Haber Detayı - 'Şuan konut almanın tam zamanı'
“Şuan konut almanın tam zamanı”

'Şuan konut almanın tam zamanı'


Elif Didem Danacıoğlu

'Son yıllarda arsa fiyatları aylık bazda yükselir hale geldi' diyen İMSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Andıç, 'Müteahhitler olarak bir yandan arsa fiyatlarıyla, diğer yandan girdilerin yüksekliğiyle mücadele ediyoruz. Bu artışı da fiyatlara yansıtamıyoruz. Bu nedenle şuan konut almanın tam zamanı' dedi.

İmar barışının devlet ile vatandaşın karşı karşıya gelmesini bir nebze de olsa önleyecek olmasının önemli olduğunu ifade eden Mustafa Andıç, 'Ancak yapıların kayıt altına alınması ile kentsel dönüşüm ihtiyacı ortadan kalkmamaktadır, sadece kentsel dönüşüm süreci daha rahat planlanabilecektir' dedi.
'Kentsel dönüşüm konusunda hep konut alanları konuşulsa da, aslında Bursa'nın ihtiyacı sadece konut alanlarının dönüşümü değildir' diyen Mustafa Andıç, Bursa'da sanayi bölgelerinin de, bir kısmının artık şehir içinde kalmış olmaları, bir kısmının da konut alanlarından kopuk olmaları nedenleriyle yeniden değerlendirilmeleri gerektiğini söyledi. İşte,İMSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Andıç ile İMSİAD'dan kentsel dönüşüme, inşaat sektörü ve imar planına kadar herşeyi konuştuğumuz röportajımız...

