Haber Detayı - Yaşanabilir bir Bursa
Yaşanabilir bir Bursa

Yaşanabilir bir Bursa

TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi, özellikle rant odaklı imar faaliyetlerine karşı Şehir Plancıları Odası başta olmak üzere bir çok akademik meslek odası ile işbirliğinde çalışmalarına devam ediyor.
TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanlığı'nı sürdüren Can Şimşek, Bursa'nın daha iyi bir kent olabilmesi için yapılaşmanın planlamadan başlayarak doğru ele alınması gerektiğini belirtti.
Şimşek bunun da, parsel bazında değil kent ölçeğinde yapılacak doğru müdahalelerle olabileceğini, Bursa için hala çok geç olmadığını söyledi. Şimşek, yerel yöneticilerin taş üstüne taş koymayı imar faaliyeti olarak gördüklerini vurguladı.
Can Şimşek ile Bursa'nın daha iyi bir kent olabilmesi için yapılaşmanın nasıl olması gerektiğinden kentsel dönüşüm projelerine, yapılan çalışmaları nasıl değerlendirdiklerine ve konut arzına kadar herşeyi konuştuğumuz röportajım...


TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Can Şimşek, kentsel dönüşümde şu ana kadar Türkiye'de örnek olarak gösterilebilecek bir projenin olmadığını belirterek, yapılanları 'kentsel bölüşüm' veya 'rantsal dönüşüm' olarak tanımlamanın daha doğru olacağını vurguladı.


