banner8

banner6

Bursa makinası dünya ile rekabette

Yüksek katma değer yaratan ve stratejik önem taşıyan makine sektörü, 2019 yılında 17,9 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek, Türkiye ihracatı içerisinde yüzde 11’lik bir paya sahip oldu. Sektör, 2020’nin ilk yedi ayında da, pandemiye rağmen 9,1 milyar dolar ihracat geliri elde etti.

Gündem 08.09.2020, 13:01 08.09.2020, 13:01
Bursa makinası dünya ile rekabette
Yüksek katma değer yaratan ve stratejik önem taşıyan makine sektörü, 2019 yılında 17,9 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek, Türkiye ihracatı içerisinde yüzde 11’lik bir paya sahip oldu. Sektör, 2020’nin ilk yedi ayında da, pandemiye rağmen 9,1 milyar dolar ihracat geliri elde etti. Sektör temsilcileri Türkiye makine sektörünü ve pandemi sonrası hedeflerini EKOHABER’e değerlendirdiler.

 

 

Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu KARAVELİOĞLU

Uluslararası ticaretin bir anda kesildiği bir dönemde dünya makine ticareti yüzde 20 düşerken, biz kaybımızı yüzde 12'nin altında tutarak rakiplerimizden pozitif yönde ayrıştık. Bundan sonraki süreç için de ikinci dalga riskini göz önünde bulundurarak çalışıyoruz. Alt sektörlerimizle yaptığımız görüşmelerde, firmaların yeni bir kriz yönetimi için şimdiden hazırlık yaptıklarını, eğer kötümser senaryo hayata geçer ise bundan en az hasarla çıkmak için çalıştıklarını görüyoruz.

 

Ana pazarlarımız olan ülkelerde imalatçı sektörler henüz tam kapasiteyle açılmamasına rağmen son dönemde yeni sipariş almaya başladık. Bu canlanma, güçlü firmaların iyimserliğini artırdı. Eğer ikinci dalga yaşanmazsa, birçok alt sektörde geçen yılın rakamlarına yaklaşabiliriz.

 

Türkiye Makine Federasyonu’na bağlı alt sektör dernekleriyle irtibat halinde, pandemi deneyiminin farklı ürün gruplarına olan ihtiyaçları nasıl etkileyeceğini analiz ettik. Karantina süreci tüm toplumlarda yaşam tarzının sorgulandığı, gerçek imkân ve ihtiyaçların net biçimde ortaya çıktığı bir dönem oldu. Bunun tüketim ve yatırım ortamı üzerinde derin izleri olacaktır. Tüketim alışkanlıklarındaki değişimin hangi sanayi dallarını nasıl etkileyeceği, hangilerinde yatırım ihtiyacı artarken hangilerinde atıl kapasiteyi artıracağı henüz bilinmiyor. Fakat biz ağırlıklı KOBİ yapımızdan kaynaklanan esnek, çevik ve dayanıklı bünyemizle, bu değişime çok çabuk ayak uydurabiliriz; yeter ki likidite sıkıntısına düşmeyelim.

 

Dünyanın en geniş üretim yelpazesini oluşturan makine imalatında Türkiye’nin yüksek bir çeşitliliğe sahip olduğunu ve doğru yatırımlarla hemen her teknoloji seviyesinden makineler üretebiliyoruz. Ülkemiz, bu atılımı gerçekleştirmek için makine ithalatını kayıtsız şartsız dizginlemek ve rakip ülkelerin değil, kendi imalatçısının teknoloji geliştirmesine kaynak aktarmak zorunda. Dijitalleşmenin yeni döneme entegrasyonda önemini daha da artıracağını akılda tutarak hep birlikte çalışmalıyız, imalat sanayimizdeki tüm süreçleri olabildiğince dijitalleştirmeliyiz. Sektör özelinde hamle yapılması gereken alan ise tasarım ve doğrulama süreçleridir. Butik imalatın hızını artırmak ve optimum tasarımla karbon ayak izini azaltmak bakımından bu alanların geliştirilmesi son derece önemli.

 

Korumacı politikaların günümüzün mecburiyeti ve ilave gümrük vergilerinin küresel üretim ve ticarette normalleşme sağlanana kadar yürürlükte kalması gerekiyor. Üretim yatırımlarının hızla gerilediği kriz ortamında, bilhassa doğu menşeli makinelerin dampingle ve büyük finansman kampanyaları ile gümrük duvarlarını  kolaylıkla aştığını görüyoruz. Avrupa Birliği ülkeleri buna karşı kapsamlı tedbirler geliştirirken ülkemizde bu politikalara muhalefet ediliyor. Makine imalat sanayimizin esasen montaj sektörü olduğuna dair spekülasyonlarla ilave vergilerin kaldırılması talep ediliyor. TUİK’in katma değer oranı verileri sektörün genel imalat sanayi içinde zirvede olduğunu ortaya koyuyor. Avrupa’nın altıncı büyük makine imalatçısı olan Türkiye’nin makineleri, bugün çökmekte olan küresel tedarik zincirlerini çok önceden kurmuş bulunan rakip ülkelerin makinelerinden daha yerlidir.

 

Makine sektörü bakım, onarım, kamu sağlığı için açık kalma mecburiyeti nedeniyle karantina sürecinde üretimi durdurmadı. Makine imalatçılarıyla yaptığımız son ankette; yurtdışı seyahat engeli, yükümlülüklerin ertelenmesi ile alacakların tahsilatı, yani likidite, ve kapasite kullanım düşüklüğü en önemli güncel sorunlar olarak öne çıkıyor. Salgınla ilgili hangi senaryo yaşanırsa yaşansın, acilen bu sorunların çözülmesi gerekiyor.

 

Kapasite kullanım oranı, makine imalatçıları kapasitelerini yüzde 80'inin üzerine çıkarmadan normalleşemeyecek. Yeniden verimli üretim ve yatırım yapabileceğimiz, kâr elde edebileceğimiz, teknoloji geliştirip, Ar-Ge'ye kaynak sağlayabileceğimiz bir dönemi iple çekiyoruz. Küresel sınır aşan üretim zincirlerinde değerin en büyük kısımları olan bilgi, markalaşma ve teknolojinin yoğunlaştığı son halkada yer almak istiyoruz. Bunları başarmak için şu an boşta olan kapasitelerimizi harekete geçirmek dahi yeterli. Çünkü yeni dönemde artık ucuz değil, güvenilir tedarik ve yakın coğrafya önem taşıyor. Daha kısa zincirlerin hâkim olduğu, daha küçük partilerle ticari işlemlerin yapıldığı bir anlayış öne çıkıyor. Bölgesel anlaşmaların yerini ikili anlaşmaların alacağı bu dönemde, bütün Serbest Ticaret Anlaşmalarının çekirdeğini makine oluşturacak. Türkiye, makine imalat sanayisini güçlü tuttuğu ölçüde büyük hedeflere ulaşacak.

