Haber Detayı - Onur Sofrası'nda sohbetler başladı
Onur Sofrası’nda sohbetler başladı

Onur Sofrası'nda sohbetler başladı

Onur Market tarafından oluşturulan Onur Sofrası Bursa sohbetlerinin ilki yapıldı. Cemal Özen ev sahipliğinde gerçekleşen sohbetlere Harput Holding Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Etkeser, Bakyapı Group Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Bakgör, EKOHABER Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Tahsin Ardıç katıldı.

Onur Market Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Özen'in evsahipliğinde gerçekleşen sohbetlerde birbirinden değerli isimler sektör yatırımları, projeleri ve başarı hikayelerini paylaştı.
Düzenlenen sohbette faaliyet gösterdikleri sektörlerin dışında, beklentiler ve başarı hikayeleri paylaşılırken, kentsel dönüşüm ve sektör yatırımları ana gündem konusu oldu.
'Onur Market olarak Edirne'den Bursa'ya kadar hemen hemen her yerde varız' diyen Onur Marketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Özen, 2020 için çalışmalar yaptıklarının altını çizdi.
Muhammed Etkeser, paylaşımında kentsel dönüşüme değinerek;'Kentsel dönüşüm işine bizde girdik.Herşeyi kendim karşılamak durumunda kaldım.Dairelerimiz içinde bulunduğumuz konjüktürden dolayı gerekli rağbeti görmedi.Namus belasına inşaatçı olduk fakat en kötü zamanda olduk diye düşünüyorum'dedi.
Meslek hayatından paylaşımlarda bulunan Tahsin Ardıç, Bursa ekonomisine değindi.
Veysel Bakgör ise,'Bizde kültür anlamında bir sıkıntımız var. Deneyim transferini almıyoruz. Toplumun en büyük sıkıntısı budur.' ifadesiyle sohbetimizi noktalıyoruz...
Keyifli okumalar...


Muhammed Etkeser
'Öncelikle Bursa'da FSM'de yer alan projelerimizde Onur tabelasının yer almasını isteriz. Prestij açısından da o cadde üzerinde bir Onur Market yer almalı diye düşünüyorum. Türkiye gibi bir yerde esnafın hedef tutturması da çok zor bir iş.'
Kentsel dönüşüm ile ilgili
düşünceleriniz nedir?
Kentsel dönüşüm işine bizde girdik. Herşeyi kendim karşılamak durumunda kaldım. Dairelerimiz içinde bulunduğumuz konjüktürden dolayı gerekli rağbeti görmedi. Namus belasına inşaatçı olduk, fakat en kötü zamanda olduk diye düşünüyorum. Veysel Bey'in dediği gibi inşaat arazisini alabilirdik. Gazi caddesindeki yerde 400 tane daire var, diğer tarafta 100 tane mal sahibi var. İki tane mal sahibi yok ki... O yüzden de bir daha kentsel dönüşüm işine girmeyi düşünmüyorum. Kentsel dönüşüm işinde kamuyu kendine muhatap alırsın. Ama maalesef düşünüldüğü gibi olmadı. Dolayısıyla bize çok pahalıya mal oldu. Mal sahipleri 120 metrekare yerine 150 metrekare daire istiyor, üstüne de 100 bin lira para talep ediyor. Kentsel dönüşümü düzgün bir şekilde yapmak için Veysel Bey'in dediği gibi Sovyet tarzına gerek yok, devlet kendisi gelip karotçu olması gerekirdi. Bu bina çürüktür diyecek ve yıkılacaktı. Bu şekilde ilerlemeliydik. Maalesef özel şirketler; ne yapayım karotu işleme koyayım mı, koyayım mı durumlarına gittiler.
