banner8

banner6

'Üretirken insanlığa da kazandırmalıyız'

Gündem 18.01.2021, 20:29 18.01.2021, 20:29
'Üretirken insanlığa da kazandırmalıyız'


DOSABSİAD’ın ilk kadın Başkanı olan Nilüfer Çevikel’in imza attığı projeler ulusal alanda da büyük ses getirdi. TÜGİAD’ın da ilk kadın Başkanı olma şansını yakalayan Çevikel, DOSABSİAD’daki başarılı yönetimini uluslararası çaptaki bir dernekte sergilemeye hazırlanıyor.

Sivil toplum kuruluşlarındaki başarılarının yanı sıra, iş hayatındaki girişimleriyle de örnek bir iş kadını profili sergileyen Çevikel, çalışma hayatı boyunca hem hizmet sektöründe hem de üretimde yer aldığını hatırlatarak, girişimciliğin DNA’sında olduğunu vurguladı.

Öğrencilik zamanında Görükle’de öğrenci yurdu işletmeciliğiyle iş hayatına atılan Nilüfer Çevikel, 2002 yılında Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde (DOSAB) kurduğu firmasıyla ev tekstili sektörüne adım attı. Çevikel’in firması Nil – San Tekstil kaliteli üretimi ve teknolojik yatırımlarıyla sektörde başarıyı yakalayarak, Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere dünyanın dört bir yanına ihracat yapan bir konuma geldi. İş hayatıyla birlikte STK’larda uzun yıllar önemli görevler üstlenen Çevikel, 2019 yılında Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Sanayici İş İnsanarı Derneği’nin (DOSABSİAD) ilk kadın başkanı olarak tarihe geçti. Bölge sanayicilerinin gelişimine yönelik gerçekleştirdiği çalışmaların yanı sıra, istihdam konusundaki projeleriyle ulusal alanda da adından söz ettiren Çevikel, Türkiye Genç İşadamları Derneği’nin (TÜGİAD) ilk kadın Genel Başkanı olma başarısını gösterdi.
Hem iş hem de sosyal alanda imza attığı başarılı işlerle örnek bir iş kadını olan Nilüfer Çevikel ile iş hayatını, tekstil sektörünü, pandeminin sektöre etkilerini ve STK’lardaki çalışmaları üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Öncelikle bize kısaca firmanızdan bahseder misiniz? Şirketinizin kuruluş süreci, faaliyet alanı, üretim miktarı ve kapasitesi hakkındaki bilgileri öğrenebilir miyiz?
Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığım Nil – San Tekstil’i 2002 yılında kurdum. İlk olarak iplik faaliyetlerimize başladık. 2004 yılından sonra da dokumaya terfi ettim. Süreç boyunca, her geçen gün üzerine ekleyerek, kendimizi geliştirerek yolumuza devam ettik. Şu anda da ev tekstili sektöründe başarılı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz.
Tekstil çok fazla kırılmanın yaşandığı bir sektör. Öyle ki; teknolojiye uyum sağlamaz, makinanızı yenilemezseniz bu kırılmalardan güçlü bir şekilde çıkmanız mümkün değil. Nil – San Tekstil olarak biz de, çok hızlı gelişen ve değişen bu sektörün içinde her sene makine parkurumuzu yenileyip, teknolojik yatırımlarımızı sürdürerek faaliyetlerimize devam ediyoruz.

Bahsettiğiniz kırılma noktalarından birini de 2020’de yaşadık. 2020 yılı şirketiniz açısından nasıl geçti?
Pandemi her sektörü ve şirketi olduğu gibi bizi de etkiledi. Ama biz bu dönem de çalışmaya devam ettik. 2020 Mart, Nisan ayları döneminde üretim ve ticaret kanallarında bir kapanma yaşandı. Ancak biz bu kapanmanın ardından bir talep yoğunluğu oluşacağını bekliyorduk ve bu talebi karşılamak adına birilerinin üretim yapması gerekiyordu. Dolayısıyla firma olarak bu süreçte tam kapanmaya gitmeden, üretimimizi bir miktar azaltarak çalışmaya devam ettik.

