Haber Detayı - 'Yeni OSB'ler iyi planlanmalı
“Yeni OSB’ler iyi planlanmalı

'Yeni OSB'ler iyi planlanmalı


Bursa OSB'nin sınır komşusu olarak sanayicilerin arsa tapuları üzerine, büyük bir azimle kurulan Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi'nin Mütevelli Heyet Başkanı Yalçın Aras, yeni kurulacak sanayi bölgelerinin Bursa'ya etkileri konusunda kaygılı.

'Bilim insanlarıyla şehrin geleceğinin planlanması gerekmektedir. Yeni yapılacak sanayi bölgelerinin kaç sene sonra etrafının konutlarla sarılacağını, sapmalarıyla birlikte hesaplatmak lazım' diyor Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi'ni (NOSAB) tüm olumsuz koşullara rağmen Türkiye'nin 183. OSB'si olarak kazandırmış olan Mütevelli Heyet Başkanı Yalçın Aras.
Bu sözler, böyle bir yetkin ağızdan çıkınca biraz daha fazla kulak kabartmak gerekiyor elbette. Aras'la Bursa Organize Sanayi Bölgesi'nin 55. kuruluş yıldönümü nedeniyle yaptığımız söyleşide, gelecek, geçmişten alınan derslerle bir parça daha öne çıkıyor. Bakalım Aras, yıllarca biriktirdiği tecrübesiyle neler söylüyor?
Bursa OSB Türkiye'nin ilk OSB'si. NOSAB'ı kurarken siz ne tür zorluklarla
karşılaştınız?
Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) Türkiye için ciddi bir sanayileşme süreci. İlk kalkınma planı içinde hedef olarak OSB'ler konulmuştu. Bursa'nın coğrafi konumu avantaj olmuş. Biz Bursa OSB'ye göre 40 yıl sonra başladık Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) olarak. Biz Minareliçavuş Köyü'ne fabrika kurduğumuzda Demirtaş OSB'nin o ağır süren mücadelesini de, nasıl yapacağımızı da bilmiyorduk. 2000 yılında 4562 sayılı yasa ile bizim OSB olmamız imkansız bir şeydi. Ama kurmuş olduğumuz Nilüfer Sanayici İş Adamları Derneği (NİLSİAD) Müteşebbis Heyeti amansız bir mücadele verdi. Bu OSB kurulmazsa, Bursa'ya hem çevresel etkilerinin daha ağır olacağı düşüncesi ve hem de benim hazırladığım fizibilite raporuyla hükümete başka çare olmadığını çok iyi anlatabildik. Çok uğraştık. OSB'nin resmi sicil belgesini aldığımızda, 1 parsel tapusu yoktu. OSB oldunuz diye bir tapu bile yoktu. Sadece 183 sayılı sicil numarasıyla organize sanayi bölgesi olduğumuza dair bir yazı vardı. Sıfır noktasında olan bir altyapı ve OSB'nin malı mülkü yoktu, terk edilmiş arsaların tapusu kişilerin elindeydi. Ayrılmış yolların tapusu Tapu Kadastro'daydı. Herkes bizden yolun, yeşil sahasının, arsasının parasını talep etti. Sanayicinin azmi ve yine eski öğretmenlerin bize verdiği mücadele azmi, yoktan var etme duygusu içimize kazınmıştı. Atatürk'ün hayatını okuduğum için aynı mücadele örneğini orada gördüm.
ATATÜRK'ÜN
MÜCADELE AZMİNİ
ÖRNEK ALDIK
Sizin de mücadelenizde rol modeliniz
Atatürk'tü yani?
