Haber Detayı - FİNANSMANDA piyasa temkinli
FİNANSMANDA piyasa temkinli

FİNANSMANDA piyasa temkinli

Hükümet zor durumdaki piyasaya para, kredi musluklarını açmaya dönük açıklamalar yapıyor. Ancak bankaların tutumu 'nezaket'in ötesine geçmiş değil. Buna karşılık işadamları da hemen kredi kuyruğuna girmedi... Zira çarklar dönmezse, alınan her kredi yeni borç yükü demek ve sonuçta herkes krediye temkinli...

Hükümet zor durumdaki piyasaya para, kredi musluklarını açmaya dönük açıklamalar yapıyor. Ancak
bankaların tutumu 'nezaket'in ötesine geçmiş değil. Buna karşılık işadamları da kredi kuyruğuna girmedi.
Zira çarklar dönmezse, alınan her kredi yeni borç yükü demek ve sonuçta herkes krediye temkinli...


Yalçın Toy
(KSİAD Başkanı):
'Ekonomi üretirsek düzelir,
yoksa düzelmez'
'15 Temmuz sonrası dövizdeki hareket ekonomiyi durdurdu. Buna da hükümet katkı olarak kredi limitleri dolmuş işadamlarına, ekonomiye bir katkı olsun diye ekstra fonlar, kredi destekleri verdiler. Bunların etkileri yansımaya başladık. Nedir? KGF'den, bankalar vasıtası ile sanayicilere can suyu veriliyor. KOSGEB daha küçük firmalara destek verdi. Bankacılar kendileri geliyorlar, sana bu kadar kredi verelim diyorlar. Yüzde 80'i KGF kefaleti altında olduğu için iyi geliyor. Şu anda bir durağanlık var. Üretim, döviz, ithalat vs. herşey bir beklemeye girdi. Bu krediler yatırım amaçlı değil. İşletme sermayesi olarak ya da çeki gelmiş, senedi gelmiş, kredi geri ödemesi vadesi var, taahhüdü var, bunları yapmak için kredi alınıyor.
Kayapa'da şu anda, otomotiv sektörü ağırlıklı. Otomotiv de iyi olduğu için bölgede şimdilik tökezleyen firmamız yok. Hükümetin politikası sanayiciye destek vermek. Üretirsek ekonomi düzelir. Yoksa düzelmez.'

Ömer Faruk Korun
(HOSAB Başkanı):
'Bir kredi kuyruğu
göremiyorum'

'Şirketlerin mutlaka kredi ihtiyacı vardır. Bölgemizdeki firmaların ihtiyaç durumu hakkında fazla bilgim yok. Ama hükümet tarafından yapılan düzenlemelerin mutlaka bir yansıması olacaktır. Tabi önce bankalara yansıması lazım. Şu ana kadar bankaların kredi koşullarının değiştiğine ilişkin bir şey duymadım. Arkadaşlarla yaptığımız görüşmelerde genel bir sıkıntı var. Ama bölgede yoğunluk otomotiv ve otomotiv sektöründe şu an çalışmalar tam gaz gidiyor.
KOSGEB'in küçük firmalara vereceği 50 bin lira gibi paralara yoğun bir talep olabilir, ama ben bölgede sanayicimizin aman aman kredi kuyruğunda olduğunu sanmıyorum. Bölgemizde şu an için böyle bir şey yok.'

Abdullah Bayrak
(BOSİAD Başkanı):
'İkinci bir teminat mı
istenecek?'

'Dolar ve euronun yükselmesi ile birlikte sanayi şu anda bir kıskaç içinde. Endüstri büyük ölçüde kredi ile yürüyen bir yapı. Doların, euronun son zamanlarda ciddi artışı, fabrikaların borçlarının da yükselmesine neden oldu. İşlerin durgun olması, işletmelerin normal kredi borçlarnın ödeyememesi anlamına geliyor. Onun lokal çözümü tekrar kredi alarak bunu çözmek, borçların ödemek şu anda. Oluşan problemler bu. Elbette sanayicinin normal krediye de ihtiyacı var, ama bu kredi kıskacından da kurtulması lazım. Son zamanlarda dövizin fırlaması belki ihracat yapanın işine yaramış olabilir, ama içeride yerli üreticiyi, iç piyasaya çalışan üreticileri ciddi anlamda sıkıntıya soktu. Hükümetin aldığı kararlar doğru mu, bence doğru. Adına cansuyu kredisi de demişlerdi. Mutlaka olmalı. İşe yaramaması mümkün değil. Bankaların kredi vermedeki tutumunda bir değişiklik yok deniyor. Benim kefalet ve teminat mektubu sıkıntım yok. Ama pek çok firmanın sıkıntısı olduğundan eminim. Çünkü mevcut aldığı kredilerde o teminatları bankaya vermişler zaten. İkinci bir teminat vermesi için birşey vermezi lazım. Tabi onun için kaynak yok, eğer bunu istiyorlarsa...'