 

Bursa teknoloji üretme kapasitesiyle Türkiye'nin önde gelen üretim merkezlerinden ve Türkiye'nin en fazla makine ihracatı yapan iki şehrinden biri. İçten yanmalı motorlar ve aksamları ile takım tezgâhları üreticilerinin yılda 2 milyar dolara yakın ihracat gerçekleştirdiği Bursa'da makine imalatçılarımız maalesef Türkiye ortalamasının üzerinde bir ihracat kaybı yaşadı. Bursa genelinde toplam ihracat kaybımız 7 ayda 300 milyon dolara ulaştı. Makine ihracatında yılsonu hedeflerimize ulaşabilmemiz için, sene sonuna kadar Bursa’dan büyük bir atılım bekliyoruz. Güçlü markaları, deneyimli kadroları ve nitelikli insan kaynağı ile Bursa’nın bu hedefleri mutlaka tutturacağına inanıyoruz.

 

 

 

Türkiye Makina Federasyonu Başkanı Adnan DALGAKIRAN

2020 başında bölgesel olarak başlayan ve Mart sonunda tüm dünyayı sararak pandemi halini alan süreçte en büyük pazarımızın AB olmasının da etkisi ile ihracatımız bir önceki yılki dönemlere göre kıyaslandığında Mart’ta %8, Nisan’da %38 ve Mayıs’ta ise %46 düşüş gösterdi. Bununla birlikte Avrupa ülkeleri ile benzer olarak ülkemizde de iş ve sosyal hayatta normalleşme sürecine geçilmesi Haziran’da etkisini göstererek, ihracat rakamları hızlı şekilde toparlandı. Temmuz’daki %7’lik kayba karşın Ağustos ihracatımız önceki yol seviyesine ulaştı. Buna karşın iç pazardaki daralmanın da etkisi ile yılın ilk yarındaki sektörümüzdeki kayıp %30’a yaklaştı. Bu dönemde gayretimiz en önemli sermayemiz olarak gördüğümüz istihdamı korumak oldu.

Pandemi sonrasında toplum hayatında köklü değişiklikler yanı sıra küresel firmaların tedarik zincirlerinin yönetilmesi konusunda da ilgili ülke politikalarına etki edebilecek yeni yaklaşımlar ortaya konacaktır. Başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinde tedarikçisi olduğumuz OEM’ler veya son kullanıcılar için Türkiye’nin önemini daha da artacak. Bunun yanı sıra yeni iş yapış şekillerini destekleyen dijitalleşme süreçleri de hız kazanacak. Bu bağlamda, pandemi sürecindeki daralmanın Çin ve içerisinde ülkemizin de olduğu gelişmekte olan ülkeler için 2021’de telafi edileceği ve AB ve diğer gelişmiş ülkeler için ise bunun 2022’yi bulacağı öngörüsüne katılmaktayım.

Son iki aydaki nispi iyileşmelere karşın firmalarımızdaki finansal kırılganlığın artarak sürdüğünü görmekteyiz. Nisan ayında %50’ye kadar düşen kapasite kullanım oranımız Ağustos’ta %66’ya kadar yükseldi. Ancak hala başa baş noktasının altıda olan firmalar mevcut. Firmaların likidite ve borçluluğa bağlı finansal sorunları öncelikli iken kapasite kullanım oranlarındaki düşüklük ve seyahat engelleri başlıca meseleler. Bununla birlikte kur hareketliliğinin ödemeler dengesini bozması yanı sıra ara girdi ve sair maliyetleri yükseltmesi tedarike dair sorunları tetiklemekte. Bu dönemde finansmana erişim ve KDV gibi kamu alacakları gibi sorunlar ön plana çıkıyor. Buna bağlı olarak vergi ve SGK ödemelerindeki kolaylıklar ile alacakların hızlandırılması ve uygun koşullardaki finansman temini hususlarında iyileştirmeler önem arz ediyor. Orta ve uzun vade de ise firmalarımızın küresel aktör olma yolundaki engellerin başında gelen ölçek sorununu körükleyen kayıt dışılık ve haksız rekabetle mücadeleyi önemsemekteyiz.

 

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu çerçevesinde kamu alımlarında yerli makinelerin tercih edilmesine dair önemli adımlar atıldı. Ancak bunların uygulamada etkinliklerini artırmak gerekiyor. Bununla birlikte, yatırım teşvik uygulamaları dahil olmak üzere kamu kaynakları ile finansmanı sağlanan hiçbir yatırımda yerlisi varken ithal makineye destek sağlanmamalı. Bu konuda tedbirler alınması gerektiğini düşünüyoruz.

 

Bursa özellikle metal işleme tezgâhlarının imalatı konusunda ülkemizin merkezi konumunda. Bu konuda markaları ile dünya arenasına çıkmış başarılı firmalarımız varken Bursa, sektörümüzde firma başına yapılan ihracat ortalamasında da birinci sırada gelen ilimizdir.

 

 

 

Makine İmalatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı S. Emre GENCER

Salgın nedeniyle tüm sektörlerde olduğu makine sektörü açısından da olumsuz bir tablo ortaya çıktı. Tüm zorluklara rağmen ülkemizin ihracattaki ve katma değerli üretimdeki lokomotif sektörlerinden olan makine imalat sektörünün, dünyanın yeni normal sürecinin odağında olacağını öngörüyoruz.

 

Ülkemizde makine sektörü; son dönemlerde iç pazardaki yaşanan daralmaya rağmen Türkiye’nin en rekabetçi, ülke ihracatının %10’undan fazlasını tek başına gerçekleştiren; katma değeri yüksek ürünler üreten, nitelikli iş gücü ile çalışan, Türkiye’nin en önemli problemlerinden “kayıt dışı” oranının en düşük olduğu, ülkemizin en önemli yatırım sektörüdür.

 

Ülkemizde yerli ve milli üretim anlayışının her alanda yaygınlaştırılması çok büyük önem taşıyor. ‘Üreterek büyüyecek’ olan Türkiye’nin geleceği, özellikle de katma değerli üretimde. Yüksek katma değer için de teknoloji geliştirmeye ağırlık verilmesi şart. Çünkü teknoloji üreten ve ürettiği teknolojiyi dünyaya satan ülkelerin artık ön plana çıktığı bir dönemdeyiz.

 

Salgın kaynaklı, küresel tedarik zincirinde meydana gelecek kırılmaların ardından ortaya çıkacak fırsatlara karşı yerli üretime ağırlık verilmesinin, sektörümüz ve ülkemiz açısından çok önemli kazanımları olacağına inanıyoruz.