Aldığım eğitimle, gençliğimde Atatürk'ten çok etkilendim tabii. O'nun müthiş zorluklar içinde sıfırdan Türkiye Cumhuriyeti gibi bir devleti dünya devleti haline getirmesi elbette örnek olmuştur. Bu değerlere göre yetiştirildik. Sanayicilerin çoğu bu azimle yetişmiştir. Mustafa Kemal Atatürk, sanayileşmenin temellerini de atmıştır. Merinos Fabrikası bunun en büyük örneklerinden biridir. Bugün dünyada da Atatürk yoktan var etmesi ile bilinir. 'Bu mücadele azmini veren kişinin adını bir caddeye vereceğiz' dedik. Ve verdik de… Ulu Önder'in 'Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar' sözünü söyledim. Müteşebbis heyet olarak biz bu kafadaydık. Diğer OSB'leri düşününce devlet tarafından yerleri belirlenen, desteklenmiş, parseller altın tepside kendilerine sunulmuş olanları da gördük. DOSAB gibi kendi kendine mücadele edeni de görünce işimizin kolay olmadığını kendi aramızda konuşuyorduk.
NİLSİAD'ı kurarken, ya bağımsız ya da Bursa OSB ile birlikte demişsiniz. Neden bağımsız olmayı tercih ettiniz?
Bursa OSB ile birlikte hareket ederek, iki komşu OSB olmak yerine tek bir OSB olmayı çok istedik. Engin tecrübelerinden yararlanmak ve daha güçlü olmak istedik. O zamanki yönetim bizi kabul etmedi ve hiç umut ışığı yakmadı. O zamanki Başkan bize 'Burası halk plajı, bizim orası Brezilya'daki Copacabana Plajı'na benziyor' dedi. Tabii bu bir şaka ama biz de yolumuza devam ettik.
Bursa OSB ile sınır olmanızın avantaj ve dezavantajları neler oldu?
Biz, avantajlarını teknik olarak elde edemedik. Elektrik hatları, arıtma, doğalgaz sistemlerinden istifade edemedik. Ortak kullanıma müsaade etmediler. Kendilerinin takdiri bir şey diyemeyiz. Yasanın verdiği hakkı kullandılar. Belki biz de o pozisyonda olsaydık, aynı kararları alırdık. Onların bize o şekilde davranmaları rekabeti oluşturdu ve bizleri hırslandırdı. Ticaret de böyle bir şeydir.
BURSA OSB'NİN
CİDDİYETİNİ
ÖRNEK ALDIK
Şöyle bir şey oldu sanırım. Bilgi birikiminden de faydalanmışsınız.
Bu OSB olmasaydı tabii ki bizim bu avantajdan yararlanma şansımız olmayacaktı. Oradaki yapının ciddiyetini örnek aldık. Kurumsal yapısını NOSAB yapısına adapte ettik. Aynı yönetim anlayışı bizden sonra da devam etti. Biz de başka OSB'lere danışmanlık verdik, ayna gibi yansıma devam etti. Onların dışında tabii ki biz dar bir alandaydık. OSB oluşumunun hakkını vermemiz lazım. Bazen rahatsız ettik bazen korsan da olsa kanalizasyon sistemlerini bile kullandık yokluktan…
KÖYDE BİR KIZ
GÜZELSE KÖYÜN
BÜTÜN KIZLARI
GÜZELDİR
Bursalılar ve Türkiye, Bursa OSB'ye ne borçlu? Olmasaydı ne olurdu?
Bursa OSB bence halen daha Türkiye'nin en lider ve örnek alınacak OSB'sidir. Çalıştırdığı insan sayısından tüketmiş olduğu enerjiye, üretmiş olduğu katma değere kadar her alanda liderdir. Müthiş bir kazançtır. Felsefede bir deyim vardır 'eğer bir köyde bir kız güzelse köyün bütün kızları güzeldir'. Çevreci OSB olabileceğini gösterdi. Modern OSB altyapısını Türkiye'ye yine Bursa OSB öğretmiştir. Diğer OSB'lerin hepsi altyapı modelini oradan almıştır. Doğalgazı, elektriği, suyu, arıtmayı monte ederken tamamen onları inceleyerek monte ettik kendimize.
Türkiye'de ilk OSB
yapılırken devlet
planlaması söz konusu. Ama arkasından devam ettirilemeyen bir
anlayış da var.