Cevat Savcı
(AkTeks Tekstil):
'Ben 60 senedir sanayiciyim.
Kredi ihtiyacı hep var.'

'Sorun şu: Bizde Avrupa'daki gibi yapısal, uzun vadeli krediler yok. Neden? Bir sanayici söz vermiş, termin, kalite, standart uygulayacak. Biz ihracat yapacağız. O mal elinde değilse ne olacak? Aracı girecek, fiyatı artıracak. Oysa aslında daha önceki işlerine bakarak, kalitesine, dürüstlüğüne bakarak o firmaya verecek. Ne kadar mal ona lazımsa orada hazır olacak. Ne var burada? Kandırmışlar. Şu anda bana göre, bunları temelden düzeltme imkanı da var. Şu anda bankalar temelden bunu alarak daha güzelini yapacak. Şimdi bizde ne var? Af var. Kime af? Vergisini ödemeyene. Ödeyene ne var? Ceza var. Bunu söyleyeceğiz ve düzelteceğiz. Büyük bir şans var şimdi hep bana hep. Şimdi diyorlar ki, vergisini zamanında ödeyene indirim var. Neler yaşamadık... Yüzde 7 büyüme çok önemli. Şu anda birlik olunacak zaman. Dayanışacağız ve bu ülkeyi, bizi dışardan yönetmeyecekler.'

Mümin Tenekeci
(Samtaş Kalıp A.Ş.):
'Borcu olmayan
krediyi ne yapsın'

'Piyasada nakit darlığı her zaman olan birşey. Bu da kredi talebine yöneltiyor. Ama kredilere ulaşma ne kadar kolaylaştırıldı, o konuda bilgi sahibi değilim. Çevremizde duyduğum kadarıyla kredilere pek kolay ulaşılamıyor. Belli şartları var. Çok kolay değil.
-Krediye kimin ihtiyacı olur?
Borç mu, yatırım mı? Mutlaka yatırım yapanın da olacak ama borcu olanlar daha çok kredi istiyor. Borcu olması batması anlamına gelmez. Kolaylıklar sağlamak lazım. Borcu için istiyor diye bakmak lazım. Borcu olmayanların, ihtiyacı olmayanların zaten krediye ihtiyacı olmaz. Kredinin uygun koşullarda olması lazım.'

Rıfat Aygüler
(Deri İht. OSB Başkanı):
Alınan teşvik önlemleri sanayicinin işine elbette yarıyor.

'Hükümet kendine güvenini gösteriyor. Bakanları dinliyoruz, haklı olduğunu gördük. Teşviklerle hükümet elinden geleni yapıyor, sanayicinin de bundan yararlanacağı kanaatindeyim.'