Yapı ve Yaşam Fuarı ve Kongresi'nin 27.'sini gerçekleştirdiniz. Türkiye'de mimarlık adına fuar ile kongrenin eş zamanlı yürütüldüğü tek ve en uzun süreli etkinlik ile ilgili beklentileriniz neydi, ne buldunuz?
Yapı ve Yaşam Fuar ve Kongresi'ni 27. yılında sil baştan ele aldık. Hem mekan, hem de nitelik açısından son yıllarda gerçekleşen diğer etkinliklerle kıyaslanamayacak kadar iddialı bir etkinlik oldu. Ancak Fuar tarafı beklentilerimizin altında gerçekleşti. İki seçim arasında, piyasaların oldukça sancılı olduğu bir dönemde katılımcı firmalar fuarda yer alma konusunda çekimser kaldılar. Fakat biz bu katılım azlığına rağmen katılımcı firmalara verdiğimiz hiçbir sözden dönmedik. VIP Lounge ve B2B görüşme fırsatları, iş ağları ve fuar sonrası parti etkinlikleriyle oldukça nitelikle bir mekânda nitelikli bir fuar imkanı sağladık. Fuar sonrasında beni bizzat arayıp fuara katılmadığı için pişmanlığını bildiren firmalar oldu. Katılımcı firma ve dolayısıyla ziyaretçi açısından bekleneni veremese de nitelik ve organizasyon açısında önceki yıllarda yapılan ve artık tabiri caizse köy panayırı haline gelen fuarlardan çok daha iyi olduğunu düşünüyoruz. Aldığımız geri dönüşler de bunu doğruluyor.
Yapı sektörünü inovasyon ve sürdürülebilirlik anlamında nasıl değerlendiriyorsunuz?
İnovasyon yeni fikirleri ticarileştirmeye yönelik bir yaratıcılık eylemi olaraktanımlanıyor. Oysa ki Türkiye'de yeni fikirler ve yaratıcılık her zaman ticari kaygıların gerisinde kalıyor ne yazık. Bunu yeni fikirler ve yaratıcık konusunda sıkıntımız olduğu için söylemiyorum. Aksine Türkiye bu açılardan büyük potansiyellere sahip bir ülke. Ancak bu potansiyeli değerlendirecek ufka sahip yöneticilerimiz maalesef yok. Sürdürülebilirlik kavramı ise bizim yapı sektörümüz için çok yeni bir kavram ve inşaat yatırımcıları açısından teşvik edici politikalar olmadığı sürece, sektörün bu kavramı özümsemesi kolay olmayacak.
Bursa'da yapı sektöründe genel tabloyu nasıl görüyorsunuz ?
Özellikle son dönemde Türkiye'nin diğer illerinde olduğu gibi Bursa'da da yapı sektöründe ciddi bir daralma söz konusu. Bunu yapılan inşaatların niceliği açısından söylemiyorum. Fakat belirli sermaye grupları tarafından belirli kesimlere yönelik yapı üretimi söz konusu. Yapı sektörü neredeyse denetimsiz.
Koca koca binaları yapabilmek için bilgiye ve birikime ihtiyacınız yok, tek ihtiyacınız olan yeterli miktarda para. Bu da ürettiği yapıların sağlıklılığı ve güvenliği konusunda fikri dahi olmayan insanların yapı sektöründe cirit atmasına neden oluyor.
Biraz da
Bursa'daki inşaat
sektörünü
değerlendirirsek; öncelikle kentteki
inşaatların kalitesini değerlendirir misiniz?
Yapı kalitesi de her alanda olduğu gibi sunulacak kitlenin ekonomisine ve kalite beklentisine göre değişiyor. Özellikle gelir durumu yüksek insanların ikamet ettikleri bölgelerde yapı üretimi kalitesi konusunda fark edilir bir artış söz konusu. Fakat ne yazık ki kalite para ile doğru orantılı ve dar gelirli vatandaşlarımız için 'kalite' yapı sektöründe her zamankinden daha uzak.
Kaliteli inşaat
malzemelerinin
kullanılması yapılan kanuni düzenlemeler
ile destekleniyor mu?
Elbette ki kullanılacak olan malzemelere ilişkin belli standartlar söz konusu. Fakat uygulamada denetim eksikliği olduğu için projede belirlenen malzemenin yerinde kullanılıp kullanılmadığı çoğu zaman bilinemiyor.
Bursa yapı
malzemeleri
sanayisi gelişimi nasıl
bir yol izliyor?
Çimento sektörünü saymazsak Bursa'nın yapı malzemeleri üretimi açısından çok da gelişmekte olduğunu söyleyemeyiz.
Tüketiciler kaliteli malzeme kullanımı konusunda ne kadar bilinçli?
Tüketicilerin malzeme kullanımı konusundaki bilinci de, eğitim seviyesi ve ekonomik koşullarıyla doğru orantılı.
Bu iki kriter sağlandığında zaten kaliteyi talep eden bir son kullanıcı kitlesi karşınıza çıkıyor.
Malzeme kalitesinin
konut fiyatlarındaki
maliyete etkisi
ne düzeyde?
Malzeme kalitesinin artmasıyla birlikte, yapı maliyetinin artması kaçınılmaz bir sonuç. Fakat diğer yandan iyi tasarım, kaliteli malzeme ve iyi uygulama birleştiğinde üretilen yapıların satış rakamlarının ve dolayısıyla yüklenici karının ciddi oranda arttığı da bir gerçek.
Türk ve yabancı
mimarlar arasında ne gibi farklar var?
Türk ve yabancı mimarlar arasında bir kıyaslamaya girmek doğru değil. Bambaşka coğrafyalarda, bambaşka koşullarda tasarım yapan meslek insanları sonuçta.
Coğrafyanın yapı malzemesi kullanımına etkileri de düşünüldüğünde farklılıklar olması çok normal. Ancak mimarlık eğitimini değerlendirirsek bu konuda özellikle Avrupa'nın gerisinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Mimarlık kavramına genel olarak değer verilmemesi söz konusu olduğu için, eğitime yapılan yatırım da buna bağlı olarak az oluyor. Ama nasıl ki Türkiye'de kendini çok iyi yetiştirmiş çok iyi mimarlarımız varsa, Avrupa'da da çok kötü işler yapan mimarlar var.


TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi'nin faaliyetlerinden bahseder misiniz?
Mimarlar Odası Bursa Şubesi olarak özellikle kent ve imar konularında bir çok çalışmamız bulunuyor. Bu çalışmalar farkındalık yaratmaya yönelik toplantı ve etkinlikler olabildiği gibi (Türkiye Mimarlığını Sorguluyor Sempozyumu, Engelli Yapılarımız Fotoğraf Yarışması gibi) kent savunmasına yönelik plan inceleme faaliyeti ve hukuki mücadele boyutunda olabiliyor. Özellikle rant odaklı imar faaliyetlerine karşı Şehir Plancıları Odası başta olmak üzere bir çok akademik meslek odası ile işbirliğimiz söz konusu.



Konut arzı Bursa'da çok hızlı artıyor. Bursa bunu karşılıyor mu?
Konut arzı daha çok orta ve üst gelir grubuna yönelik. Dolayısıyla alt gelir grubunun yaşam alanlarının sağlıklılaştırılmasına yönelik pek bir çalışma yok. Dolayısıyla yapılanların bir çoğu yatırım amaçlı kullanılan 2. veya 3. konutlar. Bu durum da ister istemez sektörde sanal bir büyüme görüntüsü yaratıyor.


