banner34

banner6

Kalite, ama önce eğitimde...

Kalite, ama önce eğitimde. .

Finans 26.04.2010, 21:00 26.04.2010, 21:00
Kalite, ama önce eğitimde...
Kalite, ama önce eğitimde...

KalDerin, Busiad, Bursa Valiliği, Uludağ Üniversitesi ve Aiesec ile kolkola girerek düzenlediği "8. Kalite ve Başarı Sempozyumu, adıyla tanımlanacak tarzda, kalite ve başarı ile sürdürüldü, sempozyumda "Değişen Dünya Düzeni ana tema olarak işlendi, bu temanın köşe taşları ise, "Yeni İklim, "Yeni Ekonomi ve "Yeni Yaşam idi.
Sempozyum, gerek işlenen tema içerikleri ve gerekse konuşmacılarıyla geleceğimize giden yolları çiziyordu adeta ve bu yollar şöyle dillendiriliyordu;
"Belirli bir zaman dilimi içerisinde, mevcut ortamda ve koşullarda oluşan farklılıkların bütünü olarak ifade edilen "Değişim, küreselleşme ve ekonomik sınırların kalkması ile birlikte var olmanın anahtarı haline gelmiştir. Tek taraflı, yöneticiler ve yönetilenlerin kesin bir şekilde birbirinden ayrıldığı bir süreçten, karşılıklı etkileşimi ve katılımcılığı içeren bir sürece geçişi ifade eden "İyi Yönetişim ise kaynağını, bireylerin ve grupların kendi gelecekleri üzerinde daha fazla söz sahibi olma arzusundan almıştır
ve devamında;
"...değişimin gerekliliğini tartışmak yerine değişimin yönetimine odaklanmak tartışmaların ana hedefi olarak şekillendiriliyor.
Ve de;
"... yaratıcılığı ortaya çıkarmak, yeni seçenekler için sentezler oluşturmak amacıyla müzakere ve tartışma yöntemlerimizi köklü değişikliklere uğratabilir miyiz? ...müzakere etmek konusunda yeni bir kültür ve farklı bir gelenek ortaya çıkartılabilir ve müzakere süreci bilimsel bir yöntemle desteklenebilir mi sorularının cevapları aranıyor.
Ben, sempozyumun açılış bölümünde konuşmacıların bu ana tema üzerinde ortaya koydukları görüşlerini dinlerken, yeni iklim, yeni ekonomi, yeni yaşam olarak dillendirdikleri tüm bu değişimleri "kim yapacak sorusu ve "tabii insan cevabı beynimin içinde dolaştı durdu. Evet böylesine kapsamlı bir çalışmayı planlayan, düzenleyen, düzenleme içinde görüşlerini sunan çok yetenekli iş adamlarımız, bilim adamlaramız, uzmanlarımız var, kalite olgusu beyinlerine yerleşmiş insanlarımız var, ama sayıları yeterli mi, 70 milyonluk bir topluma, hedeflenen "değişimi uyarlamak için? ...hedeflenen "yeni yaşam, kimin yaşam tarzı olacak, 70 milyon insanımızın değil mi? ...bu insanlarımız gene hedeflenen "yeni iklime, "yeni ekonomiye ayak uydurabilecekler mi? ...yaratıcılığı ortaya çıkarmak için, "müzakere ve tartışma yöntemlerimizi köklü değişikliklere uğratabilir miyiz? ...müzakere etme konusunda "yeni bir kültür ve farklı bir gelenek ortaya çıkartılabilir mi? işte bu son soruda beynim birden bir başka yöne, yeni(!) Anayasanın müzakere edilmeye başlandığı TBMMye dönüyor, değil sadece benim ailemin, değil sadece benim kentimin, ama tüm ülkenin, 70 milyon insanımın geleceğini şekillendirecek, "yeni yaşam tarzını çizecek kararları üretmede yaşanan "müzakere! biçimine kilitleniyor, bu biçim mi beni "Değişen Dünya Düzenine yerleştirecek?...
İşte bu sorunun doğru, köklü cevabının altında, belki çok uzun bir süreç amma, olmazsa olmaz katılığında, "eğitimde kalite yatıyor, hem de daha ana kucağından uygulanmaya başlanması gerekli olan doğru eğitim sistemi yatıyor.
