelerde bir yıl boyunca sürecek çalışmalarda Türkiye'de tek olan sismik enerji kaynağı kullanılıyor. Eskişehir Teknik Üniversitesi Yer ve Uzay Bilimleri Enstitüsü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Muammer Tün öncülüğündeki uzman ekip, Bursa'daki çalışmalara ilk olarak Sırameşeler-Paşa Çiftliği bölgesinde başladı. Türkiye'de sadece ESTÜ'de bulunan sismik enerji kayağı ile 500 kilogram ağırlık düşürülerek yerin 800-900 metre derinliğine iniliyor. Bursa'daki fay hattı tespit projesi kapsamındaki sismik çalışmalar Osmangazi'de Paşa Çiftliği, Hüdavendigar ve Dereçavuş bölgelerinden başladı.


Turgay Erdem- Nilüfer Belediye Başkanı
"Depreme hazır olup olmadığımızı belirlememiz çok önemli
Deprem konusunda yerel yönetimler olarak duyarlı olmak zorundayız. Özellikle deprem öncesine yönelik çalışmaların önemi daha da büyük. Nilüfer Belediyesi olarak, güvenli bir kent oluşturma çabalarımızı yıllardır sürdürüyoruz. Deprem Öncü İşaretleri İzleme İstasyonlarımızı yaşama geçirdik. Şu anda 22 istasyonda veriler alınıyor. 28 mahallede afet istasyonu oluşturduk. Mahallerimizde afete duyarlı gönüllü insanlarımıza eğitimler veriyoruz. Bu istasyonları muhtarlarımız, mahalle komitelerimiz ve afet gönüllülerimiz iş birliğiyle kullanmayı sağlayacağız. Nilüfer Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezimizde de hem deprem, hem dumandan kaçış, endüstriyel alan ve ev yangını simülasyonlarımız var. Burada halka afet öncesi, anı ve sonrası ile ilgili eğitimlerde veriyoruz. Afet Bilgi Sistemi ABİS'i de Nilüfer Belediyesi, Türkiye'de ilk kez yaşama geçirdi. Bu sistemde, akıllı harita üzerinde afet sonrası toplanma alanları, geçici iskan/çadır alanları, öncelikli yollar, alternatif yollar, sivil tahliye yolları, sahra hastanesi yapılacak alanlar, tüm hastaneler, eczaneler, ecza depoları, trafik kontrol noktaları, afet istasyonlarının yerleri gibi pek çok alan işaretlenmiş durumda. Ayrıca, ENABİS Projemiz kapsamında da olası bir afet durumunda, Nilüfer'de yaşayan engelli bireylere adres ve bilgilerinden oluşan verilerimiz sayesinde rahatlıkla ulaşabilmeyi planlıyoruz. Nilüfer Belediyesi olarak deprem araştırmalarını her zaman destekledik, desteklemeye de devam edeceğiz. Bu çalışmalardan birini 2017 yılında gerçekleştirdik. Bursa'da, 7 ilçeden geçtiği varsayılan fay hattının Nilüfer'deki kolu, Nilüfer Belediyesi ve Anadolu Üniversitesi iş birliğiyle yapılan çalışmalar sonunda bulundu. 1855 yılında yaşanan depremde kırılarak Manyas Gölü'nden başlayıp, Mustafakemalpaşa, Nilüfer, Osmangazi, Yıldırım, Gürsu, Kestel ve İnegöl'e kadar uzandığı varsayılan fay hattının Nilüfer'deki kolu, Prof. Dr. Berkan Ecevitoğlu öncülüğünde oluşturulan 10 kişilik ekip tarafından araştırıldı. Bu çalışmalar sonucunda Bursa olası fay hattının, çalışma yapılan bölgenin 147 metre civarında olabileceği verilerine ulaştık ve elde edilen verileri tüm kamuoyu ve yerel yönetimlerle paylaştık ve bu çalışmanın bütün Bursa'da olması gerektiği çağrısında bulunduk. Ve bu çağrımızdan sonra bu yıl AFAD öncülüğünde Bursa fay hattı ile ilgili kent genelini kapsayan bir çalışma yapıldı. Bu çalışmaya da Nilüfer Belediyesi olarak destek verdik. Kamuoyu ve yerel yönetimler olarak duyarlı olmamız gerekiyor. Biz, ‘Fay hattını belirledik' deyip geçersek, başarılı olamayız. Fay hattı üzerindeki yerlerde çalışmalar, imar planları üzerinde değerlendirmeler yaparak ve fay hattına yakın olan bölgelerdeki imar hareketliliğini yeniden gözden geçirir ve yapı stoğunun depreme dayanıklı olup olmadığına bakarsak, çalışma amacına uygun hale gelmiş olur. Bu yüzden bizlere çok önemli görevler düşüyor. Bursa Valiliği ve Bursa Büyükşehir Belediyesi önderliğinde olası depreme hazırlık anlamında sağlıklı çalışmalar yapılması gerekir. Nilüfer Belediyesi olarak bu konudaki çalışmaları destekledik, desteklemeye de devam edeceğiz. Türkiye'de maalesef daha çok deprem sonrasına yönelik çalışmalar yapılıyor. Asıl yapılması gereken, Nilüfer'de olduğu gibi deprem öncesine yönelik çalışmalar olmalı. Depreme hazır olup olmadığımızı belirlememiz çok önemli. Yerel yönetimler, deprem sonrasında oluşacak eylem ya da tedbirler konusunda tabiî ki çalışmalarını yapacak. Nilüfer Belediyesi olarak biz de, afet merkezimizi kurduk. Orada deprem anında nelerin yapılması gerektiğiyle ilgili simülasyon çalışmaları yürütüyoruz. Hem çocuklarımıza hem de yetişkinlerimize bu konuda önemli bilgiler veriyoruz. Ama asıl olması gereken, fay hatlarının belirlenmesi ve çalışmaların bu doğrultuda gerçekleştirilmesi.