'BİZİM ASIL İŞİMİZ
TEKSTİLDİR'
'Bizim asıl işimiz tekstildir. Bursa'ya 80'de geldim. Bursa'nın nüfusu 300 bindi ve bir anım var. O zamanlar Çekirge'de oturuyorum. Çekirge'den belediye otobüsüne bindiğim zaman iki yaşlı insan konuşuyordu. Biri diğerine soruyor: 'Ne tarafa gidiyorsun', öbür yaşlı diyor ki, 'Bursa'ya gidiyorum'. Bu memlekette Baronlar, Baronesler yok. Herkesin hikayesi birbirine benzer yani sadece biz iki sınıfa ayrılırız. Çalanlar ve çalmayanlar, 3. sınıfa ayrılmayız. Tekrar dünyaya gelsem bir daha Bursa'ya gelmek isterim. Hiçbir pişmanlığım yok ve Bursa'da severek yaşadım. Geldiğim 40 yıl da Bursa'dan bir hafta ayrı kalmadım. Maksimum 7 gün. 8 gün olmadı, 7. gün Bursa'ya gittiğim yerden mutlaka geri döndüm. Gelirken de özleyerek ve heyecan duyarak geldim. Ama benim yaşadığım Bursa nasıl biliyormusunuz? Diyelim ki, yarın fabrikalar tatil, öncelikle Kozahan'da, Uzun Çarşı'da otururum. Kayhan'da yürürüm, köftemi yerim ve Mahfel'e çıkarım. Orada kahve içerim. Oradan Emirsultan veya Yeşil Cami'nde namaz kılarım. Böyle bir güzergahım var kendime göre. Ben herhalde o Bursa'yı seviyorum. Yani benim sevdiğim Bursa mazideki Bursa. Çünkü gezdiğim güzergaha bakıyorum o Bursa'yı geziyorum. Görükle'yi gezmiyorum, FSM'yi gezmiyorum. Benim gezdiğim Bursa kadim Bursa. Tophane tarafını oradan Pınarbaşı'na çıkan caddeyi. O iki katlı yapılar, bahçeli evler eski Anadolu'nun geleneksel evleri yani oraları seviyorum. Çok hoş bir de Uludağ'ı çok severim. İnsanın bir tane ömrü var. Bir tane de evi var yani bir ömre bir evden fazlası da sığmıyor aslında insanoğlu yapıyor, orada da olsun burada da olsun sonra dönüp bakıyor ki, gittiği geldiği yok öyle orada bir ev var. Mesela Uludağ'da bir çok kişinin evi var fakat gitmeyen bir sürü iş adamı var. Uludağ'da benimde yerim var ama gitmekten gelmekten bizar olmuş durumdayız. Senede 4 gün maalesef.'
'65 YILLIK ÖMRÜMDE
BİR ŞEY ÖĞRENDİM'
'65 yıllık ömrümde bir şey öğrendim. Bana deseler ki bir cümle ile 65 yılı anlat, derim ki hırsınızı yönetin. Ev almak, yazlık almak veya araba almak, bu işleri hepimizin başına ihtirasımız ve hırsımız açıyor. Mesela güzel hemşehrimiz Cemal Bey deseki, 2020 yılında 50 mağaza açacağım 2025 e kadar 150 mağaza daha açacağım ama bunu 2025'e kadar yayayacağım. 2020'ye bakayım eğer şartlar iyi giderse 2025 olur. Kötü giderse 2030'a yayarım. Peşimden atlı kovalamıyor. Bunda hiçbir sorun yaşamaz ama derse ki biz 2020'de 200 mağaza birden açacağız, şartlar ne olursa olsun yürü dediği zaman ne mi olur ondan sonra sistem çöktü. Şimdi burada parayı yönetmek değil ihtirası yönetmek lazım. Veya ihtirası alalım yerine nefis koyalım, nefis yönetmek lazım nefis istiyor. Nefsime ben kendimi bıraksaydım Eskişehir'i Ankara'yı İstanbul'u Bursa'yı hepsini benim almam lazımdı. Çünkü nefsim benden hepsini istiyordu hepsini al diyordu hangi isteğine ömrüm yeter. Ne zaman yeter, ne oldu gözün doymadı onu yapayım bunu yapayım bak şimdi iki tane baklavayı yediğim zaman bir tanesi sana fazla diyorlar. Doğru söylüyor fazla yani sahip olduğun şeyin sana direkt bir faydası da yoktur. Allah'tan zengin, Allah'tan güçlü haşa hiç kimse yoktur. Dilediğinden alır, dilediğine verir. Helal rızka talip olsun gençler, gerisi teferruat. Belki bir ömür hedeflerine yaklaşmayabilirsin, belki 10 yılda yaklaşırsın ama önemsemeyin. Ben gençlerden onu rica ediyorum. Hedeften şaşmayan bir tane hedef var helal rızık. Helal rızık içerisinde Allah size Eskişehir'i, Bursa'yı İstanbul'u verecekse buyursun versin hiç bir mahsuru yok. Ne pahasına olursa olsun başarı olamaz. Helal rızık derken o parametreyi koyuyoruz . Helal rızkın parametreleri belli, o parametreler içerisinde dediğim gibi zenginlik geliyorsa niye geldin denmez buyursun gelsin.
