banner8

banner6

Tarım ve güvenli gıdanın başkenti Karacabey

Gündem 14.12.2020, 20:21 14.12.2020, 20:21
Tarım ve güvenli gıdanın başkenti Karacabey


Tarım, hayvancılık ve güvenli gıdanın merkezi olan Karacabey, yatırımcılar için cazibe merkezi olma özelliğini sürdürüyor. Türkiye’deki güçlü firmalara ev sahipliği yapan Karacabey, sahip olduğu doğal güzellikleriyle de turistlere alternatif destinasyonlar sağlıyor.

50 yıllık geçmişiyle Karacabey ekonomisi ve iş dünyasına katkı sağlayan Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası (Karacabey TSO), tarımdan hayvancılığa, turizmden mesleki eğitime kadar birçok farklı alanda önemli projelere imza atıyor.

Karacabey’in tarım ve hayvancılığı, Karacabey TSO’nun vizyon projesi Mesleki Eğitim Merkezi, geçtiğimiz yıllarda düzenlenen Karacabey Sempozyumu ve gelecek dönem hedefleri hakkında EKOHABER’e açıklamalarda bulunan Karacabey TSO Yönetim Kurulu Başkanı Naci Güncü, Türkiye’de tarım konusunda ciddi bir özeleştiri yapılması gerektiğini vurguladı. Güncü, “ ‘Kendi kendini doyuran Türkiye’ mottosunu tamamen yitirmeden, gerekli değerlendirmeleri ve özeleştiriyi yaparak bu unvanı hak etmemiz gerekiyor” dedi.

