DİLE KOLAY, 31 YIL

İnternette araştırma yaparken, Gazeteci Varol Ersoy’un 2024 yılında, Medyaradar sitesinde yayınlanan “Bir zamanlar 4 milyonu geçen toplam satış şimdi 500 binin bile altında… Yazılı medya sizlere ömür!” başlıklı yazısını gördüm. Günümüzde daha da zorlaşan gazete çıkarma gayretlerinin maddiyattan çok daha değerli yönü anlam kazanmış. Yazı şöyle:

Ülkemizde yayınlanan gazeteler Cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı günlerini yaşıyor. 1980’den önce bile 2 milyonun altına düşmeyen, 2000’li yılların başında 4 milyon sınırını zorlayan toplam satış, bugün abartılan resmi rakamlarla bile 700 binleri geçmiyor. Toplam satış rakamının ise gerçekte 500 binin bile altında olduğu söyleniyor.

Örneğin bir zamanlar Türk basınının amiral gemisi olan Hürriyet’in açıklanan satış rakamı 150 bin civarında olsa da gerçekte 50 bin bile satmadığı öne sürülüyor. Onu 70 bin tirajla bir zamanlar 700 bin satan Sözcü gazetesi izliyor. Yine bir zamanlar Hürriyet’le yarışan Sabah ve Milliyet’in ise 30 bin bandını geçemediği belirtiliyor.

Gazetelerin düştüğü bu dramatik durumun, belli başlı üç nedeni var: Birincisi, insanların “okuma” tercihlerinin değişmesi. Kırk yaşın üzerindeki insanlar hâlâ basılı gazete almaya devam etse de gazete alan ve okuyanların oranı bu yaşın altında gittikçe düşüyor ve yirmili yaşlarda yüzde 10’lara kadar geriliyor. Bu, 40 yaşın altındakilerin haber alma ihtiyaçlarını artık basılı gazetelerden değil de internet medyasından aldığı anlamına geliyor. Çünkü genç nüfus, gazetelerin habercilikte bir gün geriden geldiğini düşünüyor ve “üç dakika içinde haberini aldığım bir konuyu öğrenmek için neden bir gün bekleyeyim?” sorusunu soruyor.

İkincisi insanların alım gücünün düşmesi. Çalışan nüfusun zaten haber alma ihtiyacını internet medyasından karşıladığını düşünürsek, genellikle emeklilerin okuduğu basılı gazetelerin artan fiyatları, gazete almama tercihine yol açıyor.

Ve üçüncü neden, basılı medyanın yüzde 80 gibi bir oranla iktidar denetimine girmesi… Bu nedenle gazete almayı bırakanların birçoğu, “Neden kendi paramla parti propagandalarına maruz kalayım?” sorusunu soruyor.

Peki; çözüm ne? Aslında çözüm belli. Gazetelerin habercilik yarışında tekrar internet medyasının önüne geçmesi. Bunun için de rutin ‘den çıkıp, özel habere yönelmeleri.

Ancak bugün birçok gazete bir zamanlar yüzlerle ifade edilen muhabir sayısını, 3-4’e düşürmüş durumda. Hatta bazı gazeteler, sıfır muhabirle çıkıyor.

Peki; gazete patronları ve yöneticileri bu gerçeği görmüyor mu? Elbette görüyor ama özel haberlerin iktidarla yaşatacağı sorunları yaşamamak ve medya dışı işlerinden olmamak için, tirajların düşmesine razı oluyorlar.

Gazete tirajlarındaki bu düşüş, elbette reklam pastasının dağıtılmasına da yansıyor. Bir zamanlar bu pastanın neredeyse tamamını tek başına yiyen gazeteler, bu konuda çoktan görsel medyanın ve internet medyasının altına düşmüş durumda. Kısacası gazeteler can çekişiyor.

İşte böylesi bir dönemde 31 yıldır ayakta kalmayı ve kendisini geliştirmeyi başaran EKOHABER gazetesini, Patronlarından, yazarlarına, çalışanlarından dağıtımcısına katkısı olan herkesi canı yürekten kutluyor, bir parçası olmaktan da mutluluk duyuyorum. Başarılarla dolu nice 31 yıllar EKOHABER.