banner34

banner50

banner6

Koza HANdan bir turizm rüzgarı esti...

Koza HANdan bir turizm rüzgarı esti. .

Finans 19.04.2010, 21:00 19.04.2010, 21:00
Koza HANdan bir turizm rüzgarı esti...
Koza HANdan bir turizm rüzgarı esti...

10 Nisan Cumartesi akşamı Koza Han muhteşemdi, Faruk Saraçın "Padişahın Esvabı defilesi için düzenlenmişti, ortadaki şadırvanlı mescidin etrafını saran defile platformu ile, ışıklandırmalarıyla, seyirci oturma düzeniyle ve Mehter Takımının kulağı rahatsız etmeyen düzeydeki müziği ile gerçekten muhteşemdi...
Tabii defile, başlı başına muhteşemdi, Faruk Saraç ve ekibinin 1,5 yıllık çalışması sonucu oluşan "Padişahın Esvabı, Osmanlı İmparatorluğuna damgasını vurmuş 36 padişah, 6 valide sultan ve bir şehzadenin giysilerinin, çeşitli tarihsel kaynaklardan elde edilen bilgiler doğrultusunda, günümüz koşullarında yeniden üretildiği 700 parçalık bir gösteri idi.
Gösteri iki bölümden oluşuyordu, birinci bölümde Türklerin Anadoluya göç ederken beraberinde getirdikleri, ardından Anadoluda karşılaştıkları ve de İstanbulda yaşayan Hristiyan-Bizans kültürüyle harmanlanan, 13. yüzyıl ile 18. yüzyıl arasındaki Osmanlı giyim tarzına ait örnekler sunuluyordu. Bu bölümde Osmangaziden başlayıp III. Selime uzanan padişah ve valide sultan giysilerini gözler önüne seriyordu. Tabii bu giysilerin belli bölümünün Osmanlının ilk başkenti olan Bursamızdaki yaşam tarzını yansıtması, defileyi de 15. yüzyılda II. Beyazıd tarafından yaptırılan tarihi mekan içinde izler olmamız ayrı bir heyecan veriyordu.
İkinci bölümde ise, III. Selim döneminde başlayan tekstildeki yeniliklerle, frank stili kıyafetlerin Osmanlı yaşam biçimiyle karışmasından meydana gelen son dönem Osmanlı giyim tarzını canlandırıyordu.
Faruk Saraç, "Bu koleksiyon, benim bir modacı olarak 700 parçalık yorumumdur derken, 700 yıllık bir Osmanlı yaşam tarzının hikayesini üç boyutlu olarak gözlerimizin önüne seriyordu.
Defileyi, Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliğinden dostlarla beraber izlerken, onları bilmem ama, ben hep hayaller kurdum. Aslında o gecede yaşanan tarih ortamı, bu mekanda neler sunulabileceğinin yönlerini çiziyordu adeta...
Bana göre ilk yön, bu paha biçilmez mekanın, haftanın 7 günü, gündüz ve geceleri insanlara ve özellikle Bursayı görmeye, Bursada zaman geçirmeye gelenlere hizmet eder olmayı çiziyordu.
Ve tabii hemen ardındaki de, mekanın gecenin gizemi içinde saklanan ve gün ışığıyla gözler önüne serilen çirkinliklerinden kurtulmayı işaret ediyordu, hani geçen yazımda bahsettiğim Sayın Valimizin konuşmasına daha başlarken işaret etmek zorunda kaldığı çirkinliklerden kurtulmayı...
Aslında hiç de zor değil, önemli olan kararlı olmak ve ardından işin erbabına, mekanın güzelliklerini ortaya çıkarttırmak gerekli, bunu yapmak ise bizim ecdadımıza olan bir vefa borcumuz, unutmayalım ki bu güzellikleri taa 1491de, mimar Abdül ula bin Pulat Şah bizlere hediye etti, hem de bugün bizlerin hayal bile edemediğimiz bir yapı estetiği içinde Mekanın aslına uygun hale getirilmesinin ardından, içindeki 700 yıllık yaşamın dünya insanının merakına, içinde yaşama isteğine yön veren okları sıralamalıyız, bakın bu anlamda Faruk Saraç nelere işaret ediyor; "...sunulan servisle, çay bardağı ile, kahve fincanıyla, belki padişah macunuyla, esnafın vitrinlerindeki ürün sergileriyle, simitçisiyle, ayakkabı boyacısıyla ve onların kıyafetleriyle Koza Han taşıdığı tarihi değerleri ziyaretçilerine hissettirmeli, onları içinde daha uzun zaman geçirmeye, hafızalarında yer ettirmeye, tekrar gelmeye yönlendirmelidir.
Bunları yazarken, Recep Altepe, Atatürk Caddesinde başlattığı, Cumhuriyet Caddesinde başlatacağı "bina cepheleri temizleme-düzenleme işinin bir benzerini Koza Handa yaptıramaz mı?diye düşünüyorum. Gene Recep Altepe, kentimizin yöneticisi olarak ve hatta marka kent olma yolunda ilerleyen Bursa lokomotifinin makinisti olarak, iç Koza Hanı restore eden BESOB yönetimi ile Birlik yönetimini ve mülk sahiplerini bir araya getirip, bir bütünlük içinde, dünyaya açılan bir Koza Han oluşumunu masaya yatıramazlar mı, bu oluşumun, çeşitli yönleriyle, konularının uzmanlarınca planlanmasına, projelendirilmesine ve pazarlanmasına yönlendiremezler mi?
Koza Han yaşamını, ülkemizin ve kentimizin isim yapmış firmalarının açacağı pastahane ve lokantalarla, Avrupalıların tadını Türklerden öğrendiği kahveyi, kendisine özgün tarihi mekan içinde yudumlayacağı kahvehanelerle renklendiremezler mi? Tarihimizin derinliklerinden gelen müziğimizin özenle seçilmiş örnekleriyle ve uygun tondaki sesiyle kulakları dolduramazlar mı? Ve tabii, Koza Han yaşamını, haftanın 7 günü, akşamları dahil günün canlı saatleriyle bütünleştiremezler mi?
Defile boyunca hep bunları hayal ettim, defilenin estirdiği rüzgarın, Bursanın kapısını aralamaya çalıştığı turizm sektörünün önünü açmasını düşündüm. Nasıl 1 milyon nüfuslu Pragta her yıl 20 milyon turist ortaçağ yapılarının içinde, surlarının dibinde, yaşamlarının unutulmaz anılarını içle- rine dolduruyorlarsa, neden biz de farklı değerlerimizle onlara yeni ufuklar açmayalım?
Gelin bu yeni ufuklara, bir küçük ve fakat sağlam adımla, Koza Hanla açılalım...

Sayı: 728 - Sayı'nın Kapağı

Yorumlar (0)
12
kapalı
banner35
Günün Anketi Tümü
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
banner18