banner8

banner6

'Yeşil Ekonomi' dönemine girdik

Yeşil ekonomi dönemi başladı artık. Yeni ürünlerde çevre-enerji ve ekonomi üçlüsünün dengelenmesini hepimiz görüyoruz.

Enerji Güncesi 06.10.2020, 06:42 06.10.2020, 06:42
'Yeşil Ekonomi' dönemine girdik
Yeşil ekonomi dönemi başladı artık. Yeni ürünlerde çevre-enerji ve ekonomi üçlüsünün dengelenmesini hepimiz görüyoruz. Özellikle sürdürülebilirlik ile ilgili endişeler dünyayı bu noktaya getirdi. Ülkemizde bu konuyu Sanayi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı takip ediyor. http://www.sürdürülebilirkalkınma.gov.tr sayfası ziyaret edildiğinde Birlemiş Milletler Kalkınma Teşkilatı tarafından yürütülen Rio+20 süreci dikkati çekiyor. “Sürdürülebilir kalkınma” fikri çok da başarılı olmadığından doğalbir geçiş süreci aşandı ve dönüşüm kaçınılmaz oldu. Daha çekici  bir kavram olan ‘Yeşil Ekonomi’ herkesin ilgisini çekiyor. Üretim, tüketim, kültür, sağlık ve hayatın her alanında yeşil ekonomi söz sahibi. Daha az çevreyi kirleten, organik, daha az enerji harcayan, kendi kendine yeten gibi tanımlar pazarda daha çok yer alıyor. Uzun vadede yenilenebilir enerji dönüşümü artık ülkelerin değil şirketlerin anayasasında yer alıyor. Ülkemiz ve tüm dünyanın ciddi enerji  ihtiyacı bulunmaktadır. Bu ihtiyaçları karşılamak için günü kurtarmak pahasına klasik sanayi kollarında faaliyet göstermek bize fayda getirmiyor. Şimdiden ekonomi dümenimizi yeşil ekonomiye uygun hale getirerek  enerji gereksinimlerimizi azaltabiliriz. Enerji verimliliğini kamu dikkatine sunan sivil toplum örgütü olarak ENVERDER’e göre; enerji verimliliği, kent dokusu, şehir olgusu ve geri dönüşüm kavramları ile ekonomi düzeni tekrar yapılanmalıdır. Yaşam alanlarımızı konforlu  hale dönüştürmenin yolları vardır. Bu konforu artırmak için harcadığımız tonlarca enerjinin aslında tüm çevreye zarar verdiğinin bilinci içerisinde projelerimizi tekrar düşünmeli, mevcut ürünlerimizi bu şekilde yeniden tasarlamalıyız. Aslında yeşil ekonomi fertlerden topluma ve ülkelere uzanan bir yolculuktur, bunu tüm kesimlere anlatabilmeliyiz. Bunu anlayabildiğimiz ölçüde yeni dönem ekonomisinde yer bulacağız. Önümüzde sıfır karbon salımı, kendine yeten evler, minimum enerji tüketimi kavramları gelişmişliş ölçüsü olarak duruyor, karar sizin!Artık doğalgaz tüketimimiz düşüyor, yenilenebilir enerji üretim payımız yükseliyor, kendi kaynaklarımızı daha öne alıyoruz, evlerde yeşil dönüşüm uygulanıyor, sanayide yeşil uygulamalar daha çok konuşuluyor, raflarda yeşil ürünler tercih ediliyor. Demek ki bizde bu ekonominin rüzgarına girmiş bulunmaktayız, bu rüzgarı alamayanlara ise geçmiş olsun...

 

Yeşil ekonominin başlıkları?

Yeşil ekonomiler, uzunca bir zamandır fosil yakıtlar üzerine kurulan “kahverengi ekonomi” sisteminin aksine, insani gelişmişliği, ekolojik sistemi ve doğal kaynakların etkin kullanımını en az ekonomik gelişme ve kalkınma kadar önemseyerek dünyanın sürdürülebilir bir şekilde yaşanır bir yer olmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda, uygulanan gelişme ve kalkınma politikalarının sürdürülebilir olması ve bu çerçevede ülkelerin gerek ulusal gerekse de uluslararası politikalar ile bu sürdürülebilir politikaların tasarım ve uygulanma süreçlerine en aktif bir şekilde yardımcı olmaları içinde bulunduğumuz dönemin en önemli gereklerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. İçinde yaşadığımız dünya, yeşil ekonomi politikalarıyla paralel gelişen sürdürülebilir kalkınma politikalarıyla beraber hem bugün hem de yarın, nesillerin doğal kaynaklara aynı ölçüde erişebilme imkânına sahip olduğu bir yer olacaktır.

OECD’nin Yeşil Ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Verileri OECD’ye üye ülkeler başta olmak üzere ülkelerin yeşil ekonomiye geçiş sürecindeki performanslarını ölçmeye çalışmakta. Rusya, İsviçre, Birleşik Krallık, ABD, Almanya ve Japonya’nın 2000-2010 yılları arasındaki yeşil patent sayılarında artış göstermektedir. 11 yıllık dönemde yaklaşık 6 kat gelişim gösteren Japonya’yı İsviçre, ABD ve Almanya takip etmektedir [OECD Raporları]. Bu da gelecekte başa güreşecek ülkelerin işaretini vermektedir.

 

Şu anki yeşil ekonomi karnemiz;

Seçilmiş ülkelerde çevre düzenlemeleri için toplanan vergi miktarının toplam gelire oranı incelendiğinde Türkiye’de dikkat çekici artışlar olması yarışın içinde iddialı konumumuzu göstermektedir.

Türkiye’de kamu tarafından sağlanacak teşviklerin yeşil ekonomiye geçiş sürecini hızlandıracağı ve buna yönelik olarak hem finansal hem de motivasyon anlamında şirketlerin yeşil uygulamalarını geliştirmek ve uygulamalar konusunda harekete geçecekleri öngörülmektedir. Bu sürecin hem şirketlerin üst yönetimi hem de çalışanlar tarafından benimsenmesi geçiş sürecini hızlandıracağı ve buna yönelik bilgilendirme ve bilinçlendirme konularının önem kazanacağı bir dönem yaşanmaktadır. Şirketlerimiz bu dönüşümü fark edip değişime uygun yapılanmalarını ve yatırımlarını sağlamalıdırlar.

 

 

Yorumlar (0)
14
parçalı az bulutlu