Oysa ilkokul çocuklarımızı bile hafta sonları dersanelere tıkıştıran, eğitildiği sistem içinde ona katılımcı olma yollarını tıkayan, bırakın değişen dünya üzerinde nasıl yaşanacağını, kendi dar çevresinde nasıl nefes alınacağını bile öğretemeyen bir eğitim sistemiyle hangi toplumsal kaliteyi yakalayacağız?
Oysa bugün dünyada hakim olan modern eğitim anlayışı, çocuklara daha yaşamlarının başlarından itibaren, araştırma, deneme, hata yapma ve hatalarını kendi kendilerine düzeltmeleri için fırsat tanıma üzerine oturtuluyor, hem de geçen yüzyıl uygulamaya konan ve başta ABD olmak üzere dünyanın birçok gelişmiş toplumlarında halen uygulanan, tıp doktoru, psikolog ve pedagog olan bayan Montessorinin oluşturduğu eğitim sistemi ile...
Bu sistemde, bilimin temelinin doğa kanunlarını anlamak üzerine atıldığı, kabul edilmektedir. Çocuğun bireyselliği ön plandadır, her çocuk kendine özgü bir gelişime sahip bireydir, çocuğun bedensel, entellektüel ve duygusal potansiyeline tam anlamı ile ulaşması için özgürlüğe gereksinim duyar.
Montessori yönteminin, çocukların yaşam boyu öğrenme, bağımsızlık, tahammül, soğukkanlılık, düşünerek konuşma, özgüven, anlama, etkili karar alma, hoşgörü, açık fikirlilik ve sosyal işbirliği konularında etkin olduğu, bugün hala bilimsel olarak kanıtlanmaktadır.
Bu eğitim sistemi, klasik eğitimden farklı olarak, sözlü ve yazılı eğitimden çok, özel tasarlanmış araçların ve oyuncakların daha etkin olmasına dayanır. Bir insanın en iyi konuşabildiği dil, çocukluğunda öğrendiği dildir, dillerdir. Türkçenin yanında İngilizceyi veya bir başka dili öğrenmesi çok kolaydır, ayrıca iki veya daha çok kültürleri bir arada yaşaması, onu gerçekçi biçimde küreselleşen dünya yaşamına hazırlar.
Montessori eğitim sistemi, bir felsefe, bir psikoloji, bir eğitim teorisi ve elde tutulan malzemelerin karışımından oluşan bir bütündür. Onun tespitleri, eğitimin bilgi akışından ibaret olmadığını, insanın yeteneklerinin bütünüyle gelişimine katkıda bulunmak olduğunu göstermektedir. Çocuğa seçme şansı tanıyan, sadece kendisine değil, diğer insanlara ve çevreye/doğaya önem vermesini isteyen bir eğitim sistemidir Montessori. Sisteme şöyle bir bakışta, toplumumuz için ne kadar gerekli bir uygulama olduğunu görmemek mümkün değil, hiçbir zaman geç kalmış değiliz, yılları kim bekler, bugün el atacağımız bebekler nasıl benim geleceğimi aydınlatır, dememeliyiz, zaman hızla akıyor, bir yerden başlamak gerekli ve de sistemin bir küçük özelliğini, "tahammülü önemsemek gerekli, daha önce bu köşede sizlerle İrlanda gerçeğini, 1960lı, 1970li yıllarda zamanın hükümetlerinin tüm maddi olanaklarını ağırlıklı olarak eğitime harcayarak, yoğun eğitim sistemlerini uygulayarak, bugün Avrupanın en yetenekli işgücüne sahip olduklarını ve sonuçta ABnin kişi başına düşen milli gelirinin en yüksek sıralarına yerleştiklerini paylaşmıştım.
KalDerin sempozyumda işlediği, "Değişen Dünya Düzenine ayak uyduracak bir Türkiyenin ilk "kalite adımını, okul öncesinden başlayarak, tüm eğitim sisteminde, gelişmiş dünyanın uygulamaları paralelinde, akılcı ve kararlı biçimde atması gereğine inanıyorum.

Sayı: 729 - Sayı'nın Kapağı

Yorumlar (0)
12
kapalı
banner35
Günün Anketi Tümü
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
banner18