Sami Bilge
(Elyafteks A.Ş.):
'Dış dünya bize soğuk bakıyor'
-'Firmaların kredi ihtiyacı ne düzeyde?
Finansman son derece önemli bir enstrüman. Şahsen krediye başvuran birisi değilim, kendi yağımla kavruluyorum. Ama neticede genel olarak konuşursak, hepsinin kredi ile döndüğünü görüyorum. Kredi muslukları bırakın kesilmeyi, daha da açılmadığı sürece son derece sıkışıklık olur. Piyasada batanlar olabilir. Hükmetin son 250 milyar liralık kredi kullandırılacağını açıklamasının piyasalara bir hareket getireceğini düşünüyorum. 250 milyar elbette bir hareket getirir. Ama Türkiye'nin dış dünya ile ilişkilerinin iyi olmadığını düşünüyorum. Dış dünya bize soğuk bakıyor. Örneğin ben Avurtralya'ya mal satıyorum. Avustralya'daki müşterim bana gelmek yerine İsviçre'ye geliyor, bizim pazarlama yetkilisini İsviçre'ye davet ediyor. Siparişleri orada veriyor. Çünkü can güvenliğinden endişe ediyor. Türkiye'nin bu tür sıkıntıları aşması gerekir. Türkiye'ye yarım günlüğüne, bir günlüğüne gelip bir sipariş vermekten çekinilen bir dünyada Antalya'ya, Bodrum'a, İstanbul'a turizm için gelme konusunda daha endişeli olacaklarını düşünüyorum. Bu da Türk turizmine darbe vurur. O nedenle Türkiye'nin güvenli bir ülke olduğunu yayma, ama propaganda yapmaktan ziyade bunu göstermek, ispatlamak lazım diye düşünüyorum.'

Osman Planalı.
(Gilansoy Tekstil):
'Sanayici dövize
yatırım
yapmamalı'
'Piyasada en önemli şey, özellikle sanayicilerin dövize yatırım yapmaması. Döviz kazancını varsa dövizle harcama yaparsınız. Maalesef, dövizden de birşeyler kazanma peşine koşuyor. Bir yerde tıkandığı zaman çekler ödenmemeye başlıyor, piyasa tıkanıyor. Zincirleme herkese sirayet ediyor. Biz firma olarak ihracatımız yok, iç piyasaya çalışıyoruz. Biz nakit kullanmadık, kullanmıyoruz. İhtiyacımız olan makineleri almak için leasing kullanıyoruz.'

Hasan Moral
(DOSABSİAD
Başkanı):
'Bankalar
krediye temkinli yaklaşıyor'

'Krediye, finansmana ulaşımın kolaylaştırılması çok önemli. Ama şimdi bu krediler yatırıma mı dönüyor yoksa firma içindeki finansmana mı dönüyor, borç ödenmesinde mi kullanılıyor. Kredinin ne kadar reel sektöre giriyor, ne kadarı yeniden finansman sektörüne dönüyor bunların arştırılması lazım. Sanayiciler için istikrar önemli, etrafımızdaki olaylarıın, piyasalardaki dalgalanmaların durulması çok önemli. Kredinin de yatırımıa dönmesi önemli.
Herkes şu anda milli bir seferberlik gibi görüyor. Herkes elinden geldiğince yatırım yapmaya çalışıyor ama açık konuşmak gerekirse herkes temkinli davranıyor. Ama bu tarz fırsatların sunulması insanları teşvik ediyor, moral veriyor. Ama bunların birebir yatırıma dönmesi ve bunu konuşmak için çok erken. Bankalar da krediye temkinli yaklaşıyor. Bence özellikle devlet bankalarının biraz daha önde olup, piyasaya öncü olması lazım. Önce onların faizleri indirip kanalları açması lazım ki, ardından özel bankalar gelsin. Ama onlar da çok temkinli.'

Vehbi Varlık
(İnoksan A.Ş.):
'Bürokrasi de hızlı giderse...'

'Piyasalarda 2016'daki sıkıntılar 2017'nin ilk yarısında da devam edecek gibi görünüyor. Bu sıkıntıları atlatmak için her halükarda finansmana ihtiyaç duyuluyor. Normal şartlarda bile böyleyken, şimdi daha çok ihtiyaç duyuluyor. Bu konuda KGF ile özellikle KOBİ'lere destek olunması çok önemli, olumlu. KOBİ'ler işletmelerin yüzde 90'dan fazlası. Bunların işinin kolaylaştırılması lazım. Piyasaların önün açmak, canlandırmak, istihdam yaratmak lazım. Hükümet doğru bir şey yaptı, bütün mesele bürokrasinin bu işi hızlı yürütmesi. Karar almak ayrı bir konu, ama icraatta bu işin hızlı yürümesi ayrı. İşleyişi önümüzdeki günlerde göreceğiz. Şimdi KOBİ'lerin dışında büyük firmalara da bu kapıyı açtılar. Çok doğru. Cumhurbaşkan'nın talimatları bankalar tarafından da izleniyor. Türkiye'nin önünü açmak lazım. Hükümet, KOBİ'ler, özel sektör hep beraber herkesin üzerine düşeni yapması lazım.
Aile bütçesi gibi... Elbette borçlar var. Riske giriyoruz, yeni işe değil, belki borç ödemek için kredi isteniyor, ama onu da vermezlerse.. Bu dönemli atlatmak önemli. Bu süreçte ister istemez kredi ihtiyacı oluyor. Tabi yatırım, makine almak için de önemli. Hükümet aslında yatırım ve istihdam yaratılmasını istiyor. İşsizlik en yüksek seviyede. Onun için de para lazım. Bürokrasi hızlı giderse inşallah iyi olur.'

