banner8

banner6

BUİKAD: İşte kadın

Av. Oya Eroğlu BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Zaten var olan eşitsizlik pandemide daha da derinleşti Pandemi etkisiyle daralan ekonomilerde eşitsizlikler derinleşiyor; kadınlar pandemi döneminde daha çok ekonomik kayıp yaşıyor.

Gündem 30.11.2020, 20:26 30.11.2020, 20:26
BUİKAD: İşte kadın
Av. Oya Eroğlu
BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı

Zaten var olan eşitsizlik pandemide daha da derinleşti

Pandemi etkisiyle daralan ekonomilerde eşitsizlikler derinleşiyor; kadınlar pandemi döneminde daha çok ekonomik kayıp yaşıyor.
Artan hasta sayısı ile ekonomiler üzerinde baskı devam ediyor. Küresel çalışmalar gösteriyor ki baskının yarattığı sosyoekonomik sonuçlar kadınlara erkeklerden daha çok zarar veriyor. Kısıtlamalarla artan ev içindeki iş yükü, iş ve gelir kayıpları zaten cinsiyet eşitsizliğinin hala kuvvetli olduğu ekonomik düzende kadınların işini daha çok zorlaştırıyor.
Kadınların yoksulluk riski arttı; kadınları daha
yüksek oranda bir işsizlik bekliyor
Türkiye’de salgın öncesi dönemde, kadınların işsizlik oranı yüzde 16.3 ile erkeklerden çok daha yüksek düzeyde idi. Bu işsizlik oranlarıyla karşı karşıya olan kadınlar pandemi döneminde ve sonrasında düşen emek talebi karşısında erkeklere göre çok daha riskli konumdalar.
Kayıt dışı ekonomilerde ve ekonomik güvenliği olmayan işlerde daha fazla yer alan kadınlar zaten daha az kazanıp, daha az tasarruf edebiliyorlardı. Üstelik gelir dışında sağlanan sigorta, işsizlik desteği gibi uygulamalar kadınlara daha az ulaşıyor.
Birleşmiş Milletler rakamlarına göre kadınların iş saatleri %42 azalmış durumda. Bu süreçte gelir sağlayan iş yükünün azalması kadar, gelir sağlamayan iş yükünün artması da önemli. Özellikle okulların kapanması ile hane içinde çocuk bakımının getirdiği sorumlulukların erkeklere göre kadınları daha çok etkilediğini görüyoruz. Ekonomik zorluklar dışında Birleşmiş Milletler’in “gölge pandemi” olarak tanımladığı kadına karşı şiddette de bu süreçte büyük artışlar görülüyor.
Pandeminin kadınların ekonomik devamlılığı üzerinde etkisi erkeklerden çok daha fazla olacak. Daha az kazandıkları, daha hassas işlerde çalıştıkları için kadınların uzun dönemli ekonomik şokları absorbe etmeleri çok daha zor. Kadınlar uzun süre işsiz kaldıktan sonra iş bulma umutları düşüyor ve iş yaşamından çekiliyorlar. Uzun dönemde kadınları da kapsayan sürdürülebilir kalkınma amaçlarına daha hassasiyet göstermeliyiz.
Ardı ardına açıklanan teşvikler milli politikalarla uyum içerisinde ilerlemeli ve cinsiyet eşitliğini öncelik haline getirmeli. Bu bütçenin bir kısmının kadınların ağırlıkta olduğu veya ağırlıkta etkilendikleri sektörlere akması önemli.
