Geleceğimizi inşa edelim

II. Dünya Savaşı tarihin en kanlı savaşı olarak kabul edilmektedir. İnsanoğlunun en büyük çılgınlığının sadece 80 yıl ilerisinde olduğumuz anlaşılıyor. Bu ruh halinin halen etkisinde olmadığımız söylenemez.

Bu dünyanın en kanlı savaşı yaklaşık 85 milyon insanın ölümüne neden olduğu gibi, şehirlerin de yerle bir olmasıyla sonuçlanmıştır.

Londra da bedel ödeyen şehirlerden biriydi hiç şüphesiz…

İngiliz Parlamento Binası büyük yıkma uğramış bugün herkesin fotoğraf çektirdiği Big Ben de tahrip olmuştu. Savaş bitimiyle toplumlar yaralarını sarmak için kollarını sıyırdı. Büyük umutlarla gelecek hayalleri kurmaya başladı. Winston Churchill Westminister’ ın yeniden inşasına başlarken “ İnsanlar binaları şekillendirir, binalar da insanları” ünlü sözünü ifade etmiştir.

Gerçekten de yapıların insanlar üzerinde önemli etkileri söz konusudur. Mimarinin insanların psikolojisi, davranışı, kimlik oluşumu noktasında etkilerinin olduğu bilimsel bir gerçektir.

Millet olarak mimari, kentleşme noktasında çok zayıf kaldığımız açıktır. Bu cennet vatanı güzelleştiremediğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz. Son yıllarda büyük bütçelerle gerçekleşen inşaat yatırımları da şehirlerimizi yaşanmaz hale gelmesini pekiştirmiştir.. Yapılarımız birçok özellikten yoksundur ancak en önemli husus yapıların kalıcılığının olmamasıdır.

İnşa ettiğimiz yapılara geçici gözle bakıyoruz ve kalıcı bir şey yapmayı hiç düşünmüyoruz, her işte olduğu gibi. Ancak başka insanların inşa ettiği yapıları, şehirleri görmek için imkanlarımıza zorlayarak yurt dışına gidiyoruz.

Belki de geleceğimizi inşa etmek için artık yaşadığımız çevreyi kalıcı, kimlikli ve bir duyguyu geleceğe aktaracak bir anlayışla şekillendirmeye başlamalıyız.