İsmet Çakan
(İs-Me Ltd. Şti.):
'Parası olan da vermiyor'

'Biz firmayı 1960 senesinde açtık. Kendi öz sermayemizle çalıştık. Senelerdir ne bankalardan ne devletten, ne bir kredi ne de yardım aldık. Özdilek'in Korteks'in, otellerin vs. işlerini yapıyoruz. Son zamanlardaki bu ödeme sıkıntılarından dolayı sorun var. 20 sene evvel doğru söylemeyince ilkinde 'şaşırdım' denirdi, ikincide 'yalan' denirdi. Şimdi insanlarda para varsa da vermediğini gördük. Bu nedenle, bence ahlaksızlıktan dolayı bu durumlara düştük. Yoksa, bu memlekette çalışana iş de var, para da var, herşey var. Yeter ki samimiyet olsun, birlik beraberlik olsun. Devletin şu yaptığı hareketler sonuçta hiç maddi katkısı olmasa da moral veriyor, yardımcı oluyor. Tabi kredisiz, faizsiz, öz sermaye ile çalışıyoruz, herkese de tavsiye ederim. Bizim işlerimiz yoğun, çalışıyoruz. Ama yeni nesil çalışma taraftarı değil. İşe beş dakka nasıl geç gelir, nasıl beş dakka erken çıkarım, onun hesabını yapıyor. 75 yaşındayım. 57 senedir sabah saat 7.10'da fabrikadayım, işimin başındayım. Severek gidiyoruz. Sıkıntımız işçilerin aile hekiminden izin koparma derdinde olması, canı gönülden kendini işine vermemesi. Başka sıkıntı yok. Duamız, sağlık, ülkemizde birlik olması.'


Hüseyin Yılmaz
(İnterkan Polimer A.Ş.):
'Borcu borçla kapatmak
çok tehlikeli'

'Şu anda piyasada genel olarak daralma hissediliyor. Bütün firmalar tabi ki, dikkatli, temkinli olarak işimizi sürdürüyoruz. Para ihtiyacı her dönemde vardır. Ama bu dönemde biraz daha fazla ihtiyaç var gibi. Ama kredi dediğin, sonuçta bir borç alıyorsun ve bunun bir de geri ödemesi var. Çok kredi de kullanılsa dikkat edilmesi gerekiyor. Kredi olarak piyasaya çok aşırı bir para sürmenin ben çok olumlu olacağını düşünmüyorum. Sonuçta herkesi borçlandıracaksınız.
Bir yatırım, bir iş aş yaratmak için, akılcı teknolojik yatırım, ihracat kapısı açacak bir yatırım için ben borçlanırım. Bu yükün altına girerim, çünkü bilirim ki, fizibilitemi yapmışım, hesabımı yapmışım, buna göre kredi kullanacaksam kullanırım.
Şu anda borçu borçla kapatayım, takla attırayım fikri çok tehlikeli. Her firma kendinden sorumlu tabi. Bazı şeyler de abartılıyor. Piyasada hesabını kitabını yapan firmaların da iyi iş yaptıklarını görüyoruz. Ben pozitif bakıyorum. Güzel şeyler de oluyor.
- Kredi neden isteniyor?
Ben şu anda yeni yatırım yapmak için kredi istenildiğini düşünmüyorum. Sıkışan, piyasada malını satamayan insanlar, üretimi durdurmamak için bunu kredi ile sürdürmeyi düşünüyor. Yeni yatırımın bilhassa tekstilde düşünülmediğini görüyorum. Şahsen yeni yatırım düşünmüyorum. Bakın batan firmaların hiç birisi yatırım eksikliğinden dolayı batmaz. İşletme sermayesi vücuttaki kan gibidir. Bir insanın bir gözünün olmaması, bir bacağının, kolunun eksik olması yaşam kalitesini düşürür, ama onun ölümüne neden olmaz. Ama 80 kilo insanın 6 kilo kana ihtiyacı vardır. Bu miktar 3 kiloya düşerse, allah rahmet etsin... Firmaların batmasının sebebi de işletme sermayenin olmamasıdır. Bütün firmalar böyle batar. Kredi işte firmaya nefes aldırır. Ama o kredi o nefes alma esnasında çarkı dönderemezse, kredi daha büyük batmasına neden olur.'
Aytuğ Onur
(Seçkin Onur Gıda):
'Elbette piyasada bir sıkışıklık mevcut. Alınan önlemler yerinde.'