Hepsi sizin olsun Eskişehir'de, Bursa'da, İstanbul'da. Bu kaosun içerisinde temiz kalıp orada yürümek çok büyük bir ayrıcalık çok büyük bir kahramanlık. İnşallah gençler onlardan olurlar zoru başarırlar çünkü kolay değil.'
'İSTİŞARE YAPABİLMEK
İÇİN GÜVEN DİYE BİR ŞEY
TAHSİS ETMEK LAZIM'
'Bizim toplumsal hastalıklarımız dan biri de istişare yapmamak. İstişare yapabilmek için güven diye bir şey tahsis etmek lazım. Mesela ben Büyükşehir'e belediye başkanı olsaydım. Benim en samimi dostlarım Erdem Saker, Recep Altepe veya Erdoğan Bilenser başka var mı Bursa'da hayatta olan Belediye Başkanı bilemiyorum. İşte bu isimler yaşıyor. Büyükşehir Belediyesi'nde bu isimlere bir oda tahsis ederdim. Bu odanın adı da istişare kurulu olurdu. Sizden isteğimiz Bursa'yı tartışın.Bursa'nın 30 yıllık tecrübesini bu saydığım adamlar yaşadı. Bu isimler para istemez, pul istemez, hiçbir şey istemez çok da memnun olurlar.'


Cemal Özen
'1979'dan beri gıda sektöründeyiz. Bunun yanında beyaz eşya, tekstil ve toptan yan sektörler olarak iştigal ettik. Fakat gıda ticaretimiz hiç kesilmeden bugünlere geldi. Aile şirketiyiz. 1978-79'da temellerimiz atılmış, 5 kardeşiz. 2 tane ablamız var. Biz üç kardeş olarak işin başındayız. Ben kardeşlerin en küçüğüyüm operasyonun ve sistemin başındayım.
Gençlerimizde çok şükür bizimle beraber. Dediğim gibi perakendecilik hep devam ediyordu. Biraz artık adı kurumsallaşma mı diyelim, organize perakende mi diyelim, profesyonel olarak 96'da ilk Onur Market ismini kullandık. Daha önce Özen Market'ti. Soyadımızı kullanıyorduk. 96'da biraz markanın gücüne güvenerek Onur ismi ile başladık. Perakende sektöründeki gelişimi gördük ve artık diğer tarafları bırakalım hep birlikte buna odaklanalım dedik. Onur Market olarak Edirne'den Bursa'ya kadar hemen hemen her yerde varız. Toplamda 155 mağazamız var. 2020 için çalışmalar yapıyoruz. Fiziksel anlamda büyümelerimiz olacak ama en çok da verimlilik önemli hale geldi. Son bir senedir, özellikle ülkenin yaşadığı ekonomik konjektörü göz önünde bulundurduğumuz zaman nokta bazlı verimliliğe odaklanıyoruz. 5 bin'e yakın çalışan sayımız var.'