İmar barışının kentsel
dönüşüme etkileri nelerdir?
İmar barışının devlet ile milletin karşı karşıya gelmesini bir nebze de olsa önleyecek olması önemli. Ancak yapıların kayıt altına alınması ile, kentsel dönüşüm ihtiyacı ortadan kalkmamaktadır, sadece kentsel dönüşüm süreci daha rahat planlanabilecektir. Kaldı ki burada, mimar ve mühendis hizmeti almaksızın yapılmış yapılardan bahsediyoruz. Bunların kentsel dönüşüm ihtiyacı devam etmektedir.
İnşaat sektörünü
nasıl değerlendiriyorsunuz,
ön görüleriniz nelerdir?
Son yıllarda arsa fiyatları aylık bazda yükselir hale geldi. Müteahhitler olarak bir yandan arsa fiyatlarıyla, diğer yandan girdilerin yüksekliğiyle mücadele ediyoruz. Bu artışı da fiyatlara yansıtamıyoruz. Bu nedenle şuan konut almanın tam zamanı.Ayrıca sanayi kenti olması sebebiyle hala göç alan Bursa'da nüfus arttığı için konut ihtiyacı da devam ediyor. Öte yandan İstanbul'dan bazı sanayilerin Bursa'ya kaymasıyla birlikte nüfusta öngörülemeyen hızda bir artış olursa mevcut yerler kısa sürede tükenebilir. Bu sebeple yeni imarlı alanların süratle oluşturulmasını bekliyoruz. Arsa stokunun azalmasıyla birlikte arsa fiyatlarının artması nihai tüketiciye yüksek fiyatlı konut satışına sebep olabilecektir. Yeni imarlı alanların açılmasıyla beraber fiyatlarda rahatlama olacaktır.
Kentsel dönüşüm Türkiye'de olduğu gibi Bursa'da da en önemli gündem maddelerinden bir tanesi. Sizin doğru bir kentsel dönüşüm için tavsiyeleriniz neler olacaktır?
Burada öncelikle inşaat sektörünün ülkemiz için taşıdığı önemi tekrar tekrar hatırlatmakta fayda var. İnşaat sektörü, sağladığı istihdam ve katma değer ile ülkemiz için büyük önem taşıyan sektörlerden biridir. İnşaat sektörünün halkımızla ortak beklentisi olan kentsel dönüşüm konusunda, Bursa'da herkes için en doğru adımın atılması temennisini paylaşıyoruz. Bunun için de, Bursamız ve ülkemiz için bir şans olduğuna inandığımız kentsel dönüşüm ile temiz bir sayfa açılabilmesi için elbirliği ile çalışmamız gerekiyor. Ayrıca, Bursa sürekli göç alan bir şehir, dinamik bir nüfus var bu yüzden konut üretimi sürekli artıyor. Satışların azaldığı dönemlerde konut arzının fazla olduğu algısı oluşsa da konut talebi ihtiyaca göre çeşitlenerek artıyor. Emekliler ve yeni evli çiftler tercihlerini küçük daireden yana kullanıyor. Yalnız yaşam tercihleri ve boşanma oranlarının artması büyük ve kalabalık aile yapısından çekirdek aileye dönüşümü hızlandırıyor. Bununla birlikte Bursa'ya özel mahalle kültürümüz giderek tükeniyor, bu yapıyı koruyacak bir dönüşüm gerekiyor.Kentsel dönüşüm konusunda hep konut alanları konuşulsa da, aslında Bursa'nın ihtiyacı sadece konut alanlarının dönüşümü değildir. Bursa'da sanayi bölgelerinin de, bir kısmının artık şehir içinde kalmış olmaları, bir kısmının da konut alanlarından kopuk olmaları nedenleriyle yeniden değerlendirilmeleri gerekmektedir. Örneğin Hasanağa'da çalışıp Kestel'de ikamet etmek gibi, Bursa'da sanayi bölgeleri ile konut alanlarının birbirinden kopuk olmaları, şehrimizde yaşam kalitesini düşüren sorunların altında yatan temel bir sorun halini almıştır. Şöyle ki, iş giriş çıkış saatlerinde yaşanan trafik yoğunluğunun şehir içi ulaşımı kilitlemesinin, servis taşımacılığına gerek duyulmasının ve cari açığımızın önemli bölümünü oluşturan enerji ithalatımızın artmasının ve en önemlisi çalışanların aileleriyle geçirebilecekleri zamanın trafikte harcanması ile çalışan memnuniyetinin düşmesinin altında, Bursa'da sanayi bölgeleriyle konut alanlarının kopuk olması yer almaktadır. Oysa ki, sanayi bölgeleri yakınlarında uydu kentler oluşturulması, saydığımız tüm bu olumsuzluklardan Bursamızı koruyabilecek önemli bir çözüm sağlayabilecektir.
Kentsel dönüşümün en önemli ayağı belediyeler, vatandaş ve müteahhitler üçlüsü… Bu ilişkide en mağdur olan kesim size göre hangisi? Nedenleri nelerdir?
Toplum kesimlerinin talep ve endişelerini birbirleriyle yarıştırmaktansa, tüm bu toplumsal talep ve endişeleri olabildiğinde karşılamaya dönük çalışmaları arttırmayı daha doğru görüyoruz. İMSİAD olarak düşüncemiz, Bursa'da bundan sonra kentsel dönüşümün büyük ölçekli yapılması yönünde. Bölgesel, mahalle bazında planlamalar yapılmalıdır. Sosyal hayat bozulmamalıdır. Ayrıca depreme dayanıklı ve çevre dostu binalar inşa edilmelidir.
