BELGRAD

Geçen hafta balkanların en güzel şehirlerinden birine yolumuz düştü. Tuna ve Sava nehirlerin kesiştiği noktada kurulmuş ve nehirlerin çevresine yayılmış yerleşim alanları ile 3 milyon insanı barındıran Sırbistan’ın baş şehri Belgrad. Sava nehrinin bir yanı Eski Şehir (Stari Grad) diğer yanı ise Yeni Belgrad (Novi Belgrad) olarak adlandırılıyor.

MÖ 7000'lere dayanan köklü geçmişiyle Avrupa'nın en eski yerleşim yerlerinden birisi. Tarih boyunca Keltler, Romalılar, Macarlar, Osmanlılar ve Sırplar arasında el değiştirmiş.

Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1521 yılında fethedilmiş, 1878 yılındaki Berlin Antlaşması ile Osmanlı'dan çıkana kadar kesintili aralıklarla yaklaşık 357 yıl Osmanlı egemenliğinde kalmış. Osmanlılar döneminde Avrupa seferleri için bir "üs ve lojistik merkez” olarak kullanılmış.

Şehir bu dönemde zaman zaman el değiştirmiş. Habsburg (Avusturya) orduları tarafından 1688, 1717 ve 1789 yıllarında üç kez işgal edilse de her defasında geri alınmıştır.

1815'teki Sırp İsyanı ile özerklik kazanan şehir, Osmanlı garnizonlarının da çekilmesiyle 1878 yılında resmen Osmanlı İmparatorluğu'ndan kopmuş.

Yıllar sonra günümüzde şehire misafir olduk. Çok merkezi bir otelde kaldık. Gezilecek her yere yürüme mesafesinde temiz, 4 yıldız bir otel. O koşturmaca içinde geçen 6 günde 7 ülke gibi turlar yerine, eşim ve ben tek tek, ya da komşu iki ülke programlayıp gezmeyi tercih ediyoruz. Seyahat programlarını da kendimize uygun şekilde planlamayı tercih ediyoruz.

Belgrad’a gitmeyi düşünenler için pek çok bilgi internette var. Biz size çok faydalı olacağını düşündüğümüz birkaç ilave bilgi aktarmaya çalışalım.

Ucuz bir şehir değil. Ancak pahalıda değil. Tercihlerinize bağlı olarak yapacağınız makul bir bütçe yeterli olacaktır.

Muhteşem bir sosyal uygulama var. Şehir içinde görevli bütün belediye otobüsleri bedava. Bu uygulama yerli halk yanında tüm turistler içinde geçerli.

Halkın genç yaşlı yüzde 90’ı İngilizce konuşabiliyor ve çok yardım sever insanlar. Herhangi birisinden rica edin, gitmek istediğiniz yeri söyleyin, bilmiyorsa dahi bir yerel telefon uygulamasından bakıp size en yakın duraktan binmeniz gereken otobüs numarasını söylüyorlar. Otobüslerde öyle kalabalık falan değil. Biz ikinci gün öğlen sonrası bu işi çözdük ve ulaşım sorun olmaktan çıktı.

Taksilerden kaçının. Yerel halkın kullanmadığı taksiciler bir turist yakalarsa hırsızlığın mertebesi yok. Karakolluk olabilirsiniz. Taksi şoförlerinin fiyat için taksimetre ne yazarsa sözüne inanmayın. Nasıl taksimetre ise şoförün kafasındakini yazıyor. Havaalanından otel için bindiğimiz taksi, 4288 dinar yazdı. Mesafe 20km. Sonra otelden 2 km. mesafedeki alış-veriş merkezine 4000 dinar yazdı. Fatura vermedi, Polise gidelim deyince iyice terbiyesizleşti. Neyse çözdük bir şekilde ama ne yazık ki taksiler hırsızlığa alışmış. Otobüs işini öğrendiğimizde şehrin her yerini gezme imkânı oldu. Dönüşte havaalanı için otel resepsiyonundan Taksi istedik ve fiyatı 2500 dinar dediler. Bilginiz olsun, otel rezervasyonu yaparken, gelişte transfer için taksi talebinde bulunabiliyorsunuz.

Et ile hazırlanmış yemeklerin çok büyük çoğunluğunda etler karışık olarak hazırlanıyor. Ve hemen hepsinde domuz eti de var. Tavuklu yemeklerde bile lezzet amaçlı pastırma benzeri katkılarla karışım oluyor. Balık ızgara hariç.

Kalemegdan görülmesi önemli bir alan. Önemi iki noktadan geliyor. Birisi Tuna ve Sava nehirlerinin birleşme noktasının görülüyor olması. İkincisi ise kale içinde bir alanda görebileceğiniz damat Ali Paşa türbesi.

Şehir güzel ve kadim bir şehir. Fırsat ve imkân yaratıp düşünenlere kesinlikle tavsiye ederim.