Daha Çok Yapılacak İş Var

Bugün, bir seçim propagandası sloganını başlığımıza taşıdık. Türkiye; nüfusu, demografik yapısı ve toprak büyüklüğüyle güçlü bir talebin olduğu bir ülkedir. Sokak diliyle ifade etmek gerekirse; ihtiyaçları fazladır.

Bildiğiniz üzere ekonominin temel sorunu; “sınırlı kaynaklar ile sınırsız ihtiyaçlar” arasındaki dengenin sağlanmasıdır. Kaynaklarımızın sınırlı olmasının yanında, bitmek tükenmek bilmeyen bir ihtiyaç listemiz mevcuttur. Bu durumda kaynaklarımızı çok verimli kullanmamız ve düzenli işleyen bir toplumsal yapılanmamızın olması gerekmektedir.

Türkiye ekonomisinin yaklaşık %60’ı hizmet sektörüdür ve her geçen gün bu oran yükselmektedir. Hizmet sektörü, Yapay Zekânın (YZ) en etkin olduğu alandır. Ancak Türkiye özelinde YZ’nin hizmet sektörü üzerindeki muhtemel etkilerini ele alan kapsayıcı bir araştırmaya rastlamadık. Ne özel sektör ne de kamu bu konuda yeterli bir çaba göstermiş değil. Oysa YZ’nin, birçok pozisyonu ve hizmet modelini kısa bir süre içerisinde ortadan kaldırması bekleniyor.

YZ’yi doğru kullanan kişi ve kuruluşların ayakta kalacağı bir döneme hızla girmişken, toplum olarak gelecekle ilgili hiçbir plan yapmamamız anlaşılır gibi değil. Yıllık yaklaşık 900 bin üniversite mezunu vermekteyiz; ancak YZ’nin bu mezunlarımızın çoğunluğunu işsiz bırakacağı şimdiden biliniyor. Bundan daha büyük bir "hatalı yatırım" yapılabilir mi?

Paramızı sokağa atarken toplumun talebi; emekli maaşı ve asgari ücret zammı olarak karşımıza çıkıyor. Bu talepler elbette haksız değil; ancak ortada bir vizyon kalmayınca, kendi küçük dünyamızda hızla fakirleştiğimiz gerçeğiyle yüzleşiyoruz.

Benzer bir durum, Türkiye bir tarım ülkesiyken de yaşanmıştı. Gündelikçi düşünce, kolaycılık ve vizyonsuzluk; Türkiye gibi bir ülkeyi tereyağını bile ithal eder hale getirdi.

Bakın, size iki örnek verelim:

Birincisi Avusturya’dan… Toprağını otonom traktörüyle eken ve biçen genç bir ziraatçi, hasat ettiği kanolayı kendisine ait biyodizel tesisinde işliyor. Bu tesiste de kimse çalışmıyor; proses kontrolünü ve mekanik arızaları genç çiftçi bizzat kendisi hallediyor. Hayatından çok memnun; boş zamanlarını teknolojik yenilikleri araştırarak geçiriyor.

İkinci örneğimiz ise Hollanda’dan… Süt üretimi yapan bir çiftlik, bir aile tarafından işletiliyor. Hayvansal ve tarımsal atıklar, biyogaz tesisinde işlemden geçirilerek enerji üretimi yapılıyor. Tesisin proses kontrolü ve bakımı yine bu aile tarafından gerçekleştiriliyor.

Şimdi Avrupalı çiftçiler refah içerisinde yaşıyor, bizimkilerse borç içerisinde... Zamanında tarımda yaşanan bu dramın, korkarız ki hizmet sektöründe de yaşanması kaçınılmaz olacak.

Peki, "Sanayiden neden bahsetmiyorsun?" diye soracak olanlar olabilir. Tabii, ülkede sanayi kaldıysa…