BURSA TARIM KONGRESİ

BUSİAD 21-22/Nisan/2026 günlerinde, Uludağ Üniversitesi Prof.Dr. Mete Cengiz Kongre Merkezinde, Bursa’da Tarımın Dünü, Bugünü ve Geleceği konu başlığı altında, Tarım Kongresi düzenledi. İki gün süren bu kongrede, değişik üniversitelerden bilim insanları, tarım uzmanları, Ziraat Odası başkanları, araştırmacılar, Bursa’da tarımın dününü, bugününü ve geleceğini masaya yatırdılar, değişik yönleriyle Bursa ekonomisinde çok önemli yer işgal eden tarımın geliştirilmesi yollarını önümüze serdiler. BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu aşağıdaki konuşmasıyla kongrenin açılışını yaptı ve BUSİAD’ın logosunda anlamını bulan sanayi ve tarımın sürdürülebilir birlikteliğine, kurulduğu 1978’den beri önem verdiklerini kaydetti ve sözlerine şöyle devam etti;

‘’Bugün artık açıkça görüyoruz ki pandemi, küresel krizler ve savaşlar, tarımsal üretimin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir zorunluluk olduğunu ortaya koymuştur. Gıda güvenliği ve gıda güvencesi, ülkelerin bağımsızlığı kadar kritik bir konu haline gelmiştir. BUSİAD olarak biz de bu gerçeklikten hareketle, 2022 yılında Tarım Yoksa Hayat Yok diyerek, kapsamlı bir tarım raporu yayınladık. Ardından Sanayi, Tarım ve Turizm ile Gelişen Bursa vizyonumuzu ortaya koyduk ve bugün bu kongreyle de bu süreci daha ileri bir noktaya taşıyoruz. Biliyoruz ki bu vizyonun sürdürebilirliği, güçlü ve dinamik bir insan kaynağıyla mümkündür. Ve bu kaynağın en kritik bileşeni gençlerdir. Bizim bu çalışmalarımıza en önemli tespitlerimizden biri şu olmuştur, GENÇLER ve TARIM…

Tarımın geleceği gençlerdir. Bugün tarıma olan ilginin azaldığını görüyoruz. Oysa gençler tarımda kazanabileceklerini bilmeli, riskleri yönetebilir bir ortamda bu sektöre adım atabilmeli, bilgi ve eğitimlerini katma değerli üretime dönüştürebilmelidir. Bu nedenle genç girişimciler için özel finansman modelleri, uygulamalı eğitimler ve erişilebilir tarım alanları gibi somut adımların hayata geçirilmesini çok önemsiyoruz. Aynı şekilde kooperatifçilikten, Ar-Ge teşvik sisteminden, ihracat stratejilerine kadar tarımın tüm değer zincirine bütüncül ve yapısal dönüşümlerine ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Bursa sadece bir sanayi kenti değildir, aynı zamanda güçlü bir tarım ve gıda kentidir. Bu potansiyeli koruyarak, dijital ve yeşil dönüşümü de içine alan yeni üretim hikayesi yazmamız, gerektiğine inanıyoruz. Bilimle, teknolojiyle ve ortak akılla desteklenen bir tarım vizyonu, Bursa’yı çok daha güçlü rekabetçi bir noktaya taşıyacaktır.’’

Bana da kongrenin ikinci günü söz verildi, konuşmamda önceki gün konuşan değerli bilim insanları, sivil toplum kuruluşları başkanları, gıda ve tarım ürünleri üretici temsilcileri ve araştırmacıların ülke tarımının gelişmesi yolunda atılacak adımları yönlendirecek çok değerli bilgiler sunduklarını söyledim, bir mühendis olarak ta, bu güzel önerilerin somut uygulamalarla şekillendirilmesi, gereğini vurguladım. Ardından bizim Konya Ovasından biraz büyük Hollanda’nın bugünün dünyasının en zengin tarım ülkelerinin önünde koştuğunu, 2024 yılı tarım ürünleri ihracatının 129 milyar dolar olduğunu, bu zenginliğin temelinde tarım ürünleri üreticilerinin, kendilerinin geliştirdiği KOOPERATİF modeli düzeninde üretim yapmalarının, çiftçi çocuklarının da Uygulamalı Tarım Meslek Okullarında eğitilmelerinin yattığını, vurguladım.

Şimdi bu bilgiler ışığında Sayın BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu’na öneriyorum, gelin tarım zengini Hollanda Tarım Modelini örnek alarak, Bursa ve ülke tarımının önünü açacak, sizin deyiminizle, yeni bir üretim hikayesi yazalım. Bu hikayeyi yazarken Dağ Yöresi Kalkınma ve Araştırma Vakfı yöneticileriyle de kol kola girelim. Dağ yöresinde her biri ihracat yeteneği olan çok değerli ürünler yetiştiriliyor, yaban mersini, aronya, çilek, siyez buğdayı, barbunya fasulyesi, kuşkonmaz. Ama üreticiler bu ürünlerini değerinde satamıyorlar, tarlada bıraktıkları da oluyor, para kazanamadıkları için Bursa’ya göç ediyorlar, yörede yaşamaya devam edebilen 60-70 bin insan kalmış. Gençlerden ziraat mühendisi eğitimi alanlar bile kendi yörelerinde iş bulamadıklarından Bursa’ya yerleşip meslekleri dışındaki alanlarda çalışıyorlar. İşte bu dağ yöresi sakinlerini sahip oldukları, ama farkına varamadıkları doğanın üst düzey değerleriyle, topraklarıyla buluşturalım, zengin olma yollarını önlerine açalım. Özellikle gençleri, geleceklerinin güvencesi olan topraklarına sahip çıkmalarını destekleyelim. Örnek olacak bir adım olarak ta, yukarda sıraladığım ürünlerin yetiştirildiği bir köy seçelim ve Hollanda Modeli Kooperatif kurulmasını sağlayalım, üreticiler tarlalarının büyüklüğü oranında üye olsunlar, kooperatif 2 yılda bir kongre yapsın, yönetimini seçsin. Yönetim, her sezon başında bölgede yetişen ürünlerin piyasadaki talep yoğunluğunu araştırsın, seçtikleri ürünlerin tohum ve fidelerini toptan alıp üyelerine teslim etsin, üreticiler kendi başlarına traktör ve benzeri tarım aletlerine yatırım yapmasınlar, onlara kooperatif sahip olsun, ürünler oluştuğunda yine yönetim ürünleri cins ve miktarlarını kaydederek teslim alsın ve kendi pazarlasın. Bu arada bu ürünlerin dış pazarlara da satışı yollarını araştırsın, daha iyi değerlerde satsın. Satışlar tamamlandıktan sonra yapacakları maliyet muhasebesi sonucunda elde edilen kar, üyelere kooperatif hisseleri oranında dağıtılsın.

İşte BUSİAD öncülüğünde atılacak bu adımla çok değerli bir üretim hikayesi yazdırabilirsiniz, sahip olduğumuz iklim çeşitliliğimiz ve toprak zenginliğimiz paralelinde, Türkiye’nin dünyadaki zengin tarım ülkelerinin ön sıralarına yerleşmesi yollarının açılmasında etkin rol oynayabilirsiniz…