BUSİAD BURSA VİZYONU: SANAYİ, TARIM ve TURİZM İLE GELİŞEN BURSA

BUSİAD Yönetimi bu başlık altında bir raporu, yine güzel bir derleme ile üyelerine sundu, gelin bu rapora benim bazı eklemelerimle biz de göz atalım;

BUSİAD Yönetimi uzun bir çalışma süreci sonunda, Bursa İş Dünyasının temsilcisi olarak güzel kentimiz Bursa’mızın gelişiminde 3 önemli sektörü, Sanayi, Tarım ve Turizm’i ön sıraya yerleştirdi ve bu hedefe ulaşma yolunda, Dijital, Yeşil ve Toplumsal Dönüşümü sağlayacak adımları atmaya başladı. Geçen hafta BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğu ile bu konuda tapılan bir röportaj gazetemizde yayınlandı, ama ben de etkilendiğim bu bilgileri bu hafta köşemde değerlendiriyorum.

Evet, BUSİAD bu adımları atarken, üç önemli temel ilgi alanının, birbirlerine dokunmadan, sorun yaratmadan ve ama birbirine destek olarak gelişmesini, hedef aldı. Bu anlamda, yeni teknolojileri benimseyerek, katma değeri yüksek teknolojiler kullanarak Dijital Dönüşümü başarmak, yenilenebilir enerji ve döngüsel ekonomi bilincini geliştirerek ve Avrupa Yeşil Mutabakatına uyumlu, sürdürülebilir çalışmalar yaparak, Yeşil Dönüşümü hayata geçirmek, merkezinde insanın olduğu bir anlayışla, eğitim, iş ve sosyal yaşamda fırsat eşitliliğini sağlayarak, özgür düşünce, girişimcilik ve toplumsal cinsiyet eşitliğini uygulayarak, kültür, sanat, spor ve sosyal sorumluluk projelerini çalışma hayatıyla bütünleştirerek Toplumsal Dönüşümü sağlamak yolunda adımlar atmak, öneriler sunmak BUSİAD Yönetiminin ana hedefleri olmaktadır. Bu çalışmalarla Bursa’mızın geleceği yolunda karar vericilere bir bakış açısı kazandıracak bir Bursa Mutabakatı oluşması, beklenmektedir. Çalışma sürecinde Bursa’mıza eşdeğerlik ve referans alma açısından İstanbul, Kocaeli ve Gaziantep şehirleriyle kıyaslama yapılmış, ülkesel bazda nüfus benzerliğiyle Almanya, tarım açısından da Hollanda örnek alınmıştır.

2021 verilerine göre kişi başı Gayrı Safi Yurtiçi Harcama (GSYH) açısından Kocaeli 17 bin dolarla birinci, İstanbul ikinci, Bursa dokuzuncu, Gaziantep yirmi dokuzuncu sırayı paylaşmaktadır. İhracat rakamlarına bakıldığında İstanbul açık ara ile birinci, Kocaeli ikinci, Bursa üçüncü, İzmir dördüncü, Gaziantep beşinci sırada yer almaktadır. Özellikle nüfusumuzun aynı olması açısından Almanya ile ülkemizi kıyasladığımızda her veride Almanya’nın çok önde olduğu görülmektedir.

Bursa’nın yüzölçümü 1,1milyon hektardır, bu alanın dağılımı ise, %34’ü tarım, %45’i orman, %2’si mera, %5’i göller, nehirler, %14’ü de yerleşim ve sanayi alanlarıyla kaplıdır. Sanayi ve tarım alanların birbirleriyle etkileşiminin çok olduğunu, özellikle sanayinin tarım alanlarına fazlasıyla müdahale ettiğini görüyoruz. Her vesile ile vurguladığım, Büyükşehir Belediye Başkanlığım dönemimde yapıp uygulamaya başlattığım 1/100.000 ölçekli imar planında ‘’Korunacak Tarım Alanı’’ olarak işaretlenmiş alanlara sanayinin ve onun pompaladığı göçün müdahalesi Bursa için önemli kayıp olmaktadır.

Bursa Vizyonu yayınında yer alan, tarım için önerilere göz atarsak;

-Toprak Koruma ve Arazi Kullanım kanunu, Orman Kanunu gibi etkin kılınmalıdır.

-Orman alanlarına dokunulmadığı gibi, tarım alanlarına da kesinlikle dokunulmamalıdır. Bursa’mızda ve ülkemizde yeteri kadar sanayi ve konut alanı mevcuttur.

-Çevre korunmalı, su kaynakları doğru yönetilmelidir.

-Tarım özendirilmeli, çiftçilik mesleğine itibar yeniden kazandırılmalıdır. Benim bu konuda en etkin adım olarak savunduğum, çiftçilerimizin köy bazında Hollanda Modeli Kooperatif çatısı altında üretim yapmaları, sağlanmalıdır.

-Tarımsal üretimde genç girişimcilerin yetişmesi desteklenmelidir. Bu konuda yine tarımla uğraşan ailelerimizin çocuklarının, Bursa’mızda II.Abdülhamid’in kurduğu Ameli ve Nazari Hüdavendigar Ziraat Mektebi türü uygulamalı tarım meslek okulları Bursa ilçelerinde ve ülkemizin tarım yoğun tüm illerinde açılarak, Hollanda çiftçi çocuklarının eğitildiği gibi, uygulamalı tarım eğitimi alması, sağlanmalıdır.

-Üretimden kullanıcıya kadar uzanan süreçte kooperatifçilik yapılandırılması, ama Hollanda Modeli Kooperatif Yapılanması, Bursa ve ülke çapında oluşturulmalıdır. Bu yapılanma bir devlet politikası olarak benimsenmelidir.

-Ülkemizin dört mevsim iklim koşuluna sahip, ülke çapında DSİ’nin oluşturduğu sulama sistemleriyle sulanan tarım topraklarımızda tarımsal verimin artırılmasına yönelik sistemler çiftçilerimize öğretilerek uygulamaya sokulmalıdır.

-Tarım alanı olup ta tarımsal amaçla kullanılmayan arazilerin tarımsal kullanıma sokulması sağlanmalıdır. Örneğin imar planında korunacak tarım alanı görünen yerlerdeki OSB’lerin boş arsaları meyve bahçelerine dönüştürülebilir.

-Türkiye’nin 2030 AB Yeşil Mutabakatı ve 2053 Karbon Yeşil Mutabakatı doğrultusunda tarımda sürdürülebilirliği sağlayabilmesi için hem Bursa’mızda hem ülkemizde organik tarım politikaları desteklenmelidir.

-1,1 milyon hektar verimli tarım topraklarına sahip ülkemizide, bu sahip olmanın ön sıralarına yerleşen Bursa’mızın, gıda ve tarım ürünleri ihracatındaki payı artırılmalıdır.