ATASÖZLERİ SUÇÜSTÜ AKIL GÖZALTI

Bir atasözlerimiz kalmıştı;

onu da yeni yıl hediyesi diye paketleyip linç masasına yatırdılar.

Yapay zekâ destekli paylaşımlar ortalığı sardı.

Herkes bir anda halk bilgesi, herkes kültür dedektifi.

Bildiğimiz, duyduğumuz, çocukluğumuzdan kulağımıza çalınan ne kadar atasözü varsa, hepsi “aslında çok fena”ymış.

Meğer biz yüzyıllardır yanlış yaşamışız.

Yanlış düşünmüş,

yanlış konuşmuşuz.

“At binenin, kılıç kuşananın”

Gasp çağrısıymış!

Vay arkadaş…

Bu söz, “herkes haddini, işini, becerisini bilsin” demekken;

elindeki imkânı bilmeyene değil, bilenine yakıştırırken;

bir anda kapkaç manifestosuna dönüşmüş.

“Söz gümüşse, sükût altındır”

Haksızlığa susmayı öğütlüyormuş!

Bak sen…

Bu söz, ağzına geleni söylemenin marifet olmadığını,

her suskunluğun korkaklık sayılmayacağını,

bazen susarak büyüdüğünü anlatırken

bir anda vicdan iptali belgesi oluvermiş.

“Kol kırılır, yen içinde kalır”

Suçu örtbas etmekmiş!

Oysa bu söz,

her meseleyi ulu orta dökme,

her kırığı vitrine çıkarma,

zaafını düşmana teşhir etme, der.

Ama yok…

Yeni akıl böyle istiyor.

Durmadılar tabii.

“Bal tutan parmağını yalar”

Rüşvet savunmasıymış!

Yok artık…

Bu söz, işin içindeysen payına düşen olur, der.

Emeğin karşılığı vardır, der.

Ama biz illa kötü anlayacağız ya…

Hemen suçüstü.

“Üzüm üzüme baka baka kararır”

Kötülük bulaşıcılığıymış!

İyi de dostum,

aynı sözle iyilik de bulaşır denmez mi?

Yanlış örnekten uzak dur demek varken,

niyet yine karanlık.

“Acele işe şeytan karışır”

Başarıyı yavaşlatıyormuş!

Sanki “düşünerek yap” demek suç oldu.

Sanki hız kutsal, akıl gereksiz.

“Komşu komşunun külüne muhtaçtır”

Yoksulluğu meşrulaştırıyormuş!

Halbuki bu söz,

insanın insana muhtaç olduğunu,

dayanışmayı, paylaşmayı anlatır.

Ama belli…

Sorun atasözlerinde değil.

Sorun, sözü anlayacak sabrı kalmayanlarda.

Atasözleri ahlak dersi değildir sadece;

hafızadır, tecrübedir, hayatta kalma kılavuzudur.

Her biri, birilerinin canı yanarak öğrendiği şeylerin kısa notudur.

Sen onu alır, bağlamından koparırsan,

bugünün sığlığıyla tartarsan,

her söz suç olur.

Biz atasözleriyle yozlaşmadık.

Biz, atasözlerini anlayamayacak kadar yüzeyselleştik.

Bir gün bakarsın,

“Dost kara günde belli olur” da çıkar karşımıza…

“Zor zamanda kimseye güvenmeyin” diye suçlanır.

O gün gelirse şaşırmam.

Çünkü bu gidişle

akıl da suçlu,

hafıza da sanık.

Yetmedi…

Bir de hınçla söylenmiş diye yaftalanan var:

“Devletin malı deniz, yemeyen domuz.”

Bak bak bak…

Bu söz, hırsızlığı teşvik ediyormuş!

Kamu malını talan etmeyi öğütlüyormuş!

Oysa bu söz, bir öğüt değil;

bir teşhistir.

Bir ahlak dersi değil;

bir acı tespittir.

Bu söz,

“Yapın” demez;

“Böyle oluyor” der.

Toplumun, kamu malına sahip çıkılmadığında

nasıl hoyratlaştığını anlatır.

Hesap sorulmadığında iştahın nasıl kabardığını söyler.

Hınçla söylenmiştir, doğrudur.

Ama o hınç;

çalana değil,

seyredene,

sessiz kalana,

“nasıl olsa kimse sahip çıkmıyor” diyenlere yöneliktir.

Atasözlerini talimat sanıyorlar.

Oysa çoğu, rapordur.

Tutanağıdır yaşanmışlığın.

Ama merak etmesinler.

Atasözleri sabırlıdır.

Bizden uzun yaşarlar.

BAZI ATASÖZLERİMİZ VE ANLAMLARI

ÜZÜMÜNÜ YE BAĞINI SORMA:

Her iyiliği kriminalize etme

YEMEYENİN MALINI YERLER:

Sahip olduğun nimeti, imkânı, hakkı zamanında ve yerinde kullanmazsan; onu kullanmasını bilen biri çıkar, alır ya da senden önce değerlendirir.

KAZ GELECEK YERDEN TAVUK ESİRGENMEZ:

Büyük ve kalıcı bir kazanç için, makul ve ölçülü bir fedakârlık yapmak gerekir.

DOĞRU SÖYLEYENİ DOKUZ KÖYDEN KOVARLAR:

Gerçeği dile getirmek her zaman alkış getirmez; ama doğru insan, bedeli ne olursa olsun gerçeği söylemekten vazgeçmez.

BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YIL YAŞASIN:

Her kavgaya, her kötülüğe, her haksızlığa aynı anda müdahil olmak zorunda değilsin. Bazen mantıklı olmak zorundasın.

KÖPRÜYÜ GEÇENE KADAR AYIYA DAYI DEMEK:

Gücün yetmediği bir durumda, geçici olarak sertleşmek yerine dili ve aklı kullanarak zarar görmeden süreci atlatmak.

KOMŞUDA PİŞER BİZE DE DÜŞER:

Yakın çevrende bir hareket, bir bereket, bir imkân varsa; bunun sana da dolaylı ya da dolaysız bir faydası olur. Bunu kıskanma, engel olma, destekle.