AVUKATIN ŞİRKET YÖNETİM KURULU ÜYESİ OLABİLMESİ

1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun (Kısaca “AvK”) “Avukatlıkla birleşemeyen işler” başlıklı 11’inci madde hükmü uyarınca; “Aylık, ücret, gündelik veya kesenek gibi ödemeler karşılığında görülen hiçbir hizmet ve görev, sigorta prodüktörlüğü, tacirlik ve esnaflık veya meslekin onuru ile bağdaşması mümkün olmayan her türlü iş avukatlıkla birleşemez.” AvK’nın “Avukatlıkla birleşebilen işler” başlıklı 12’nci madde hükmüne göre de “Aşağıda, sayılan işler 11 inci madde hükmü dışındadır: (…) f) Anonim, limited, kooperatif şirketlerin ortaklığı, yönetim kurulu başkanlığı, üyeliği ve denetçiliği ve komandit şirketlerde komanditer ortaklık, (…) Bir kadroya bağlı olarak aylık veya ücreti Devlet, il veya belediye bütçelerinden yahut Devlet, il veya belediyelerin yönetimi ve denetimi altındaki daire ve müessese yahut şirketlerden verilen müşavir ve avukatlar, yalnız bu daire, müessese ve şirketlere ait işlerde avukatlık yapabilirler.” Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde, bir limited şirket veya anonim şirket avukatı olarak çalışan kimse, şirket yönetim kurulu başkanı ya da üyesi olamaz. Ancak söz konusu avukat şirket avukatı olarak çalışmıyor ise, şirket yönetim kurulu başkanı ya da üyesi olarak rızası varsa görev alabilir. Diğer yandan avukat olan bir kimse aynı zamanda şirkette hisse sahibi ise ve rızası varsa, bu sıfatından dolayı şirket yönetim kurulu başkanı ya da üyesi de seçilebilir. Konuya ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 23/09/2013 Tarih, 2012/18359 Esas ve 2013/16290 Karar Sayılı İçtihat Metni, www//karararama.yargıtay.gov.tr (Erişim tarihi: 11.07.2026) şöyledir; “Mahkemece, iddia, tüm dosya kapsamına göre, avukat olan davacının kendi rızası dışında yönetim kurulu üyesi olmasının mümkün olmadığı gibi, yönetim kuruluna seçilen davacıya sembolik de olsa bir miktar hisse verilmesi yasal bir uygulama olduğunun da davacı tarafça bilindiği, bu nedenle davacının rızası dışında ortak edildiği iddiasının dinlenemeyeceği, ayrıca yönetim kurulundan istifa ettiğini belirten davacının, istifa dilekçesini faks mesajıyla değil, noter marifetiyle davalı şirketlere iletmesi gerektiği gerekçesiyle davacının tespit istemlerinin reddine, davalıların davacının kişilik haklarını ihlal edici ve davacıya yönelik herhangi bir eylemlerin bulunduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle de manevi tazminat isteminin de reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
Ancak, bir şirket avukatı görevini üstlenen kimse, aynı zamanda hisse sahibi ise, yönetim kurulu başkanı ya da üyesi seçilebilir ise de karar almada oylamaya katılamaz.

Çalışmalarınızda başarı, ailenizle birlikte esenlik ve mutluluklar diler, en içten saygılarımızı sunarız.

Jur. Dr. Mevci Ergün