banner8

banner6

Yıldız hayalini Divonette ile gerçekleştiriyor

SEMİH AYDIN Sektörün tecrübeli isimlerinden Ömer Yıldız, 1999 yılında kurduğu Divonette ile istihdam ve ihracat hayalini gerçekleştiriyor. Yıldız, “Peygamberimiz de Mekke ve Şam arasında ürün getirip götürerek, bir nevi ithalat ve ihracat yapıyordu.

Gündem 22.03.2021, 20:25 22.03.2021, 20:25
Yıldız hayalini Divonette ile gerçekleştiriyor
SEMİH AYDIN

Sektörün tecrübeli isimlerinden Ömer Yıldız, 1999 yılında kurduğu Divonette ile istihdam ve ihracat hayalini gerçekleştiriyor. Yıldız, “Peygamberimiz de Mekke ve Şam arasında ürün getirip götürerek, bir nevi ithalat ve ihracat yapıyordu. Bizde de aynı hevesle bu sektöre girdik. Şu anda üretimimizin yüzde 70’ini ihraç ediyoruz” dedi.

Sektörün çatı kuruluşu Bebe Çocuk Konfeksiyon Sektörü Sanayici ve İşadamları Derneği (BEKSİAD) Başkanlığı göreviyle de sektöre ve Vişne Ticaret Bölgesi’ne katkı sağlamak için önemli çalışmalara imza atan Yıldız, sektörü geleceğe daha güvenli ve güçlü taşımak için eğitime oldukça önem verdiklerinin altını çizdi.

Firmanızın kuruluşundan bugüne gelen sürecini özetler misiniz?
Aslen Balıkesir, Dursunbeyliyim. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunuyum. Üniversiteden mezun olduktan sonra Bursa’da kalmak ve ticaretle iştigal etmek gibi bir hayalim vardı ve öyle de oldu. 1996 yılında bayan konfeksiyon imalatı ile ticarete ve üretime başlamış olduk. 3,5 yıl sonra da bunun yanına çocuk konfeksiyonuna ilave ettik. Buradaki hedefimiz de ihracat ve ihracata yönelik bir çocuk konfeksiyon üretimi yapmaktı. Onun için de firmamızın ismini soy ismimizden gelen ve İtalyanca ‘küçükyıldız’ anlamına gelen Divonette olarak belirledik. Bir süre sonra çocuk konfeksiyonu daha hareket kazanmaya başladı ve bu yüzden bayan imalatını tamamen bırakıp, çocuk konfeksiyonuna yöneldik. Firmamızda yaklaşık 50 kişi çalışıyoruz. Çocukta 0 – 16 yaş, penye ağırlıklı kız ve erkek olmak üzere üretim yapıyoruz. Kendi bünyemizde nakışımız var. Vişne Caddesi’nde mağazamız var. Fasonlarda ürünlerimizi imal ettiriyoruz.
Gençlik yıllarımda az sermayeyle çok istihdam sağlamak gibi bir hayalim vardı. Öyle işler var ki bin lirayla iki kişi istihdam ediyorsunuz ama öyle işler var 100 liralık sermayeyle 20 kişi istihdam ediyorsunuz. Konfeksiyon, özellikle üretim ayağı böyle bir iş. Az sermayeyle çok kişi istihdam edebiliyorsunuz ve istihdam da benim önem verdiğim bir husus. Dolayısıyla aslında konfeksiyon ve konfeksiyon üretimini tercih etmemdeki en önemli sebeplerden biri bu. Bu şekilde yola çıktık ve sonra dedik ki kendimizce, “Biz Peygamber ticareti yapalım.” Peygamberimiz, yaşadığı dönemde Mekke’den Şam’a ürün götürür, Mekke’den de Şam’a ürün getirirdi. Yani bir nevi ithalat ve ihracat yapardı döneminde. Bizde de böyle bir heves, istek vardı. Bu sebeple çocuk konfeksiyonuna girdik ve şu an üretimimizin yüzde 70’ini ihraç ediyoruz.