Bursa yatırımınızı nasıl
değerlendiriyorusunuz?
Bursa'daki mağazalarımızın hepsi çok iyi durumda. Geldiğimizden bu yana mağaza sayımızı düşürmedik ama birkaç tane mağazamızın da lokasyonunu değiştirdik.
Bursa'yı gezebildiniz mi?
Bursa tarihi ve mimari yapıları ile çok değerli bir şehir. Burada ticaret yapmak bizleri de gururlandırmaktadır. Hak ve adaleti koruyarak doğruluk çerçevesinde ticaret yapıyoruz.
Mağazalarınızda
Onur Markalı ürünler
satıyor musunuz?
Onur markalı ürünlerimiz bulunmaktadır. Tüm ürünlerimizi konusunda uzman ve yeterliliği olan firmlara fason ürettiriyoruz. Aslında biz sebze meyvede çok güçlüyüz. Sebze meyve de bizim ciddi üretim tesislerimiz bulunmaktadır. Antalya, Kumluca, Bursa, Yenişehir ve Barakfaki'de tesislerimiz var. Türkiye'de işleme tesisleri arasında en büyüklerden biriyiz. Hatta en büyüyüğüz desek olur.
Süpermarketler
arasında kaçıncı
sırada yer alıyorsunuz?
Süpermarket olarak, Migros, Carrefour sonra biz varız.
BİM ve A101'leri ayrı bir kategori de değerlendiriyoruz. BİM, A101 vb. bu marketler discountlardır, onlar ayrı bir gruptadır. Onları kattığımız zaman da 8. sıradayız.
Onur Market Bursa Bölge Koordinatörü Murad Yavuz Gök ve Bursa Ticaret Operasyon Müdürü Onur Özen ev sahipliğinde 'Onur Sofrası' ismi ile Sanayi, Ticaret ve Kültür başta olmak üzere Bursa'ya değer katanların ağırlandığı istişare toplantıları başlatılmıştır.
İlerleyen zamanlarda Onur Soframızda yeni isimler ile birlikte olmayı devam edeceğiz.


Veysel Bakgör

Kentsel dönüşüm ile
ilgili düşünceleriniz nedir?
Kentsel dönüşüm işi çıktığı zaman, en başta dediler ki sen ne pasif adamsın, sen ne korkak bir adamsın herkes kentsel dönüşüme girdi. İlk işi ben yapacaktım Fatih'in oraya Allah beni kurtarmış. Demek ki öngörümüz doğruymuş. Esas hata kaynağı ulaşımın kolaylığıydı o dönemde. Adamın 1 milyonu yok, 100 milyonluk işe giriyor şimdi kalkıp Muhammed Etkeser ile meslektaşımız diye konuşuyor.Kentsel dönüşüm şöyle olmalıydı. Ben olsaydım Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin ideolojisini kulaktan dolma biliyoruz. Emrivaki bazı şeylerin devlet eliyle yapıldığı bir sistem herhalde. Bence öyle bir yöntem olmalıydı kentsel dönüşüm. Devlet diyecekti ki ben burayı ilan ettim, babamın oğlu olsa kimseyi dinlemem. Sonra gösterdiğim ve görevlendirdim insanlarla, metrekaresine metrekare ona göre gidecek ve burayı o şekilde teslim edeceksiniz.
Yatırımınızı nasıl
değerlendiriyorusunuz?
Babam tüccardı. Bana şöyle derdi oğlum tüccarlık ile esnaflık bir insana verilebilecek Cenabı Allah'ın en büyük lütfu. Dönem içinde ister istemez bir ucundan üretim şu bu deyince ya bize Cenabı Allah hem tüccarlık, hem esnaflık hem de sanayicilik vermiş. Ama geçen yıl Mayıs, Haziran ve Temmuz'da kriz patlak verdiğinde esas işin nakit yönetimi olduğunu öğrendim. Maalesef nakit yönetimini bilmeyen ne tüccarlık, ne esnaflık ve ne de sanayicilik yapamaz.
