ALTINA HÜCUM

Hayat güvence ister.

Gemi, sakin ve rüzgârsız bir liman arar.

Bizde o limanın adı yüzyıllardır değişmez: altın.

Beden yorulmak istemez.

Yiyecek yakın, hayat zahmetsiz olsun ister.

İnsan da en az emekle en çok kazanca ulaşmayı arzular.

Bu doğaldır. Normaldir.

Hatta aksi düşünülemez.

Ama kazancın kaçamayacağı yerler vardır.

Vergi dairesi mesela…

Tabii bazı ülkelerde.

Doğru yönetilen toplumlarda vergi vermek kutsal bir görevdir.

Vergi kaçırmak sadece suç değil, ayıptır.

Toplumsal bir yüz kızarıklığıdır.

Bizdeyse bazen “ticari maharet”, bazen “sistemin açığı”,

çoğu zaman da “herkes böyle yapıyor” gerekçesiyle makulleştirilir.

Çalkantılı dönemlerde altın, birikimin en güvenli limanı sayılır.

Para oraya sığınır, demir atar, kımıldamaz.

Ekonomi dışarıda fırtınayla boğuşurken,

kasalar içeride sessizce dolmaya devam eder.

Hâl böyle olunca zaten yavaşlayan ekonomi iyice donar.

Çarklar dönmez, üretim azalır, hayat ağırlaşır.

Ama vitrinler parlar.

Bugün ülkemiz tam da bu günlerden geçiyor.

İşler durgun…

Ama kuyumcular kalabalık.

Düğün yok, nişan yok,

ama bilezik kuyruğu var.

Altına hücum yaşanıyor.

Öyle böyle değil.

Sanki yarın kazma kürek dağıtılacak,

herkes kolunda çeyrekle madene inecek.

Bazı meslek erbapları var, alınmasınlar…

Ama vergi lafı edilince tansiyonları düşüyor.

Bunların başında da kuyumcular geliyor.

Kart geçmez.

Havale olmaz.

IBAN çalışmaz.

Israr ederseniz “fark” çıkar.

Tüketici ne yapsın?

“Fark” kelimesini duyunca,

kendini bir Western filminde bulur.

Sessizce cebinden parayı çıkarır,

tezgâhın üstüne dizer.

Silah yerine makbuz bekler…

Gelmez.

Son alınan kararı geç ama doğru buluyorum.

Altına bu kadar hücumun olduğu bir dönemde,

devletin “dur bakalım” demesi yerindedir.

Çünkü mesele altın değil.

Mesele güven. İnsanlar parası mum gibi erisin istemez. Yılların birikimi uçup gitsin istemez.

Para üretime değil kasaya,

geleceğe değil çekmeceye saklanıyorsa;

orada ekonomi değil, toplum yorulmuştur.

Ve tarih bize hep şunu gösterir:

Altına hücum edenlerin çoğu hayal taşır,

altını gerçekten kazananlar ise

kazma kürek satanlardır.