Sayın Başkan, öncelikle Karacabey ekonomisi üzerine bir değerlendirme alabilir miyiz? Karacabey’in ekonomik potansiyelini nasıl tanıtırsınız bizlere? Karacabey, Türkiye ekonomisi için ne ifade ediyor?
Karacabey Güney Marmara’nın incisi, tarım ve hayvancılığın başkenti, güvenli gıdanın merkezi olan, kendi markalarını yaratmış, ovasıyla, turizmiyle, tarımıyla çok kıymetli ve değerli bir şehir. Türkiye’nin en büyük ilk 100 firması arasında Sütaş, Matlı, Tarfaş gibi büyük firmalarımız var. Bunlar, Karacabey’in kendi bünyesinden çıkmış, Türkiye’de ve dünyada isim yapmış çok büyük firmalar. İlçe ekonomimiz genelde tarıma dayalı sanayi üzerine olsa da, Türkiye’nin ambalaj devlerinden olan Sarten ve Crown Karacabey’de bulunuyor. Bunların yanında otomotiv yan sanayi sektöründe faaliyet gösteren M.S.K. Çelik Dövme, NSK Otomotiv, Kaplam ve Orhan Otomotiv gibi firmalara da ev sahipliği yapıyoruz. Bölgede 12 tane salça fabrikamız var. Türkiye’ye salçanın çok büyük bir bölümü Karacabey’den gidiyor. Karacabey salçası ve domatesi aromasıyla dünyada isim yapmış. Ayrıca Karacabey, tohum firmalarının son yıllarda gözdesi oldu. Limagrain, Agromar, Taki ve Rayal Tarım gibi büyük tohum firmaları Karacabey’e yerleşkelerini kurdular, üretim yapıyorlar. İlçemizde Dramalı Un, Bertan Un ve Besintaş olmak üzere üç tane Karacabeyli un fabrikamız var. Tarım makinaları üretimi sektöründe Sezer Tarım, Fimaks ve irili ufaklı yüzlerce firma var. Feyz Hayvancılık, Alaca Hayvancılık, Aymes, Marder gibi çok büyük hayvan çiftliklerimiz var. Bunların yanı sıra şehrimiz doğal güzellikleri de barındırıyor. Bursa’nın en uzun sahil şeridi Karacabey’de. Turistleri, Karacabey Longozu’nda, Ihlamur Ormanları’nda misafir ediyoruz. Bu güzellikleri Türkiye’ye tanıtmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Bize Karacabey TSO’nun çalışmalarından bahsedebilir misiniz? Karacabey TSO, Karacabey ekonomisi ve üyelerine yönelik ne gibi çalışmalar yapıyor?
Karacabey TSO, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği içerisinde güçlü bir kurum. TSE kalite belgesi sahibi ve akreditasyon sertifikası olan bir kurum. Bin 500’e yakın üyemiz var. Üyelerimizle güçlü diyaloğumuz ve iyi ilişkilerimiz var. Üyelerimizi geliştirecek eğitimler, iş anlaşmaları, sektör araştırmaları ve kamu adına ticaret sicili işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Odamız ticaret erbabının nüfus dairesi niteliğinde. Ticaret sicil işlemlerini en hızlı ve hatasız şekilde yapmaya çalışıyoruz. İstenen evrakların eksiksiz olması halinde şirket kuruluşlarını ve diğer tescilleri azami bir saat içerisinde gerçekleştiriyoruz.
Pandemi döneminde büyük sıkıntılarımız oldu. Bölge sanayicilerimizin, iş insanlarımızın yaşadığı sıkıntıları düzenli olarak TOBB’a ve ilgili Bakanlıklara aktarıyoruz. Üyelerimizin pandemi döneminde finans sıkıntıları da oldu. Bunları ilgili Bakanlıklara ve üst kurumlara iletiyoruz. Uygun maliyetli kredi anlaşmalarına Oda olarak destek oluyoruz.
Oda olarak ilçemizdeki büyük sıkıntılardan biri olan mesleki eğitim konusunda da ciddi çalışmalar gerçekleştirdik. Karacabey’e Mesleki Eğitim Merkezi kazandırdık. Burada mezun eğitimi, iş öncesi ve çıraklık eğitimleri gerçekleştirerek, mesleki yeterlilik belgesi de vereceğiz. Bursa çevresinde de örnek bir eğitim kurumu olarak övgü alan bir eseri müteahhit bir firma olmaksızın mimarlar, mühendisler, malzeme tedarikçileri, ustalar ve Odamız el birliğiyle burayı yarı parasına inşa ederek Karacabey’e kazandırmaktan mutluluk duyuyoruz.
Sizin de bahsettiğiniz gibi Karacabey’de Türkiye ve Bursa’nın önemli tarım ve hayvancılık firmaları faaliyet gösteriyor.

Bu anlamda Karacabey TSO olarak, Karacabey’in tarım ve hayvancılıktan aldığı payı daha da artırmak adına ne gibi çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz?
Tohumculuk tarım ve bölgemiz için çok önemli. Önemli tohum şirketlerinin de burada yerleşkelerinin olması ve yeni yatırımcıların gelmesi bizi gerçekten çok mutlu ediyor. Karacabey neredeyse tarımın Ar-Ge merkezi gibi oldu. Çok kıymetli bir ovamız var. Ovamızın kıymetli olmasının sebeplerinden biri de İstanbul – İzmir Otobanına olan yakınlığı. Büyükşehirlere, İzmir’e, İstanbul’a o kadar yakınız ki, bu yakınlık lojistik ve tarım olarak bize önemli kazanımlar sağlıyor. Güvenli bir şekilde ürettiğimiz ürünlerin hepsini en kısa zamanda, büyükşehirlere ulaştırmanın avantajını yaşıyoruz böylelikle.
Yüzölçümü olarak Karacabey’de ekilebilir toprakların neredeyse yarısı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nde (TİGEM). TİGEM de son yıllarda güzel çalışmalar yapıyor. Atlarımızın ünü tüm Türkiye tarafından biliniyor. Türkiye ve Orta Doğu’nun en kıymetli yarış atları bu topraklar üzerinde yetiştiriliyor. Bu anlamda haramızla da gurur duyuyoruz.
Karacabey doğal güzellikleriyle de turizm için güzel destinasyonlar sunuyor.

