banner8

banner6

Üniversite değil meslek seçin

Her geçen gün hem sanayi de hem de hizmet sektöründe sıkı rekabetler yaşanıyor. Pazarlardaki sınırlar ortadan kalkıyor, oyuncu sayısı artıyor, ürün çeşitliliği ve farklılığı daha fazla aranır hale geliyor.

Gündem 14.12.2020, 20:31 14.12.2020, 20:31
Üniversite değil meslek seçin
Her geçen gün hem sanayi de hem de hizmet sektöründe sıkı rekabetler yaşanıyor. Pazarlardaki sınırlar ortadan kalkıyor, oyuncu sayısı artıyor, ürün çeşitliliği ve farklılığı daha fazla aranır hale geliyor. İnsan ve hizmet kalitesi bulunmaz bir nimet oluyor. Türkiye hiç girmediği işleri üzerine alıp başarma çabasıyla yeni yatırımlara kalkıyor. Tekstilde fason üretimler Türkiye’nin ekonomisini şekillendirirken, otomotivle başlayan farklılaşma modeli peşinden hiç beceremediğimiz enerji üretimi, raylı sistemler, yazılım mühendisliği, uzay teknolojileri, vb. meslekler hayatımızın içine girip geleceğin mesleklerini şekillendirmeye başladı bile. Tüm dünya özellikle Aralık 2019 tarihinde Covid-19 salgınıyla birlikte teknolojiyi daha da önemser hale geldi. İşletmelerin çalışma modelleri, insanların yaşam biçimleri hayatımıza bir sürü “E” ile başlayan kavramları yerleştirdi. E-eğitim, e-ticaret, e-zirve, e-fuar,vb… Bu “E”ler yeni mesleklerin literatüre daha hızlı entegre olmasını mecbur kıldı. Zaten hayatımıza yavaş yavaş girmiş olan tüm “E”ler yeni meslekleri de peşinden getirdi. Özellikle İŞKUR’un geçmiş yıllarda “Üniversite değil, meslek seçin” sloganı ile başlattığı meslek edindirme projeleri büyük kitlelere meslekleri tanıtıyor. Özel sektör temsilcileri artık ortaokul, liselere kadar indi meslek tanıtıyor. Çoğu yazılı ve görsel iş dünyası, meslek tanıtıyor. Üniversitelerde artık genel bölüm olarak değil, direkt meslek adları ile bölümler açılıyor. (Yazılım, ergonomi, AB uzmanlığı, Sosyal medya uzmanlığı vb…) Bunlar ülkemiz iş dünyası adına başarılı adımlar olarak göze çarpıyor. Bu süreçte yapılması gereken en önemli konu ise bu mesleklerin içinin doğru ve güncel bilgilerle doldurulması ve yetkin kişiler tarafından aktarımının sağlanması.
Hep beden gücümüzle çalıştık.
Ülkemiz özellikle 1970’li yıllardan sonra tarım toplumundan, kalkınmada önemli bir etken olan sanayi toplumuna geçişi yaşadı. Eğitimli ve yetişmiş iş gücünün olmaması, sanayi alt yapısının tam olarak kurulmaması, yabancı iş gücünü başımıza yönetici yaparken, bizleri onların söylediklerini yapan beden güçleri haline getirdi. Aradan 50 yılı aşkın bir zaman geçmesine rağmen hala o beden gücünden tam olarak çıkmak nasip olmadı. Düşünmektense, birilerinin düşündüklerini yapmak daha kolay geldi. Ama artık kim ne derse desin son yıllarda ülkemizin yaptığı atak, birilerinin yapamazsın diyip bizim yapmaya başladığımız sektörler, bizi düşünen, planlayan, uygulatan bir topluluk olmaya itecek. Bunun alt yapısını da önce meslek seçimi ve o seçilen meslekte hayat boyu öğrenme ile gerçekleştirecek.
Ülkemin her köşesinden yetenek fışkırıyor.
Ülkemiz coğrafyasına baktığımızda her köşesinde mutlaka bir sektöre, bir mesleğe yatkın bir kültür var. Her köşesinde turizm, batısında sanayi, ekonomi, bilişim, içlerde tekstil, tarım, 3 tarafında denizler. Her mesleği bağrına yerleştirip büyütecek bir coğrafya. İsterseniz tarım yaparsınız, isterseniz turizm, isterseniz denizi kullanıp gemiler yaparsınız, isterseniz de artık kendi otomobilinizi üretip dünyaya satarsınız. Ya da hiçbir şey yapmayıp ne güzel bir ülkem var benim diye hava atarsınız. Nerdeyse 20 yıl öncesine kadar hava attık. Beyin olarak üretmedik, bedenimizi tükettik. Şimdi üreten ve yöneten beyinlere ihtiyacımız var. Kendini sürekli geliştiren, inovatif düşünen yaratıcı beyinlere ihtiyaç var. Hayat amacının sadece üniversite bitirmek olmayan, doğru mesleği seçen ve kendini bu meslekte fark ettiren beyinlere ihtiyaç var. Hayat boyu sıkılmadan, yorulmadan, ülkemizin ismini dünyanın her köşesine büyük harflerle yazacak beyinlere ihtiyaç var. Özellikle millileştirme projeleri ile savunma sanayinin, otomotiv sanayinin, makine sektörünün nereden nereye geldiğini görmeye başladık. Sizce yeter mi? Bence yetmez. Neredeyse aktif olarak kullanamadığımız, ekip, biçemediğimiz %50-60 toprağımız ve yararlanamadığımız 10-15 milyon insanımız var. Devlet fırsat yaratacak, girişimciler yatırım yapacak, insanımız çalışacak. Türkiye büyüyecek.

Çalışanları evdeyken mutlu edecek esnek yan hak fikirleri
Günümüzde şirketler çalışanların mutlu, motivasyonu yüksek ve her şeyden önce şirketine bağlı bir çalışan olmasını sağlamak için sunulacak imkanların yalnızca maddi olanaklarla sınırlı kalmaması gerektiği iyi biliyor. İyi maaşlar, çalışanlar için bir tercih ve motivasyon nedeni, ancak tek başına yeterli değil. Bu yüzden doğrudan hakların dışında sunulan “esnek yan haklar” büyük önem taşıyor. Fakat Covid-19 pandemisi nedeniyle evden çıkamayan çalışanlar için; spor salonu üyelikleri, akaryakıt avantajları, etkinlik biletleri, tatil destekleri gibi onlarca yan hak artık pek kullanışlı değil. Evde çalışanların kolayca kullanabileceği yan haklar.
• Online platform üyelikleri • Aktivite setleri
• Fatura desteği • Online eğitim üyelikleri
• Evcil hayvan desteği • Hobi desteği

Her şirketin kolayca uygulayabileceği çalışan takdir fikirleri
Çalışan takdiri artık olsa güzel olur diyebileceğimiz bir şey değil. Teşekkür kültürü yaratmak büyük, küçük her şirkette olması gereken ve çalışanların bağlılığında büyük etkileri olan bir sistemdir. Bu yüzden büyük şirketler çalışan takdiri için sistemler kuruyorlar.
Ancak çalışan sayısı az olan veya çalışan takdirine bütçe ayıramayan şirketler ne yapabilirler?

• Sosyal medya üzerinden takdir edin!
• Post-itlerle samimi mesajlar bırakın
• Birlikte öğlen yemeği
• Çalışma yıl dönümünü kutlayın
• Şirketin yüzü yapın
• Sürpriz hediye ile şaşırtın

Yorumlar (0)
14
parçalı az bulutlu