Hızlı bir dönüşü olacağını da düşünüyoruz. Biz piyasaları açabilmek için BTSO olarak da ciddi bir kaynak ayırdık. Ciddi bir talep olduğunu da görüyoruz. Hükümetin aldığı önlemler, odamızın halihazırda yaptığı ve önümüzdeki dönemde yapacağı desteklerin sektörlerde çok önemli katkısı olacağını, rahatlama sağlayacağını düşünüyorum.'


Rıdvan İşbaşaran
(Artofis Mobilya A.Ş.):
'KDV indirimi Nisan değil, yıl sonuna
kadar uzatılsın'

'Mobilya'da KDV'nin yüzde 18'den 8'e düşürülmesi çok hayırlı olmuştur. Hükümetimize teşekkür ediyoruz. Onlardan sektör olarak bir ricamız var, uygulama Nisan'a kadar değil, yıl sonuna kadar uzatılsın. Çünkü bizim sektör biraz merdivenaltı bir sektör. Kayıp kaçak oranı yüksek. KDV'nin yüzde 8'e düşürülmesi hem biz üreticiler, hem bayii ve hem de vatandaşlarımız açısından olumlu olmuştur. Mağazalarımıza giren kişi sayısı arttı, satışlarımız arttı. Bu da bize bir heyecan getirdi. Bu muhakkak ki istihdam artışına da neden olacaktır. Geçen seneki ocak ayı ile bu yılın ocak ayı arasında rakamlar yükseldi. Kapasite artışı var. Buna uzun vadeli baksınlar, devletimizin bundan vergi kaybı olacağına inanmıyorum. Yıl sonunda devletin vergi gelirlerinde de artış bekliyorum. Şu anda biz çalışacak eleman arıyoruz. Bu, insanları 2-3 ay sıkıştırıp sonra gevşemeye itmesin. Ardından Ramazan ayı geliyor, yaz ayları başlıyor ve mobilya sektörünün en zayıf olduğu dönemdir. Diyoruz ki yıl sonuna kadar uzatsınlar.
Firma olarak biz şu anda finansmana, krediye ihtiyaç duymuyoruz, ama açıklanan kararlar piyasaya umut veriyor. Evet şu anda ben yeni kredilerden faydalandım, diyen yok. Ama hepimizin dilinde dolanıyor ve hareket getireceğine inanıyoruz. Yatırımcıda moral olmayınca, işler de düşüyor otomotik olarak. İstihdamın artışının da doğrudan moralle etkisi var. Yapılanların üretimi, ihracatı ve istihdamı artıracağına inanıyorum.'

İskender İskenderoğlu
(Kebapçı İskender):
'Bundan faydalanılabilir'

'Oturup da planlaması yapılan bir girişimde faydalı olabilir. Yoksa krediyi, teşviki almış olmak için almak olmalalı. Aksiyon planında bundan faydalanabilir. Piyasanın krediden, borçlanmaktan çok morale ihtiyacı var. Asgari ücret desteğinin bilhassa yeni kurulan firmalara veya büyüme trendinde olan firmaların işine yarayacağını düşünüyorum. Az bir teşvik değil. Büyüme, yeni şube açma durumunda olanların bu teşvikleri kullanabileceğini düşünüyorum. Bizim gıda sektöründe çok kötü günler geçirmiyoruz. Örneğin sömestre tatili bizim restoranlarımızda gayet iyi geçti.'

