banner8

banner6

Akademika Ambalaj'dan dijital hamle

Gündem 01.03.2021, 21:04 01.03.2021, 21:04
Akademika Ambalaj'dan dijital hamle


 

Sektörde 30 yıllık tecrübeye sahip Ramazan Kaya’nın kurduğu Akademika Ambalaj, deneyimli kadrosu, çevreci üretimi ve çağı yakalayan teknolojileriyle oluklu mukavva ambalaj sektörüne yön veren firmalardan. Kaya firmanın başarısındaki anahtar rolün insana ve çevreye verdiği değer olduğunu vurguladı.

GESİAD Başkanlığının ardından, MARSİFED Başkanlığı göreviyle de STK’lardaki çalışmalarını sürdüren Kaya, bunu bir vatandaşlık vazifesi olarak gördüğünü ifade etti. Kaya, pandemi nedeniyle ertelenen Ticaret Köprüsü etkinliğini, ise geniş katılımla dijital ortamda gerçekleştirmeye hazırlandıklarını söyledi.

Uludağ Üniversitesi’nde hazırladığı yüksek lisans teziyle birlikte ambalaj sektörüne adım atan Ramazan Kaya, sektörde 6 yıllık profesyonel iş tecrübesinin ardından 2002 yılında kurduğu Akademika Ambalaj ile oluklu mukavva koli ve seperatörleri üretiminde önde gelen firmalardan biri olmayı başardı. Kuruluşundan itibaren geçen süreçte emin adımlarla büyümesini sürdüren Akademika Ambalaj, 2017 yılında Bursa OSB ve Nilüfer OSB sınırında yer alan Minareliçavuş Mahallesi’ndeki tesisine taşındı. Çevreci ve kaliteli üretimiyle otomotiv başta olmak üzere tekstil ve gıda gibi farklı sektörlere yönelik üretim yapan firma, teknolojik gelişmeleri de yakından takip ediyor. Firma Genel Müdürü Ramazan Kaya, firmaların güçlendikçe otomasyona ve teknolojiye yatırım yaptıklarını anımsatarak, dijitalleşme hamlelerini kısa sürede devreye sokacaklarını dile getirdi. Başarılı ve istikrarlı iş hayatının yanında sivil toplum kuruluşlarında da aktif olarak görev alan Ramazan Kaya, Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Mezunlar Derneği’nde (BİMED) 4 yıl başkanlık, 4 yıl da başkan yardımcılığı yaptı. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın kağıt ve ambalaj komitesinde de bir dönem başkanlık yapan Kaya, Bursa Genç Sanayici İş İnsanları ve Yöneticileri Derneği’nde (GESİAD) 2 yıl başkanlık görevini üstlendi. Kaya şu anda 10 iş insanları derneğinin bağlı olduğu Marmara ve İç Anadolu Sanayici İş Adamları Dernekleri Federasyonu (MARSİFED) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürüyor. “Başkanlar ve İşleri” röportaj dizimizde Ramazan Kaya ile sektörü, Akademika Ambalaj’ın 2020 yılı performansı ve gelecek hedeflerini ve ekonomide yaşanan güncel gelişmeleri değerlendirdik.