Oktay Yılmaz - Yıldırım Belediye Başkanı
"Beton tabutlara göz yummayacağız
Depremler hayatın bir gerçeği. Ülkemiz ve şehrimiz gibi deprem kuşağında yer alan bölgeler için bu gerçeği unutmak, ihmal etmek diye bir durum söz konusu olamaz. Toplum olarak tarihimiz boyunca depremlerin acısını yakından yaşadık. Ancak 20 yıl önce yaşadığımız ve binlerce insanımızı kaybettiğimiz Marmara Depremi, bu konuda alınacak önlemler ve hazırlıklar noktasında bir milat oluşturdu. Biz, yerel yönetim olarak deprem ile ilgili çalışmalarımızı iki farklı başlık altında sınıflandırıyoruz. Birincisi deprem öncesinde yürütülecek çalışmalar. ‘Deprem öldürmez, bina öldürür' gerçeğinden hareketle yapı stokumuzu güvenli hale getirmek için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Plansız ve güvensiz yapıları güvenli konutlara dönüştürmek için kentsel dönüşümü bir tercihten ziyade bir zorunluluk olarak değerlendiriyoruz. Bu süreci sağlıklı yönetmek adına öncelikle ilçemizdeki mülkiyet sorunlarını çözmek için çalışıyoruz. Bu problem ortadan kalktığında kentsel dönüşüm kendiliğinden bir ivme kazanacaktır. Bu konuda diğer hassas olduğumuz konu ise, kaçak ve plansız yapılaşma. Göreve gelmediğimiz ilk günden itibaren buna karşı yoğun bir mücadele başlattık ve bu konuda kesinlikle taviz vermeyeceğimizi belirttik. Tabut evlerin yapılmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Yıldırım Belediyesi Afet Yönetim Merkezi'nde ise, Yıldırım'ın dört farklı noktasında yerleştirdiğimiz deprem izleme ve ölçüm istasyonlarımızda, olabilecek zemin hareketlerinin dijital ortamda verisini elde ediyoruz. Depremle ilgili diğer bir önemli konu da deprem sonrası için yapılacak çalışmalar. Şu an yürürlükte olan ve kamu kurumlarımızla birlikte yürüttüğümüz bir ‘Afet Yönetim Planı'mız var. Bu kapsamda olası afet sonrasında toplanma yerleri hazır. Bu konuda insanlarımızın bu konudaki bilincini artırmak ve farkındalık oluşturmak adına seminerler, bilgilendirme toplantıları ve tatbikatlar düzenliyoruz. Mahalle konaklarımızda deprem odaları oluşturuyoruz Hangi bir afet durumunda en hızlı ve doğru şekilde müdahale etmek için de ekiplerimizi sürekli eğitiyoruz. Sonuç olarak, depremler olacaktır bunu önleyemeyiz, ancak buna karşı gerekli önlemeleri almakla sorumluyuz ve bu sorumluluğumuzu yerine getirmek için çalışıyoruz.