 

Yerli imalatçılarımız tüm dünya genelinde rekabetten kaçınmayıp, küresel markalarla rekabet edebiliyor. Böyle bir ortamda, özellikle Uzakdoğu menşeli ucuz ve kalitesiz makinelere karşı yerli makine üreticilerimizin en azından yurt içinde korunması şarttır.

 

Özellikle de kullanılmış veya sıfır olarak ithal edilmek istenen makineler, KDV ve gümrük vergisi yanında, varsa ilave gümrük vergisinden muaf olarak ülkeye giriş yaparken, imalatçılarımız da bu makineler ile rekabet etmeye zorlanmaktadır.

 

Buna rağmen baktığımızda Türk makineleri, kalite ve yenilik açısından ithal makinelere karşı her alanda çok rahat rekabet edebilecek düzeydedir.

 

Kamu alımlarında yerli makineye öncelik verilmesi ve yerli makineye her alanda pozitif ayrımcılık getirilmesi, sektörün rekabetçi yönünün daha da artması için en önemli beklentiler arasında. Aynı şekilde, üreticilere verilen destek ve teşviklerin artarak devam etmesi temennimiz.

 

Makine İmalatçıları Birliği (MİB) olarak da her fırsatta yerli imalatın korunması ve bu korumanın temelinde de yapılan yatırımların yerliye yönlendirilmesi için gündem oluşturmaya devam ediyoruz.

 

Ülkemizin çok ciddi bir potansiyeli söz konusu. Eğer ülkece teknoloji odaklı dönüşümü başarabilirsek, dünyanın en büyük makine üretim merkezlerinden biri olabiliriz.

 

Öte yandan, nitelikli personel konusunda neredeyse tüm sektörler sorun yaşıyor diyebiliriz.  Bu noktada, okul-sanayi iş birliğinin daha da artırılması gerekiyor. Ayrıca Bursa gibi makine sektörünün yoğunlaştığı bölgelerde mesleki ve teknik liselerin müfredatlarının güncellenmesi, okullarda teorik eğitim verilip sektör firmalarında öğrencilerin pratik deneyimler kazanacağı bir program tasarlanması çok faydalı olacaktır.

 

Bursa bu konuda öncü olabilir. Çünkü baktığımızda Bursa pek çok alanda olduğu gibi makine sektöründe de çok önemli bir konumda, çok sayıda yerli makine imalatçımız, Bursa’dan dünyanın dört bir yanında yenilikçi ve katma değerli ürünler ulaştırıyor.

 

MİB olarak, makine sektörü başta olmak üzere imalat sanayinde faaliyet gösteren firmaları ve değer zincirlerini işler halde tutmak amacıyla uygun koşullu özel bir kredi programı ihdas edilmesinin, sektör geleceği için çok faydalı olacağına inanıyoruz.

 

Sektörümüzün yurt için ve yurt dışındaki bilinirliğine katkı sağlamak, yerli makine imalatçılarımızın dünyadaki pazar payını artırmak ve geliştirmek için elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz.

 

Makinecilerimiz dünyayla rekabet ediyor

 

Ermaksan Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Ahmet ÖZKAYAN

1965 yılında kurulan Ermaksan, bugüne kadar Türkiye’nin yüzde yüz yerli ilk lazer çipi, ilk lazer ışın kaynağı (rezonatör), ilk 3D eklemeli imalat makinesi gibi pek çok yeni teknolojiyi hayata geçirdi.

 

Şirketimizin faaliyet alanları arasında; sac işleme makineleri imalatı, yüksek güçlü lazer ışın kaynağı imalatı, 3D katmanlı metal parça üretim makineleri imalatı, katmanlı imalat titanyum tozu imalatı, yarı iletken teknoloji ile lazer çip ve diyot imalatı, CNC kontrolör ve yazılım imalatı ile gömülü sistemler kontrol kartları imalatı yer alıyor. Ermaksan olarak ayrıca, savunma sanayinden yenilenebilir enerjiye kadar, pek çok sektöre yönelik özel üretimler de yapabiliyoruz.

 

Tamamen kendi öz kaynaklarımız ile geliştirdiğimiz ürünleri, Amerika Birleşik Devletleri’nden Japonya’ya, Avrupa ülkelerinden Yeni Zelanda’ya kadar dünyanın hemen her noktasına ulaştırıyoruz.

 

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19, dünyada sosyal hayat kadar ekonomik hayata da ciddi darbe vurdu. Dolayısıyla bu süreçten hemen her sektör gibi makine sektörü de olumsuz etkilendi. Biz de Ermaksan olarak bu dönemde gereken tüm koruyucu önlemleri ivedilikle hayata geçirerek, korona virüsle mücadelede elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Dolayısıyla ‘yeni normale’ kendimizi en hızlı şekilde adapte ederek, yılı olabilecek en iyi şekilde kapatma hedefindeyiz.

 

Makine sektörü, sahip olduğu teknolojilerle tüm dünyada pek çok sektörün besleyicisi konumunda. Sektörümüzün daha da büyümesi, yüksek teknolojili ara bileşenlerin üretimi ve yine bu bileşenlerin yerli üretim makinalarda kullanılarak katma değer yaratılması ile mümkün hale gelecektir.

 

Teknolojiye dönüş olmadığı, katma değeri yüksek ürünler üretilmediği müddetçe, ülke olarak dışa bağımlılıktan kurtulamayız. Bunun için de yerli üretime, Ar-Ge’ye, teknolojiye, bilime yatırım yapmamız gerekiyor.

 

Sektörümüz Bursa'da doğal bir kümelenmeye sahip. Ülkemiz makine ihracatında da Bursa'nın çok ciddi bir payı bulunuyor. Bursa’da makine sektörünün payının daha da artması için sanayicilerimizin Ar-Ge temelli yüksek teknolojiye öncelik vermeleri ve inovatif ürün geliştirmeye odaklanmaları gerekiyor.

 

Sektörün donanımlı ve nitelik personel ihtiyacı söz konusu. Bu noktada şirket olarak kendi personelimizi kendimiz yetiştiriyoruz diyebilirim. Özellikle üniversitelerin fizik, elektronik, mekatronik ve yazılım bölümlerinden mezun olan kişileri işe alıyor ve yüksek lisans yapmak isteyenleri de Ar-Ge Merkezi’mizde tekrardan bir eğitim sürecine yönlendiriyoruz.

 

 

 

Akyapak Makine Yönetim Kurulu Başkanı Levent AKYAPAK

Üretim modelleri yanında yenilikçi yaklaşımımız sayesinde, proje bazlı sipariş ve üretim yöntemlerimiz ile Akyapak Makine olarak fark yaratmaya devam ediyoruz. 50 yılı aşkın seri üretim tecrübemiz yanında özel mühendislik projeleri üreten ve uygulayan bir çözüm merkeziyiz. Yapısal çelik işleme hatlarımıza çift şerit testere entegrasyonu ve özelleştirilebilen yerleşim uygulamamız ile dünyanın en büyükler çelik işleme şirketlerinden birinin tercihi olduk. Yine aynı şekilde, savunma sanayi, madencilik ve enerji sektörlerinde faaliyet gösteren yine alanının öncüsü Avustralyalı bir şirket de; dünya pazarında rekabetçi olabilmek için Akyapak Makinelerini seçti.

