banner34

banner6

TEMKİNLİ İYİMSERLİK

TEMKİNLİ İYİMSERLİK

Gündem 08.02.2010, 22:00 08.02.2010, 22:00
TEMKİNLİ İYİMSERLİK
BUSİAD Başkanı Arif Özer, 2010 yılı için temkinli bir iyimserlik içinde olduklarını söyledi, ihracatçı için en büyük tehlikenin aşırı değerli TL olduğunu ifade etti.

Sercan USLUBAŞ
Bursa Sanayicileri ve İşadamları Derneği (BUSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Arif Özer, yeni dönemdeki hedeflerini anlattı, ülkenin genel ekonomik durumunu değerlendirdi...
BUSİAD'ın ülkedeki SİAD'lar içinde çok önemli bir yerinin olduğunu ifade eden Özer, 2010 yılı için temkinli bir iyimserlik içinde olduklarını, değerli TL'nin, ihracatçı için en büyük tehlike olduğunu ifade etti...
UZMANLIK GRUPLARIMIZ GELİŞİYOR
Şu anda ‘kurumsallaşma ve stratejik yönetim' ile ‘yenilikçilik ve yaratıcılık' uzmanlık gruplarımız var. Bunun yanında sektörel uzmanlık grupları var. Örneğin tekstil, konfeksiyon, makine, otomotiv uzmanlık grubu... Bunlardan biraz daha farklı fikir grubumuz var. Gerçekten bu uzmanlık grupları çok iyi çalıştı. Özellikle üniversite ile işbirliğimiz çok etkili oldu. Bu yıl uzmanlık gruplarına bir ilave daha yapmak istiyoruz. Ekonomi ile ilgili...
GİRİŞİMCİLİK EĞİTİMLERİ YAPACAĞIZ
Bununla beraber gençlere yönelik girişimcilik eğitimleri yapmak istiyoruz BUSİAD'da. Bu da bence çok önemli, çünkü Türkiye'de girişimcilik kavramının daha çok gelişmesi lazım. Gençlerin girişimci olarak yetiştirilmesi ve yönlendirilmesi gerekli.
BUSİAD herşeyden önce sanayici ve iş insanının sesi olmaya devam ediyor. Geçen dönem yönetime geldiğimizde ilk yaptığımız iş ilkelerimizi belirlemek oldu. 32 yıllık bir BUSİAD düşündüğümüzde, onun tarihinden süzülmüş gelmiş birtakım geleneklerimiz, ilkelerimiz ve doğrularımız var. Çünkü ilkeler kurumlara yol gösteren ışıktır. Biz tarafsızız. Biz doğruluğu ve dürüstlüğü ilke edindik. Bu ilkelerimizle yola çıkıyoruz, bu da bizi farklı kılıyor.
BUSİAD ÖRNEK BİR DEĞERDİR
Her şeyden önce BUSİAD gerçekten ülkemizde örnek gösterilecek gönüllü bir sivil toplum örgütüdür. Hepimiz biliyoruz ki çağdaş demokrasilerde gönüllü sivil toplum örgütlerinin yeri çok önemli. Her anlamda ülkenin gelişimi için büyük bir kaynak. Hatta her biri ayrı bir kaynak ve özellikle fikir üretme, yol gösterme konusunda önemli fonksiyonları var. BUSİAD, Türkiye'de çok saygın yeri olan, değeri olan bir sivil toplum örgütü. Bunun en açık kanıtı da MAKSİFED'in ve TÜRKONFED'in başkanlarının BUSİAD'ın eski başkanlarından veya genel sekreterlerinden olduğu... Tabii ki sivil toplum örgütü dediğimiz zaman BUSİAD'ın farklılığı var. BUSİAD kendi misyonu, vizyonu doğrultusunda değerlendirdiğimiz zaman sadece ekonomi ile ilgili değil, yaşadığı kentle ilgili de fikirler üreten, raporlar yapan, sanatla ilgilenen, saygınlığı olan bir dernek. Sivil toplum örgütü olarak önemli olan bir şeyler almak değil, verebilmektir.
Türkiye'deki diğer birçok SİAD'dan gelen teklifler oluyor. Çeşitli konularda, danıştıkları durumlarla ilgili onlara yol gösteriyoruz. Hatta geçen sene bir projemiz vardı. Türkiye'de kaç dernekte ISO Kalite Belgesi var, kaç dernek kalite hareketine katıldı, sorularına cevap bulduk bu projede. Özellikle EFQM modelinin yayılması konusunda çok büyük çaba sarf ettik. İzmir'de TÜRKONFED'in önderliğinde toplantılar yapıyoruz. Bütün Türkiye'yi gezdik. Türkiye'de bölgelerin göreli üstünlüklerine göre, bölge nasıl kalkınabilir ve bunun ülke geneline yansıması nasıl olur diye çalışmalar yaptık ve raporlar hazırladık. Türkiye'de kurulan kalkınma ajanslarına done olsun, taban oluştursun diye yapıldı bu araştırmalar. Böylece o bölgelerin SİAD'larıyla ilişkilerimiz çok gelişti.
