Haber Detayı - Markalar konuştu...
Markalar konuştu...

Markalar konuştu...


Bursanın markaları Özdilek, İnoksan, Kırcılar Deri, Çilek ve Damlayı yaratanlar zirvede konuştu. İngilterede London Sofranın mucidi Türk girişimci de öyküsünü anlattı.


Dursun Eroğlu

Bursa Business Academy (BBA) tarafından ilki düzenlenen Markalar Şehri Bursa Zirvesinde dünya markası olma yolunda ilerleyen markalar konuşuldu. Marka olmanın, küresel piyasadaki önemine işaret edilirken, Bursada doğan Özdilek, Kırcılar Deri, İnoksan, Çilek ve Demlik ile İngilterede ünlü London Sofra Lokantalarının kısa öyküsü, markayı yaratanlarca anlatıldı.
Bursa Akademik Odalar yerleşkesinde üç ayrı bölümde yapılan toplantıların açılışında ilk konuşmayı, etkinliğin sponsorlarından Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali yaptı. Edebali, Yıldırımın Bursanın 700 bin nüfuslu, plansız, geri kalmış, varoş imajından kurtulmak için hazırladıkları projeleri anlattı. Edebali, Dubai Turizm Fuarındaki izlenimlerini paylaşırken, 'Dubaide bize tanıtım yaptılar. İşte, dünyanın en yüksek binası, en büyük akvaryumu, en büyük AVMsi, en en... Fakat bunların hepsini toplasan tek bir Uludağ etmez. Cumalıkızıkta 700 yıllık bir mimarimiz var. İlk askerlik mimari eserimiz Balabanbey, ilk mimari Külliye olan Yıldırım Küllüyesi... Bunlar Amerika kıtasının keşfinden bile eski. Şimdi bizim bunları ayağa kaldırmamız, modern kentleşmenin, mimarinin, yaşamın gereklerini de yerine getirmemiz lazım. Belediyemizin projeleri, kentsel dönüşüm planlarımızla Bursa ve Yıldırımın marka değerini yükseklere taşıyacağız' dedi.
BBA Yönetim Kurulu Üyesi Kamil Bolatın da konuştuğu açılışta, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Abdülkadir Karlık ise 'Günümüzde artık şehirler yarışıyor, marka şehirler yarışıyor. Bu arenada ilçelerimizle birlikte, her türlü yatırımı yapıyoruz; eğitim, sağlık, spor, sanat, ulaşım, sosyal belediyecilikten bilim ve sanata kadar' diye konuştu.

ÇİLEKTE HEDEF İLK 10 MARKA ARASINA GİRMEK...

İnegölde kurulu Çilek Mobilyanın Yönetim Kurulu Üyesi Muharrem Çilek de Çilek Markasının DNAsı üzerinde durdu ve markalaşma sürecini anlattı.
60 bin metrekare alanda üretim yaptıklarını, yılda 500 bin adet mobilya ürettiklerini kaydeden Çilek, 2023yılına kadar en az 10 dünya markası yaratmayı hedefleyen Turquality programına dahil olduklarını bildirdi. Çilek, 'Çilek Vakfımız, markamızın yaptığı tüm sosyal sorumluluk çalışmalarını bir çatı altında topladı. Karımızın yüzde 10uyla ihtiyaç sahibi çocuklara ulaşmanın mutluluğu içerisindeyiz. Ortak emeklerimizle Türkiyenin önde gelen markalarından adımızın zikredilmesinin gururunu yaşıyoruz.
Aynı performansın devam edeceğine yürekten inanıyorum' dedi.

GOCUKLA BAŞLAYAN HİKAYE

Kırcılar Deri Yönetim Kurulu Üyesi Berna Kırcı Aşıroğlu ise Kırcıların gocuk ile başlayan, dünyaca tanınmış bir deri ceket ve deri konfeksiyon markası olmasının kısa hikayesini anlattı. Kırcı, küçükbaş hayvan derisi ve el emeği, sanatkarlık odaklı üretimlerinde kalitenin ardından, müşteri odaklı çalıştıklarını, satış sonrası servis hizmeti de verdiklerini ve Japonyaya kadar pek çok ülkedeki mağazalarıyla bir dünya markası olmaya başladıklarını söyledi.
Kültürparktaki ünlü Özgen Çay Bahçesinin genç patronu Erman Ademoğlu ise son yıllarda şube sayısını 50ye ulaştıran Demlik markasını anlattı.
'Çay bizim milli içeceğimiz' diyen Ademoğlu, AVM gibi yeni nesil merkezlerde franchise sayısını artırdıklarını ifade etti.