Pandemiyle birlikte şirketinizde ve sektörünüzde ne gibi değişimler yaşandı?
Uzunca bir süredir dijitalleşme ve teknoloji yatırımları gündemde olan konulardı. Pandemiyle birlikte bu yatırımlar biraz daha öne çekilmiş oldu. Bu bizim için de geçerli elbette. Bu dönemde bizi olumsuz manada etkileyen en önemli şey ise fuarların yapılamaması oldu. Fuarlar tekstilcilerin ürünlerini sergileyip, yeni müşteriler bulduğu platformlar. Bizim ve sektördeki diğer firmaların sanal fuar düzenlemek için girişimleri oldu, ancak pandeminin ilk dönemlerinde sektör bunun için gerekli altyapıya sahip değildi. Süreç içerisinde hem bireysel hem firma hem de sektör olarak kendimizi bu konuda geliştirdik.

Yeni yıla, yeni umutlarla girdik. Sizin 2021 için öngörüleriniz nelerdir? Önümüzdeki dönemde yeni yatırım hedefleriniz var mı?
2021 ve sonraki yıllara dair elbetteki yatırım hedeflerimiz var. Ama öncelikle umudumuz var. Umut olmayan bir yerde başarı bekleyemezsiniz. Şartlar ne olursa olsun, kimi zaman yavaşlayacağız, kimi zaman hızlanacağız ama muhakkak bu süreci atlatacağız. Bu minvalde baktığınızda 2021 de çok kolay bir yıl olmayacak ve mutlaka zorlanmalar yaşanacaktır. Ben 2021’in 3’üncü çeyreğinden itibaren büyümenin hızlanacağını düşünüyorum fakat tam anlamıyla toparlanmamız 2022 yılını bulacaktır. Türkiye’de üretim geliştikçe, inanıyorum ki sonraki süreç daha da güzel olacaktır.

Firmanızın ihracat hacmini öğrenebilir miyiz? Önümüzdeki dönemde ihracatta hangi bölgelere ağırlık vermeyi hedefliyorsunuz?
İhracat ağırlıklı çalışan bir firma yapısına sahibiz. Özellikle bu dönemde üretimimizin neredeyse tamamını ihraç ettik. Sektör genelinde olduğu gibi en çok ihracat gerçekleştirdiğimiz bölge de Avrupa. Fakat yeni pazar arayışları da yeni umutlar gibi asla bitmez. Bu kapsamdaki çalışmalarımız da aralıksız bir şekilde devam ediyor. Bundan sonraki süreçte gene Avrupa’yı önde tutarak, dünyanın birçok ülkesinde yeni pazarlar ve yatırım fırsatları aramayı sürdüreceğiz.

Bursa Türkiye’de tekstilin başkenti konumunda. Size göre Bursa’nın tekstilde bu başarıyı sağlamasındaki etkenler neler oldu?
Bursa çalışkan bir şehir. Göçmen ağırlıklı bir yapıya sahibiz, göçmenler de çalışkan ve üretkendir. Başarı da çalışmayla doğru orantılıdır. Bursa’nın Türkiye’de tekstilin başkenti, otomotivin lokomotifi konumunda olma başarısı da bu çalışkanlığın eseridir. 2020 yılı verilerine göre Bursa en fazla ihracat gerçekleştrien ikinci şehir. Şehrimizi bu seviyelerde görmek bizleri mutlu ediyor. Şartlar düzeldiğinde, pandeminin etkileri geçtiğinde Bursa hızla yükselerek ve aradaki farkı daha da açacaktır. Bizler de şehrimizin bu alandaki başarılarını daha net görmüş olacağız.