'BİZDE KÜLTÜR ANLAMINDA BİR SIKINTIMIZ VAR'
Bizde kültür anlamında bir sıkıntımız var. Deneyim transferini almıyoruz. Toplumun en büyük sıkıntısı budur. Mesela gidip ben Muhammed Bey'den bir şey sormak, bir şey paylaşmak veya bir şeyle ilgili bir destek istemek için kapısını çalmam gerekiyor. Yani bir iş yapacaksın o işin ehli kimdir o zahmetini çekmiş tecrübe etmiş test etmiş neyin ne olduğunu zerresine kadar biliyor. Burada bir bilgi transferi var, bir deneyim transferi var bunu iyi ölçümlemek lazım. Bazen şerden Hayır doğuruyor bu iş böyle. Doğuda yaşanan sıkıntılardan dolayı 92'de Bursa'ya geldim. Ben çırağım daha, tüccarlık var esnaflık var ama bir de huzur önemli meğerse oradaki şer dönem içinde bize gösterdiki Bursa'da mana hayatıyla ilgili bir hayra dönüştü. Biz buraya vazifeli geldik yani biz istihdam için de olabilir gerçekten bir şeylere kat koymak için de olabilir hizmet içinde olabilir birçok şey olabilir. Biz tamamlayıcı olduk ama şu da var bilgi transferi oluyor birçok şey öğrendik. İnsan bildikleriyle amel ederse bilmediklerini Allah bir vesileyle ona öğretir temel prensip duruş yani ihlaslı olmak samimi olmak iyi niyetli olmak bunlara münhasıran geldik. Bize büyüklerimiz tarafından ilk söylenen, babamın talimatı o zaman şuydu; oğlum en önemlisi sen bu bölgenin insanı olarak gidiyorsun temsilen, sakın ola attığın her adımda arkandaki insanları düşünerek adım at. Çok önemliydi biz geldiğimizde o mahallenin örf, adeti nedir ona tabi olduk. Bir kabul gördük dediler ki senin fikrine de ihtiyacımız var, senin fiziki duruşuna da ihtiyacımız var sonra biz fikrinizi beyan ettik.
'BUGÜNE KADAR
16.000 DAİRE YAPTIK'
'Bugüne kadar 16.000 daire yaptık. Biz 2 anneden 13 kardeşiz 6 kız 7 erkek bu 7 erkeğin tamamı inşaatta ana faaliyet yedisinden 5'i ayrı kendi şirketleri var. Bir tek benim yanımda bir biraderim kaldı. Bursa'da Ben erkeklerden 3 numarayım sıralı olarak da 7 numarayım. Gerçekten konut işi çok farklı ihtisas isteyen bir iş. Sanayi imalatı yapmak yani bir fabrika yapmak gibi değil veya bir alışveriş merkezi yapmak gibi değil. Onu da ben yeni öğreniyorum çünkü bir tane yapıyorum Demirtaş'ta. 52 bin metrekare. Alışveriş Merkezi çok farklı İhtisas alanı olan bir şey. Mesela örnek vereyim elektrik işini vereceğim dedim. 17 milyon teklif geldi başka bir yerden 11 milyon teklif geldi. Konut işin de bizim ihtisaslaşmamız şunu doğurdu. Esasında aldığımız kültür Discountların bizi geliştirdiği gibi azda çok bereket dediğimiz şey, az kazanmak ama cirodan kazanmak. Bir başka husus konut işinde birincisi kat karşılığı yapmamak büyük bir avantaj, ikincisi kat karşılığı yapmadığında refleksin rahat oluyor. Allah bunları nasip etmeseydi ben bunları yapamazdım Ama Konut'ta ihtisaslaşmak güzel bir şey mesela ben ticari alanları çok fazla yönetemiyorum ama konut'ta iyiyim. Müşteri memnuniyeti için kaliteli malzeme kullanmak zorundayım. Analizini yaptığımız ürünlerin net maliyetini bildiğimiz için fiyatta avantaj elde ederek alıyoruz. Burada kazandığımızı da müşteri ile paylaştığımız için rekabette avantajlı duruma düşüyoruz.'