Ürünleri dışarıda ürettirmek firmalara nasıl avantajlar sağlıyor?
Dünyada böyle bir trend var. Biz veya Avrupa’daki önde gelen markalar organizasyon firması konumuna geldiler. Mesela dünya devi Zara’nın kendi üretimi yok. Tamamen tasarıma odaklanmış ve organizasyona yönelmiş. Üretimini ise dünyanın çeşitli bölgelerinde tedarikçilerine yaptırıyor. Dünyadaki gidiş bu yönde. Artık tasarımı kendimiz yapıp, organizasyonunu başarılı bir şekilde gerçekleştirmeliyiz. Ayrıca bu çalışma şekli, tedarikçi firmaların da gelişmesine imkân tanıyor. Bursa zaten bu konuda başarılı. Türkiye’de birkaç ilimiz daha sonraki yıllarda başarılı üretimler yapmaya başladı ve git gide de yayılmakta. En güzeli de illere yayılması. Üretim yayıldıkça, ülkemizin farklı bölgesindeki insanlarımız da ekonomiye katkı sağlıyorlar. Biz de tasarıma odaklanıp, tüm süreci organize ediyor ve tedarikçilerimize ürünlerimizi imal ettiriyoruz. Ben önümüzdeki süreçte bu yapının daha da güçleneceğini ve bizim gibi organizasyon firması konumundaki markaların artacağını düşünüyorum.

Pandemide bir yılı geride bıraktık. Bu süreçten firmanız, üretim ve ihracat bakımından nasıl etkilendi?
Pandemiden herkes gibi biz de etkilendik. Aslında 2020 yılına çok güzel başlamıştık. Hem firma hem de sektör olarak çok başarılı bir fuar gerçekleştirmiştik. Ancak geçen yılın mart ayında pandeminin ülkemizde görülmesiyle birlikte bir belirsizlik başladı. Bu dönemde firmalarımızı 50 gün boyunca kapattık, üretimlerimizi durdurduk. Fakat, tekrar açıldığımızda güzel bir hareket başladı. Bu anlamda sektör olarak yaz kreasyonu dönemini görece az hasarla atlattığımızı söyleyebilirim. Kış sezonuna ise daha temkinli başladık. “Pandemide nasıl ticaret yapılır?” bilinciyle kış sezonuna girdik. Bu anlamda hem genel hem de firmamız özelinde kötü bir dönem geçirmedik. Sektörde de bu süreçten olumsuz manada etkilenen çok fazla firma olmadığını gözlemliyorum. Bu süreçte sektörde yüzde 15 gibi bir küçülme yaşansa da böyle bir dönemde çok ciddi bir küçülme değil. Bu şekilde 2020’yi tamamladık. 2020’yi bu şekilde tamamlayınca 2021’e daha umutla başladık. Çünkü artık neyle yaşadığımızı biliyoruz. Ona göre bir hazırlık yaptık; modellerimizi, fiyatlarımızı her şeyimizi bu şartlar doğrultusunda hazırladık. Şu anda yaz sezonumuzun yarısını geçmiş sayılmaktayız ve fena gitmiyor. Kısacası dünyanın içinde bulunduğu pandemi şartlarında sektörümüzün çok büyük sıkıntılar içerisinde olmadığını söyleyebilirim.
Salgın döneminde Türkiye ihracatta öne çıkan ülkelerden biri oldu. Bu başarıyı ilerleyen yıllarda da sürdürebilecek miyiz?
Bu başarının devam edeceğini düşünüyorum. Çin, sektörümüz için rakip olmaktan çıkmak üzereydi, pandemi bunu hızlandırdı. Artık bizim sahadaki rakibimiz Hindistan, Vietnam gibi ülkeler. Ülkemizin öyle bir coğrafi konumu var ki, pandemi döneminde bu kadar rahat ihracat yapmamızın en önemli sebeplerinden biri de buydu. Dünyanın birçok noktasına 3 – 5 saatte uçabiliyoruz ve Türk Hava Yolları’nın kargoları çok iyi çalıştı. Kara yollarının kapalı, deniz taşımacılığının olmadığı bu dönemde coğrafi konumumuz ve hava kargoyla ticaretimiz devam etti. Ben bugün Türkiye’de sektörümüzün yakaladığı bu başarıdan geri dönüş olmayacağını düşünüyorum çünkü artık dünyanın davet ettiği bir ülke olduk.

Avrupa’da Yeşil Mutabakat gündemde. Sektörünüzü çevreci üretim noktasında hangi konumda görüyorsunuz? Firmalar bu konuda yeterli bilince sahip mi?
Aslında, temiz bir sektör olduğumuzu söyleyebilirim. Birçok sektöre kıyasla temiz ve çevreyi kirletmeden üretim yapan bir sektörüz. Bizim en büyük kirliliğimiz kırpıntı dediğimiz kesim esnasında ortaya çıkan kumaş artıklarıdır. Bu artıkları da Yıldırım Belediyemiz düzenli bir şekilde topluyor. Bunlar dışında çevreye verdiğimiz bir zarar söz konusu değil. Kimyasal kullanmıyoruz. Doğaya zararlı atıklarımız yok. Biz bunun için de tedbirler alıyoruz. Düzenli bir şekilde kendi tedbirlerimizi de uygulamaya çalışıyoruz ama ufak tefek de olsa sıkıntılar yaşanmıyor değil. Genel manada olan sıkıntılar bizde de var ama birçok sektöre göre çevreye daha az zarar veren sektörlerden biriyiz.