Sektörünüzde yaşanan başlıca sıkıntılar nelerdir? Bu sıkıntıların giderilmesi için neler yapılması lazım?
Sektörümüzün ve genel iş dünyasının birçok sıkıntısı var. Ama sanayi açısından söylemem gerekirse, bu sıkıntıların başında enerji ve hammadde maliyetleri geliyor. Bilhassa enerjide YEKDEM bedelinde yaşanılan sıkıntıların hala giderilememiş olması, YEKDEM’in belirli bir noktaya çekilemeyişi maliyetlerimizde ciddi bir artış yaşanmasına sebebiyet veriyor. Bunlar haricinde kredi ve hibeler, borç yapılandırması ve kısa çalışma ödeneğinin uzatılması gibi konularda yaşanan bir takım sorunlar var. Bunları çeşitli platformlarda dile getiriyoruz ve bu sıkıntılar giderilmeye çalışılıyor.

Bursa’daki Ar – Ge ve Tasarım Merkezleri’nin çoğu tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmalara ait. Bursa’daki tekstil firmalarının Ar-Ge’ye olan ilgisini nasıl yorumluyorsunuz?
Bursa’nın tekstil alanında diğer illere göre önde olması, Ar – Ge merkezlerinin de daha fazla olmasını sağlıyor. Ar – Ge ve inovasyon önümüzdeki dönemde sıklıkla gündeme gelecek ve gelmesi de gerekiyor. Çünkü gelişmemizde, ileriye gitmemizde ve daha katma değerli ürünler üretmemizde en önemli unsur bu merkezler olacaktır. Ayrıca Ar – Ge ve Tasarım Merkezi olan firmalar, TUBİTAK 2244 Sanayi Doktora Programı başvurularına daha hızlı ve kolay cevap alması da firmalara katkı sağlayacaktır. Bursa’nın bu alanda da öncü olması şehrimiz ve sektörümüz adına sevindirici bir durum.

Ar – Ge çalışmaları ışığında, gelecekte tekstil sektöründe ne gibi yenilikler öngörüyorsunuz?
Yanmaz, hava alan, almayan, soğutan, ısıtan kumaşlar üzerine uzun süredir çalışmalar sürüyor. Tekstil bu konuda öncü bir sektör. Şu anda da yeni, inovatif çalışmalarımız devam ediyor.

Sürdürülebilir ve çevreci tekstil üretimini nasıl sağlayabiliriz?
Sürdürülebilir ve çevreci üretimi sektörümüz halihazırda gerçekleştiriyor. Bunu sağlayamayan firmaların özellikle organize sanayi bölgelerinde faaliyetlerini sürdürmeleri mümkün değil. İnovatif, virüs geçirmeyen, yenilenebilir maddelerden elde edilmiş kumaşlar gibi birçok ürünü imal ediyoruz. Biz kilometre bazında üretim yapmaktan ziyade, yüksek teknolojili ürünler ortaya çıkarmanın gayesindeyiz. Bu alanda dünyayla rekabet ediyoruz.