KTSO olarak Karacabey’in turizmden aldığı payı artırmak adına ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?
Bursa’nın en uzun deniz sahili Karacabey’de. Bunun yanında Türkiye ve dünyada eşine az rastlanır longoz ormanlarımız var. Burası kuşların geçiş alanı olan bir tabiat harikası. Ayrıca, Yeniköy Boğazı olarak bilinen, içinde Ihlamur Ormanlarını barındıran bir bölgemiz var. Burası Karacabey’e 30, Bursa’ya 90 km uzaklıkta. Burada hiçbir çevre kirliliği yok. Burası, yaz mevsiminde yaklaşık 60 bin kişiyi ağırlayan bir beldemiz. Yeniköy Boğazı’nı tanıtmak için çalışmalarımıza hız verdik. Bölgeye yeni yatırımcı çekmek istiyoruz.

KTSO olarak bölgedeki ticaret ve sanayi odaları ve borsalarla da iyi ilişkiler içerisindesiniz. Bu işbirlikleri sizlere ne gibi avantajlar sağlıyor?
TOBB camiası kardeşlik, dostluk ve iletişim üzerine kurulu. Biz de Karacabey TSO olarak Bursa’daki il ve ilçe oda ve borsalarıyla çok yakın, güzel ilişkiler içerisindeyiz. Sürekli görüş alışverişi yapıyoruz. Ticari anlamda da bağlantılarımızı geliştirmeye çalışıyoruz. Başkanlarımızın hepsi çok kıymetli insanlar. Birbirimize olan sevgimiz, saygımız ve istişaremiz üst düzeyde. Bu çalışmalar neticesinde Bursa adına güzel gelişmeler de yaşanıyor. Türkiye’nin otomobili Gemlik’te yapılıyor. Bu anlamda Karacabey TSO olarak başkanlarımızın Bursa adına yaptıklarıyla gurur duyuyoruz.

Karacabey’de genç istihdam durumu nedir? Oda olarak Mesleki Eğitim Merkezi kurdunuz. Bu merkez önümüzdeki dönemde Karacabey iş dünyasına ne gibi kazanımlar sağlayacak?
Karacabey’de lise ya da sanat okulu mezunu, yetişmiş, kalifiye eleman iş bulmakta asla zorlanmıyor. Bu anlamda burada işsizlik yok diyebilirim. Zorlandığımız konu üniversite mezunları. Üniversite mezunu çocuklarımıza iş bulmakta zorlanıyoruz. Belki de bu Türkiye’nin sosyolojik bir sorunu. Pozisyonumuz dolayısıyla aileler ve velilerle sürekli istişare halindeyiz. Her konuda onlara destek olmaya, firmalarla aralarında aracı olmaya gayret gösteriyoruz. Ancak şöyle de bir durum var; Bir fabrikada mavi yaka çalışan kişi sayısı 300 ise, beyaz yaka 20 kişi civarında oluyor. Beyaz yaka çalışanlar da sık değişen elemanlar değil. Biz aileleri, kısa yoldan hayata katılmak isteyen evlatlarımızı sanat okullarına, meslek liselerine ya da iki yıllık meslek yüksekokullarına yönlendirmeleri konusunda ikna etmeye çalışıyoruz. Onlara, çocuklarının buralardan edinecekleri pratik tecrübelerle daha kolay iş bulabileceklerini söylüyoruz. Mesleki Eğitim Merkezimizde de bunu sağlayacağız. Çıraklık eğitimi, mesleki eğitim, mesleki yeterlilik belgelerinin yanı sıra, hali hazırda bir kurumda çalışan işçilerimizin her türlü destek eğitimlerini ferah ve sağlıklı bir ortamda vereceğiz. Mesleki Eğitim Merkezimizin en büyük özelliklerinden biri de fabrikalarla eğitim arasında köprü vazifesi kurmak olacak. Bu bağlamda Karacabey’in ihtiyacı olan ara elemanları yetiştirmek için meslek liselerinde ve yüksekokulda bölümler açtırdık.
Milli Eğitimi’n de bu konuda bize çok büyük destekleri oluyor. Gençlerimizi bir an evvel iş hayatına kazandırmak için büyük çaba gösteriyoruz. Pandemi dönemi bittikten sonra yeni ve güçlü çalışmalarla merkezimizi daha da aktif hale getirerek, bu çabamızın meyvelerini toplamak istiyoruz.