Kentsel dönüşümde yapılan çalışmaları nasıl buluyorsunuz?
Şu ana kadar Türkiye'de örnek gösterilebilecek bir kentsel dönüşüm projesi yok. Yapılanları da zaten 'kentsel bölüşüm' veya 'rantsal dönüşüm' olarak tanımlamak daha doğru olacaktır. Özellikle Büyükşehir Belediye Meclisi'nin geçen mayıs ayında aldığı 'Riskli yapı tespit edilen alanlarda 0.50 emsal artışı' kararı, kent için cinayetle eş anlamlıdır. Altyapı olduğu gibi kalırken üst yapıyı çoğu yerde bir buçuk kat arttırmak, şehircilikle, planlamayla, ilimle irfanla açıklanabilecek bir durum değildir. Müteahhitlere rant yaratma sevdası ile kent katledilmektedir. Biraz da Bursa'daki inşaat sektörünü değerlendirirsek; öncelikle kentteki inşaatların kalitesini değerlendirir misiniz? Yapı kalitesi de her alanda olduğu gibi sunulacak kitlenin ekonomisine ve kalite beklentisine göre değişiyor. Özellikle gelir durumu yüksek insanların ikamet ettikleri bölgelerde yapı üretimi kalitesi konusunda fark edilir bir artış söz konusu. Fakat ne yazık ki kalite para ile doğru orantılı ve dar gelirli vatandaşlarımız için 'kalite' yapı sektöründe her zamankinden daha uzak.


Bursa'nın daha iyi bir kent olabilmesi için yapılaşmanın nasıl olması gerekiyor?
Yapılaşmanın planlamadan başlayarak doğru ele alınması gerekiyor. Parsel bazında değil kent ölçeğinde yapılacak doğru müdahalelerle Bursa için hala çok geç değil. Fakat yerel yöneticilerimiz ne yazık ki imar konularında fazlaca bilgisizler ve taş üstüne taş koymayı imar faaliyeti olarak görüyorlar. Yerel yönetimlerin sadece yaparak değil, yıkarak da veya var olanı koruyarak da kenti daha yaşanabilir hale getirebileceklerini öğrenmeleri gerekiyor. Aksi takdirde belli kesimlere rant yaratmaya dönük imar çalışmalarıyla Bursa'nın 10 yıl sonra geleceği hal, şuankinden iyi olamaz.







TMMOB Şehir Plancıları Odası Bursa Şube Başkanı Hakan Karademir, kentsel dönüşümün, ekonomik ve sosyal dönüşüm ile birlikte düşünülmesi gerektiğini belirterek, 'Yoksa kentte sosyal açıdan sorunlar meydana gelecektir ve fiziksel dönüşüm, çok farklı sorunları da beraberinde getireceğini söyledi.


TMMOB Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi, mesleki ve kentsel sorunların tartışıldığı tüm alanlarda, meslek disiplini kapsamında görüş ve önerilerini sunmaya devam ediyor. TMMOB Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi Başkanlığını sürdüren Hakan Karademir, kentte sadece fiziksel dönüşümün değil, sosyal ve ekonomik dönüşümün de birlikte düşünülmesi gerektiğini belirterek, 'Bu ayaklardan biri eksik kaldığı durumda sorunlar da artacaktır' dedi.
İşte TMMOB Şehir Plancıları Odası Bursa Şube Başkanı Hakan Karademir ile Bursa'nın daha iyi bir kent olabilmesi için yapılaşmanın nasıl olması gerektiğinden, kentsel dönüşüm projelerine kadar yapılan çalışmalar ile konut arzına kadar herşeyi konuştuğumuz röportajım...