Kadın emeği açısından kritik olan sağlık, eğitim,
gıda gibi sektörlerde çalışma koşulları ağırlaştı
Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de kadın istihdamının önemli bir kısmı salgın açısından önem arz eden toplum hizmetlerinde çalışıyor: Başta sağlık, yaşlı ve engelli bakım hizmetleri, sosyal hizmetler, ev ve yemek hizmetleri, eğitim, gıda ve perakende hizmetleri gibi. Salgın koşulları altında bu sektörlerdeki mesai saatleri arttı ve çalışma koşulları (sağlık riski de dahil olmak üzere) daha zorlayıcı hale geldi. Ekonomik alanda zaten dünyadaki en büyük toplumsal cinsiyet uçurumlarına sahip olan Türkiye’de, salgın döneminin bu uçurumları kadınlar aleyhine daha da arttırdığını gösteriyor.?
Verilere göre kadınlar sağlık ve hizmet sektörlerinin üçte ikisini oluşturuyor. Desteklerin odaklanması gereken sektörlerin başında kadınların işgücünün çoğunu oluşturduğu perakende, konaklama, tekstil sektörleri gelmeli. Teşvikler kadın sahipliğindeki işletmeleri desteklemeli, özellikle küçük işletmeler ayakta tutulmalı. Ekonomide kadın istihdamını artıracak programlara ağırlık verilmeli ve özellikle çocuk-yaşlı bakımını kolaylaştıracak yatırımlar yapılmalı.
Türkiye’de kadınlar gelirlerinin %52’sini kaybetti
Örneğin Avrupa ve Orta Asya bölgesinde en yüksek gelir kaybı yaşayan kadınların %52 kayıp ile Türk kadınları olduğu görülüyor. Bu rakam Kuzey Makedonya’da %15 seviyelerinde. Gelir sağlamayan hane içi iş yükü kadınlar için çok daha büyük oranda arttı. Türkiye’de pandeminin yarattığı etkilere cinsiyet boyutunu da atlamayan, koordineli bir bakış ile yaklaşmak önemli. Ülkede zaten cinsiyet eşitsizliği ve kırılganlığı var. Tüm paydaşların daha dayanıklı ve sürdürülebilir bir ekonomi için çalışması gerek. Bu adımlar sosyal hizmetler olabilir, kadınlara nakdi destek olabilir, temel giderleri azaltacak adımlar, kadınların sahipliğindeki işletmelere destek, sektör odaklı yardımlar olabilir. Tüm bu desteklerin ve programların kimseyi geride bırakmaması çok önemli.
Eğer iş hayatında cinsiyet eşitliği sağlanmazsa 2030 yılında küresel ekonominin kaybı 1 trilyon dolar olacak. Ancak eşitlik sağlanırsa kazanç 13 trilyon doları buluyor. Sadece pandeminin etkilerini görüp, cinsiyet eşitliğinin sağlanması için harekete geçilmesi bile küresel ekonomiyi önümüzdeki 10 yılda 8 trilyon dolar daha fazla büyütecek.
Kadınların dışında bırakıldığı bir ekonomik toparlanma dünya ülkelerine milyarlarca dolar zarar getirebilir. Sürdürülebilir toparlanmayı kadınların ekonomik katılımı sağlayacak. Kadınlar olmadan tam toparlanma olmayacaktır.