Gelecek dönemde Karacabey sanayisi nasıl bir dönüşüm geçirmeli? Bu anlamda geleceğe dönük hedefleriniz, projeleriniz var mı?
Karacabey’in kendine has markaları var. İlçemizde bir organize sanayi bölgesi yok ama kendimize yetecek kadar sanayi alanımız var. Belediyemiz de sağ olsun bu alanı biraz daha büyütüp genişletmeye çalışıyor. Nestle’nin Türkiye’deki tek fabrikası Karacabey’de bulunuyor. Nestle çok büyük ilave bir yatırım daha yapıyor buraya. Nestle burada büyüdükçe, onun yanındaki yeni sanayi alanlarına yeni yatırımcılar da gelecektir. Doğaya zarar vermeden, tarım topraklarını ziyan etmeden Karacabey büyümeye devam ediyor. Ovamız kıymetli, onu korumaya ve kollamaya çalışıyoruz. Çünkü toprak üretilemeyen bir şey. Şimdiye kadar da koruma başarısını gösterdik. Karacabey’de çevreyi kirletecek hiçbir fabrika, hiçbir kurum şimdiye kadar olmadı. Burası hem güvenli gıdanın merkezi hem de hava, doğa ve toprak olarak temiz bir bölge.

Bölge sanayicileriniz pandemi dönemini nasıl geçirdi? Bu süreçte Oda olarak, üyelerinize yönelik ne gibi faaliyetler yürüttünüz?
Pandemi ekonomik sıkıntılarla beraber geldi. En büyük yıkıcı etkilerinden biri de bu oldu. Dövizde büyük bir hareketlenme yaşandı. Bu durum enflasyonda bir artışı, pahalılığı da beraberinde getirdi. Çok şükür pandemi sürecinde gıda sektöründe faaliyet gösteren fabrikalarımız çok büyük durgunluklar yaşamadı. Ama şöyle bütün Türkiye’de olduğu gibi, ilçemizde de bir takım sıkıntılar yaşandı. Türkiye’de çalışan kesimin neredeyse yüzde 50’si hizmet sektöründe çalışıyor. Kafeler, lokantalar kapanmak zorunda kaldı, servisler, ulaşım aksadı, okullara iş yapan firmalarımız çok büyük mağduriyet yaşadılar. Şu anda yeniden pik dönemini yaşıyoruz, yine kısıtlamalar geliyor. Hastalık çok ilerledi. Biz de Karacabey TSO olarak esnafımızın, sanayicimizin derdine derman olacak görüşlerimizi üst kurumlara iletiyoruz. Küçük firmaların nakit desteğe acilen ihtiyaçları var. Uzun süre bu sıkıntılara dayanmaları mümkün değil.