 

Ar-Ge, üretim ve satış tecrübelerimiz ile sektörde, bayi ve müşterilerimize daime kalite ve güveni sunuyoruz. İmal ettiğimiz özel makinelerimiz dünyanın dört bir yanında Akyapak Makine güvencesi ile çalışıyor. Her bir özel sipariş yeni bir ürün anlamına geliyor bizim için. Elbette ki daha önce ürettiğimiz ürünlerle kesişim noktaları olsa da proje tipi üretim gerçekten bir yenilik ve bu yeniliği elde etmek için özel bir çaba gerekiyor. Tüm dünyadan her büyüklükte üretici firma ya da savunma, petrol ve gaz, çelik konstrüksiyon üretimi gibi sektörlerde faaliyet gösteren firmalar üretimlerinde entegrasyon istiyorlar. Bu özelliklere sahip, özel olarak projelendirdiğimiz çift testere entegrasyonlu delik delme hatlarımızın yakın zamanda sevkiyatını gerçekleştirdik.  Akyapak Makine uzun yıllara dayanan bilgi, birikim ve teknolojisi ile bunu başarıyor. Tüm dünyaya hizmet götüren geniş hizmet alanlarımızla yalnızca Türkiye’de değil, dünyada önemli pek çok projenin üretim ve inşa süreçlerinde çeşitli roller üstleniyoruz. Ancak buna rağmen, mevcut üretim gücümüzle yetinmeden, daha büyük projeler için çalışmayı sürdüreceğiz.

 

Akyapak Makine olarak, 32 bin metrekarelik alanda, sac, boru ve profil bükme, delik delme ve çelik konstrüksiyon hatları yanında bombe pres, kaynak çözümleri ve oxy-plazma kesim makineleri üretiyoruz. Akçalar Sanayi Bölgesi’nde üç farklı lokasyonda bulunan üretim tesislerimize, bu yıl devreye alınan 8 bin 100 metrekarelik ilave tesis yatırımımız ile üretim kapasitemizi daha da genişlettik. Türkiye dışında da yatırımlarını sürdürmek amacıyla, Amerika ve Rusya’da satış ve servis hizmetlerini yerinde sunabilmek amacıyla açtığımız AkyapakUSA ve AkyapakRussia yapılanmamızla bayi ve müşterilerimize daha hızlı çözüm sağlıyoruz. Tampa’da bin 500 metrekarelik showroomumuz bulunuyor,  AkyapakUSA lokal teknik servis ve satış ekibimiz hizmet veriyoruz.

 

Tüm dünyayı etkisi altına koronavirüsle mücadelemizin üst düzeyde olduğu bu dönemde, makine teçhizat yatırımlarımızda iç pazarda yaşanan daralmanın yanı sıra ihracatın yarıya yakınının yapıldığı Avrupa ülkelerinde de imalatçı sektörler henüz tam kapasiteyle çalışmaya başlamadı. Özellikle KOBİ olarak değerlendirebileceğimiz firmaların kırılgan yapıları devam etmekte. Bu anlamda, pandemi döneminde alınan ekonomik tedbirleri olumlu karşılıyoruz. Akyapak Makine olarak son dönemde proje bazlı yeni siparişler almaya başladık.

 

Endüstri 4.0 kapsamında öncelikle müşteri bekleri ve ihtiyaçlarını yakından takip ediyoruz. Dünyanın önde gelen üreticileri gibi bizim de ürün gamı içinde yer alan makinelerimizin büyük bir bölümünün yazılımları bünyemizdeki ekibimiz tarafından geliştiriliyor. Böylelikle müşterilerimizin karşılaştığı sorunlara en hızlı şekilde müdahale ederek çözüm sağlayabiliyoruz. Önümüzdeki dönemde Endüstri 4.0’a uyumlu, yüksek teknoloji sahibi ürünlere yönelen firmaların diğerleri ile arasında fark olacağına inanıyorum.

 

 

 

İğrek Makine Genel Müdürü Orhan İĞREK

Sanayide 75 yıllık tecrübemiz, Bursa’da kurulu bulunan fabrikamız ile oluşturduğumuz güç ve entegre alt yapımız ile bugün dünya çapında öncü, yenilikçi, yüksek teknolojili yerli CNC Takım Tezgahları fabrikasını kurma yoluna çıktık. Bugünlere kadar ithalata bağımlı kalmış bu stratejik sektörde üreteceğimiz makinalar hem ekonomimize, hem yüksek vasıflı istihdam imkanı ile genç nüfusumuza yeni bir soluk getirmek güçlü Türkiye’miz adına ana gayemizdir.

 

Dünyanın en prestijli markalarına gövde parçaları imal eden, ayrıca kendisi de üst düzey bir büyük ebatlı CNC tezgah kullanıcısı olan firmamız uzun yıllara dayanan altyapı çalışmaları ile 2017 yılında Sanayi Bakanlığımız onaylı Ar-Ge Merkezini de kurarak ülkemizin en profesyonel talaş kaldıran CNC takım tezgahları üretici fabrikası olmayı hedefliyoruz.

 

Öncelikle kendi tesisimiz için ürettiğimiz ilk takım tezgahlarımız, makine üreten makinalarımız ile yola çıktık. 2005 yılından beri kendi üretimimiz olan CNC makinalar ile üretim yapmaktayız. Bugün kendi tasarım ve üretimimiz olan 5 çeşit makinanın seri üretimine başlamış durumdayız. Bu çeşitleri de hızla arttırmak ve özellikle önce yerli sanayimizin taleplerine çözüm oluşturmak için çalışmaktayız. Tasarımları tamamen kendi ekibimizce yapılan, yerlilik oranı yüksek (hepsi yerli üretim belgeli), yüksek teknolojili, günümüz Endüstri 4.0 anlayışına uygun, konusunda en üst kalite seviyesinde Avrupa Makinaları ile rekabetçi makine çeşitlerimizi üretirken şu prensiplere bağlıyız:

İyi fiyat seviyesinde yüksek teknolojili, hassas ve kaliteli takım tezgahları üretmek

Tezgahlarımızın rijit yapılı, yüksek dinamik özelliklere sahip rakipsiz dökme demir gövde yapılarına sahip olması

 

Etkili servis ve yüksek müşteri memnuniyeti için yedek parça garantisi ve yüksek yerlilik oranı sağlamak

 