Onur Market; Türkiye'nin 3. büyük süpermarketi, 8. sırada yer alan perakendecisidir

Onur Market Şaypa'yı devralmak suretiyle sorunlar yaşayan Bursa perakende sektörünün önünü açarak; tedarikçi ve çalışanların geleceğe umutla bakmalarını sağlamıştır. Bursaspor Kulübünün, 'Yeniden Zirveye' anlayış ve gayreti ile mücadele ettiği zorlu dönemde Onur Market Bursaspor'un forma sponsoru, deplasman sponsoru ve loca sponsoru olmuştur. Bursaspor ve Onur Market işbirliği farklı alanlarda devam edecektir. Yeni projelerle takıma desteklerini sürdürecektir. Onur Market, güçlü olduğu taze ürün grubunda Bursa'ya yeni bir anlayış getirmiştir. Bursa'da üretilen meyve sebze ve temel tüketim ürünlerinin İstanbul ve Trankya bölgesine taşınmasında rol üstlenmiştir.Bursa'da üretilen ürünlerin, raflarında yer almasına önem veren Onur Market, bu konuda pozitif ayırımcılık yapmaktadır. Bursa Üreten Köy Kadınları Dernekleri Federasyonunun ürettiği ürünler Onur Market raflarında sergilenmekte ve tüketici ile buluşturulmaktadır. Özen Grup olarak; Onur Market, İnaş Yapı, Onursal Tarım, Onurca Unlu Mamuller, Filoport ve  AHEV ile ülkemize değer katmaya devam ediyoruz. Onur Market; Türkiye'nin 3. Büyük süpermarketi, 8. Sırada yer alan perakendecisidir. Onur Market; Yıldız Teknik Üniversitesi ve Uludağ Üniversitesinin 10.000 kişiye sorarak yaptığı İtibar Endeksi araştırmasında iki yıl üst üste en itibarlı perakende markası olarak tüketiciler tarafından seçilmiştir.





Tahsin Ardıç
Kentsel dönüşüm ile ilgili
düşünceleriniz nedir?
Kentsel dönüşümde en büyük yanlış benim tespitime göre, vatandaşın 120 metrekare dairesi var, 30 yıllık bina veya 20 yıllık bina eskimiş adam bu daireden çıkıyor. 120 metrekare yeni bir daire alacak, yeni sıfır daire alacak.
'MUHAMMED ETKESER,
BURSA'NIN KİLOMETRE
TAŞLARINDAN BİRİSİDİR'
'1980'lerin ortasından 92'ye kadar Muammer Ağım'ın danışmanlığını yaptım. Muammer Ağım'la konuşurken hep şuna dikkat ederdim. Adam proje adamı çok zeki bir adam inanılmaz. Akşam bir şey konuşuyoruz, yarın sabah devam edeceğiz o konuya, ama yarın sabah çok farklı şeyler konuşuyoruz. Dedim ki; Muammer Abi gece uyurken kesinlikle proje yapıp iş düşünüyorsun. Bursa'da 4 yada 5 tane kişi sayarım bu tarz çalışan onlardan bir tanesi de Muhammed Etkeser'dir. İnsanlar tekstilci bilirler. Turizm'de de, catering'de de, inşaat'ta da Bursa'da çok kaliteli bir üretim yaparak iyi bir şey oturttunuz. Muhammed Etkeser, Bursa'nın kilometre taşlarından birisidir. Bir zamanlar Bursa'da Küçükbalıklı ile şehirlerarası telefon hattı ile konuşuyorduk. İbrahim Orhan hala söyler. PTT'ye Geçit 18 numarayı bağlattırırdım Teknik Malzemenin ofisini. PTT bağlıyordu, ama şehirlerarası muamele görüyordu. Onur Market'in Bursa Genel Merkezinin tam karşısında Ersöz Un Fabrikası vardı. Doğan Abi'nin fabrikası idi zaten buradan ötesi yoktu.'