DOSAB, NOSAB örneklerindeki gibi…
Buna ne diyorsunuz?
Bizde mevzuat çok ağır. OSB olunabilmesi için 25 resmi kurum ve kuruluştan izin alınması gerekiyor. Bursa gibi değerli coğrafyaya sahip, turizm, sanayi, tarımın iç içe olduğu ve hepsinin de anlamlı olduğu bir şehirde yaşıyoruz. Örnek Bursa OSB'nin, örnek OSB, planlı OSB'den sonra şehirler, özellikle Bursa'da yeni organize sanayi bölgeleri planları yapmadıkları için bu ülke sathına sirayet etmedi. Bursa OSB'den sonra yeni OSB alanları planlanmadı. Dolayısıyla sanayici kendiliğinden ve yoktan yeni organize sanayi bölgeleri edinmeye çalıştı. Ve bu olumsuzluk Türkiye'ye sirayet etti.
O zaman konuşalım. Yeni OSB'ler planlanması doğru mudur? Neler göz önünde bulundurulmalı?
Planlı bir şekilde araştırmaya yönelik çalışmalar yapılmalı. İstanbul örneğini ele alacak olursak, sanayi alanları artık İstanbul'dan çıkıyor ve Marmara Havzası'na dağılıyor. Bursa bu durumu göze alarak yeni OSB'lerin şehir içinde kalacağını öngörmesi gerekiyor. Teknoloji ve ihracata yönelik belli normlar ortaya konulmazsa, geniş tarım alanları üzerinde geri dönüşü olmayacak şekilde yapılaşma olacak. Tarım devriminden sanayi devrimine geçildiğinde de bunlar tartışıldı. Dünyanın hiçbir yerinde çöl ortasında sanayi kurulmaz, tarımın geliştiği yerlerde sanayi gelişmiştir.
Ama bunların planlarının yapılması gerekiyor. Deprem, savaş vb. tehlike göz önüne alınarak araştırma ve geliştirme merkezi tarafından bilimsel değerlendirme yapılmalıdır. Çalıştaylarda herkesin fikrinin alınması ile çözülmez bu mevzu. Bilim insanlarıyla şehrin geleceğinin planlanması gerekmektedir. Yeni yapılacak sanayi bölgelerinin kaç sene sonra etrafının konutlarla sarılacağını, sapmalarıyla birlikte hesaplatmak lazım. Bu şekilde; kaç km ötede sanayi bölgesi kurulması gerektiği ortaya çıkar. 'O zaman Bursa olmaz' diyorlar. Bursa olmasın. Ne fark eder. Tophane'den baktığınızda Bursa'nın artık ovasının tamamen bittiğini görürsünüz. Çevresel etkilerin ilerde 2-3 milyon kişinin burada yaşamasına izin vermeyeceği açıkça görülecektir. Bizden sonraki kuşakları düşünmek adına bunu yapmak bizim boynumuzun borcudur. Kısa mesafeli ve karar verme pozisyonundaki insanların 'ben yaptım oldu' mantığıyla yapmaması gerekiyor. Devlet politikalarının işin içinde olması gerekiyor.
5-10 yıl sonrasından bahsediyoruz, yeni belirlenen OSB yeri Bursa ile çok iç içe olacak. Karacabey'le birleşecek Bursa… Göl, zeytin, tarım, su ve Uludağ tehdit altında kalacak. Sanayi alanları yaratılmalı ama atıl OSB'ler var hâlâ. Onlar da yurtiçinde doğru değerlendirilmelidir. Bursa, Ankara gibi değil Eskişehir gibi de değil. Bursa'nın her karış toprağı, tarım açısından bir daha geri bulamayacağımız bir zenginliğe sahip.
Türkiye'nin ilk OSB'si 55. yılını yaşarken, geleceğini de tartışmak gerekir.
Bursa OSB konut alanına dönüşür mü kaygılarına ne cevap vereceksiniz?