İşte bu çabalarımız, Bursa Organize Sanayi Bölgesindeki Ana Fabrikamızdan sonra kurulumuna başlamış olduğumuz Bursa – Mustafakemalpaşa Organize Sanayi bölgesindeki 100 dönümlük arsaya sahip yeni fabrikamızın Türkiye’nin Takım Tezgahı Merkezi olmasına yönelik olarak yaptığımız projesinin Sanayi Bakanımız Sn. Mustafa Varank’ın öncüsü olduğu TEKNOLOJİ ODAKLI SANAYİ HAMLESİ programının önemli bir merkezi olarak kabul edildi. Yaptığımız başvurumuz onaylanarak yeni istihdam oluşturma ve yüksek teknoloji üretimi gayesi ile yoluna çıktığımız bu davamızda devletimizin yanımızda olması bizlere büyük gurur vermiştir. Ülkemizin dış borç açığının kapanması, vatandaşlarımızın refah düzeyinin artması için yegane yöntem üretimde gelişme olarak görüyoruz. Bunun için devletimize yapacağımız yatırımın sözünü verdik ve bu uğurda dönülmez bir yola çıktık. Bu çok önemli teşvik programının bir üyesi olmak heyecanımızı müthiş arttırmış iken geçen hafta sonu (29.08.2020) MESS Teknoloji Merkezi’nin açılışında Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan tarafından bu programa kabul olmuş firmalar arasında açıklanmış olmak, çıktığımız yolda bu takdiri almak bizleri tüm gücümüzle Dünya çapında bir Takım Tezgahı Üreticisi olmak, ülkemizin önce dışa bağımlılığını bitirmek sonra ihracat katkısı ile zenginleştirmek için en yüksek konsantrasyona ulaştırmıştır. Gerçekleşen organizasyonda hem firmamı hem de Bursa’yı temsil etmekten ayrıca mutluluk duydum.

 

 

 

BEKA-MAK Genel Müdürü Engin ÇETİNER

Çelik ve çelik alaşımı malzemelerin kesiminde kullanılan şerit ve daire testere makinaları üreten firmamız, üretimine 1984 yılına başladı. Şu an 10.000 m2 alanda,  150 kişi ile yaptığımız üretimin % 90’ını yurt dışına, 80 farklı ülkeye satmaktayız. Avrupa, Amerika ve Rusya pazarımızın % 70’ini oluşturmaktadır.

İçinde bulunduğumuz sektör ve hitap ettiğimiz pazar sürekli olarak teknolojik gelişmelerin takibini ve buna bağlı olarak da yeni ürünlerin geliştirilmesini gerektirmektedir. 2020 yılı için hedeflediğimiz 4 yeni ürün vardı ve pandemi sürecine rağmen 3 yeni ürünün üretimini tamamladık. 4. Yeni ürünün ise tasarım çalışmaları devam etmekte olup 2021 yılının ilk aylarında tamamlanarak piyasaya sürülmüş olacaktır. Ayrıca bünyemizde bulunan ‘Beka-Mak Ar-Ge Merkezi’nde de ürün geliştirmeye yönelik projeler hız kesmeden devam etmektedir.

Kısa vadede ertelemiş olmakla birlikte, üretim miktarımızı artırmaya yönelik, devam eden bina ve makine yatırımımız vardır.

 

Korona virüs, makine sektörünün genelinde olduğu gibi bizde de olumsuz etkilere neden oldu. Yoğun olarak çalıştığımız Avrupa ve Amerika da korona virüs salgınının bizden daha önce başlaması ve yayılması ile birlikte bu bölgelerden gelen siparişlerde bir anda düşüş yaşandı. Satış ekibimiz Avrupa ve Amerika pazarında daha rekabetçi olmak için çalışmalar başlattı.

Siparişlerin ve dolayısıyla üretimin azalması ile birlikte tedbir olarak birçok firmada olduğu gibi bizde kısmi olarak ‘Kısa çalışma ödeneği’nden yararlandık.

 

Sektörün en büyük sorunlarından biri rekabet zorluğudur. İthal edilen kalitesiz ürünler ile rekabet edilememektedir. Bunların denetimi ve yerli üretici korumak için ek gümrük vergileri şarttır. Kriz dönemlerinde düşen siparişler ile birlikte üretim yapanlar için en büyük sıkıntı nakit akışıdır. Bu dönemler de sunulacak kredi programları, KDV, muhtasar ve SGK primlerinin ertelenmesi ya da düşürülmesi firmalar için can simidi olacaktır.

 

Makina ithalatına getirilen ek vergi süresinin uzatılmasını veya kalıcı hale getirilmesini beklemekteyiz. Ayrıca yerli malı ürünlerin teşvikler, düşük faizli kredi ve hibe ile desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Ara eleman olarak da adlandırılan vasıflı işçiyi bulmakta zorlanıyoruz. Bu konuda maaşları da yükseltmiş olmamıza rağmen maalesef ülkemizde bu açığı kapatacak miktarda ara eleman yetişmiyor. İhtiyacımız olan nitelikli elemanı kendimiz yetiştirmek durumunda kalıyoruz.

 

Son 20 yılda, Bursa firmaları makine sektöründe dünya pazarında söz sahibi oldu. Sektörde lider firmalar diğer küçük imalatçılar için örnek oldu ve sektörde birçok firma makine üretmeye başladı. BTSO ‘nun katkılarıyla oluşturulan URGE ve Makine Komiteleri ile gelişen sektör, Tekstil ve Otomotiv den sonra Bursa ekonomisinde büyük pay sahibi olmuştur. Firmalar kendi Ar-ge Merkezlerini kurarak, teknolojik makineler üreterek küresel rekabette söz sahibi olabilir. Üretilen ürünün niteliği ne olursa olsun dünyada bir marka haline gelmek tek hedef olmalıdır.

 

Korona virüsün etkileri uzun yıllar sürebilir. Bizlerin bu durumdan ders alarak, ileride meydana gelebilecek bu tür krizlerden nasıl daha çabuk ve avantajlı olarak çıkılabilir konusunda çalışmalar yapmamız gerekir. Bu hem kendi firmamız hem de ülkemiz ekonomisi için çok önemlidir.

 

 

 

Elektroteks Yönetim Kurulu Başkanı Osman GÜLER

Biz Elektroteks olarak yatak üretim makinaları ve tesisler üretiyoruz. Sektörümüzde öncü firma olarak, Endüstri 4.0’a uygun üretim tesisler imal ediyor ve bunları 5 kıtada 130 ülkeye ihraç ediyoruz.

Bu yıl sektörümüzü birçok inovasyonumuz ile birlikte robotik sistemlerle tanıştıracağız. 2021 sonuna kadar yatak üretim montajını robotlar ile gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu yenilikle birlikte ihracatımızı 2.5 milyon Euro’ya çıkarmayı hedefliyoruz.