Hakan Oka
(CAE MühendislikLtd. Şti.):
'Krediler genelde
borç ödeme için alındı!

'Makine sektörümüz açısından örneğin son fuar güzel geçti, ancak fuar dönüşü beklentiler düşük kaldı. İnsanlar fuara götürdükleri makineleri orada bırakmak istiyorlardı, satmak istiyorlardı, ama bu fuarda çok fazla olmadı. Arkadaşlarımla da görüştüm, genel itibariyle götürdükleri makineleri geri getirdiler.
İşletmelerimizde kredi talebi elbette var. Herkes belli noktalarda sıkıntıda. Önlemlerin bir kısmı faydalı oldu. Kredi Garanti Fonu ve KOSGEB in devreye girmesi kredilerin daha kolay alınmasına katkıda bulundu, ama sonrasında bu kredilerin geri ödeneyecek durumda olması da sözkonusu olabilir. Buna çok dikkat etmek lazım. İş vardı, nakit dönmüyordu, para yoktu. Kredi alınca insanlar bir miktar daha rahatladılar. Çarklarını döndürüyorlar ama..
-Kredi talebinde bir artış var mı?
Tabi ki var. Eskiden biz bankalara başvururken, şimdi bankalar bizi arıyor. 'Size işte 1 milyon lira kredi veriyoruz, kullanmak istermisiniz' gibi, aramaya başladılar. Bu en azından üreticiler bankayı aramak zorunda kalmıyor, avantajlı birşey. Ama tekralıyorum, 3-5 ay, bir sene sonra bu yeni borçların geri dönüşünde sıkıntılar olursa da sektörün ikinci bir sıkıntı yapama ihtimali var. Limitler de yükseltildi. 2 kattan fazla artışlar oldu. Kredi Garanti Fonu, KOSGEB devreye girdi. TÜBİTAK'ın devreye girmesi de bizim gibi Ar-Ge ile uğraşan firmaların makine imalatı açısından çok önemli oldu finansman.
-Para niye isteniyor?
Mesela KOSGEB destekli krediler borç ödemek için oldu genellikle. Ama mesela TÜBİTAK destekliler vs. daha çok imalata yönelik. Yatırım yapmak isteyenler için de. KGF destekli kredileri zaten borç ödemekte kullanmak çok büyük yanlışlık olur, büyük rakamlar. Sanayiciler de bununla uğraşıyorlar, öyle olması lazım diye düşünüyorum.'

Sinem Toplan
(Finans Kontrol
Merkezi):
'Kredi
almak tam
kolaylaşamıyor'
-'Kredi almak kolaylaşıyor mu?
Tam anlamıyla kolaylaşamıyor. Çünkü öncelikle ülkenin büyüme oranı ve satış hızınız düştüğünde paranın devir hızı düşüyor. Paranın devir hızı düştüğünde para kazanma şansınız düşüyor. Çünkü para her takla attığında para kazanmaya başlarlar, borçlarını daha hızlı öderler. Şimdi fazla tahsilat yapamadıkları için zorlanıyorlar. Ülkemizdeki en büyük sorun sanayi kesiminin kısa vadeli borçlanması. Sanayiin uzun vadeli kaynağa ihtiyacı var, ama biz bankacılık sektöründen uzun vadeli borçlanamıyoruz. Ya da yabancı para cinsinden sağlamak zorunda kalıyoruz. Bankacılıkta da sermaye yeterlilik rasyosu diye bir kural var. Bu puanın tutması gerekiyor. Bu rasyo yeterli olmayınca bankaların eli de zorlanmış oluyor. Şu anda sermaye rasyosunda bir esneme yok, sadece buna bir karşılık ayırıyorsunuz. Ayırdığınız karşılıklar teminatlı olmalı. KGF ile piyasaya en azından soluk aldırıldı. Ancak Merkez Bankası'nın olumsuz kayıtlarının silinmesi gündemdeydi, evet TCMB bu kayıtları sildi ancak bankalar silmedi. Aynı kayıtlar bankalarda da vardı. Bu bir sorun ve öncelikle bunun önleminin alınması lazım, krediye ulaşım kolay olsun. Çünkü belli bir ölçeğin üzerindeki firmalar zaten krediye ulaşma notuna sahipler. Her bilanço reytingle kotlanıyor ve ona göre kredilerini alıyorlar. Ancak reytingi ve ölçeği küçük olanlar ne yazık ki, özellikle KOBİ'ler sıkıntı yaşıyorlar.
-KGF da renting işini
bankalara bırakıyor.
Tabi. Sonuçta bankalar da yapabildiği kadar. Özkaynak verimliliği gerekiyor. Koşullarla ilgili esneme tamamen bankacılık faaliyeti ile ilgili. O kaynağı bulamazsa, bunu satabilme şansı yok. Yurt dışında borçlanınca dolar borçlanıp TL satmak ve uzun vadeye vermek zorunda.. Sonuçta topluca yüksek katma değer yaratan bir üretime geçemezsek, kâr yaratamazsak... Ülke reyting notumuz düştüğü için bankalar da artık daha pahalı dış kredi alıyor. Banka yurtdışından pahalı alınca, kur da artınca maliyeti artıyor. Bunar birbiriyle topyekün etkileşim içinde.'