OSB bünyesindeki bir alanın tasarrufu müteşebbis heyetteydi, bu yetki Bakanlar Kurulu'na verilmeye çalışılıyor. Bu da OSB yönetimi ile mevcut yasalar arasında bir çelişkiye neden olacak diye düşünüyorum.
OSB'nin bu alanı satın alma ve teknoloji merkezi yapacağım deme hakkı yok mu?
Var tabii. OSB'deki tahsis edilen arazi, OSB uhdesindedir. Sanayici araziyi boş tutuyorsa ve üretim yapmıyorsa, elinde böyle bir yetkisi vardır. NOSAB'dan alamaz araziyi, tahsis etmediğimiz için herkesin kendi tapusu varken, gelip NOSAB kuruldu. Tahsis OSB bölgeleri için bunu söylüyorum. Siz parasını verdiniz mülk sizin tamam ama sanayi alanıdır buranın adı. Lojistik depo bile kuramazsınız aslında. Sanayi alanı olarak kullanmak zorundasınız. OSB'nin çoğu şu anda lojistik alan olarak kullanılıyor.
Bursa OSB için durum böyle peki genelde böyle bir risk görüyor musunuz? Çözüm nedir?
Şehir içinde kalmış OSB'ler için devlet yasa çıkarıp 'uydu OSB kuruyorum' diyebilir. 'Tavşanlı'ya, Balıkesir'e kuruyorum' diyebilir. Bakan olsam, Tavşanlı'ya kurar Bursa sanayisini de Tavşanlı'ya taşırım. Buraya da hemen personeli 10 dakika içerisinde götürecek teknolojiyi de kullanırım. Personel aynı şehirde yaşayacak fakat uydu OSB'ye gidip gelecek. Mesela, Çin'e gidip geliyorsunuz ufkunuz açılıyor. Pekin'de Şangay'da 20-30 milyon nüfus olduğu için bir ucundan bir ucuna hızlı trenlerle üstten, sağdan, soldan sanayi bölgelerine insan taşıyorlar. Bursa Karacabey'e 5 dakikada taşıyan bir teknoloji var. Türkiye'de bu teknolojiyi kullanırsa, bu ağır ve hantal sanayiden kurtulmamız için çözüm olabilir. Mesela artık tekstil üretmiyoruz daha da üretmeyeceğiz Bangladeş, Pakistan üretecek. Otomobil de İran, Hindistan, Pakistan'a kayacak. O zaman belki bize bilgisayar ürettirecekler. Kendimiz teknoloji yaratmazsak bizi hep tiridine bandıracaklar. Paris'te 25 km uzaklıkta Renault, Peugeot Fabrikası vardı. Bordo'ya kaydırdılar, tüm otomotiv endüstrisini. CADI diye bir market arabaları markası vardı dünya deviydi. Günde 5000 adet üretiyordu, tanesini 250 Euro'dan satıyordu, Paris içinde kaldı. Adamlar araziyi sattılar bir daha market arabası filan üretip satmadılar. Fransız sanayiciler rantın inanılmaz cazibesine yenik düştüler. Şimdi fuarlarda karşılaşıyoruz boynu bükük dolaşıyorlar.
RANTIN
DAYANILMAZLIĞI
Üretimi bırakmasınlar ama yerini taşısınlar diyorsunuz yani…
'Sanayici, şehir içinde kaldığı sürece sanayi şehri tehdit eder. Rant olduğu sürece de sanayici dayanamaz ranta teslim olur' diye özetleyebiliriz.
TÜRKİYE'NİN
SANAYİ IŞIĞI
BURSA OSB
55. yıl mesajı da
almak istiyorum.
Türkiye'nin sanayi ışığı Bursa OSB hep ilklerin OSB'si olmuştur.
Yöneticilerine ülke ekonomisine daha çok faydalı olacağını düşünerek başarılar dilerim. Örnek olmaya devam etsinler, yolları açık olsun.
Facebook
Sayı: 1114 - Tarih: 12.09.2017
Yazarlarımız