Bugün artık hangi okuldan mezun olunduğu ya da şirkette en son işe giren personel olunması gibi hususların pek bir önemi kalmadı. İş yerlerinde asıl farkı, Yapay Zeka'yı (YZ) kullananlar ile kullanmayanlar yaratacak. Bu alanda çalışan uzmanlara göre, YZ kullanmayanların yeri, kullananlar tarafından hızlı bir şekilde doldurulacak. Anlayacağınız, yapay zekayı işine dahil etmeyenler yakında koltuğundan olabilir.
İş sahipleri için yapay zeka, aslında iş yerindeki birer "dijital çırak" gibidir. Patronların yapması gereken ilk şey, personelin zamanını gereksiz yere çalan işleri bulup bunları o çırağa yüklemektir.
Şirket içerisinde gereksiz zaman harcanan işleri bulduktan sonra, bu işi hangi çırağa yaptıracağımızı tespit etmemiz gerekiyor. Yapay zeka demek; fabrikayı baştan aşağı milyon dolarlık yazılımlarla donatmak demek değildir. Piyasada aylık çok ufak maliyetlerle çalışan; yazı yazan, hesap kitap kontrol eden ChatGPT veya Microsoft Copilot gibi dijital asistanlar var. Fabrikadaki işin türüne göre personelin yanına en uygun dijital çırağı seçmek durumundayız.
İşin en önemli hususu ise YZ'ye bir "Usta" gibi talimat vermektir. Fabrikaya yeni girmiş çok zeki ama henüz işi bilmeyen bir çırağa anlatır gibi net emirler vermek gerekiyor. Örneğin; "Bana çelik fiyatlarına bak" demek yetmez. "Sen otomotiv satın alma müdürüsün. Elimizdeki tedarikçi fiyatlarını incele, döviz kurunu hesaba kat ve en kârlı 3 seçeneği önüme koy" diyeceksiniz. Unutmayın, doğru ve net emir, doğru sonuca giden yolu kısaltır.
Peki, çırak işi hızlandırdı ve sonuçlandırdı... Ancak süreç burada bitiyor mu?
Çırak işi hazırlar ama dükkanın sorumluluğu her zaman ustadadır. YZ tekstildeki yeni bir tasarımı veya otomotivdeki lojistik raporunu saniyeler içinde hazırlar; sizin tecrübeli müdürünüz de o raporu inceler, fabrikanın süzgecinden geçirir ve son kararı verir.
Unutmayın; amaç yapay zekanın fabrikayı tek başına yönetmesi değil, mühendisinizin ve müdürünüzün masa başı hamaliyeden kurtulup fabrikanıza daha çok para kazandıracak stratejiler üretmesidir.