Pandemi iş yapış şekillerinde değişime sebep oldu. Siz bu süreçte uzaktan çalışma veya esnek çalışma gibi modelleri uyguladınız mı?
Tüm ülkede ticarette bir değişim ve dönüşüm yaşandı. Ülkece kapandığımız dönemde firmalarımız çalışamadı, dolayısıyla devletimizin kısa çalışma ödeneğinden istifade edenler oldu. Ama bu yaklaşık 2 ay civarı sürdü. Ondan sonra sektörün yüzde 80-90’ı normal çalışma düzenine geçti. Bazı departmanlarımızda değişiklikler oldu. Örneğin pazarlama bunlardan biri. Dijital pazarlama çok öne çıktı. Birçok firma e-ticarete geçiş yaptı. Biz de bu süreçte BEKSİAD olarak online pazarlama eğitimleri vererek sektör temsilcilerimize yardımcı olmaya çalıştık.

E-ticaret, pandemide yıldızı parlayan sektörlerin başında geldi. Sizde durum nedir? İlerleyen süreçte e-ticareti, e-ihracata çevirmeyi hedefliyor musunuz?
Şu anki ihracatımızın büyük bir bölümü e-ihracat üzerine. Dünya genelinde ürün sattığımız bazı ülkelere hala uçuş yok. Ama biz bu ülkelere ürün gönderiyoruz. Tamamıyla e-ticaret üzerinden bunu yapıyoruz. Online ticarette her firma kendisine göre bir yol tespit edip müşterisinin istek ve arzuları doğrultusunda da onu tatmin edici bir yöntem bulup ticarete devam ediyor. Böyle bir yönteme geçmesek bizim pandemi ağırlıklı geçen 2020’deki kaybımız yüzde 15’lerde kalmaz, çok daha fazla olurdu. Pandemi bir anlamda fırsatı da beraberinde getirdi diyebiliriz.

Firma olarak gelecek dönem yatırım ve hedefleriniz nelerdir?
Pandemide yatırım yapan firmalardan biriyiz. Kendi grubumuza, Baby Divo diye yeni bir marka ve yeni bir ürün grubu daha eklemiş olduk. Burada da yeni doğan gurubuna yönelik üretmeye başladık. Yaklaşık 4-5 aydır bu ürünlerimiz piyasada ve mağazalarımızda.

Vişne Ticaret Bölgesi doğal bir kümelenmeye sahip önemli ve başarılı bir ticaret bölgesi. Size göre bu başarının altında ne yatıyor, firmalar birliğini nasıl sağlıyor?
Firmaların birliğini sağlamadaki en büyük aktör BEKSİAD’tır. BEKSİAD kurulduğu yıldan bu yana yani yaklaşık 19 yıldır bu sektörü her platformda temsil ediyor. Bu sektöre yönelik çeşitli organizasyonlar gerçekleştirip sektörün önünün açılmasını sağladı. Sektörümüz genç bir sektör, firmalarımız amatör bir ruhla çalışıyor, gayret ediyor. Bu da doğal bir şekilde başarıyı getiriyor.