Tekstilden önce başka alanlarda da girişimleriniz oldu. Sizi tekstil sektöründe girişim yapmaya yönelten sebepler neler oldu?
İş hayatına, üniversitede okuduğum dönemde, Görükle’de kız öğrenci yurdu işletmeciliğiyle adım attım. Hali hazırda o iş devam etmekte. Ben bir girişimciyim, öğrenci yurdu işletmeciliği ve tekstil dışında da birçok sektörde bulundum. Bazı insanlar biri işi yapıp, o yönde ilerlemek isteyebilir ama benim ruhumda birçok şeyi yapma hevesi var. Yani girişimcilik, farklı alanlarda başarıyı yakalamak benim DNA’larımda var diyebilirim. İş hayatında hizmet sektöründe de üretim alanında da bulundum. Hizmet sektörünün de kendine göre zorlukları elbette var ama beni tekstile yönelten etkenlerin başında üretme arzusu ve bunla birlikte aldığım eğitim geliyor. Ben üretmeyi seviyorum. Bu yüzden de işin üretim kısmındayım.
STK’larda aktif görev almanın iş hayatınıza ne gibi katkıları oldu?
Bu durumun artı ve eksi yönleri var. Sosyal bir insanım. Böyle bir yapıya sahip olunca doğal olunca STK’larla daha yakından ilgilenebiliyorsunuz. Fakat ben her zaman, STK’larda görev almamın, iş hayatıma ve ticaretime bir katkısının olmamasına dikkat ettim.
Çünkü bu görevleri bir araç ya da basamak olarak kullanmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Ancak üyeler arasındaki alışverişi doğru buluyorum. Hayatta her şey para kazanmak, yeni yatırımlar gerçekleştirmemek olmamalı. Üretirken insanlar adına işler yapıp, onlara bir şeyler kazandırmayı da başarabilmeliyiz.
Bugün dünyada akıllı makinalardan, Endüstri 4.0’dan bahsediliyor. Japonlar ise Toplum 5.0 diyor ve bunu insana yatırım olarak açıklıyorlar.
Bana göre STK’larda bir noktada insana yatırımdır. Biz insanların gelişimine çevre, kişilik ve yatırım olarak nasıl katkılar sağlayabiliriz anlayışıyla hareket ediyoruz. Bu hizmet anlayışı da beni mutlu ediyor ve elimden geleni yapmaya çalışıyoruz.
Başarılı bir DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanlığı dönemi geçirdiniz. Görev süreniz bittiğinizde en arkanızda bıraktığınız en güzel projeler neler olacak?
Hatırlayacağımız projeler, insana yönelik projeler olacak. Bunların en içinde bizi en çok duygulandıran 3,5 yaşında, otizm teşhisi konulmuş bir evladımıza uzattığımız el karşılığında, hiç umut yokken onun hem doktor hem de gıda ihtiyacını karşıladığımızda çocuğun konuştuğunu öğrendik. Bu bizim için çok önemliydi. Bir de üniversite mezunu, hiç mesleği olmamış insanların elinin ekmek tutuşu, artık bundan sonra bir altın bilezik sahibi olmalarına DOSABSİAD olarak vesile olmak unutmayacağımız anılardan olacak.

Başarılı bir iş insanı olarak genç girişimcilere ve kadın girişimcilere tavsiyeleriniz neler olur?
Dünyayı kadınlar ele geçirecek demiyorum ama kadınlar konusunda iddialıyım. Bizler hem STK’larda hem de iş hayatında zorluklar yaşayarak bu noktalara geldik. İş hayatına ve sivil toplum kuruluşlarına atıldığımız dönemde kadınlara farklı bir gözle bakılıyordu.  Ama şimdi dünya değişmeye başladı.

Kadınlar da erkeklerle aynı eğitim düzeyindeler.
Her ne kadar iş dünyasında ya da alt sektörlerde aynı ücret politikası uygulanmasa da kadınların geleceğini ben daha iyi görüyorum. Çünkü kadınlar detaycıdır ve ellerini attıkları her işte başarılı olurlar. Gençlere ve kadınlara tavsiyem; bilhassa mezun olduktan sonra, kurumsal bir şirkette maaşlı olarak çalışıp iş tecrübesi edinmeleridir.

Eklemek istedikleriniz?
Dünya ve Türkiye adına bu dönemde iklim değişikliğiyle mücadelenin çok önemli bir konu olduğunu düşünüyorum. Bu konuda ne yazık ki olumlu bir adım atmadık. İvedi bir şekilde kamu, kurum, kuruluş ve STK’ların bir araya gelerek, bu konuda öncü olmaları gerekiyor. En kısa zamanda Green Deal’de (Yeşil Mutabakat) yerimizi almalı ve bu fonlardan yararlanmalıyız.

Yorumlar (0)
22
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?