Bu hedeflerimizi gerçekleştirmemiz için de 2021 sonuna kadar planlamamış olduğumuz 70 milyonluk Türk Lirası yatırımımızın, 45 milyonuna yakın kısmını gerçekleştirmiş olduk ve üretim alanımızı ve üretim kapasitemizi iki katına çıkarttık.

Biz korona virüs döneminde firma olarak, fabrikamızda alınması gereken hijyen, mesafe, ilaçlama, personel taşıma, sağlık kontrolleri, antikor testi gibi tüm tedbirleri aldık. Personelimize de tedbirleri ihmal etmemeleri için her gün kuralları hatırlatarak, sıkı maske ve mesafe kontrolleri yaparak önlem aldık.

Korona sürecinde Türkiye’deki makina sektörünü nasıl etkiledi çok net bilemem. Ama Türkiye’deki yatak üretim sektörünün pozitif yönde etkilendiğini görüyorum. Pandemi öncesi yurt içi pazarına satışımız yok diyecek kadar az idi. Dört ayda başka yıllarda sattığımızdan fazla makina sattık. Müşterilerimiz ile görüşmelerimizde siparişleri yetiştiremediklerini söylüyorlar. Dünyadaki yatak sektörüne gelince: görüşmelere bakılınca genel olarak oralarda da fena sayılmaz, bu da sektörün bizim gibi makina üreticilerini pozitif yönde etkilemiş oluyor. Ama yurt dışından geliş gidişler sınırlı olduğundan, müşterilerimiz gelemiyorlar. Bu sebepten de alına bilecek siparişleri de almakta sıkıntı oluştu.

Her şeye rağmen ben iyimserim. Hepimiz pandemi ile yaşamaya alışmalıyız. Ticaretin online dönemine geçiyor ve müşterilerimiz buna alışmaya başladı.

Şu anki sıkıntımız, yurt dışına çıkış sınırlamalarından dolayı göndermiş olduğumuz makina montajlarını yapamıyoruz. Daha kalifiyeli personele sahip firmalara, montajı da online yapmaya başladık ve kısmen işimizi çözüyoruz. Umarım en yakın zamanda tüm sorunları atlatır normale döneriz.

Türk makina sanayinde yüksek iş azmi ile birlikte, nitelikli mühendislik becerileri, hızlı cevap verme yetenekleri, esnek yapıları ve ucuz iş gücü ile uluslararası pazarda rekabet gücünü artırıyor. Ayrıca üretilen makinaların parçalarının %70 oranlarında kaliteli ve rekabetçi fiyatlarla ülkemizde üretildiği için üretim sürecindeki yurt dışından ithal edilen parçaların miktarı %30 gibi bir seviyeye düşmüş oldu.

Yurt dışından ithal edilen makinalar, farklı sektörlerde yerli üreticiyi tabi ki zora sokuyor. Ama bizim üretim yaptığımız (Yatak üretim sektöründe) bu miktar çok az olduğu için bizleri çok fazla etkilemiyor. Bununla ilgili benim benimsediğim bir hedef var. Cazip fiyata güzel, kaliteli, performanslı ve yüksek teknolojik makinalar üretirseniz. Hiç kimse yurt dışına makina almaya gitmez. Bununla ilgili Devletimiz de farklı anti damping ve ek vergiler ile bunu önlemeye çalışıyor.

Nitelikli eleman sıkıntılarına gelince. Bence bu makina imalatındaki en büyük problem. Nitelikliden vaz geçtik, çalışacak eleman arıyoruz. Çalışacak eleman bulabilirsek, kendimiz yetiştirmeye çalışıyoruz.

Türkiye ve Bursa’daki makina sektörünün payı ne olduğunu bilemiyorum, ama yurt dışı seyahatlerim deki görüşmelerden aldığım izlenimlerde Türkiye’de birçok sektörün makine üreticileri Dünyada çok başarılar ve yüksek teknolojik makinalar üretiyorlar. Bu ülkemiz için çok sevindirici ve gurur verici bir olay. Bu üreticilere farklı teşvikler vererek ve birçok bürokratik engelleri kaldırıldığı taktirde Türk mühendislerinin yapamayacağa bir şey yok ve yurt dışından ithalat yapmaya gerek kalmaz.

 

 

 

Zenke Makine San. Firma Sahibi Engin BAYRAM

Firmamız Zenke Makina San. Ve Tic. Ltd. Şti. olarak HOSAB ta yer alan 6.500m2 endüstriyel üretim tesisimizde otomatik kapı sektöründe faaliyet gösteriyoruz.

 

Otomatik kapı sektöründe kontrol ünitesinden motora kadar tüm elektronik ve mekanik parçaları tek bir çatı altında üretebilen tek fabrikayız.

 

İhracat olarak 18 ülkeye ulaşmış ve artarak devam eden bir çizgideyiz. Hem ülkenin hem de işletmemizin kalkınması açısından ihracat hedeflerimizi arttırmaya çalışıyoruz.

 

Yaptığımız yenilikçi ürünler ile piyasada kısa zamanda önemli referans işlere sahip olduk. Dünyada sadece 2 firmanın üretebildiği Manyetik Otomatik Kapı Sistemi’ni ülkemizde üretebilen tek firma olarak sektöre yenilik getirdik. Bu sadece tüm akaryakıt sektörünün kurumsal partneri durumuna geldik. Sektörün yeniliklerini yurt içi ve yurt dışı olarak takip edip, kendimizi sürekli yapılmayanı üretmeye motive etmeye devam edeceğiz.

 

Koronavirüs tüm dünya gibi bizleri de etkiledi. Sektörümüz için adetlerde artış olarak bir takım olumlu ektileri olsa da finansal düzeyde tüm ülke gibi tahsilatları daha da zorlaştırır hale getirmiştir.

 

Pandemi döneminde çalışmalarımızı hiç durdurmadık. Çalışanlarımız arasında servisler ve yemek uygulamaları gibi birçok önlem profesyonel ekipler tarafından planlandı. Bunlar zaten zor olan üretime bir takım maliyetler getirse de üretimimize herhangi bir yardıma başvurmadan devam ettik. Ülkemizin tek düzlüğe çıkış kaynağı gerçek anlamda bilgi ve değer üretmektir. Biz üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz.

 

Otomatik kapı sektöründe yaşadığımız en önemli sorunlardan biri kamu ihalelerinde dahi ithal ürün şartı konmasıdır. Bu çok önemli hataları dile getirdiğimiz mercilerde olumlu sonuçlar almaktayız. Fakat biran önce bu düzenlemenim tüm kamu ve özel kuruluşlarda yapılmasıdır.

 

Sektörümüzde yurt dışı ithalat fazlaca ürün kullanılmaktadır. Bu ürünlerin büyük çoğunluğu da Çin’den gelip yurt içinde kalitesiz bir haksız rekabete yol açmaktadır.