Sektörün belli başlı sıkıntıları nelerdir? BEKSİAD olarak bu sıkıntıları giderme adına neler yapıyorsunuz?
Sektörümüzün önemli eksiklerinden bir tanesi eğitim. Çoğumuz alaylıyız. Sektörümüzdeki ikinci kuşaklar okullu. Biz bu manada dernek olarak sektördeki firmalarımızı ve yöneticilerini geliştirme adına eğitimler veriyor ve çalışmalar yapıyoruz. Bir de sektöre nitelikli iş gücü kazandırma adına çalışmalarımız var. Necatibey Kız Meslek Lisesi ile bir protokolümüz var ve okulda bir bebe çocuk konfeksiyon bölümü açılmasına vesile olduk. Yiğitler Kız Meslek Lisesi ve Hüseyin Özdilek Meslek Lisesi’yle de irtibatlarımız var. Bunları da ileriye dönük sektörümüze nitelikli personel kazandırma çalışmaları olarak görüyoruz. Yine Uludağ Üniversitesi’nde Çocuk Moda Tasarım Bölümü açılması adına gayretlerimiz olmuştu, çok şükür muvaffak olduk ancak maalesef pandemiye denk geldi. Bunlar uzun vadede çok önemli çalışmalar. Bu çalışmalarımıza, geliştirerek ve çeşitlendirerek devam edeceğiz. Önü açık bir sektörüz. Ne kadar nitelikli yetişmiş insan gücümüz olursa sektörümüz de o kadar hızlı ve güçlü gelişim gösterir.
Bir başka sorunumuz da bölgenin fiziki yapısıyla ilgili. Bu gölge, 60 küsur ülkeden iş insanının ziyaret ettiği bir bölge. Maddi gücü yüksek olan kişilerden bahsediyoruz. Bu kişiler bizim bölgemize geldiğinde, sadece sektörümüze değil, aynı zamanda şehrin turizmine ve sosyal yaşantısına da katkı sağlıyorlar. Dolayısıyla bu insanların bizim bölgeye geldiklerinde kendilerini daha rahat, daha güvende ve daha nezih hissetmeleri gerekiyor. Vişne Caddesi’ni bu hale getirmemiz gerektiğini her fırsatta yerel yöneticilerimize söylüyoruz. Kendileriyle de iletişimimiz çok iyi ve samimi. Sağ olsunlar bu konuda Yıldırım Belediyemizin ve Büyükşehir Belediyemizin gayretleri var. Araya pandemi girdi ama artık kademeli normalleşemeye geçtiğimiz bugünlerde Bölgemizle ilgili bu çalışmaların tekrar başlamasını talep ediyoruz.
Bursa’da zaman zaman yeni OSB’ler açılmalı tartışmaları oluyor. Siz buna katılıyor musunuz, düşünceniz nedir?
Eğer biz gelişmiş ve kalkınmış bir ülke olacaksak, OSB’lere daha fazla yer ayırmak zorundayız. Geleceği görmek durumundayız. Bu anlamda BTSO’nun önemli ve güçlü bir vizyonu var. Ben OSB çalışmalarını takdir ediyorum. Bizler KOBİ’yiz. Eğer bölgeye sığmayan, bölgedeki metrekareleri yetmeyen firmalar varsa -ki olacaktır- bunların OSB’ye gitmelerinde bir mahsur yok. Bizim bir hedefimiz var; biz bu gölgeyi 12 ay canlı hale getirmek istiyoruz. Yapılacak bazı çalışmalarla bu tam olarak sağlanmış olacak. Burayı, dünyanın her ülkesinden ticaret insanlarının geldiği cıvıl cıvıl bir bölge haline getirmemiz gerekiyor. Bu bölgeler kolay oluşmuyor. Örneğin BUTTİM, devlet destekli yapıldı ancak istenilen seviyeye gelmedi. Olmayınca olmuyor. Ancak burası oldu ve gayet iyi durumda. Zamanla daha iyi olacaktır.

Yıldırım Belediyesi ile gerçekleştirdiğiniz ortak çalışmalarınız var mı?
Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ile sürekli iletişim halindeyiz. Bölgemizle alakalı konularda kendisiyle mütemadiyen görüş alışverişinde bulunuyoruz. Bölgeyle ilgili birkaç talebimiz de var. Bölgenin estetiğini bozan bazı işyerleri mevcut, onların başka yere taşınmasının daha iyi olacağını düşünüyoruz. Ayrıca başka projelerimiz de var. Bunlardan biri de Neşeli Yıldırım projesi. Bu kapsamda 23 Nisan’da Vişne Caddesi’nde Çocuk Festivali düzenlemek gibi bir projemiz vardı. Ancak pandemiden dolayı gerçekleştiremedik. İnşallah önümüzdeki süreçte bu ve bunun gibi pek çok projeyi hayata geçirebiliriz.

MÜSİAD’la da güçlü bir bağınız var. Bu güçlü iş birliği 2 derneğe nasıl fayda sağlıyor?
Bizim sektördeki arkadaşlarımızın bakış açılarına uygun bir dernek MÜSİAD. Bu manada örtüşen bir fikir birliği var. Bir önceki dönem MÜSİAD Bursa Şubesi Başkanı Mustafa Gürses de sektörümüzde çok sevilen bir büyüğümüz. Yine bu dönem MÜSİAD Bursa Şube Başkanı Nihat Alpay da, BEKSİAD’ın kurucu başkanı değerli bir büyüğümüz. Bunları bir araya koyduğumuzda MÜSİAD ile BEKSİAD arasında doğal bir ilişki var. Bunun her iki derneğe de olumlu katkıları oluyor.