Mustafa Andıç – İMSİAD Başkanı
"Deprem teknolojilerini içeren yeni bir sisteme geçmeliyiz
Depremden sonra özellikle kamu binalarında yapılan deprem güçlendirmeleri, çok teknik ve önemli bir uygulama olmasına rağmen ehil olmayan ellerin yüksek kırımlarla aldıkları ihalelerle gerçekleştirilmeye çalışılsa da, aslında Bursa'mız ve ülkemiz için doğru olan, eskinin güçlendirilmesi yerine, yapının güncel deprem teknolojileri kullanılarak yeniden yapılmasıdır. Bu çerçevede, yapacağımız inşaatlarda deprem teknolojilerini içeren yeni bir sisteme geçmeliyiz. Halen deprem öncesi aynı konvansiyonel sistem ile inşaatlar yapılmaktadır. Geçmişte kontrol mekanizması bugün olduğu kadar iyi olmadığı için, daha bilinçsiz inşaatlar yapılabiliyordu. Ülkemizde depremden sonra ebetteki beton, temel ve malzeme kalitesi çok daha iyi, inşaatlarda yapı denetim ile kontrol sistemi çok da iyi. Ama ülkemiz ve sektörümüz için daima iyinin iyisini istememiz gerektiğine inanıyoruz. Depreme karşı eski yapı stoğumuzu yıkıp, yenilemeye çalıştığımız bu süreçte, muhakkak güncel deprem teknolojilerinin kullanılacağı bir sisteme geçmeliyiz. Burada belirttiğimiz katma değerli yapılaşmanın muhakkak devletimizin teşvikleri ile birlikte hayat geçirilmesi elzemdir. Kaldı ki, deprem teknolojilerinin ülkemizde kullanımının yaygınlaştırılması için bu teknolojilerin millileştirilebilmesi amacıyla yerli sanayimizin de teşvik edilmesi, gerek deprem izolatörlerinin ülkemizde üretimi, gerekse bunların test merkezlerinin ülkemizde kurulması önemli kazanımlar sağlayabilecektir. Bursa'mızda organize sanayi bölgelerindeki fabrikalar çok katlı yapılar olmasa da, ülkemizde sanayi bölgelerinin çok da planlı şekilde başlamadığı, sanayicilerin fabrikalarına gayri nizami olabilen ilaveler yaparak yapıyı büyütme yoluna gidebildikleri aşikardır. Ancak fabrikalar ve diğer sanayi yapıları, içinde yüzlerce kişinin çalıştığı ve milyonlarca TL değerinde makine ve ekipmanın olduğu vazgeçilmez yapılardır. Maalesef ki, bu sanayi yapılarının bir kısmının depreme hazır olduğundan bahsedemeyiz. Buradan fabrikasının deprem dayanımından endişeleri olan sanayicilerimize, binalarının olası deprem dayanımı için kontrollerini yaptırmalarını ve çıkan sonuçlara göre gerekli önlemleri almalarını tavsiye ediyoruz.