Bursa'da kentsel dönüşümü
teşvik amacıyla Büyükşehir Belediyesi
tarafından sağlanan 0.50 emsal artışı hakkındaki
görüşünüz nedir?
Tüm bu bilgiler ışığında, Büyükşehir Belediye Meclisi'nde karara bağlanan kentsel dönüşüm için 0.50 emsal artışı değişikliği kentimizde sağlıklı bir kentsel dönüşümün sağlanmasına olanak vermekten uzaktır. Çünkü bu değişiklik hiçbir şarta bağlanmadan, sosyal donatı alanları ve teknik altyapı alanlarının oluşturulmasını zorunlu kılmadan herkese 0.50 emsal artışı verilmesinin önünü açmaktadır. Mevcut durumda başta ulaşım olmak üzere bir çok sosyal donatı alanında sorunlar bulunmaktadır.
Her geçen gün artan trafik yoğunluğu bunun en büyük göstergesidir. Yapılan değişiklik ile bu yoğunluk daha da artacaktır. Bu durumda kentimizde sosyal ve teknik altyapı sorunları büyüyecek ve sağlıksız bir kentsel gelişim ortaya çıkacaktır. Unutulmamalıdır ki, sağlıklı bir yaşam alanı, yeni binadan ibaret değildir. Sağlıklı yaşam alanları; yeterli sosyal ve teknik altyapı alanları bulunan ve kentle bütünleşmiş alanlardır.
Türk ve yabancı şehir
plancıları arasında ne gibi farklar var ?
Bu soruya cevap verebilecek bir çalışma ya da bilgimiz yok.



TMMOB Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi'nin faaliyetlerinden bahseder misiniz?
Kamu kurumu niteliğindeki meslek odamızın faaliyetlerini 3 temel başlık altında toplamak mümkün. Birincisi üyelerimize yönelik yürüttüğümüz üyelik, mesleki denetim ve tescil gibi rutin resmi işlemler. İkincisi mesleğin gelişimine ve sorunlarına yönelik çalışmalar. Üçüncüsü ise kent gündemine yönelik yapılan çalışmalar. Son yıllarda kent topraklarının önemli bir rant aracı haline gelmesi ile birlikte, kent topraklarının planlanması ve dolayısıyla da mesleğimiz önemli bir konuma ulaşmıştır. Meslek odamız; gerek hukuksal değişikliklere gerekse kentsel gelişmelere yönelik katılımı ve müdahalesi ile çok yoğun bir süreç içerisinde çalışmalarına devam etmektedir. Bursa özelinde meslek odamız, özellikle kent gündemine yönelik çok özel bir çalışmayı yıllardır sürdürmektedir. Kentimizde belediyeler ve bakanlık tarafından onaylanan tüm değişiklikler her ay düzenli olarak incelenmektedir. Mimarlar odası ile birlikte gerçekleştirilen bu çalışmaya, ihtiyaç olduğunda diğer meslek odalarından da katılım sağlanmaktadır.


Konut arzı Bursa'da çok hızlı artıyor.Bursa bunu karşılıyor mu? Talep yeterli geliyor mu?
Konut sorunundaki en büyük sorun aslında tam da bu soru ile başlıyor. Son 15 yıldır inşaat sektörü özellikle konut üretiminde çok büyük sayılara ulaştı. Ama hiçbir zaman arz talep dengesine ilişkin bir veri oluşturulmadı. Yani sorduğunuz sorunun cevabını aslında biz de merak ediyoruz ama ne yerel yönetim tarafından ne de ilgili bakanlıktan bu yönde bir veriye henüz ulaşamadık. Bunun en büyük nedeni konut olgusunun, bir ihtiyaçtan çok yatırım aracına dönüşmüş olması. İnşaat sektörünün durmaması için halen daha konut arzı büyük bir hızla devam etmekte. Şu an için büyük bir soruna dönüşmemiş olsa da ABD'de başlayıp tüm dünyaya yayılan ekonomik krizin konut arzı ve konut kredileri sebebiyle olduğunu bu noktada vurgulamak gerekiyor. Bir an önce bu arz talep durumunun belirlenip, dengeye oturtulması gerekmektedir. Bu yapılmaz ise yoğun yapılaşma, kentlerin dengesini bozmakla birlikte önemli bir ekonomik krizin de başlamasına neden olabilir.