Geçtiğimiz yıllarda Karacabey’in gelecek projeksiyonunu ortaya koyan bir sempozyum gerçekleştirdiniz. Bize bu sempozyumun çıktılarından, ortaya konan görüşlerden kısaca bahseder misiniz?
2015 yılında Bursa Uludağ Üniversitesi ve Odamız işbirliğiyle, Karacabey Sempozyumu’nu gerçekleştirdik. Burada, BUÜ’nün çok kıymetli profesörlerinin, Bursa ve Karacabey’in devlet ve sivil toplum görevlerinin katıldığı sekiz tane tane çalıştay yapıldı. Çalıştaylarda, Karabey’in tarım, hayvancılık, tarih ve turizmine kadar geçmiş ve gelecek projeksiyonları incelendi. SWOT analizleri yapıldı. Katılımcılar gelecek öngörülerini paylaştılar. Burada ortaya çıkan sonuçları kitaplaştırdık.
Bursa, Karacabey’e doğru geliyor ve büyüyor. Sempozyumun en büyük tespitlerinden bir tanesi Bursa’nın bu tarafa doğru olan baskısı ve büyümesi ile birlikte yaşanabilecek çevre kirliliği. Fidyekızık, Derekızık köylerinde Bursa’nın en büyük su tesisleri, su dolumlarını yapıyorlar. Kaynağı burada doğan su, Karacabey’deki Kocaçay’a bağlanıyor. Ancak buraya gelene kadar sanayi tesislerinin, evlerin atıklarından dolayı kirleniyor. Bir de bu suyu çiftçilerimiz tarım yapmak için kullanıyor. Bu suda inanılmaz bir kirlilik var. Ve bu su, diğer üç çayla birleşip, Karacabey’de denize dökülüyor. Doğma, büyüme Karacabeyli olarak, çocukken derenin denize döküldüğü yerde balık popülasyonunun çok fazla olduğunu hatırlıyorum ama şimdi o popülasyon kayboldu. Dolayısıyla Bursa’dan gelen kirlilik yine bize dönüyor. Sempozyum kitabında buna yönelik çok ciddi eleştiriler var.
Bir de köyden kente göç söz konusu. Köylerimizde yaş ortalaması 50’yi buldu. Gençleri köylerde tutamıyoruz. Bu sefer şehirlerde bir birikim oluyor ve belediyeler de kalabalık nüfusa hizmet yetiştirmekte zorlanıyor. Bir de tersine devinim gözlemliyoruz. Şehir hayatından sıkılan insanlar kırsaldan arazi alıp küçük evler inşa edip, hobi bahçeleri oluşturuyorlar.
Pandemi döneminde gördük ki, Türkiye için gıda vazgeçilmez. Biz bunu her platformda dile getirmeye çalışıyoruz. ‘Kendi kendini doyuran Türkiye’ mottosunu tamamen yitirmeden, gerekli değerlendirmeleri ve özeleştiriyi yaparak bu unvanı hak etmemiz gerekiyor. En önemli konu bence bu. Buğdaydan tutun da hayvanların yediği ürünlerin büyük bir kısmı ithal ediliyor. Bu da bizleri üzüyor. Tarım konusunda ciddi bir özeleştiri yapmamız gerektiğini düşünüyorum.

Karacabey’in doğası ve yeşilinden bahsettik. Son olarak da Bursa’dan Karacabey’e doğru gelen baskıya değindiniz. Karacabey, Bursa’dan gelen baskıya karşı nasıl korunacak? Doğasını ve yeşilini koruyabilecek mi?
Ovamız büyük ova koruma alanı içinde. Devletimiz bu konuda çok titiz. Şu anda Karacabey Ovası’na bina ve yatırım yapmak neredeyse imkânsız. Ovamız konusunda, tarım ürünleri üretilen yerlerde bir endişemiz gözükmüyor.
BTSO’nun ilçemiz sınırları içerisinde TEKNOSAB gibi büyük bir projesi var. Bu proje kapsamında buraya gelecek yatırımcılarla da istişare etmekten, gençlerimize orada istihdam sağlamaktan mutluluk duyacağız. Bu projenin bir an evvel meydana çıkmasını bekliyoruz. Ama buraya gelecek yeni yatırımlar içerisinde çevreyi kirletecek unsurların yer almamasının en büyük temennimiz olduğunu belirtmek istiyorum.

Yorumlar (0)
10
parçalı bulutlu