Barbaros Onulay - Bursa Beton Genel Müdürü
"Depreme karşı yapısal tedbirler alınması gerekiyor
Türkiye'nin büyük felaketi yaşadığı o günlerden sonra ülkemizde özellikle inşaat sektöründe yapısal değişimlere gitti. Gelişen teknoloji ile birlikte modern ve depreme dayanıklı binalar inşa edilirken olası depremlerdeki can ve mal kaybını en aza indirmek için özellikle inşaatlarda kullanılan beton kalitesinin önemi 17 Ağustos'un ardından bir kez daha gözler önüne serildi. Türkiye deprem riskinin yüksek olduğu bir ülke. Depreme karşı yapısal tedbirler alınması gerekiyor. Depreme dayanıklı binalar için kaliteli beton önemli. Bursa Beton olarak biz yapıların depreme karşı dayanıklılığı konusunda beton kalitesinin önemini vurgulayan bilinçlendirme çalışmalarıyla konuyu sürekli gündemde tutmaya çalışıyoruz. Çünkü; yaşamına değer veren bilinçli tüketicilerin kalitesiz hazır beton kullanımını engelleyeceğine inanıyoruz. Sağlıklı, güvenli ve uzun ömürlü yapılar için; doğru taşıyıcı sistemin seçimi, projelendirilmesi, uygulanması ve güvenilir yapı malzemelerinin kullanılması önem arz etmektedir. İlk olarak 08.09.2002 tarihli Resmi Gazete' de yayımlanan ve 01.01.2007 tarihi itibariyle de zorunlu olarak uygulamaya konulan "Yapı Malzemeleri Yönetmeliği ile güvenilir malzeme hususu büyük önem kazanmıştır. Bu çerçevede "Güvenli yapılar ancak güvenli yapı malzemeleriyle üretilebilir ilkesi doğrultusunda yapılarda kalite ve yeterliliğini ispat etmiş, ilgili standartlara ve amacına uygun malzemelerin kullanılması zorunlu hale gelmiştir. 90'lı yılların sonuna kadar ülkemizde inşa edilen yapılarla ilgili dönemin gereklilikleri yerine getirilmiş olsa da, yukarıda belirtilen hususlar dahilinde yeterli bir tasarım yapılmış olması söz konusu değildir. 1999 depremi sonrası yapılan incelemelerde, pek çok yapıda kullanılan betonun, bugün taşıyıcı sistemlerde kullanılmasına izin verilmeyen C16 (cm2 başına 160 kg taşıma gücü) sınıfını bile sağlayamadığı, büyük çoğunluğunun C8-C12 mertebesinde olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Mevcut yapıları betonarme, çelik konstrüksiyon ve karbon elyaf malzemeleri kullanılarak daha güvenli hale getirmek mümkün.Temel derinleştirilmesi, kolon güçlendirmesi döşeme kalınlaştırılması, eleman bazında ya da sistem bazında birtakım iyileştirmelerin yapılması mümkündür. 12 Kasım 1999 Düzce Depremi öncesinde güçlendirilen yapıların, depremde can kaybını engellemesi, doğru projelerin işe yaradığını göstermiştir. Yine 1999 depreminde Adapazarı vilayet konağı ve 2011 depreminde Simav/Kütahya'da bir ilköğretim okulunun göçmeden ayakta kalabildiğine tanıklık ettik. Bu yapıların ve daha birçok güçlendirme örneğinin deprem sınavlarını başarıyla atlatabildiğini söyleyebiliriz. Ancak özellikle belirtmek isterim ki bu konuda önemli nokta doğru proje ve doğru uygulamadır. Güçlendirme projeleri, uzmanlık gerektiren işler olup kesinlikle bu konuda tecrübeli-yetkin personel tarafından gerçekleştirilmelidir.

Mehmet Albayrak - İMO Bursa Şube Başkanı
"Deprem riski göz ardı ediliyor
1999 yılından bu yana kaçak yapılaşmaya karşı yeterli mücadele ve kararlılık gösterilemedi. Mühendislik hizmeti almamış yapılarımız ve eski yapı stoğumuz hala dönüştürülmüş değil. Deprem ülkesi olan Türkiye'de her yaşanan acının ardından yeni bir düzenleme veya yasa çıkartılıyor. Fakat sorun kanunlar ve yasalar değil, uygulama. Yeterli denetim yapılmadığı ve uygulamada kararlılık sağlamadığımız sürece bu acıları yaşamaya devam edeceğiz. Depreme hazırlık konusunda da 17 Ağustos'un ardından gösterilen hassasiyet giderek azaldı. Toplumumuz yeni bir depreme ne yazık ki, hazır değil. Deprem sonrası toplanma alanlarımız plan değişiklikleri ile yapılaşmaya kurban gitti. Bursa'da deprem sonrası toplanma alanları ile ilgili vatandaşlarımızın yeterli bilgisi yok. Kaçak ve mühendislik hizmeti almamış yapılarımızı yıkamadığımızı için deprem sırasında can kayıplarımızı en aza indirecek çalışmaları yeniden başlatmalı ve toplumun bilincini arttırmalıyız. İletişim çağında, teknolojik gelişmelerle birlikte vatandaşlarımıza ulaşmak zor olmasa gerek. Biz İMO Bursa Şubesi olarak deneyimlerimizi ve bilgimizi aktarmak için her zaman devletimizin ve yerel yöneticilerimizin yanındayız. Bursa, 1960'lı yıllarda başlayan sanayileşme atağı ile birlikte plansız bir göç almaya başladı. Sulanabilir, verimli tarım arazileri göç ile gelen kaçak yapılaşma ve sanayileşmeye kurban gitti. Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde bulunan 1'nci Derece Deprem Bölgesi kent, bugün mühendislik hizmeti almamış yapılarla doldu taştı. İstatistiklere baktığımızda Bursa'da yer alan yapı stoğunun yüzde 60'ı kaçak yapı statüsünde. Envanter çalışması gerçekleştirilmediği için de ‘Bursa'da 300 binin üzerinde denetimsiz ve çürük yapı olası bir büyük depreme hazır değil' diyoruz. Hangi konut, hangi sanayi yapısı depreme ne kadar dayanıklı bilemiyoruz. Yaşam alanlarımız kadar güvenli olması gereken sanayi bölgelerimizde önce maliyet denilerek deprem riski göz ardı ediliyor. Oysaki ekonomimizin can damarı sanayi bölgelerimizde binlerce çalışan olası bir deprem riskine karşı hazır değil. Deprem anında güvensiz sanayi yapılarında yaşanabilecek can kayıpları ve maliyet çok daha fazla olacaktır. İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu olarak, yetkililerimizin geç kalmadan sesimizi duymasını, vatandaşlarımız da hafızasını tazeleyerek geçmişte yaşanan acıları unutmamasını istiyoruz.