Sektörde yavaş yavaş yeni kuşaklar da söz sahibi olmaya başladı. Genç nesli sektöre nasıl adapte ediyorsunuz?
Biz 30-35 yıllık genç bir sektörüz. İkinci nesil yeni yeni söz sahibi olmaya başladı sektörümüzde. Aslında bu da doğal bir hadise. İlk nesil, yani biz ve büyüklerimiz önce geçimini sağlamak için bu işlere girdi. Çocuklarımız önceleri hiç bu işleri düşünmedi. Ama sonra sektör geldiği nokta itibariyle, sadece geçim sağlayan değil istihdam oluşturan, iş üreten, ihracat yapan önemli firmaların bulunduğu bir sektör haline geldi. Sektörün gelişimine paralel olarak çocukların düşünceleri de değişmeye başladı. Yurtiçi ve yurtdışında eğitim görmüş genç kardeşlerimiz yavaş yavaş babalarından bayrağı devralmaya başladılar. Böyle pek çok firma var. Bizim firmamızda ise durum şöyle. Biz kayınbiraderim ile birlikte ortak olarak yapıyoruz bu işi. Daha sonra ikinci kayınbiraderimi de firmaya dâhil ettik. Şimdi de kızım firmada işe başladı. Şu an aileden 4 kişiyle yolumuza devam ediyoruz.

Türkiye’deki pek çok firma aile şirketi olmasına rağmen kısa ömürlü oluyor. Size göre aile şirketlerinde uzun ömürlü başarı nasıl sağlanır. Sizin sektörünüzde durum nedir?
Kurumsallaşma kelimesi bizim gibi KOBİ sahiplerini ürküten bir kelime. O yüzden biz de BEKSİAD’ta eğitimler yaparken şöyle bir eğitim başlığı vardı: ‘Kurumsallaşma Değil İyi Yönetim’.
Biz duygusal bir toplumuz. Profesyonel iş ortaklıklarımız çok fazla yok. Kenara çekilmeyi bilmiyoruz. Ortaklıklarımız ve aile şirketlerimizin ömrü kısa sürüyor bu yüzden. Ama bunu da öğreneceğiz, sektörde bir iki örneğimiz var. İnşallah bu artacaktır.
Genç kuşaklara vermek istediğiniz tavsiyeler olur mu?
Amatör ruh ve heyecan iş dünyasında en önemli şey. İşinde mutlu olmak, işini keyifle yapmak, işini sevmek başarılı olmak için en önemli unsur. Başarının tek şartı kesinlikle para kazanmak değil. Gençlerimiz böyle düşünmemeli. Heyecanla işlerini yapıp, işlerine gereken önemi ve azmi verdikleri zaman başarı gelecektir. 2000’li yıllarda bizim sektöre ömür biçenler vardı. Ancak şimdilerde görüyoruz ki konfeksiyon ülkemizin en değerli sektörlerinden biri. Ben böyle de süreceğini düşünüyorum. Dünya tasarıma yönelmiş durumda. Biz de kendi tasarımlarımızı kendimiz yapalım, ticari ahlakımızdan taviz vermeyelim, çok çalışalım, ahilik kültürümüzü unutmayalım. Biz bu değerlerimizi koruyarak işimizi yaparsak önümüz açık.

BEKSİAD Başkanı olarak aktif ve yoğun bir tempo içerisindesiniz. Bu iş hayatınızı nasıl etkiliyor?
Sivil toplum örgütlerinde görev yapmak çok önemli. Bence herkes de bu anlamda kafasına yatan ve karakterine uygun STK’larda veya SİAD’larda görev almalı. Benim de BEKSİAD haricinde birkaç STK’da daha üyeliklerim ve çalışmalarım var.
BEKSİAD gibi hareketli ve dinamik bir derneğin başında olacaksanız firma içinde belli bir düzen oturtmuş olmak gerekli. Çünkü STK’larda yoğun bir süreç geçiriyorsunuz, bu da işinize olumsuz yansımamalı. Çok şükür biz firmamızda düzeni oturtmuş durumdayız, o yüzden BEKSİAD Başkanlığı işimizi olumsuz etkilemiyor.

Yorumlar (0)
18
açık
Günün Anketi Tümü
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?