'SEN PROFESYONELSİN
SEN GAZETECİSİN DEDİ'
Bizim 90'ların başında Wall Street'in Türkiye Sorumlusu Bursa'ya geldi. Bursa ekonomisini inceliyordu. Şubat ayı yada Mart ayı... İlgilendim, sayfa yapacaklar. Bursa sayfası yapacaklar, Wall Street Journal'da yayınlanacak. Nezih Demirkent bana yönlendirmiş. Bursa'yı, sanayileri gezdiriyorum yanında iki tane muhabirleri var. Organize Sanayi Bölgelerinde, deniz kenarına gezdirdim o zaman da 90'ın Ocak ayında İnan Kıraç'ın torpili ile Tofaş'tan Doğan L yeni çıkmıştı. Niye torpille 14 ay sıra var arabaya, 30 milyon 500 bin lira veripte aldım. 'Bir şey soracağım' dedi akşam yemeğe götürdüm. 'Bugün bindiğimiz araba gazetenin mi, senin mi?' dedi. Benim kendimin dedim. 'Evin var mı?' dedi var dedim. Mudanya tarafına götürdüm, yazlığımda var dedim. 'Türk ekonomisinin gelişmesini engelleyen ana neden bu' dedi. 'Sen profesyonelsin, sen gazetecisin. Hem yazlığın var hem kışlığın var. Yazlığına ne kadar gidiyorsun, kışlığına ne kadar kalıyorsun senin bu altındaki araba şirketin arabası olması lazım' dedi.
'ÇOCUKLARIMDAN ÇOK MEMNUNUM'
'89 yılında havamız civamız belli, Bursa'da BUSİAD'da danışmanız, Dünya grubundayız, birkaç şirkette danışmanlık yapıyorum, Gazeteciler Cemiyeti Başkanıyım falan... Oğlan okula başlayacak nereye verirsin, Özel İnal Ertekin'e kaydını yaptırdık. Oğlan gitmeye başladı. Çocuğa tuhaf bir şeyler olmaya, tuhaf davranmaya başladı. 1 gün, 2 gün, 3 gün sıkı takibe aldım. Konuşuyorum sohbet ediyorum, bakıyorum oğlan havada geziyor. Tarzı ile tavrı ile... Akşam yemeği yiyoruz evde hanıma diyor ki oğlan; 'yemek masası niye şöyle değil...'
Benim jeton düştü. Ertesi gün gezmeye gidiyoruz, dershaneden aldık, 'baba arabayı ne zaman şu model yapacaksın?'. Hemen noktayı koydum gittim, okuldan pazartesi günü kaydını sildirdim. Getirdim devlet okuluna Peyami Sefa'ya yazdırdım. Dedim ki, bundan sonra hayatınız devlet okulunda. Benden dershane isteyin, o zamanları Dilmer vardı. Ve ikisi de aynı anda ilkokula başladılar, kaydettirdim. Dershanelere, yabancı dil kurslarına kayıtlarını yaptırdım. İki dershaneye gidiyorlardı, ama bir şartım daha var dedim.
Uludağ Üniversitesi dışında üniversite yok onu kazanacaksınız. Oğlum ben işletme bitireceğim dedi. O işletme kazandı, kız daha ortaokulda ben Ziraat Mühendisi olacağım dedi onu kazandı. İlk yıllarında da kazandılar. Allah razı olsun çocuklarımdan çok memnunum.'


Facebook
Sayı: 1223 - Tarih: 05.11.2019

Yazarlarımız