Geçen hafta Bursa Kent Konseyi Genel Kurulu Merinos Kongre Kültür Merkezinde toplandı, yeni yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu seçildi. Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, kent konseylerinin şehir yönetiminde ortak akıl ve katılımcılığın en önemli yapı taşlarından biri olduğunu, vurgulayarak oturumu açtı. Şehirlerde sağlıklı ve huzurlu bir yaşam için dayanışma ve katılımcılığın vazgeçilmezliğine dikkat çekerek, herkesin yaşadığı şehre karşı sorumluluk hissetmesinin toplumsal duyarlılığı ve aidiyet duygusunu güçlendirdiğini, vurguladı. Konuşmasının sonunda bana da konseyin kurucu başkanı olmam nedeniyle bir plaket hediye edildi. Genel Kurulda yeni yönetim başkanı olarak seçilen Orhan Samast ve yeni yönetim kurulu görevlerine başladı, kendilerini kutluyorum, güzel kentimize katkılarının daim olmasını diliyorum.
Genel Kurulu izlerken gözümün önünden Kent Konseyinin kuruluş süreci aktı, durdu. Başkanlığım sürecinde bir uluslararası toplantıda konuşmacıydım, konuşmam bittiğinde bir grup benimle tanışmak istedi, kendileri Birleşmiş Milletlerin bir çalışma gurubuymuş, adları ICLEI, Uluslararası Yerel Çevre Girişimi Gurubu idi, oluşum süreçlerirnin temeli bayağı geçmişe oturuyordu, şöyle özetlediler;
1950’li yıllarda bilim adamları yer küre ikliminin değişmeye başladığını fark etmişler, araştırmalarını yoğunlaştırmışlar ve de sonuçta küresel iklimin değişmekte olduğunu, atmosferdeki ısının artmaya başladığını, bu sınmanın nedeninin de yer küre üzerindeki insan yaşamı sürecinde atmosfere bırakılan CO2 ve sera gazlarının olduğunu, belirlemişler. Konuyu ülke liderlerine aktarmışlar, liderler de 1978 yılında bir araya gelerek konuyu masaya yatırmışlar, bu gaz salınımlarının frenlenmesi konusunda gerekli adımları ülkelerinde atma kararı almışlar. Ama yıllar geçmiş, ne salınımlarda azalma olmuş ne de iklimdeki değişim durmuş. Sonuçta verdikleri kararları, yanlarında halk olmadan alma yanlışlığını, fark etmişler ve konuyu Birleşmiş Milletlerin, dünya ülkelerinden liderlerin yanında yirmi binin üzerinde sivil toplum temsilcisinin katılımıyla yaptığı 1992 Rio Toplantısına taşımışlar. Bu toplantıda Birleşmiş Milletler, ülkelerde ICLEI, Yerel Çevre Girişimleri Konseylerinin ve halkla kol kola girerek iklim değişimine dur diyecek uygulamaların oluşumunu, kararlaştırmıştır.
Aslında ben 1994 yılında Belediye Başkanı olduğumda, Bursa’nın çeşitli semtlerinde mahalle sorunlarının tartışılıp çözüm önerilerinin oluşturulduğu, vatandaş ile yerel yönetim arasındaki ilişkilerin kolaylaştırıldığı, katılımcı yönetim birimleri olarak Semt Danışma Merkezlerini, SEDAM’Iarı, kurmuştum. Benim kentimizi halkımızla beraber yönetme adımım ICLEI gurubuyla tanışmamla uluslararası boyutta yeni bir oluşuma dönüştü. ICLEI gurubuyla beraber kolları sıvayarak Bursa Kent Konseyi’nin köşe taşlarını yerleştirdim. Türkiye’de ilk defa Bursa’da, mahalle bazında, içlerinde muhtarların, ev hanımlarının, öğrencilerin vb. Bursalıların yer aldığı yerel çevre girişimleri çalışma guruplarını oluşturdum, adları da Yerel Gündem 21 Çalışma Gurubu, oldu. Karbon salınımlarını azaltmanın ilk adımı olarak, evlerden ve iş yerlerinden çıkan atıkların geri dönüştürülebilecek olanlarının ayrı biriktirilmesi ve toplanmasını, bu gurupların ev ve iş yerlerini dolaşarak anlatmasıyla, başlattık, halen bu sistem işliyor.
Ardından, Bursa ile ilgili kararların alınma sürecinde, yanlışların en aza indirildiği, etkinliklerinin yükseltildiği karar alma mekanizmasını, merkezi ve yerel yönetim, siyasi parti, sivil toplum örgütleri, meslek odaları temsilcileri, muhtarlar ve bilim insanlarının yer aldığı Bursa Kent Konseyi’ni kurarak, harekete geçirdim. Büyükşehir Belediye Başkanı aynı zamanda Kent Konseyi Başkanı idi, kurduğum bu Kent Konseyi aşağıdaki düzende işlev yapıyordu;
Kent konseyi üyeleri Bursa’nın çözülmesini gerekli gördükleri sorunlarını gündeme taşıyorlar, konseydeki ilgili çalışma gurupları sorun bazında yaptığı çalışmalar sonunda netleşen çözüm önerilerini konsey toplantısında tartışmaya açıyorduk. Çözümün uygulanmasına yönelik bir karar alınırsa, bu kararı hem Konsey Başkanı hem de Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Belediye Meclisi gündemine aldırıyor ve mecliste tartışılmasını sağlıyordum. Eğer Meclis, Konseyin önerisini kabul ederse uygulamaya sokuyorduk, etmezse Başkan olarak, kabul edilmeme nedenlerini Konsey toplantısında üyelere anlatıyordum, eğer o konuda Belediye Meclisinin bir önerisi varsa, öneri Kent Konseyi gündemine alınarak tartışmaya açılır, tartışılır ve karara bağlanırdı. Bursa Kent Konseyi’nin bu işleyiş düzeni, kent yaşamını yönlendirecek kararların halkla kol kola girilerek alınması mekanizmasını işler kıldı, aynı Birleşmiş Milletlerin 1992 RİO Toplantısında olduğu gibi, ülke yönetimleriyle sivil toplumun kol kola girmesi gibi. Bursa Kent Konseyi Bursa Halkının Konseyidir, ancak kent yaşamıyla ilgili alacağı kararların uygulanması Büyükşehir Belediyesi Başkanının ve de Meclisi’nin yetkisinde ve görev sorumluluğundadır. Bu nedenle kentimizin bu iki etkin karar mekanizmasının kol kola girmesinin, müşterek kararlar üretmesinin Bursa halkının yaşam konforu ve yaşam güvenliği açısından büyük değer taşır. Sunduğum bu bilgiler kapsamında hem Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve Kent Konseyi Başkanımıza bir önerim var;
Bugün Bursa kamuoyuna etkin biçimde yerleşen ve tartışılan KAYAPA KATI ATIK DEPOLAMA ALANI konusu önce Kent Konseyi gündemine alın, Büyükşehir Belediye Başkanı ve Belediye yetkilileri bu oluşum hakkında detaylı bilgileri Kent Konseyi üyelerine anlatsın, konsey konuyu her yönüyle masaya yatırsın, tartışsın, oylasın, alınacak karar Büyükşehir Belediyesi’nin bu konudaki uygulamasını, halkla kol kola girerek yönlendirsin…