SİAD'LAR AMACINA UYGUN DEĞİL
Türkiye'de birçok SİAD kendi içerisinde amacına uygun çalışmıyor. Bir bakıyorsunuz çeşitli SİAD'lar kurulmuş. Derneklerin arkasına SİAD koyuyorsunuz, böylece oluşuveriyor yeni girişim. Ama olay bu değil. Olay, misyonuyla, vizyonuyla kalitesiyle var olmaktır. Bu da oda üyelerin bakış açısıyla ilgili diye düşünüyorum.
2010 İÇİN TEDBİRLİ İYİMSERLİK İÇİNDEYİZ
Görevde olduğumuz süre içerisinde, dünyadaki büyük buhrandan beri görülmemiş bir ekonomik krizi ve bunun ülkemize yansımalarını hep birlikte yaşadık. Türkiye ekonomisi 2009 yılında eksi 6'lara varan bir küçülme, yüzde 13-14 civarlarına oturan işsizlik oranı, yüzde 23 oranında azalan ihracatla dünyada en çok etkilenen ülkeler arasında yer aldı. Özellikle biz Bursalı sanayici ve ihracatçılar olarak çalışanlarımızla birlikte bu krizden ciddi bir şekilde etkilendik. Kriz bitti ama ekonominin yeniden eski haline dönmesi zaman alacak. 2010 yılı için tedbirli bir iyimserlik içindeyiz.
EN BÜYÜK TEHLİKE, TL'NİN DEĞERLENMESİ
Son günlerde döviz düşmeye ve Türk Lirası tekrar değer kazanmaya başladı. Borsa, kriz öncesine döndü. İhracatımız ve sanayimiz için en büyük tehlike Türk Lirası'nın aşırı değerlenmesidir. IMF ile anlaşma yapılacağının iması dahi dövizin tepe taklak olmasına yetmiştir. Bizim anlamakta güçlük çektiğimiz şey, krizin en zor günlerinde dahi IMF ile anlaşmayıp, kriz bitti dediğimiz günlerde bu anlaşmanın tekrar gündeme gelmesidir. Uzgörü sahibi bir çok ekonomist, gelişmekte olan ülkeler içerisinde Türkiye'nin yakın gelecekte, gerek ekonomik anlamda gerekse siyasi anlamda büyük bir güç olacağını öngörüyor. Bu da bize motivasyon kaynağı oluyor. Ama şu andaki sıkıntılarımız da yadsınamaz.
KOBİ'LERE FİNANS VE AR-GE DESTEĞİ
Her şeyden önce ekonomi, ülke gündeminin başında yer almalı. En önemli sorun işsizlik. Özellikle, çok değerli bir üretim faktörü olan genç işsizler ekonomiye kazandırılmalı. İstihdam konusunda hükümetin çok yaratıcı ve özel stratejiler ortaya koyması gerekiyor. Türkiye'de yatırım ortamı iyileştirilmeli, üretime, ihracata ve istihdama dayalı büyüme master planları hazırlanmalı, mini reformlara devam edilmeli ve kayıt dışılık önlenmeli. KOBİ'lere finans ve Ar-Ge destekleri arttırılmalı. AB'ye giriş sürecindeki çalışmalarımızı aksatmadan sürdürmeye devam etmeli, Gümrük Birliği'nden kaynaklanan üçüncü ülkeler ile yapılan ikili anlaşmaların Türkiye aleyhine çalışması önlenmeli.
SİYASİ HUZUR...
Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilecek en önemli risk, ülkedeki siyasi iklim ve belirsizlikler. Sert söylemler, kurumlar arası sürtüşmeler, gerginlikler, kırılgan bir dönemden geçen ekonomimizde türbülanslara neden oluyor, girişimcilerin yatırım iştahını kaçırıyor. Türkiye´de siyasi huzurun sağlanması, hoşgörü kültürünün yayılımı için özellikle liderlere çok önemli görevler düşüyor.

Sayı: 718 - Sayı'nın Kapağı

Yorumlar (0)
12
kapalı
banner35
Günün Anketi Tümü
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
banner18