Bursa'nın daha iyi bir kent olabilmesi için yapılaşmanın nasıl olması gerekiyor ?
Bursa'nın son yıllarda kentsel sorunlarının büyüdüğünü ve her gün daha yaşanılmaz hale geldiğini hepimiz görüyoruz. Bunun en çarpıcı göstergesi ulaşım sorununda kendini gösteriyor. Son dönemde basından da yakından talip ettiğimiz üzere ciddi bir trafik yoğunluğu sorunu var. Bunun tek nedeni alternatif yolların olmaması değil elbette. Bursa önemli bir yapılaşma baskısı altında. Her ay belediye meclislerinde onlarca plan değişikliği onaylanıyor. Bunların büyük kısmı yoğunluk arttırıcı değişiklikler. Bir yandan mevcut parsellerdeki imar haklarının artışı bir yandan kentsel dönüşüm gerekçesi ile yoğunluk artışı derken, ilimiz ciddi oranda yapılaşıyor. Ama kent toprakları sınırsız değil ne yazık ki. Aynı alanda, hiçbir ulaşım ve altyapı adımı atılmadan yoğunluk arttırılıyor. Bunun sonucunda da her geçen gün daha yoğunlaşan bir Bursa ortaya çıkıyor. Bunun son örneğini Yeni Stadyum projesinde görüyoruz. Proje neredeyse bitmez üzere fakat bölgedeki ulaşım sorununu çözecek ciddi bir adım atılmış değil. Üstelik şimdi de o alana büyük bir hastane alanı daha geliyor. Zaten sıkışık olan Acemler kavşağı bu iki büyük projeden sonra ne hale gelecek düşünmek bile istemiyoruz. Kısaca bu sorunların temeli bütüncül planlar yapılmadan, parsel bazında değişiklikler yapılması. Noktasal bu değişiklikler ile kentimiz her geçen gün sorunların arttığı bir hale geldi. Bir an önce bütüncül planlama çalışmaları yapılmalı ve bu türlü büyük projeler çevresi ile birlikte düşünülerek adımlar atılmalı. Artık parçacıl planlama anlayışı ile bu kent yönetilmemeli.



Kentsel dönüşüm kapsamında yürütülen çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz ?
Ne yazık ki ülkemizde mevcut yapılaşmış alanların yıkılıp yeniden inşa etmek anlamına gelse de, dönüşüm kavramını bu  basit tanımın içine sokmak mümkün değildir. Kentler dinamik bir yapıya sahiptirler ve zaten süreç içerisinde sürekli şekilde dönüşmektedirler. Kentsel alanda yapılacak en küçük müdahale bile, etrafında dönüşüme sebep olmaktadır. Dolayısıyla şu an özellikle merkezi ve yerel idareler tarafından sürekli dile getirilen 'Odalar kentsel dönüşüme her zaman karşılar' ifadesi doğru değildir. Meslek odalarının kentlerin dönüşümüne karşı olması gibi bir şey söz konusu olamaz. Fakat sadece Bursa'da değil, ülkemizin her bölgesinde yapılan dönüşüm uygulamalarına bakıldığında ne yazık ki iyi bir uygulama örneği görememekteyiz. Yapılan uygulamalar ya kentsel dönüşüm bölgesinde yaşayan insanların yerinden olmasına sebep olmuş (Sulukule gibi) ya da kentin zarar görmesine sebep olmuştur (Doğanbey gibi). Buradan da anlaşılacağı üzere kentsel dönüşüm kavramını bu denli kötü hale getiren odalar değil, dönüşümü uygulayanlardır. Yıllar içerisinde çıkarılan farklı yasaların hepsi, bu türlü kötü uygulamaların ortaya çıkmasına sebep olmaktadırlar. Son çıkarılan 6306 sayılı yasa da bir kentsel dönüşüm yasasından çok, bir inşaat yasasıdır. Bu yasa çerçevesinde yapılacak uygulamalar da bundan önceki uygulamalarda yaşanan sorunları beraberinde getirmektedir ve getirmeye de devam edecektir. Bu açıdan kentsel dönüşümün geleceğinin pek de parlak olmadığını söyleyebiliriz. Çünkü kentsel dönüşüme bir rant aracı olarak bakılmaktadır. Dolayısıyla sadece ekonomik hesaplamalar yapılmakta ve dönüşüm kavramı daha fazla kar amacı güden müteahhitlerin eline bırakılmaktadır. Bir diğer önemli sorun dönüşümün parçacıl nokta projeler ile yürütülmesidir. Bu da yukarıda belirtilen kar hesapları doğrultusunda yapılmakta ve kentte birbiri ile uyumsuz alanlar oluşmaktadır. Doğanbey bunun en güzel örneğidir. Son olarak; kentin fiziksel dönüşümü tek başına mümkün değildir. Kentsel dönüşüm, ekonomik ve sosyal dönüşüm ile birlikte düşünülmelidir. Yoksa kentte sosyal açıdan sorunlar meydana gelecektir ve fiziksel dönüşüm, çok farklı sorunları da beraberinde getirecektir.
Facebook
Sayı: 1020 - Tarih: 24.11.2015
Yazarlarımız