Kısaca firmanızdan bahseder misiniz? Kuruluşunuzdan bugüne gelen süreci kısaca anlatır mısınız?
Firmamız, 2002 yılı Temmuz ayında kuruldu. Ancak benim sektör tecrübem 1996 yılına kadar uzanıyor. İş hayatına başlamadan önce de sektörle alakalı yüksek lisans tezi çalışmam oldu. Akademika Ambalaj’ı kurduğumuz ilk yıllarda, Fethiyeköy’de 200 metrekarelik bir iş yerinde alım satım yapıyorduk. Sonrasında Nilüferköy’de 2 bin metrekarelik müstakil bir fabrikaya taşınarak, üretime de başladık. Yaklaşık 11 yıl burada faaliyetlerimizi sürdürdükten sonra 2014 yılında Minareliçavuş bölgesine geçtik. Bu bölgedeki ilk fabrikamızda 3,5 yıl üretim yaptık. İşlerimiz büyüyüp kabuğumuza sığmayınca, 2017 yılında şu anda bulunduğumuz tesise taşındık. Minareliçavuş bölgesini tercih etmemizin sebebi de müşteri portföyümüze yakın hem de merkezi bir konum. 9 bin metrekaresi kapalı alan olmak üzere toplam 13,5 bin metrekare üzerine kurulu fabrikamızda, 50 kişilik kadromuzla oluklu mukavva, koli ve kutu imalatı yapıyoruz. Bunun yanı sıra oluklu mukavva ile ilgili seperatör gibi diğer yan ürünleri de üretiyoruz. Yıllık 12 bin ton üretim yapabilecek kapasiteye sahibiz. 2008’de yaşanan küresel ekonomik kriz, sonrasındaki süreç ve son olarak da Covid – 19 salgını, bu kapasiteyi tam olarak kullanmamamıza sebebiyet verdi. Şu andaki hedefimiz yıllık 6 bin ton üretim. Ağırlıklı olarak otomotiv sektörüne yönelik üretim yapıyoruz. Portföyümüzün yaklaşık yüzde 75’ini bu sektördeki firmalar oluşturuyor. Ama ürün yelpazesine sahip olduğumuz için tekstil, gıda gibi farklı sektörlere de hizmet veriyoruz. Bursa, otomotivin Türkiye’deki merkezi. Ana sanayilerin yanında çok sayıda tedarikçi firma da şehrimizde. Bu anlamda, faaliyete başladığımız ilk günden itibaren otomotiv sektörünü odağımıza aldığımızı söyleyebilirim.

Pandemi firmanızı nasıl etkiledi?
Pandeminin ülkemizde görüldüğü ilk aylar bizim için sıkıntılı geçti. Üretim kapasitemizin düştüğü, çalışanlarımıza yıllık izin kullandırdığımız aylar oldu. Ancak 2020 yılı Ağustos ayından itibaren toparlanma başladı. Yılın son çeyreği ise çok iyiydi. Özellikle Aralık ayını, daha önceki yıllara kıyasla çok iyi şekilde geçirdik. Yani ilk aylardaki kaybımızı, nispeten son çeyrekte kapattığımızı söyleyebilirim. 2019’a kıyasla 2020 yılında üretimde yüzde 4 tonaj kaybı yaşadık. Ambalaj sektörü mücbir sebep kapsamına alınmadı ve teşviklerin hiçbirinden yararlanamadık. Ancak bu süreçte hiçbir çalışanımızı işten çıkarmadan, bu dönemi atlatmayı başardık.

2021 için öngörüleriniz neler, yeni yatırım planlarınız var mı?
2021’i yaraların sarılacağı bir yıl olarak görüyoruz. Aslında biz geçen yılın başlarında yeni makine yatırımlarımızı gerçekleştirmiştik. Ancak salgın ortaya çıkınca, bu makineleri tam verimle kullanmamız yılın son çeyreğini buldu. Bu anlamda bu yıl da hedefimiz kapasitemizi daha verimli kullanmak olacak.
Sizi bu alanda girişim yapmaya yönelten sebepler neydi?
Uludağ Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldum. Üretim yönetimi ve pazarlama dalında yüksek lisansımı tamamladım. Tez konusuna geldiğimiz zaman hocamız beni ambalaj sektörüne yönlendirdi. Türkiye’deki işletmelerin ambalajlama problemleri ile ilgili bir yüksek lisans tezi hazırlamıştım. Bahsettiğim dönemler 1992 yılı. O yıllarda ambalaj sektörü hızla gelişen, büyüyen ve potansiyelli bir sektördü. Hocamız Prof. Dr. Tuncer Tokol da bunu görerek, beni ambalaj sektörüne yönlendirdi. Böylelikle sektöre adım attım. İlk yıllarda profesyonel yönetici olarak çalıştım ve sonrasındaki süreçte bugüne kadar geldim.
Ben meslek lisesi mezunuyum, sonrasında da bir yıl yüksek okulda eğitim aldım. Yani dört yıllık teknik eğitimim var. Böyle olunca taşlar da bir bakıma yerine oturmuş oldu. Bir işletmede, bu tarz bir iş yaparken teknik bakış açınızın ve bilginizin olmasını gerekiyor. Mesleki eğitimin bu anlamda çok faydasını gördüm.

