Davos’un Gündemi Değişti: Yapay Zekâ, Jeopolitik ve İnsan

Davos artık yalnızca küresel ekonominin konuşulduğu bir platform değil. Bugün Davos, dünyanın kendisiyle yüzleştiği bir alan.Her yıl İsviçre Alpleri’nde toplanan liderler, CEO’lar, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileri, bu yıl çok net bir gerçekle karşı karşıyaydı: Eski sorular yetmiyor. Yeni cevaplar da henüz tam değil.

Spirit of Dialogue teması ile World Economic Forum toplantılarında bu yıl en çok konuşulan üç başlık vardı: yapay zekâ, jeopolitik kırılganlık ve belki de en sessizi ama en derini olan insan faktörü.

Geçmiş yıllarda dijital dönüşüm ve otomasyon daha çok verimlilik, hız ve maliyet ekseninde tartışılıyordu. Bu yıl ise ton değişti. Yapay zekâ artık sadece bir teknoloji konusu değil; etik, istihdam, liderlik ve toplumsal güven meselesi olarak ele alınıyor.

Şirketler şunu fark etmiş durumda: Teknoloji çok hızlı ilerliyor ama kurumların kültürü ve insan kapasitesi aynı hızda dönüşmüyor. Bu fark kapanmazsa, yapay zekâ rekabet avantajı değil, kırılganlık yaratabilir.

Davos’ta bu yıl net bir iyimserlik havası yoktu. Aksine, temkinli ve gerçekçi bir ton hâkimdi. Tedarik zincirleri, enerji güvenliği, bölgesel çatışmalar ve küresel bloklaşma, iş dünyasının “kontrol edilebilir risk” tanımını yeniden yazıyor. Artık şirketler yalnızca finansal performanslarını değil, dayanıklılıklarını (resilience) ölçüyor. Bu da şu soruyu beraberinde getiriyor: “Biz sadece büyümeye mi hazırlanıyoruz, yoksa krizlere mi?”

Davos’un sessiz ama güçlü mesajı: “İnsan geri dönüyor Belki de bu yıl Davos’tan çıkan en önemli mesaj buydu.

Uzun yıllar boyunca “insan kaynağı” ifadesini kullandık. Bugün ise tekrar “insan değeri” konuşuluyor. Yetkinlik açığı, Liderlik krizi, Kurum içi güven erozyonu, Genç kuşakların anlam arayışı

Bütün bu başlıklar, teknolojiden bağımsız değil ama teknolojinin tek başına çözüm olmadığını açıkça gösteriyor.

Davos’ta bu yıl sıkça şu duyuldu “Teknoloji hızlandırır, ama yönü insan belirler.” Bu küresel tablo, Türkiye ve özellikle sanayi şehirleri için önemli bir okuma sunuyor.

Rekabet artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil; nitelikli insan kaynağı, kapsayıcı liderlik, kadınların ve gençlerin teknolojiye eşit erişimi ile şekilleniyor.

Bugün sanayi, mühendislik ve teknoloji alanlarında insanı merkeze alan yaklaşımlar geliştiremeyen yapılar, küresel yarışta geride kalma riskiyle karşı karşıya kalacak. Davos bu yıl bize hazır reçeteler sunmadı.

Ama çok net bir çerçeve çizdi:

Hız çağındayız ama akıl, etik ve insan olmadan bu hız sürdürülebilir değil. Artık şu soruyu sormalıyız “Yeni dünyanın teknolojisini konuşurken, insanı yeterince dinliyor muyuz?”