Geçtiğimiz hafta Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, UYAP AI Karar Destek Sistemi’nin geliştirilmekte olduğu, ve sistem üzerinden 30 milyondan fazla yüksek mahkeme kararı ile içtihadın saniyeler içinde taranabilip hâkim ve savcılar tarafından araştırma ve analizlerin hızlandırılmasının, bilirkişi raporları ve değerlendirmelerin içtihatlarla karşılıklı olarak analiz edilebilmesinin hedeflendiği açıklandı.
Bu adımın, yargı süreçlerinin hızlanması sonucunu doğuracağı için, bazı makul çekincelerle, desteklenmesi gerektiğini belirtmek isterim. Yapay zekanın hukukta rutin işleri hızlandırması doğru yönetilirse hâkimin asıl işine yani hukuki muhakemeye daha çok zaman ayırmasını sağlayacaktır. Burada iki önemli kavram var: (i)”rutin işler”, ve (ii)”hukuki muhakeme”. Yani hâkimin rutin işlerde sistemi kullanması, hukuki muhakemede kullanmaması gerekiyor. Neden? Hukuk sistemimiz, Anglosakson hukuk düzeninden farklı olarak emsallerin bağlayıcı olması temeline dayanmaz. Yargıtay’ın yerleşik içtihadı dahi (içtihadı birleştirme kararları hariç) hâkim için emredici kaynak değil, yol gösteren bir referanstır. Özetle hakimlerimiz, önceki hakimlerin kararlarıyla bağlı değildir. Bu nedenle sistemin “doğru kullanımı” çok kritik. Hâkimlerimiz, sistemin önüne sunduğu içtihat kümesini "geçmişte böyle karar verilmiş, öyleyse bugün de aynı yönde karar vermek gerekir" şeklinde yanlış okursa bu hukuka aykırı ve bambaşka bir yola bizi götürebilir. Yeni iş ilişkileri, yeni teknolojiler, yeni toplumsal koşullar karşısında hukuk her gün değişir, gelişir.
Avukatlık mesleği açısından da önemli. Bu tartışmalara "avukatlık zaten birkaç satır dilekçeden ibaret, onu yapay zekâ yapsın" perspektifinden yaklaşmak, avukatlığın ne olduğunu hiç bilmemek demektir ve ileride baş ağrıtır. Yargıda temsil, müzakere, hukuku yasal yollarla kullanarak şirketinizi rekabette öne geçirme, bir hukuki detayın gerçekten fiiliyatta önemli olup olmayacağını öngörme, olayın kendine özgü koşullarına bakarak gerektiğinde içtihada aykırı ama hukuka uygun bir argüman geliştirebilme gibi yüzlerce unsur sayabiliriz. 2022 Kasım’dan beri süregelerek bugün sofistike şekilde yapay zekâ kullanan bir hukukçu olarak açıkça belirtmek isterim ki bu saydıklarım otomasyonla yürütülebilecek işler değil; en azından birkaç sene daha. Teknolojiye devredilebilecek olan, mesleğin etrafındaki tekrarlı katmandır; özünün kendisi değil. (Niye ki, gayet yapılıyor diyebilirsiniz. Çünkü bazı işlerde işin iyi yapılıp yapılmadığı, yani performans indikatörü, henüz işin yapıldığı gün belli olmuyor. Özellikle hukukta.) Sonuç olarak doğru kullanabilen hukukçu, 10x belki de 100x hukukçu olabilir; bu da ayrı bir sonuç.
Sonuç olarak sistemi doğru kullanmak yine en önemli detay. İçtihat konusunda “Bugüne kadar hep böyle yapılmış, biz de böyle yapmalıyız” denmemesi lazım. Zaten herhangi bir alanda bu düşünce şekli, akıl kârı değil.