SEMİH AYDIN

Sektörde 30 yıllık deneyime sahip bir iş insanı olarak, sektörünüze getirdiğiniz yenilikler neler oldu?
Son yıllarda dijitalleşme, otomasyon ve Endüstri 4.0 gündemde. Fakat bizim sektörümüze baktığınızda teknolojimiz Endüstri 2.5 civarında diyebilirim. Sektör olarak Avrupa’daki otomasyonun ve kullanılan teknolojinin çok gerisindeyiz. O aşamaya gelmemiz için zamana ihtiyaç var. Ama bir taraftan da büyüme potansiyeli olan bir sektörüz. Ben teknolojik durumumuzu bu alanda faaliyet gösteren firmaların gücüyle bağlantılı olarak görüyorum. Firmalar güçlendikçe otomasyona, dijitalleşmeye yatırım yapıyorlar. Biz de bu anlamda bu yıl bir paket program uygulamasına geçiyoruz. Ham maddenin gelişinden barkod okutularak sisteme kayıt yapılmasına, üretim planlamasının makinelerde bilgisayarlaşmaya kadar gidecek bir dijitalleşme içerisindeyiz. Kısa zamanda bunun uygulamasına da başlayacağız.
Çevreci üretime önem veren bir firmasınız. Bu konunun sizin için önemi nedir?
Çevreci üretim ne yazık ki kamuoyu tarafından biraz olsun ihmal ediliyor. Firma olarak her platformda üretimimizin ve ürünlerimizin çevreci olduğunu dile getiriyoruz. Oluklu mukavva yüzde 100 çevre dostu bir ambalaj. Geri dönüştürülüp, tekrar kullanılabiliyor. Çevreye bırakıldığı takdirde de kısa sürede toprak ya da suya karışabiliyor. Ancak, biz ne kadar çevreci üretim yapsak da toplumun ve tüketicilerin de bu konuda bilinçlendirilmesi gerekiyor. Diğer ambalaj malzemelerinden oluklu mukavvaya kayış olması gerekiyor. Bu ürünlerin avantajlarının daha fazla dile getirilmesi gerekiyor.

İş hayatınız ve firmanızda olmazsa olmaz ilkeleriniz nelerdir?
Firma olarak hem müşterilerimize hem de çalışanlarımıza karşı şeffaf ve samimi olmaya çalışıyoruz. Bana göre iş insanlarının sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekiyor. Bizlerin en başta çalışanlarımıza karşı sorumluluğumuz var; personelimiz bize güvenerek, firmalarımızda emeklerini ve zamanlarını veriyor, biz de onlara karşı olan taahhütlerimizi yerine getirmemiz gerekiyor. Aynı şekilde müşterilerimize karşı sorumluluklarımız var; onlara taahhüt ettiğimiz şekilde, kalitede, terminde ve fiyatta istedikleri ürünü vermemiz gerekiyor. Bunun yanında çevreye karşı sorumluğumuz var; üretimimizi çevreyi kirletmeden, doğaya dost bir şekilde yapmalıyız. Bunlarla birlikte tedarikçilerimize, devlete, bankalara karşı olan sorumluluklarımız var. Dolayısıyla biz bu sorumlulukların bilinciyle çalışarak, üretimimizi sürdürüyoruz.