 

Örneğin İran’a ürünlerimizi yüzde 20 vergi ile gönderirken son 2 yılda yüzde 80’e yakın vergi artışında dolayı İran a satış yapamamaktayız. Burada İran yerli üreticisini koruma politikası ile başarı sağlamıştır. Bizimde acilen yurt dışı makine ve motor konularında oluşturulacak komisyonla yerli üreticiye koruma sağlamak zorundayız. Hiçbir üretici kalitesiz ve ucuz Çin ürünleri ile uzun zaman baş edemeyecektir.

 

Bursa da nitelikli elemana ulaşmakta ve elemanı sürekli çalıştırmakta sorun yaşamaktayız. Bursa’da 200 kişi ve üzeri çalışan iki binin üzerinde işletme vardır. Bu işletmeler çalışanların fazlaca sirkülasyonuna sebep olmaktadır. Bizde bu sebeple fabrikamızı mümkün mertebe otomasyonla çalışan ve özel çalışan istihdamını gerek kalmayacak şekilde düzenlemekte çareyi bulduk.

 

Makine sektörü yenilenen dünya da Bursa’mızın değerini arttıran ve bir bakıma vitrini haline gelen sektörü olmuştur. Yurtiçinde Bursa makina sektörünün büyük kısmına katkı sağlamaktadır. Buna önemli üreticilerin Bursa da olması ve coğrafi durumunun da etkisi büyüktür. Hızla büyüyen sektörün yavaşlatılmaması ve hızının arttırılması için yurt dışı ithalatın çok acil olarak kotalandırılmadır.

 

Türkiye’de çok fazla katma değer sağlamayan inşaat sektörün de yapılan yatırımın yarısının makine ve nitelikli üretime yapılması durumunda ülkemizin sağladığı katma değer çok fazla olacaktır.  Nitelikli yatırımın geri dönüşü zaman almasından dolayı yatırımcılarımız hızlı sonuç veren inşaat sektörünü seçmektedir. Fakat bu seçimler genelde çok uzun soluklu olmamaktadır. Hâlbuki nitelikli yatırımın geri dönüşü sabırla beklendiğinde çok uzun süreli ve faydalı olmaktadır.

 

 

 

ACT Otomotiv Ar-Ge Müdürü Umut Onur ŞAHİN

Firmamız, otomotiv sanayine otomasyonlu montaj hatları, kaynak ve kontrol fikstürleri ve direnç kaynak makinaları konularında ekipman tasarım ve imalatı olmak üzere anahtar teslim çözümler sunmaktadır.  İki farklı lokasyonda 4 bin m2 alan üzerine kurulu, 50 kişi ile çalışmaktayız.

 

VW, Toyota, Tofaş, Mahle, Faurecia, Marelli, Beyçelik-Gestamp, Coşkunöz gibi OEM’lere hizmet vermekteyiz. Makine, fikstür ve hatlarımızın %35’ini Avrupa, ABD, Meksika ve Orta Doğu – Kuzey Afrika’ ya ihraç etmekteyiz.

 

Geçen yıl Haziran ayında yaptığımız İtalyan ortaklı yeni bir yatırım ile kapasitemizi %40 arttırmıştık. Buradaki makine yatırımlarımız ve personel istihdam artışlarımız 2021 itibariyle devam edecektir. Ar-Ge tarafında ise otomotiv üretiminde kullanılan yüksek mukavemetli sacların kaynağına odaklanmış durumundayız. 2021 yılında da ar-ge yatırımlarımıza bu doğrultuda devam edeceğiz.

 

2020 yılı 1. Çeyrek 2019 yılının çok üzerinde 2. Çeyrek ise Covid19 sebebiyle geçmiş yılların çok çok altında satış ve ihracat rakamları gerçekleşmektedir.

 

2020 yılı başındaki otomotiv projelerinin ötelenmesiyle birlikte sektördeki her firmada olduğu gibi bizde de bir yavaşlama evresi oldu. Ancak değişik sektörlerdeki yurt içi ve yurtdışı müşteri çeşitliliğimiz nedeniyle işlerimiz durmadan devam etmekte. Ancak kriz önceki rakamlara dönüş sürecinin uzayacağını düşünüyoruz.

 

Yurtdışındaki müşteri ve partnerlerimizle uzun zamandır zaten uzaktan erişim, online toplantı vb. uygulamaları yapıyorduk. Ancak pandemi ile birlikte evden çalışma modeli de süreçlerimize girmiş oldu. Artık aynı şehirdeki müşteri ve tedarikçilerimizle bile dijital ortamlarda çözümler üreterek süreçleri hızlandırabiliyoruz.

 

Ülkemizdeki makine üreticileri birçok bilinen yabancı markalarla rekabet edebilir durumdadır. Avrupa, ABD, Japon markaları kalitesinde ve daha ucuz makinalar yapmaya çalışırken Çin’den ithal edilip etiketi değiştirilerek yerli marka algısıyla satılan makinelerin de sektörden pay almaya başladığını görüyoruz. Bu durum son kullanıcıya orta vadede kalitesizlik maliyeti olarak daha büyük rakamlarla yansıyor. Dolayısıyla ithalat, yerli üretim ve satış tarafında daha sıkı denetim, kontrol ve yasal düzenlemelerin olması gerektiğini düşünüyoruz.

 

Nitelikli eleman konusu sadece sektörün değil ülkenin en önemli sorunlarından biri. Ülkemizdeki genç işsiz oranı genel işsizlik oranının iki katı kadar. Bir yandan işe ihtiyacı olan gençlerin olduğu bir yandan da nitelikli elemana ihtiyaç duyan bir sanayinin olduğu bir ortamda geldiğimiz bu durum eğitim sistemimizin durumunu ortaya koyuyor. Yurtdışında meslek liseleri ile ilgili uygulanan çok iyi modeller var.

 

Bursa, gerek büyük makine imalatçıları gerekse KOBİ’leriyle birlikte sadece ülkemizde değil dünyada da bir marka.

 

 

 

Ales Pres Makina Sanayi A.Ş. Satış ve Pazarlama Müdürü Mustafa KARAKOÇ

Geçmişi 1959 yıllarına dayanan ve dört kuşaktan bu yana süregelen talaşlı imalat birikimini ürünlerine yansıtan Ales Pres, 2004 yılında Gera A.Ş. tarafından Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi Bursa da C tipi eksantrik pres makinelerini üretmek amacıyla kuruldu. 2015’ten beri de üretimini Hasanağa OSB’deki ultra modern fabrikasında sürdürmektedir. Bugün dünyanın önde gelen eksantrik pres üreticileri arasından sıyrılmayı başaran Ales Pres, hassasiyet, sağlamlık ve güvenilirlikte ilk akla gelen pres markası olmayı başarmıştır.

