1 Mayıs’ta yeni bir soru: Emeğin geleceği kimin elinde?

1 Mayıs…Yıllardır emeğin, alın terinin, dayanışmanın günü olarak anıyoruz.2026 yılında kendime farklı bir soru sordum:

Bugün konuştuğumuz emek, gerçekten yarının emeği mi? Çünkü artık çok net görüyoruz ki; emek sadece biçim değiştirmiyor, anlam da değiştiriyor. Eskiden emek daha çok fiziksel güce dayanıyordu. Sonra bilgi çağı geldi, zihinsel emek öne çıktı. Bugün ise bambaşka bir eşikteyiz: Yapay zekâ, otomasyon ve robotik sistemler…Sadece işleri değil, “işin kendisini” yeniden tanımlıyor.

Artık mesele hangi işi yaptığımız değil, o işi nasıl düşündüğümüz, nasıl kurguladığımız ve nasıl dönüştürdüğümüz. İşte burada yeni bir kavram öne çıkıyor: Mühendislik zekâsı. Mühendislik zekâsı; sadece teknik bilgi değil, problemi doğru tanımlama, sistemi kurma, farklı disiplinleri bir araya getirme ve çözümü sürdürülebilir kılma becerisidir.

Bugünün dünyasında değer yaratanlar; sadece çalışanlar değil, düşünen, tasarlayan ve sistemi yönetenler olacak. Ve açıkça söylemek gerekir ki, geleceğin emeğini belirleyecek olanlar da bu yetkinliğe sahip olanlar olacak.

Kadınların emeği nerede peki? Türkiye’de kadınların iş gücüne katılımı hâlâ arzu ettiğimiz seviyede değil. Daha da önemlisi, mühendislik ve teknoloji alanlarında ciddi bir potansiyel boşluğu var. Oysa ki çeşitliliğin olduğu ekipler daha iyi karar alıyor, daha yenilikçi çözümler üretiyor ve daha sürdürülebilir başarı sağlıyor. Yani mesele sadece eşitlik değil, aynı zamanda kalkınma meselesi olarak karşımıza çıkıyor.

İşte bu yüzden, Tüm Mühendis Kadınlar Derneği (TÜMKAD) olarak bizler; sadece kadın mühendislerin istihdamını artırmayı değil, geleceğin emeğini birlikte inşa etmeyi hedefliyoruz. Mentörlük programlarımızdan projelerimize kadar attığımız her adımda, kadınların mühendislik zekâsını görünür kılmak ve bu gücü ekosisteme kazandırmak için çalışıyoruz.

1 Mayıs sadece emeği anma günü değil, aynı zamanda artık emeğin geleceğini düşünme günü. Geleceğin emeğini kim tanımlayacak? Teknolojiyi sadece kullananlar mı, yoksa onu anlayan, geliştiren ve yönetenler mi?

Benim cevabım net: Gelecek; çalışanların değil, anlamlandıranların, dönüştürenlerin ve cesaretle sorumluluk alanların olacak. 1 Mayıs’ı anmak elbette önemli. Ama bundan daha önemlisi, geleceğin emeğini bugünden inşa etmek. Artık geleceği çok daha iyi okumalıyız çünkü yarının dünyasında yer almak isteyenler için, emek artık sadece bir çaba değil;

bir vizyon meselesi.