BİR NESLİ KAYBEDİYORUZ, FARKINDA MIYIZ?

Hem mesleğim hem de içinde bulunduğum bazı STK’lar ile birlikte ülkemizin onlarca şehrinde, üniversitelerde gençlerle buluşuyorum. Hepsinde ortak bir bakış. Hem de ne bakış. Nitelikli iş, mesleklerine olan saygı, güven, liyakat, hepsinden ümitsizler. Son yıllarda Türkiye’nin en nitelikli gençleri birer birer sessiz bir şekilde bu ülkeden göçüyor. Sırası gelenler de bavullarını toplamaya başladılar bile. Acı tarafı onları da biraz bizler yani ebeveynler cesaretlendiriyor. Kimisi yüksek lisans bahanesiyle gidiyor, kimisi bir iş teklifini fırsat biliyor, kimisi de mesleğine ve okuduğu yıllara ihanet edercesine sadece yaşamak için farklı işlere giriyorlar. Ortak nokta şu: Kalmak istemiyorlar. Geri dönmek ise çoğunun kısa-orta vade planlarında yok.

TÜİK’in Sayıları Bağırıyor

TÜİK’e göre 2023 yılında yurtdışına göç edenlerin büyük çoğunluğu 20-34 yaş arasında. 2023 yılında Türkiye'den özellikle Avrupa ülkelerine farklı başlıklar altında giden genç sayısı bir önceki yıla göre %53 artarak 714.579 oldu. Son beş yılda 20-34 yaş arası toplam 902 binin üzerinde genç, ülkeyi terk etti. Bu gruplar, en yüksek eğitim düzeyine ve potansiyele sahip kuşağı oluşturuyor. En fazla göç eden yaş grubu ise 25-29 yaş arası (%15). Bunu 30-34 yaş (%12,9) ve 20-24 yaş (%12,5) grupları takip ediyor.

OECD raporlarına göre, Türkiye, son beş yılda nitelikli iş gücü kaybı yaşayan ülkeler arasında ilk sıralarda. Bu tablo, sadece bireysel bir arayış değil, sistemsel bir sinyal.

Bu rakamlar, artık sadece bireysel hayal kırıklıklarını değil, yapısal bir dönüşümün sinyalini veriyor: Türkiye, yetiştirdiği gençleri elde tutamıyor. Tutmak için de topyekûn bir şey yapılmıyor. Hele ki bir de genç nüfusun azalmaya başladığı zamanlarda ülke orta vadede genç sıkıntısını, nitelikli genç sıkıntısını damarlarına kadar hissedecek.

Neden Gidiyorlar?

Ekonomik istikrarsızlık ve yüksek enflasyon: Genç bir mühendis, burada 25 bin TL’ye çalışırken Almanya’da aynı iş için 3.000 Euro kazanabiliyor.

Liyakatsizlik: “Kim olduğun” değil, “kimin yakını olduğun” kariyer yolculuğunu belirliyorsa yetenek duraklarda iner.

Gelecek kaygısı: Konut fiyatları, hayat pahalılığı, siyasi belirsizlikler gençler için umut değil, yük haline geliyor.

Özgürlük ve ifade alanı: Gençler sadece geçinmek değil, kendilerini gerçekleştirmek istiyorlar. Yurt dışında bunun daha mümkün olduğunu düşünüyorlar.

Sadece Beyinler Değil, Paramız da Gidiyor

Beyin göçü yalnızca insani bir kayıp değil, doğrudan ekonomik bir erozyon.

Bir tıp öğrencisini yetiştirmek devlet bütçesine ortalama 1 milyon TL’ye mal oluyor. Mezun olduktan sonra Almanya’ya giden bir doktor, bu yatırımın faydasını Türkiye yerine başka bir ülkeye taşıyor. Bu sadece bir insan kaybı değil, vergiyle finanse edilen bir kalkınma sermayesinin başka ülkelere aktarılması.

Giden her yazılımcı, mühendis, akademisyen; Türkiye’nin rekabet gücünden bir tuğla daha söküyor.
Giden genç değil sadece; giden bir fikirdir, bir üretimdir, bir gelecek ihtimalidir. Yazılımcılar, girişimciler, akademisyenler, sanatçılar… Hepsi aslında birer stratejik sermaye. Ve bu sermaye, yurt dışına çıkarken arkasında verimlilik boşluğu, motivasyon çöküntüsü ve gelecek endişesi bırakıyor.

Geri Dönerler Mi?

Bazıları dönmeyi istiyor, ama şartlarla birlikte düşününce bu arzular da törpüleniyor. Dönenlerin çoğu, aynı sistemle karşılaşınca yeniden gitmenin yollarını arıyor.
Yani mesele sadece ekonomik değil, sistemseldir. Demokrasi, hukuk güvenliği, liyakat, eğitim kalitesi gibi unsurlar bir ülkeyi sadece yaşanabilir değil, dönülebilir de kılar.

Tutmaya Değil, Değişmeye Odaklanmak

Gençleri ülkede tutmak istiyorsak onları sahiplenmek yetmez; duymalı, anlamalı ve güven vermeliyiz. Bu kuşak ayrıcalık değil; güvenilir bir gelecek istiyor.
Şeffaf bir yönetim, liyakate dayalı kariyer yolları, özgür düşünce ortamı ve yaşanabilir bir ekonomik düzen… Bunlar sağlanmadığı sürece pasaport sadece bir kimlik değil, bir çıkış bileti olmaya devam edecek.