Naci Şahin
(Burçin İnşaat A.Ş.):
'Konutta KDV indirimi
2016'yı da kapsamalı'
'Gayrimenkulde kredilendirme, düşük faizli olursa vatandaş açısından mutlaka uygun. Krediye ihtiyaç var mı? Var. Hükümet piyasaları finans yönüyle pompalamak istiyor. Bir heyecan tetiklemek istiyor. İnşaat sektöründe piyasayı tetikleyecek finansman, vatandaşın krediyle gayrimenkul alımını sağlamaya yönelik olmalı. Vatandaş talebi lazım.
-İnşaat firmalarının
kredi talebi var mı?
Yok. Yap-Sat sisteminde pek olmaz. Şirketler, Kuveyt Türk bank, Vakıfbank gibi bankalarla leasing yaparak finansman sorununu çözüyor. Banka sizin adınıza alıyor arsayı bile... O da güçlü firmalar için değil, özsermayesi olanların buna da ihtiyacı olmaz. Mesela ben hiç almadım, almayı da düşünmüyorum. Bankadan kredi alan inşaatçı... Banka kârı var, firma kârı var, bu da vatandaşa yansıyor, sonuçta maliyetler yükseliyor. Benim 10 liraya satacağım şey o yöntemde 12 liraya olur. Halbu ki madem devletin desteği olacaksa onun 9 lira olması lazım. Hayır. Ama maalesef, vatandaş talebi ile böyle bir finasman devreye girerse, çünkü inşaat sektörünü tetikleyen çok kalemler var.
-Konut satışlarında KDV indirimi işe yaradı mı?
Yaradı işe. Ama hemen mi? Değil. O indirim 2017 yılında yapılan inşaatlar için. Kaç inşaat var ki böyle? En azından 2016 yılında yapılanları da kapsasaydı işe yarardı. O da iyi olurdu. Alıcı için indirim olurdu. Yüzde 8 az değil. 200 bin liralık dairede 16 bin lira indirim demek, fiyat 180 bine inecek. Bu iyi bir rakam. Ama genellersek, inşallah, inşaat sektörü için olumlu.'