BUİKAD’ın amacı iş dünyasında kadının yerini güçlendirmektir
İş kadını ile güçlü bir Türkiye’ye ulaşmak vizyonuyla yola çıkan Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği, yaşamın her kesiminde kadının varoluşunu sağlamak ve güçlendirmek amacıyla yol gösterici olmayı, girişimci kadın sayısını arttırmayı, kadının yasama ve karar verme süreçlerindeki etkinliğini ve yönetsel gelişimini desteklemeyi hedeflemiş ve bu doğrultuda stratejilerini hayata geçirmiştir. EKO HABER Gazetesi’nin yeni yayın döneminde bundan sonra sizler ile “Kadına daha iyi çalışma koşulları kazandırmaktan çok, kadının rekabetçi iş hayatında yetkinliklerini arttırarak varoluşunu güçlendirmek” için bu sayfalarda buluşacağız.

İlham veren kadınlar
Nurten ÖZTÜRK
Opet Petrolcu¨lu¨k
Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi
Türkiye’nin başarılı iş kadınlarından Nurten Öztürk, Mengen’de 1949 yılında dünyaya geldi. İlk ve ortaokulu Mengen’de tamamlayan Öztürk, Sinop Kız Öğretmen Okulu, Çapa Yüksek Öğretmen Okulu ve Fen Fakültesi Zooloji-Botanik bölümünden mezun oldu. İş hayatına 1971 yılında Akşehir Öğretmen Okulu ’da Biyoloji öğretmeni olarak başladı. Nurten Öztürk, aynı yıl okul arkadaşı Fikret Öztürk ile evlendi.
İş kadını Öztürk, görev aldığı tüm okullarda laboratuvar çalışmalarına öncelik verdi. 1984 yılında öğretmenlikten ayrılarak aile şirketi olan ve 1980 yılında kurulan Öztürkler Petrol Ltd. şirketinde çalışmaya başladı. Nurten Öztürk, eşi Fikret Öztu¨rk ile birlikte 1992 yılında İstanbul’a gelerek Türkiye’nin ilk yerli akaryakıt şirketi olan OPET Petrolcülük A.Ş.’yi kurdu. Şirketin kurulmasından itibaren her bölümünde görev yaptı. Nurten Öztürk, toplumsal sorunların çözümüne odaklanan birçok sosyal sorumluluk projesine liderlik ediyor. Özellikle toplumda büyük yankı uyandıran “Temiz Tuvalet Kampanyası”, “Yeşil Yol Projesi”, “Örnek Köy Projesi”, “Tarihe Saygı Projesi” ve “Trafik Dedektifleri Projesi’nin fikir lideri ve yöneticisi oldu. Nurten Öztürk, bugüne kadar beş büyük sosyal sorumluluk projesiyle 20 milyondan fazla kişinin hayatına birebir dokunan nadir kişilerden biri… Çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından pek çok kez ödüle layık görülen Nurten Öztürk, TBMM tarafından ülke yararına karşılıksız hizmette bulunan kişi ve kurumlara verilen “Üstün Hizmet Ödülü”ne layık görüldü. Türkiye’nin globaldeki en itibarlı 50 iş insanı arasında yer alan Öztürk, Fortune 500 Ödu¨lleri kapsamında iş dünyasında ve toplumda özel bir yeri olan, topluma sosyal katkı sağlayan iş insanlarına verilen Pozitif Enerji Ödu¨lu¨‘nu¨n de sahibi. Öztu¨rk, 2019 Mart ayında Paris’te Unesco’nun genel merkezinde Troya Yılı kapsamında Tevfikiye Köyu¨’nu¨n ‘Arkeoköy’e dönu¨şu¨mu¨nu¨ anlatarak OPET’in vizyonunu uluslararası bir platforma taşıdı. Bugün her biri markalaşan OPET’in Bilinçli Toplum Projeleri nedeniyle aldığı teşekkür mektupları, ülkemizin seçkin kurumları, IPRA, STEVIE ve COMMUNITAS Awards gibi uluslararası platformlar tarafından layık görüldüğü ödül ve plaket sayısı yüz bini aştı. Halen OPET Yönetim Kurulu Kurucu üyesi olarak görevine devam ediyor.

İş hayatında kadın olmak
Kadınların Kariyer Engelleri
(Cam Tavan Sendromu)
İş yaşamında kadınların başarı ve becerilerine rağmen engellenmesi, literatürde “cam tavan” kavramı olarak adlandırılmaktadır. “Cam tavan”, iş hayatında üstün bir ırk ya da cinsiyetin kariyer basamaklarını çıkarken açıkça ifade edilemeyen nedenlerden dolayı görünmez bariyerlerle karşılaşması anlamına gelen bir metafor olarak kullanılmaktadır.İlk kez 1986 yılında Wall Street Journal tarafından kaleme alınan bu ifade; erkeğin çalışıp para kazanan, kadının ise çocuk ve ev işleriyle uğraşan cinsiyetler olarak kabul edildiği ataerkil toplumlarda daha da gözle görülür bir haldedir.Yapılan araştırmalar, iş yaşamındaki cinsiyetler arası uçurumun kısa vadede kapatılamayacak kadar yüksek olduğunu ve hiçbir ülkede cinsiyet eşitliğinin tam olarak sağlanamadığını ortaya koymaktadır.