Sektörünüzü Bursa özelinde değerlendirir misiniz, Bursa, diğer illere göre hangi konumda?
Bursa’da bizim tarzımızda üretim yapan firmalar daha butik üretim yapıyorlar ya da yapmak zorunda kalıyorlar. Bursa otomotiv sektörü ağırlıklı olduğu için, bizim gibi bu alana yönelik üretim yapan firmalar, günü gününe terminlerini yerine getirmek zorundalar. Bunun için de daha geniş alanlara ihtiyaç duyuyorlar. Fakat, İstanbul’da bizim alanlarımıza sahip bir fabrikada mutlaka oluklu hattı olur ve konfeksiyonla birlikte imalat yapar ve aylık üretimi de 3 bin ton civarında olur. Çünkü orada yer çok daha kıymetli. Bu anlamda Bursa’daki firmaların daha fazla stoklu çalıştığını söyleyebilirim. Bu yüzden, biz ölçek ekonomisi sıkıntısını çok yaşıyoruz. Az miktarlı üretimler yaptığımız için maliyetlerimiz daha yüksek oluyor.

Dijitalleşme ve ölçek ekonomisininin sektörünüzdeki sıkıntılar olduğuna değindiniz. Bunların haricindeki başlıca sıkıntılar nelerdir?
Şirketlerin klasik problemlerinden biri de şirketlerin kurumsallaşamama. Şirketlerin büyüme potansiyeli, şirketin başındaki kişinin vizyonuyla sınırlı kalıyor. Şirketin başındaki kişi vizyon sahibi biriyse, büyüme potansiyeli o kadar yüksek oluyor aksi takdirde büyüme sınırlı düzeyde kalıyor. Bu durum ayrıca Türkiye’deki şirketlerin ortalama ömürlerini de aşağıya çeken sebeplerden bir tanesi. Bunların haricinde firmaların bu dönem yaşadığı en büyük sıkıntılardan bir tanesi de sürekli gelen zamlar. Sektörümüzden örnek verecek olursam; geçen yılın şubat ayıyla, bu yılın şubat ayı arasında fiyat neredeyse yüzde 105 oranında artış gösterdi. Biz de tabiri caizse sandviç gibi olduk. Bir taraftan tedarikçi fiyatlara zam yapıyor ve bunları hemen uyguluyor. Siz de buna uymak zorunda kalıyorsunuz. Ama müşteri tarafında öyle olmuyor. Biz müşterilerimize gelen zamları daha uzun vadede yansıtabiliyoruz. Bu da karlılık oranlarını düşürüyor. Ayrıca sürekli gelen zamları, müşterilerimize anlatmakta zorlanıyor, onlara fiyat artışlarıyla ilgili detaylı bilgi vermek durumunda kalıyoruz.

MARSİFED Başkanı olarak, 2021 yılı için Türkiye ekonomisiyle ilgili öngörülerinizi alabilir miyiz?
Öngörü yapmak gerçekten zor. Çünkü salgın ve aşı çalışmaları noktasında nihai bir sonuca ulaşılmadı. Biz 2021’in ikinci yarısıyla birlikte toparlanmanın yaşanacağını tahmin ediyorduk ancak aşı çalışmalarındaki süreç yavaş ilerliyor. Tüm bunlara rağmen bu yılın, 2020’ye göre daha iyi olacağını temenni ediyorum. Yine de bu süreçten en çok turizm, restoran gibi hizmet sektörü etkilenecektir. 2018’deki rakamlara ulaşmanın 2024’lere sarkabileceği konuşuluyor. Aslında bu durum otomotiv gibi imalat sektöründe faaliyet gösteren sektörler için de söz konusu. Kısacası, virüsün etkilerini tam anlamıyla üzerimizden atmamız birkaç yıl daha sürecek gibi gözüküyor.

MARSİFED olarak 2021 yılında gerçekleştirmek istediğiniz çalışmalar var mı?
Biz bir federasyon olduğumuz için dernekler gibi hareket etmiyoruz. Şu anda bize bağlı 10 dernek var. MARSİFED olarak biz de 40 binin iş insanının üye olduğu, Türkiye’nin en önemli iş dünyası örgütlerinden TÜRKONFED’e bağlıyız. MARSİFED olarak derneklerle, konfederasyon arasında bir nevi köprü görevi görüyoruz. Dernekler arasında işbirliği ve dayanışmayı geliştirmek için çalışıyoruz. Bu kapsamda 2019 yılında Ticaret Köprüsü etkinliği gerçekleştirmiştik. Geçen yıl pandemi nedeniyle bunu ertelemek durumunda kaldık.
Bu yıl etkinliğimizi daha geniş katılımla, dijital ortamda yapmak istiyoruz.