İlknur Güner
(İlknur Emlak):
'16 Nisan sonrası piyasalar
daha kötü olacak'
-'KDV indirimi konut satışlarını artırdı mı?
Biz genelde ikinci el satış yaptığımız için bizi etkilemedi. ÖTV ve KDV'lerin indirilmesi piyasaya geçici bir canlılık getirecektir. Ama ben onun kısa vadeli olacağını düşünüyorum. Zaten nisan sonuna kadar uygulama. Sandık bittiken sonra korkarım ki piyasalar biraz daha bozulacak. İnşallah düşündüğüm olmaz. Ben 2017'nin ikinci çeyreğinden itibaren piyasanın daha kötü olacağını düşünüyorum. 30 yıllık bir fırma olmamıza rağmen işlerimizde gözle görülür bir durgunluk var. Müşteri geliyor, fabrika, villa, ev neyse, beğeniyor, 'Tamam beğendik, ama bekleyelim, 16 Nisan sonrası ne gösterecek bakalım' diyor. Herkes parada kalmayı tercih ediyor. En azından şu belirsizlik ortadan kalkarsa sanki piyasalar biraz daha oturur gibi geliyor.
-Odunluk civarında devasa büyük inşaatlar var. Satış nasıl?
Bursa'nın alışkın olmadığı fiyatları görüyoruz. Burası Kumluk diye bilinen bir yer. Zemini hiç sağlam olmayan bir yer. Birçok tanıdığımın buradaki arsalarını Kızılay'a, Yeşilay'a bağışladığını hatırlıyorum. Burada 30 katlı 50 katlı inşaatların olmasını hiç uygun bulmuyorum. Ne kadar sağlam yaparsan yap, burası bir deprem bölgesi, ama rantın olduğu yerde herşey oluyor maalesef. Rakamlar çok yüksek. Bursa'ya yabancı satışı da çok yüksek değil. Neden? Çünkü Bursa'ya orta direk geliyor. Orta direğin altı Araplar geliyor. Parası çok olanlar zaten Antalya'ya, İstanbul'a gidiyor. Bizdekiler 200 bin lira limitinin altında olan bir grup. Burada TL kazanılıyor. 100 bin liralık fiyat 200 bin lira olduğunda piyasanın otomatik olarak durması çok normal. İnsanlar aldıkları rakamın altında satmak istemiyorlar, dolar veya euroya çevirip. Ama korkarım daha düşük fiyatlara satmak zorunda kalabilirler. Bunu geçmişteki krizlerde yaşadık. İnşallah olmaz, ama alım gücünün de artacağını gösteren bir belirti göremiyorum şu anda.
Para kazanmak çok zor.'

Şenol Keleş (Fikiral
Danışmanlık Ltd. Şti.) :
'Kredi pompalanması, firmaları çıkmaza sokar'
'Piyasanın şu anda krediden çok teşviklere ihtiyacı var. Çünkü kredi sonuçta borçtur ve geri ödeme başladığında piyasada daha da bir zorluğa yol açabiliyor. Krediye gelinceye kadar alınacak teşvikler var. Mesela ödenmeyen vergi ve sigorta borçları için yapılandırma oldu. Ödenemedi, Mayıs sonuna ötelendi. Peki mayısa kadar ödeneceğinin garantisi var mı, yine meçhul. Çünkü piyasada bir daralma var. Siz kredileri ne kadar çok pompalarsanız kişileri daha çok çıkmaza sokarsınız. Yani bir kısır döngüye girer. Krediden önce sigorta primlerinin düşürülmesi, vergi teşvikleri getirilmesi lazım. Bunlar krediden daha önemli. Sadece yukarıdaki yüzde 5'lik kesimi dikkate almayalım. Esnaf zor durumda. Kepenkler kapanıyor. Şirketler kapatılıyor. OHAL'in ardından göreceksiniz binlerce şirket batacak. Şu anda iflas, iflas erteleme yasak ve akbabalar gibi bekleyen yapancı şirketler var. Fırsat bekliyorlar. Kurları yükselttiler, paralarını değerlendirdiler ondan sonra da gelecekler, şirketleri kapacaklar. Tabi ki ben toz pembe bir tabloyu çizmeyi isterdim. Ama üniversitede öğretim üyesiyim, ekonomistim, olayla farklı yaklaşıyorum.'

Ahmet Üstüner (Mavi
Üçgen Anaokulu sahibi):
'Elbette finansmana ihtiyaç var, ama bizim ona ulaşmamızda engeller var.'
'Bankaların tutumunda bir değişim yok. Esneme yok. Çok ciddiler. Sizin kredi notlarınızı bütün bankalar görüyor. Kredi kartı enstrenizdeki ödemeyi geciktirdiğinizde bütün bankalar bunu öğreniyor. Herkes işini borçla döndürüyor. İster istemez bankadan borç almak istiyorsun. Başka birisinden borç alma şansınız yok. Akrabadan dostlardan alma devri kapandı. Çalışanların maaşları, sigorta primleri, vergiler var. bunların hepsi de gecikme kabul etmeyen ödemeler. Günü geldiğinde ödenmek zorunda olan şeyler. Şu anda zaten büyümede bekleme konumundayız. Yeni yatırım, büyüme hepsi askıya alınmış durumda.'
Facebook
Sayı: 1088 - Tarih: 14.03.2017
Yazarlarımız