 

6.500m2 açık ve 4.500 m2 kapalı alana sahip fabrikasında, üst düzey mühendislik kadrosu, kalifiye makine operatörleri, montaj teknisyenleri ve işçi desteğiyle üretim yapmaktadır.

 

Ales Pres bugün özellikle 400 ton ve üzeri büyük preslerin üretimine odaklanarak büyük ölçekli global firmalar tarafından istenen ve aranan pres üreticisi olmayı başarmıştır.

Ağırlıklı olarak Eksantrik Mekanik Presler ve Link Drive Preslerimizle otomotiv ve yan sanayi sektörüne hitap ediyoruz. Dünyanın en büyük otomotiv yan sanayi firmalarından birisi için ürettiğimiz 1000 ton Link Drive Progressif Presimiz ve yine en büyük otomotiv yan sanayi firmaları için ürettiğimiz 630 ton ve 800 ton preslerimiz ile büyük bir ivme yakaladık.

 

Ağırlıklı olarak tüm Avrupa ülkeleri başta olmak üzere, Kuzey Afrika ya satışlarımızı gerçekleştirmekteyiz.

 

Ales Pres olarak müşterilerimizin istekleri doğrultusunda katma değeri yüksek, özel üretim yapmaktayız. Sektöre sunacağımız yeni ürünlerimiz başta Servo presler olmaz üzere, Panel Radyatör Sektörüne özel geliştirdiğimiz sadece Panel radyatör üretecek şekilde özel olarak tasarlanmış panel preslerimizdir.

 

2021 yılının ilk 6 ayı için pandemi nedeniyle tüm planlarımızı tekrar yapıyoruz. Dünya genelinde mevcut olan ciddi yavaşlama herkesi olduğu gibi bizi de ciddi etkilemiştir. Özellikle otomotiv sektöründe yaşanan daralma pres taleplerini de etkilemiştir. En kısa sürede kriz öncesi rakamlara dönmeyi ümit ediyoruz. Herkesin kriz öncesine dönebilmesi için çok nitelikli, zamanı doğru planlayarak ve katma değer yaratarak çalışması gerekiyor.

 

Nitelikli eleman dendiğinde akla ilk gelen kendi konusu ile alakalı yeterli donanım ve yabancı dil bilgisine sahip olması gelmektedir. En çok yaşadığımız sorun teknik alt yapıya ve yabancı dil bilgisine yeterince sahip olan adaylara ulaşmamaktır.

 

Makine sektörü Bursa ekonomisinin en önemli lokomotiflerinden birisidir. Bursa’da yer alan büyük ölçekli makine firmaları, Bursa’nın makine sektöründe ne kadar başarılı olduğunu da göstermektedir. Bursa’nın sektördeki ağırlığının daha da artması için yerel medyanın Bursa’yı daha etkin tanıtması, Bursa’ya özel fuarların yapılması, genel anlamda bir farkındalık oluşturulması gerekir.

 

Son 15 yıldır Preslerimizi 40’ın üzerinde ülkeye ihraç ediyor ve hiç eksilmeyen bir kalite ve servis anlayışı ile Türkiye ve dünya piyasalarında öncü bir marka konumunda olmayı sürdürüyoruz.

 

 

 

Hid-Tek Proje – Satış Sorumlusu Mustafa DAĞDELEN

Hid-Tek firması olarak 33 yıldır faaliyet göstermekteyiz. 21 yıldır WINMAN markamızla hidrolik, pnömatik, vakum, hortum ve lineer hareket kategorilerinde, Bursa merkez olarak; 9 şube, 16 bayii ağıyla 300 kişilik bir kadroyla Türkiye genelinde hizmet vermekteyiz. Yurt içi satışlarımızın yanı sıra 14 ülkeye ihracat yapmaktayız.

Firmamız 60.000 çeşit stoklu ürün gamıyla hizmet vermektedir. Ayrıca;

Hizmet ve ürün yaklaşımında örnek ve öncü olan kuruluşumuz; milli ve yerli bilgi birikimi oluşturmak ve arttırmak, Devlet kurumsallığı ile kültürünü geliştirmek, yenilikçi, rekabetçi ve yüksek katma değerli ürünlerin oluşumunu arttırmak amacıyla 2016 senesi itibariyle kuruluş çalışmalarına başladığı “AR-GE Merkezini” 21/07/2017 tarihinde “Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı” denetimleri ve oluruyla belgelendirmiştir.

Yeni dönemde Servo Motor kontrollü lineer aktuatörler ve modüllerin üretimine daha da hız vermeyi planlıyoruz. Bu ürünler ile birlikte kolaboratif robot uygulamaları ve servo pres ürün gruplarında ciddi yatırımlar yapmaktayız.

Pandeminin başladığı dönemlerde üretim sektörünü önemli ölçüde etkiledi. Sektördeki birçok firma iş durdurma ve yarı zamanlı çalışma sistemine döndü, bu durum haliyle bizi de etkiledi. Bu süreçte, online eğitimlerle birlikte canlı destek sistemimizi aktif ettik dijital mecrayı daha aktif hale getirdik.

Makine imalat sektörünün en büyük sorunlarından bir tanesi, üretilen makinelerin üzerinde bulunan ithal ekipmanlardır. Bu kullanılan ithal ürünler ile makine imalatçılarımızın yurt dışında rekabet şansı azalmakta hem de her makine ile ithal ürün oranımız artmaktadır. Ayrıca merdiven altı diye tabir ettiğimiz kayıt dışı ve kalitesiz üreticilerin makineleri sebebi ile Türkiye üretimi makinelerin de imajı zedelenmektedir.

 

Yerli makine kullanımını sonuna kadar destekliyoruz, kullanılacak makine eğer Türkiye’de üretiliyorsa, kesinlikle bizim makinelerimiz tercih edilmelidir. Ayrıca yerli makinelerimiz üzerinde yerli ürünler kullanılması gerektiğini düşünüyoruz. Yerli makinecilerin yanında yerli endüstriyel ekipman üreticileri de bu konuda teşvik edilmelidir.

 

Nitelikli elemana ulaşmak her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de zor. Bu durumu yeni mezun arkadaşları istihdam edip, kendi kültürümüzle yetiştirerek, eğiterek çözmeyi başardık. Bu vesileyle hem genç beyinleri sanayiye kazandırıyoruz hem de yeni mezunlara güvenerek kendilerine güvenlerini arttırmış oluyoruz.

Makine sektörü Bursa için çok önemli bir konumdadır. Bursa Türkiye’de makine ihracatında ikinci sırada yer almaktadır. Sektördeki ağırlığımızın artması için tanıtım faaliyetlerinin kesintisiz devam etmesi gerekmektedir. Bursa’da gerçekleşen fuarların yurt dışı ziyaretçilerine ulaştırılması ve B2B organizasyonlarının artırılması faydalı olacaktır.

 

Yorumlar (0)
14
parçalı az bulutlu