MÜŞTERİ VELİNİMET...
Hüseyin Özdilek Özdilek YKB
Zirvede coşkulu bir konuşma yapan Özdilek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özdilek Yerelden Globale Özdilekin Markalaşma Süreci başlıklı sunumunda, vizyon ve misyonun zorunluluğuna vurgu yaptı. 'Ne iş yaparsanız yapın bütçenizi doğru hesaplamakla ve çalışanlarınıza en iyi ücreti vermekle yükümlüsünüz. Amatör bir ruhla, profesyonelce yüreğinizi ortaya koymak zorundasınız' diyen Özdilek, özverili çalışmaya dikkat çekerek, 'Hizmet işindeyseniz yüzü sirke satan çalışmasın.
İçiniz kan ağlasa bile garsonundan satış elemanına, müdürüne, yönetim kurulu başkanına kadar hepsi müşterinin emrine amade olmak zorunda. Müşteriyi güler yüzle dinlemek zorunda. Müşteriden gelen her sorunu dinlemek ve çözüm iletmek zorunda' diye konuştu. Türkiyede hizmetler sektörünün yeni bir ruhla çalışması gerektiğini belirten Özdilek, şunları söyledi. 'Ülkesini sevmeyen birisinin marka olması mümkün değidir. İşin büyük küçüğü değil, niteliği önemlidir. Rakiplerimizden daha iyi olacağız, çalışana da rakiplerimizden daha iyi ücret vereceğiz.
Herkes memnun olacak. Vergimizi ödeyeceğiz. Devlet asker, polis besliyor. Vergi ödemeden para kazanılmaz, yok böyle yağma. İnsaların tek beklediği serbest piyasa içinde, kayıt içinde çalışıp para kazanmak, vergisini ödemek, memleketin gayrisafi milli hasılasını artırmaktır. Bunları yaptığımız sürece markalarımız da olacaktır, yorulmadan çalışacağız.'



MERDİVEN ALTINDAN DÜNYA MARKASINA...
Vehbi Varlık İnoksan YKB
Bursanın önde gelen markalarından İnoksanın kurucusu Vehbi Varlık ise Kosova kökenli bir göçmen ailenin Arnavut inadına sahip bir genci olarak kaydettiği başarıyı anlatırken, 'Çırak olarak girdiğim bütün işlerde hızla yükseldim, yönetici oldum' dedi. Yalova yolu üzerinde, bodrum katta küçük bir atölyede bile 'Ar-Ge yapıyordum' diyen Varlık, şunları söyledi: 'Oradaki sınırlı olanaklara rağmen kalite dedik ve 3-4 yılda rakipsiz kaldık. Ardından Coşkun İrfan arkadaşımla 33 yıl birlikte çalıştık. Onun teknik bilgisi, benim pazarlama yeteneğimle birleşti. Türk mutfağı diye bir şey biliniyordu ama, mutfak cihazlarında yoktuk. Şimdi 70 ülkeye ihracat yapıyoruz. Örnek bir markayız, sektörde kutup yıldızı olduk. İyi bir ekibimiz var, iyi insanlarla çalışıyoruz. Reklam ve halkla ilişkiler bizim için çok önemlidir. Bu alanda sadece kendimiz değil sektörün de gelişimine çaba sarfettik.'


ÇOBANLIKTAN, İNGİLTEREDE MARKA YARATMAYA...
Hüseyin Özer London Sofra kurucusu
Zirvenin en çok ilgi çeken konuğu, London Sofra Lokantalarının kurucusu ve sırf bu etkinliğe katılmak için Bursaya gelen Hüseyin Özer oldu. Kurnazı Bol Memleketten Marka Çıkar mı? başlıklı bir sunum yapan ve başarı öyküsünü Bursa iş dünyasıyla paylaşan Özer, 'Türkiyeyi anam gibi, Londrayı sevgilim gibi seviyorum' dedi.
Tokat Reşadiyede çobanlık yaparken, eğitimsiz ve beş parasız şehre gidip yeni şeyler peşinde koşmaya karar verdiğini anlatan Özer, İstanbulda lokantalarda düşük ücretlerle çalıştığını, ardından bütün parasını İngilizce öğrenmeye harcadığını, İngiltere macerasının böyle başladığını anlattı. Yeteneğini gören birisiyle beş parasız, beraber köfteci dükkanı açtıklarını, ardından kendi işini kurmaya başladığını, bugün sahibi lokantalarında tamamen Anadolunun yemeklerini sunmaya çalıştığını, insanların kuyruk olduğunu anlatan Özer, şunları söyledi:
'Bilhassa Türkiyeden gelen zengin insanın uğrak yeri olduk. Türkün markası kültürüdür. Tek hedefim şu: Lezzetli, sağlıklı ve fiyatı uygun olmak... Gezi Parkı olaylarından sonra bazı sorunlar yaşadık. Türk yemeği yemeyin lafları çoğaldı. Ne kadar güzel yaparsan yap... Para para para deyince çok para kazanılmıyor. Önce kalite diyeceksin... Marka marka demekle de marka olunmuyor. Türkiyeden zengin işadamlarının hepsi bize gelir., illa da Fransız, İtalyan yemekleri diye tutturmayın. Biz İngilterede Türk yemeği yapıyoruz ve herkes kapıda kuyruk... Bir Türkün İstanbulda, Bursada kalkıp İtalyan, Çin restoranı açması bana ters geliyor.'
Facebook
Sayı: 1044 - Tarih: 10.05.2016
Yazarlarımız