DEKAV BAŞKANINA ÇAĞRI

Geçen hafta A. Emin Yılmaz köşesinde Dağ Yöresi Eğitim ve Araştırma Vakfı, DEKAV, Başkanı ile yaptığı söyleşiyi bizlerle paylaştı köşesinde. Söyleşiyi okurken, her vesile ile köşemde dillendirdiğim, Tarımda Hollanda Modeli Kooperatifleşme modeli gözümün önünden film şeridi gibi aktı, hemen A. Emin Yılmaz’ı aradım, konuyu anlatarak Vakıf Başkanının benimle irtibat kurdurmasını, istedim. Başkan beni telefonla aradı, kendisine dağ yöresi tarımının ileri gelenleriyle buluşup onlara çok verimli bir tarım yapma modelini anlatacağımı söylediğimde hemen beni ziyaret edeceklerini, söyledi.

Vakıf yöneticileriyle yörede her biri yüksek ihraç edilme yeteneği olan ve yöreyi zengin edecek özel tarım ürünlerinin, yaban mersini, aronya, çilek, siyez buğdayı, barbunya fasulyesi, kuşkonmazın yetiştirilme süreçlerini ve de pazarlamalarını konuşmak isterim. Bu vesile ile belki, böylesine bir doğa hazinesine sahip olduklarının farkında olmayan yöre halkını uyandırmış oluruz. Zira bugün dağ yöresi, ellerinin altındaki hazinenin farkında olmadıklarından, iş bulamama nedeniyle boşalıyor, özellikle gençler, altın yumurtlatacak topraklarını geride bırakıp yörelerini terk ediyor, Bursa’ya göç ediyorlar. Halen dağ yöresinde 60-70 bin insan kalmış. Gelin biraz yaşam alanlarının, onların pek farkına varamadıkları tarım yeteneklerine göz atalım;

Tarlalar küçük, 2-5 dönüm arası, yöre dağlık, kooperatif kurmuşlar ama verimli olmamış, işletememişler, Ziraat Mühendisliği tahsili almış yüzlerce genç var ama kendi yörelerinde iş bulamadıklarından köylerine dönmemişler. Dağder derneği insanların yörelerine geri dönüşüne çaba sarf ediyor ve fakat tek gelir kaynakları olan tarımdan para kazanamadıkları için kimse geri dönmüyor. Eskiden yoğun hayvancılık varken şimdi o da yok olmuş…

Bu arada önce onlarla ilgili bir çocukluk anımı paylaşmak isterim, her vesile ile anlatırım çocukluğumun Tahtakale’deki bir Bursa evinde geçtiğini. Evimizin hemen altında Tahtakale Pazarı vardı. Yaz aylarında dağ yöresi köylüleri atlarına iki küfe barbunya fasulyesi yükleyip getirirlerdi, tüccarlarla el sıkışarak pazarlık ederler ve sonunda anlaştıkları fiyatla tüccara satarlardı. Babam da tüccardan bir torba barbunyayı, parasını öder alırdı, hala hatırlıyorum o fasulyenin tadını ve de rengini. Malı alan tüccar küfeleri boşaltır, sandıklara doldurur, kamyonla Mudanya’ya götürür ve yük motorlarına yüklerdi. Motorlar sandıkları Haliç’e taşır ve toptancı tüccarlar getirdikleri fasulyeyi, yine el sıkışıp pazarlık ederek İstanbul esnafına satarlardı. Aslında, bugün yukarıda saydığım çok değerli tarım ürünlerinin her çeşidini sadece İstanbul’a değil, Avrupa pazarlarına da ulaştırmak mümkün, ama nasıl? Gelin DEKAV Başkanına beraber seslenelim ve de anlatalım;

Önce ilk adım olarak bu ürünleri üreten örnek bir köy seçin, o köyün üreticilerini Hollanda Modeli Kooperatif çatısı altında toplayın, üyeler tarla büyüklükleri oranında kooperatif üyesi olsunlar. Kooperatif, iki yılda bir genel kurul yaparak yönetim kurulunu ve başkanını seçsin ve üretim sürecinde ve pazarlamada kooperatif yönetimi aktif rol üstlensin, şöyle ki;

Tarımda kullandıkları tüm ekipmanlara, traktörler dahil, kooperatif sahip olsun, onlar ekipmana yatırım yapmasınlar. Tarlalarda sürme işlerini kooperatifin traktörleri yapsın, gübreyi, tohumu, fideyi yönetim toptan alıp üyelere dağıtsın, ilaçlamayı kooperatif yapsın. Böylece üretime tasarruf ederek başlansın. Yönetim gelecek sezon iç ve dış pazarda değer kazanacak ürün türlerini de araştırıp üyelere anlatsın, aslında yörenin tüm türleri iç ve dış pazarda değerli türler ve o ürünler arasından üyeler seçtiklerini eksinler, ürünler olgunlaştığında ve toplandığında iç ve dış pazarlamayı, araya toptancı girmeden, doğrudan kooperatif yönetimi yapsın. Ürünler olgunlaşıp toplandığında, yönetim tüm üyelerin tarlalarından, miktarlarını tartarak ve kayda geçerek, belirledikleri ürün bedelini de toptancı gibi ödeyerek, teslim alsın. Satışlar tamamlandığında yönetim maliyet hesabını çıkararak, masraflar çıktıktan sonra, elde edilen karı, hisseleri oranında üyelere dağıtsın.

Sayın DEKAV yönetimi ve Sayın Başkanı, gelin bu düzeni önce bir örnek köyünüzde oluşturun ve işletin, ardından bu süreç içinde doğruları, yanlışları, eksileri, artıları iyi analiz edin ve sistemi tüm yöre üreticilerinize yaymak üzere harekete geçin. Bursa’ya göç eden Ziraat Mühendisi gençlere de sesleniyorum, tarlalarınıza dönün ve yukarıda anlattığım düzende, bilginizi de ekleyerek tarım yapın, hem ailenizi hem yörenizi zengin edin. Başarınız sadece size değil, tüm Türkiye tarımına zenginlik kapılarını açacaktır.

Bizim Konya ovamız 3800km2, Hollanda 4800km2 ve arazilerinin %60’ı deniz seviyesinde, topraklar devamlı işletmede olan derin drenaj pompaj sistemiyle ekilebiliyor. Ama Hollanda çiftçisi yukarıda anlattığım düzende tarım yaparak ülkelerini Avrupa’nın en zengin tarım ülkesi yapıyorlar, örneğin 2024 yılı tarım ürünleri ihracat tutarı 129 milyar dolar idi.

Gelin biz de, çay üretiminden narenciyeye, her türlü meyve, sebzeye, arpa, buğday vb. tüm tarım ürünlerinin yetişmesine uygun dört mevsim iklim çeşitliliğine, sulu ve kuru tarım yapmaya uygun verimli toprak yapısına sahip ülkemizin dünyanın en zengin ülkeleri arasına yerleşmesini, yukarıda anlattığım tarımsal üretim sistemini uygulayarak, sağlayalım.