Ömer Faruk Şahin - Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı
"Yapıların sadece envanteri çıkarılmıştır
Doğal bir afet olarak kabul ettiğimiz depremi tehlikeli hale getiren neden; inşa edilen yapıların depreme karşı yatay yükleri karşılayacak mukavemette olmamasıdır. Yapı stoğumuzun % 60'ı maalesef deprem yüklerini karşılayacak düzeyde değildir. Marmara depreminin 20. yılında özellikle yapı denetim yasası ve yeni deprem yönetmelikleri ile 1999 yılından sonra yapılan yapıların depreme karşı daha güvenilir olduğunu düşünmekteyiz. Özellikle mevcut yapı stoğumuzun depremselliği açısından Kentsel dönüşüm dışında herhangi bir iyileştirmenin olmadığını da görmekteyiz. Ancak; imar bağışı ile yapıların sadece envanteri çıkarılmıştır, depremsellik açısından herhangi bir müdahalenin yapılmamış olması ise büyük şanssızlıktır. Özellikle kentsel dönüşüm ile yeni yapı stoğunun rant amacı ile kent planlaması göz ardı edilerek kullanılması yöneticilerimizin kentimizi karşı karşıya bıraktığı büyük bir talihsizliktir. Bursa'mız ve Bursa'daki sanayi tesislerimiz maalesef depreme hazırlıklı değil. Özellikle sanayi tesislerimizin büyük bölümünün deprem riski taşımaktadır. En büyük tehlike ise endüstrimizin %75'i Marmara ve Ege Bölgesi'nde bulunmaktadır. Olası bir depremde sanayi yapılarımızın yıkılması ekonomik olarak ülkemizin ciddi zorluk yaşaması anlamına gelmektedir. Özellikle bu binaların yıkılması, içlerinde çalışan vatandaşlarımız adına büyük can kaybına sebep olabilir. Ayrıca sanayi ve makine parkurlarının da büyük zarar görmesi anlamına gelmektedir. Göz ardı edilen sanayi tesislerinin depremsellik açısından envanterlerinin çıkarılması ve güçlendirilmesi ivedi olarak devlet politikası halinde hayata geçirilmelidir.




• Türk insanı yüzde 63 oranla en çok depremden korkuyor Gençlerde bu korku daha az, kadınlarda ise daha çok.
• Türk insanının yarısına yakını, evinin hasar göreceğini ya da yıkılacağını düşünüyor.
• Buna rağmen Türk insanının yüzde55'inin hala deprem hazırlığı yok
• Acil durum toplanma alanları bilgisi uyarı veriyor.
• AKUT seminerlerine katılanların farkındalığı daha yüksek.
• AKUT, en fazla bilinen arama, kurtarma ve yardım sivil toplum kuruluşu.

Sayı: 1212 - Sayı'nın Kapağı

Yorumlar (0)
17
kapalı
Günün Anketi Tümü
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?