Geleceğe sağlıklı bir çevre
bırakmak için neler yapılmalı?
İMSİAD bünyesinde kurduğumuz komisyonlardan biri de Ar-Ge Komisyonu oldu. Yeni inşaat ve üretim teknikleri konularında dünyadaki en iyi örnek uygulamaları ülkemize getirmek ve Bursa inşaat sektörünün uluslararası standartlarda sürdürülebilir bir seviyeye ulaştırılmasına katkıda bulunmak İMSİAD Ar-Ge Komisyonu'nun misyonu oldu. Burada, Bursamız ve ülkemize daha nitelikli yapılar kazandırabilmek ve kentsel dönüşümü nitelikli şekilde gerçekleştirilebilmek için oluşturduğumuz Ar-Ge Komisyonu olarak, Bursa inşaat sektörünün ivedilikle tanışması, kaynaşması ve nihayetinde benimsemesi gerekirken bir türlü söylemden eyleme geçirilemeyen konu başlıklarına ilaveten, sektörün henüz haberdar olmadığı konuları da gündemimize aldık. Sismik izolasyon (deprem yalıtımı) ile başlayacak olursak, üzerine çok sayıda akademik kitap, makale, simülasyon hazırlanan bir konu olsa da, biz daha çok Japonya gibi ülkelerin büyük depremleri küçük hasarlarla atlatmalarını sağlayan teknolojilerden biri olduğunu belirtelim. Tabi burada, daha ısı ve ses yalıtımını tüm inşaatlarımızda yerleştiremediğimizi dile getirenler çıkacaktır. Ancak onlara olandan olması gerekenin zaten çıkmayacağını belirterek, tıpkı Japonya gibi kendi ülkemizde de, büyük depremleri bile küçük hasarlarla atlatabilmemiz için deprem yalıtımını müteahhitlerimizden karar alıcılarına ve nihayetinde tüm vatandaşlarımıza benimse(t)mek durumundayız. Ülkemiz inşaat sektöründe bir türlü yeterince söylemden eyleme geçirilemeyen kavramlardan biri de İMSİAD Ar-Ge Komisyonu olarak son derece önemli gördüğümüz, binalarda yenilenebilir enerji kullanımıdır. Enerji ithalatçısı bir ülke olarak, cari açığımızın en önemli kalemi olan bu konuda farkındalık yaratmak ve en uygun fiyatlı uygulanabilir çözümleri bulmak ve sektörle buluşturmak için çalışıyoruz. Bu çerçevede halihazırda ele aldığımız konulardan ilki; hava, su ya da toprak kayaklı olabilen ısı pompalarıdır. Herhangi bir atık çıkarmadıkları için temiz bir ısıtma, soğutma ve sıcak kullanım suyu elde etme kaynağı olan ısı pompaları düşük bir enerji sarfiyatıyla önemli kazanımlar sağlayabilmektedirler.Binalarda yenilenebilir enerji kullanımında önemli fırsatlar sunsa da, bizlerin onu sadece tek bir işlevle özdeşleştirmemizden dolayı göremediğimiz alan çatılardır. Çatıların güneş enerjisi elde etmek için kullanımı, daha çok ithalat ve dolayısıyla cari açıkla birlikte andığımız enerji konusunda ülkece eksikliklerimizi artıya çevirebilecek önemli bir fırsat kapısıdır.Ülkemiz inşaat sektöründe bir türlü yeterince söylemden eyleme geçiremediğimiz bir diğer kavram da, yeşil binalardır. Yapının arazi seçiminden başlayarak, bütüncül bir anlayışla ve sosyal - çevresel sorumluluk anlayışıyla tasarlandığı, iklim verilerine ve o yere özgü koşullara uygun, ihtiyacı kadar tüketen, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmiş, doğal ve atık üretmeyen malzemelerin kullanıldığı, ekosistemlere duyarlı yapılar olan yeşil binalar hakkında farkındalık yaratmak ve en uygun fiyatlı uygulanabilir çözümleri bularak sektörle buluşturmak için çalışıyoruz.
Burada yeşil bina değerlendirme sistemleri içesinde, ülkemizin koşullarına uygun yerli sertifika sistemi olan ÇEDBİK-Konut ile, sertifika geliri yurtiçinde kalarak, dışarıya kaynak transferi engellenmektedir.Dikey Mimari, Kent(leri)imizin İyileşmesi İçin İçmemiz Gereken Acı İlaç Olmasın Olandan olması gereken çıkmaz ve ne kadar kurtarırsak torunlarımız bize o kadar daha az kızacak diyerek ele alabileceğimiz konulardan biri de Bursa ovasıdır. Vazgeçemeyeceğimiz bir değer olan Bursa ovasının tahribatına son verebilmek ve yapı yoğunluğunun yerini yeşil yoğunluğuna bırakmasıyla, özlenen 'yeşil Bursa' tanımlamasını tekrar kazanabilmemiz için, kaderin şehrimize yazdığı ilaç dikey mimari, yani yüksek binalar olabilir.
Bursamızın siluetini, kent kimliğini bozmadan ve depreme karşı olabildiğince en yüksek dayanımı sağlayabilecek şekildeki bir dikey yapılaşmanın benimsenmesi, büyük bir kazanım olabilecektir.
Facebook
Sayı: 1158 - Tarih: 17.07.2018
Yazarlarımız