Dövizde yaşanan düşüşten ihracatçı zorlanır mı?
Dövizde geçen aylarda yaşanan hızlı yükselişin ardından, Merkez Bankası ve ekonomi yönetiminde alınan kararlar neticesinde gerileme yaşandı. Ancak ani yükseliş ve düşüş ihracatçı açısından çok büyük bir sıkıntı. Firma olarak biz direkt ihracat yapmasak da bunun sıkıntılarını yaşıyoruz.
Örneğin, bir müşterime 15 Ocak’ta Euro 9 lira civarındayken fiyat verdim, 23 Ocak’ta hammadde fiyatlarımıza yüzde 10 oranında zam geldi. Euro o günden bu yana değer kaybetti. Yani hem sattığım ürün değerini kaybetti hem de ham madde maliyetim arttı.
Bu da yüzde 15’e varan bir zarar yaşamamıza sebep oldu. Sonuç olarak ham madde fiyatlarımız artıyor, döviz düşüyor, bu firmalar için ciddi bir sıkıntı teşkil ediyor. Bu şekilde giderse Türkiye’nin 2021 yılı için ihracat hedeflerini yakalaması mümkün olmayacaktır. Biz kurun stabil olmasını tercih ediyoruz. Ani dalgalanmalar sağlıklı değil.

STK’larda aktif olarak görev almanızın iş hayatınıza sağladığı avantajlar ya da dezavantajlar neler oldu?
STK’larda aktif olarak görev alacaksanız birçok konuda fedakarlık yapmanız gerekiyor. Emeğinizi ve zamanınızı ayırıp, çok iyi bir planlama yapmanız lazım. Bunlardan bir tanesini eksik yaptığınız takdirde başarılı olmanız çok zor. Fakat bunları iyi ve dengeli bir şekilde yapmayı başarırsanız, STK’larda görev almanın olumlu yansımaları oluyor. Çünkü buralar yeni insanlar tanıyıp, network oluşturmanıza vesile oluyor. Ben STK’larda görev almayı ülkemize ve toplumumuza karşı bir sorumluluk, vatandaşlık görevi olarak görüyorum. Bu sayede ülkemize ve halkımıza fayda sağlayabiliyoruz. Buralarda görev almak bir gönül işidir. Bu yüzden beklentisiz ve severek bu işi yapmanız gerekiyor. Aksi takdirde başarısız olursunuz.

Genç girişimcilere tavsiyeleriniz neler olur?
Gençlerin bir girişim yapmadan önce iş hayatına girip, tecrübe yaşamalarını tavsiye ediyorum. Gençlerimiz bazen sabırsız davranıp, eğitimlerini tamamlar tamamlamaz girişimciliğe soyunuyorlar. Ama burada da eğer kaynakları sınırlıysa, bir başarısızlık halinde ticari hayatları başlamadan bitebiliyor. Benim onlara öncelikle tavsiyem, belirli bir alanda, ilgi duydukları bir mecrada bir süre profesyonel, yönetici olarak çalışmaları ve tecrübe kazanmalarıdır. Eğer girişim yapmak istiyorlarsa da sonraki aşamada bu hedeflerini devreye sokmaları gerekiyor.
Öncelikle bir işi öğrenmeniz lazım, tepeden inmekle olmuyor. Başarısız girişimler kaynakların israfı anlamına da geliyor. Ama girişimde bulunma, kendi iş yerinizi açma hevesiniz varsa, çalıştığınız kurumda geçirdiğiniz zaman da önemli. Buralarda çalıştığınız süre arttıkça pasifize olmaya ve rahatlığa alışmaya başlıyorsunuz. Eğer kendi işinizi kurmak gibi bir idealiniz varsa 5 – 6 seneden fazla beklememek lazım.

Yorumlar (0)
17
parçalı az bulutlu