Ekonomiden

Değerli Okurlar,

Geçtiğimiz günlerde savaşın gölgesinde kalan birkaç ekonomik haberle ilgili yorum yapmak isterim.

Banknotlar:
1 Ocak 2009 tarihinde tedavüle çıkan 200 liralık banknotla o gün 133 dolar alınabiliyormuş, bugün ise 4,5 dolar. Yine o tarihte 5 liralık banknotla 3,3 dolar alınabiliyormuş. Bir de tersten gidelim; bugün 133 dolar almak için en yüksek banknot 5,900 lira olmalı, en küçük banknot ise 145 lira olmalı!

Efendim! Duyamadım…

Köprü ve yolların satışı:
Özelleştirme ülke gündemine Turgut Özal ile girmişti ve o dönemdeki muhalif lider Necdet Calp’in “köprüyü sattırmam” itirazları uzun süre devam etmişti. Ülkemizde devlete ait kuruluşlara KİT (Kamu İktisadi Kuruluşu) denirdi ve hükümetler yönetemedikleri bu kuruluşları, özelleştirme kılıfıyla satıp savdılar; neredeyse kurum kalmadı. Üstelik bu satışların büyük bir bölümü değerinin çok altında satıldı, hatta bazıları stoklarındaki malların ekonomik değerinin altında satılmıştır. Alan firmalar bazı taahhütlerde bulunsalar da hem kurumları kısa süre sonra satarak hem de işsizler yaratarak inanılmaz kârlar elde ettiler. Bazı kurumlar ise altın yumurtlayan tavuktu, hala yumurtlamaya devam ediyorlar.

Ülke yönetimleri yatırım yapmak istedikleri halde kaynak bulamadıklarında; yatırımcı bulurlar, işi ona yaptırırlar, bir süre çalıştırırlar, sonra yatırım yine devletindir. Bunun içinde aşağıdaki yöntemler denenmiştir.

- İşletme Hakkı Devri (İHD),

- Kamu-Özel İş Birliği (PPP – Public Private Partnership),

- Kiralama / İşletme Devri,

- Yap İşlet Devret (YİD) modelleri kullanılmıştır.

Bu yatırımların toplam maliyeti, işletme süreleri ve en önemlisi de yol ve köprülerdeki geçiş ücretleri devlet ve halk adına makul olmalıdır.

Sözleşme sonunda ise; artık borcu olmayan, sadece işletme maliyeti olan bu yatırımlar mutlak devlet tarafından yönetilmelidir. Çünkü artık çok kârlı olurlar ve halka yük olmazlar. Eğer yine özelleştirmeye kalkarsanız hem yanlış yapmış hem de suç işlemiş olursunuz. Bu devlet eliyle halkın hakkını başkalarına hediye etmek anlamına gelir!

Tamamını satmayı ise aklınızdan bile geçirmemelisiniz… Aslında yasa da izin vermemeli!

Bazı kurum ve yapılara ise stratejik olarak kimseyi sokmamanız gerekir, burada kâr/zarar aranmaz; çünkü mevzubahis vatandır.

Siz yönetmeyi beceremiyorsunuz diye Sarı Öküzler verilmez!

Savaşmadan Kazananlar:
İki sene önce Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasından sonra kaybettiği itibar, cephane, para ve maruz kaldığı kısıtlamalar sonrasında demiştim ki “abd ve diğerleri taş atmadan, rakipleri büyük kazanç sağladılar”. Bugünlerde ise abd İran’a saldırarak; itibar, cephane ve müthiş bir ekonomik kayba uğradı ve uğramaya devam ediyor. Hatta dünyanın zengin körfez ülkeleri de müthiş kayıplar yaşadılar. Öte yandan, bu sefer zarar verilmek istenen Rusya (petrol ambargosu bile askıya alındı) ve Çin “taş atmadan” rakipleri büyük zarar gördüler.

Herkes kendini vuruyor… Bakalım daha neler göreceğiz.

OLAYLARA EKONOMİK DEĞİL İNSANİ YAKLAŞACAK VE UYGULAYACAKSIN…

Saygılarımla