Sedat Yalçın - Devreden KDV'nin iade alternatifleri

Devreden KDV'nin iade alternatifleri


Bugün güncel tartışma konularından biri olan şirketlerin uzun yıllardır üzerlerinde finans yükü oluşturan 'Devreden KDV' konusunda bende çözüm odaklı bir değerlendirme yapmak istiyorum.
Rakam 160 Milyar TL. Yarıya yakınının kamu kuruluşları ya da şirketlerine ait olduğu ifade ediliyor. Dolayısı ile üzerinde devletin işlem yapması konusunda aciliyeti bulunan bölüm 80-90 Milyar TL civarında. Bu rakamın bir şekilde şirketlere iadesi bekleniyor. Hukuki süreç Maliye Bakanlığı tarafından başlatıldı, kanun tasarısı TBMM'ye indi. Bütçe ve Plan Komisyonu'ndan belirli bir yöntem belirlenerek geçti ama TBMM Genel Kurulu'nda bir önerge ile geri çekildi.
Öncelikle en yetkili ağızlardan 'Devir KDV'nin iade edileceği açıklandıktan sonra TBMM'den geri çevrilmesi, devlet katında konu ile ilgili tüm boyutlarda mutabakat sağlanmadığının da işareti. Halbuki bu tartışmaların kamuoyuna yansıtılmadan içeride tamamlanması ve konu ile ilgili tüm tarafların mutabakatı ile TBMM'ye getirilmesi en azından iş dünyasını bu ölçüde rahatsız etmeyebilirdi.
SÜREKLİ 'DEVİR KDV'
YASANIN ÖZÜNE AYKIRI

Bu aşamada sizlere 'Devir KDV'nin ne olduğu ve neden iadesinin istenildiği konularını kısmen değerlendirmek istiyorum. Katma Değer Vergisi özellikleri olan bir satış vergisidir. İlk kez 1954 yılında Fransa'da uygulamaya konuldu ve maliye tarihinin en hızlı yayılan vergisi olma özelliğine sahip. Şu anda 100'ü üzerinde ülkede başarı ile uygulanan bir dolaylı vergi. Avrupa Birliği ile vergisel uyumlaştırma çalışmaları kapsamında Türkiye'de de gündeme geldi ve rahmetli Özal'ın Başbakanlığı döneminde 01.01.1985 tarihinde yürürlüğe girdi. Kanunun 1984 yılında TBMM'den geçtiği tarihte benimde Ankara'da Maliye Bakanlığında bu süreci yakinen takip etme imkanım olmuştu.
Katma Değer Vergisi'nin mükellefi nihai tüketicidir. Teorik olarak üretimden tüketime kadar devam eden süreçlerde ara kademe olarak yer alan gerçek ve tüzel kişiler ödedikleri KDV'yi 'indirim' mekanizmasını kullanarak bir sonraki aşamaya devrederler. Yani üzerlerinde vergi yükü kalmaz. Ancak satışlarında ihracat vb. istisnalar nedeniyle KDV tahsil edemeyenlerin alışlarında ödedikleri KDV kendilerine iade edilir. Yani KDV yükünden arındırılırlar.
Tabi her kesim ihracatçılar kadar şanslı değil. Bazı sektörlerde yüksek stok seviyesi ile çalışılması, mal ya da hizmetin tamamlanma sürecinin yılları bulduğu örneklerde (inşaat gibi) işin tamamlanmaması nedeniyle satış faturasının düzenlenememesi girdi KDV'lerin birikmesi sorununu ortaya çıkarmaktadır. Devletimiz 'indirimli oran uygulanan sektörlerde' KDV iade işlemlerini gecikmeli de olsa yapmaktadır. Ancak birde mevcut yasal ortamda iade hakkı bulunmayan ancak KDV'nin normal işleyişi içinde de eritilemeyen bir 'Devir KDV' sorunu da ortadadır. Devir KDV'nin iadesi için tabii ki yeni bir yasal düzenleme gereği vardır.
MAKRO DENGELER KAPSAMINDA İADE
Kredi faizlerinin %18-19 seviyelerinde seyrettiği bir durumda faizsiz şekilde bu rakamın devlet tarafından kullanılıyor olması toplumda çok büyük bir adaletsizlik duygusu oluşturmaktadır.
KDV'nin kamu gelirleri içinde önemli bir yer tuttuğunu biliyoruz. Vergi gelirlerinin %65'inin dolaylı vergilerden oluştuğu ve dolaylı vergilerinde %56'sının KDV'den oluştuğunu hatırlatalım. Toplam vergi gelirleri içindeki KDV'nin payı da %30 civarında. Şimdi sırayla birikmiş 80-90 Milyar TL Devreden KDV'nin nasıl iade edilebileceği ile ilgili önerilerimi sıralamak istiyorum.
•Her vergi mükellefinin 'Devreden KDV' rakamının %75'i KDV hesaplarından çıkartılarak 'Devlet iç borçlanma senedi' haline getirilmesi,
•Bu senetlerin belirli oranlarda kamu kurumlarının ürettiği mal ve hizmetlerden yararlanma karşılığında kullanılması,(Bu konuda Botaş, TEİAŞ, TCDD, THY, Kent İçi Ulaşım Şirketleri görevlendirilmeli)
•Muhtasar, SGK primi ve Tapu harçları ödemelerinde belirli oranda kullanılabilmesi,
•Kamu gayrimenkullerinin tahsis, satış, kiralama bedeli olarak kullanılması,
•Grup şirket KDV beyanlarının birleştirilmesi,
•Gelir, Kurumlar Vergisi matrahlarının tespitinde vergi oranları dikkate alınarak oluşturulacak miktarlarda gider yazılabilmesi,
•Devletin mal ve hizmet alımlarında bu özel borçlanma senetlerinin kısmen nakit yerine kullanılabilmesi,
Tüm bu öneriler 'Devir KDV' rakamının geniş bir alana yayılarak sorunun çözülebilmesi içindir. Bu konuda işlem yapan kamu kurumları hazine ile hesaplarını zaman içinde kapatacaklardır. Öneriler çoğaltılabilir. Bütün çalışma verilecek borçlanma senetlerinin hangi kamu mal ve hizmet satışlarında ne oranda kullanılabileceğinin tespitine kalıyor.
Facebook
Sayı: 1145 - Tarih: 17.04.2018
Yazarlarımız