Gülriz Sururi bebekleri
kız çocuklarını okutuyor
Kız çocuklarının eğitim masraflarını karşılamak için bez bebek üreten kadınların hayata geçirdiği ‘Puduhepa ve Kız Kardeşleri’ projesinin üçüncü bez bebeği Gülriz Sururi oldu. Tarihteki ilk barış anlaşması olan Kadeş’te mührü bulunan Hitit Kraliçesi Puduhepa’dan ilham alınarak 2018 yılında başlatılan ‘Puhudepa ve Kız Kardeşleri’ projesinde ikinci bez bebek NASA’da çalışan ilk Türk astrofizikçi Dilhan Ege Eryurt adına üretilmişti. Üçüncü bez bebek ise yaşamı boyunca sanat ve kız çocuklarının eğitimi için çalışan Gülriz Sururi adına ‘Gülriz Sururi Yeniden’ projesiyle duyuruldu. Bebeklerin yaratıcısı Renan Tan Tavukçuoğlu’na üretim sürecinde Bartın’dan Bursa’ya, Karabük’ten İstanbul’a Türkiye’nin dört bir yanından elliden fazla kadın yardımcı oluyor. Projeyle kız çocuklarının eğitim masraflarının karşılanması amaçlanıyor.

Toplumsal cinsiyet eşitliği
istatistiklerinde son durum
Birleşmiş Milletler İstatistik Birimi, toplumsal eşitliklerle ilgili 25 yıl önce kabul edilen Pekin Eylem Platformu’ndan bu yana verilen taahhütleri inceledi. Birleşmiş Milletler İstatistik Birimi, toplumsal cinsiyet eşitliği eğilimleri ve istatistikleriyle ilgili yeni bir rapor yayınladı. ‘The World’s Women 2020: Trends and Statistics’ (Dünyanın Kadınları 2020: Eğilimler ve İstatistikler) isimli raporda, 25 yıl önce kabul edilen Pekin Eylem Platformu’ndan bu yana verilen taahhütlerle ilgili ne gibi ilerlemeler kaydedildiği inceleniyor.
Pandemide kadın üç kat fazla çalıştı
Rapor, istatistikleri dünyanın altı bölgesinden toplumsal cinsiyet eşitliği durumunu analiz etmek için kullanıyor. Ekonomi ilgili olarak rapor, koronavirüs pandemisi süresince kadın ve erkeklerin ev içi ücretsiz bakım işlerinde şartların ağırlaştığını, kadınların küresel olarak ev ve bakım işlerinde erkeklere oranla üç kat daha fazla saat çalıştığını ortaya koyuyor. 2020’de çalışma yaşında olan kadınların, erkeklere göre sadece yüzde 47’sinin iş hayatında olduğu, bunun ise 1995 yılından beri aynı oranda devam eden bir açık olduğu belirtiliyor. Erkeklerde çalışma oranı ise yüzde 74.
Kadın yönetici oranları değişmedi
Rapor, karar alma ve güç konularında, kadınların 2019 yılında sadece yüzde 28’inin yönetici pozisyonunda olduğunu ortaya koyuyor. Bu ise 1995 ile neredeyse aynı seviye. 2020 yılında en zengin 500 şirkette kadın yönetici oranı yüzde 7.4 düştü. Ankete katılan şirketlerin, genel müdür pozisyonunda çalışmakta olan kadın oranı ise yüzde 18’de kaldı. Eğitimde, kız ve erkek çocuklarının dünyanın birçok bölgesindeki katılımının neredeyse eşit olduğu ortaya çıktı. Hatta yükseköğretimde kadın oranının erkekleri geçtiği görülüyor. Kadına karşı şiddette ise günde yaklaşık 137 kadın, partnerleri veya yakınları tarafından öldürülüyor. Tüm dünyada son 12 ayda partnerlerinden fiziksel veya cinsel şiddet gören kadınların oranı yüzde 18 oldu.

 

Yorumlar (0)
14
parçalı az bulutlu