CARİ HESAPTA YENİLEME

Muhasebe ve banka işlemlerinde uygulanan cari hesap konusu günlük hayatımızda bilinmesi gereken önemli bir konu teşkil etmektedir.

Cari hesap, özel teşebbüs ve devlette yer verilen eski bir kurumdur.

İki kişinin aralarında sürekli olarak herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacakları olabilir. Her bir hukuki işlem ya da ilişki sonucunda hesabın kesilmesi ile tasfiyesinin emek ve zaman kaybı doğuracağı açıktır. Söz konusu kayıpların önlenmesi ve muhasebede kolaylık sağlanması bakımından, cari hesap kurumu önemli bir fonksiyonu yerine getirmektedir.

Cari hesapla ilgili düzenlemeler, hem TTK m.89 uncu ila 101 inci hem de TBK m.134 ve 143/II hükümlerinde bulunmaktadır. Bunlardan TBK m.133-134 hükümlerinde ise, cari hesap ile yenileme arasındaki ilişki düzenlenmektedir.

TTK m.89 (1) hükmünde cari hesap sözleşmesinin tanımı şöyledir: “İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir.”

Cari hesap sözleşmesi, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ancak iki kişi arasında kurulabilir. Yani, bu sözleşme, gerçek kişi tüzel kişi ya da tacir esnaf ayrımı olmaksızın, tarafların karşılıklı alacaklı olmaları şartı ile, iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur (TBK m.1/1). Ancak, cari hesap sözleşmesi hesaba geçirme, yenileme, dönüştürme ve takas gibi birçok sözleşmeyi içerebilir. Bu anlamda, bu sözleşme karma tip sözleşme niteliğinde düzenlenebilir

“Cari hesaplarda” başlıklı TBK’nın 134/I inci madde fıkra hükmüne göre; “Çeşitli kalemlerin bir cari hesaba sadece kaydedilmiş olması, borcun yenilenmiş olduğu anlamına gelmez.” Bu anlamda, kullanılan her cari hesap yöntem, TBK’nın anılan hükmünde belirtilen “cari hesap” niteliğinde sayılmaz.

Kullanılan cari hesap yöntemi, isim benzerliği ve bir çok ortak yönlerinin bulunmasına karşılık farklı kavramlardır.[1]Bunlar, taraflar arasındaki alacak ve borçları aynı hesapta toplama, birleşik faiz yürütme ve taraflar arasındaki işlemleri azaltarak kolaylık sağlama bakımından birbirine benzemektedirler. Buna karşılık, farklı yönleri şöyle sıralanabilir:

Cari hesap sözleşmesinde taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin varlığı zorunlu olmasına karşılık, uygulamada kullanılan cari hesaplar çoğunlukla böyle bir yazılı sözleşmeye dayanmaz. Hatta taraflar arasında hesabın bu şekilde tutulacağına ilişkin bir anlaşma dahi bulunmayabilir.

Cari hesap sözleşmesinde taraflar karşılıklı olarak devre sonuna kadar alacaklarını istemekten vazgeçtiklerini kararlaştırmalı ve bu sebeple hesap devreleri ya da cari hesap ilişkisi sona ermeden alacaklarını isteyememelidirler. Oysa, bir hesaplaşma türü olarak kullanılan cari hesapların çoğunda, borç ve alacaklar TTK’nında düzenlenen cari hesap sözleşmesi ile muhasebecilik uygulamasında yaygın olarak kullanılmakta olan aynı hesapta toplanıyorsa da, bunların ayrı ayrı istenmesinden vazgeçilmemektedir. Bu yüzden cari hesaba kaydedilen borç ve alacaklardan bazıları ayrıca dava ve takip konusu yapılabilmektedir.

Yenileme (Tecdit), aslında, akdin taraflarını teşkil eden kimseler arasında yapılmaz.

Cari hesap muhasebe ve bankalar yönünden bir ayrıma tabi tutulabilir.

Cari hesap sözleşmesi yazılı yapılır (TTK m.89/2). Kanunda öngörülen yazılı şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan cari hesap sözleşmesi hüküm doğurmaz (TBK m.12/2).

Yazılı şekilde yapılması öngörülen cari hesap sözleşmesinin değiştirilmesinde de yan hükümler dışında yazılı şekle uyulması zorunludur (TBK m.13/1).[2]

Çalışmalarınızda başarı, ailenizle birlikte esenlik ve mutluluklar diler, en içten saygılarımızı sunarız.


[1]Akyazan,S.:Türk Ticaret Yasasında Yer Alan (Cari Hesap Sözleşmesi) ile Banka Cari Hesapları ve Bu Hesaplarda Uygulanan Faiz Türleri,BATİDER 1978,C.IX,S.4,s.1003

[2] Mevci Ergün: Sözleşmeler Hukuku Genel Hükümler, C.2, Ankara 2024, s.1599-1601