Sedat Yalçın - Kent göçleri

Kent göçleri


TÜİK' in yayımladığı son araştırmada Türkiye'de 31 ilimiz göç alırken, 50 ilimizin de göç verdiği tespiti yer alıyor. Geleneksel olarak göç alan illerimizin ağırlıklı olarak Marmara ve Batı Anadolu illerimiz olduğu da bu araştırmada yine görülüyor.
DIŞ GÖÇLER TARİHİ VE COĞRAFİ KAYNAKLI
Ülkemizin kıtaların birleştiği bir noktada yer alması ve bu coğrafi özelliğinin ona topraklarında bir sebeple sorun yaşayan insan topluluklarının adeta kurtuluş kapısı gibi bir misyon yüklediği gerçeği ile de karşı karşıyayız. Yani ülkemiz yukarıda belirtilen iç nüfus hareketliliğinin yanında coğrafi gereçeklerle de bir dış göç baskısı altındadır. Türkiye'nin doğu-batı güzergahında yer alması ve çevresindeki enerji kaynaklarına bağlı istikrarsızlıklar, o bölgelerde yaşayan insanların bir şekilde yerlerinden olmaları ve Türkiye sınırlarına gelmeleri gibi bir sonuç ortaya çıkarabiliyor.
Dış göçlerin bir başka önemli gerekçesi tarihi misyonumuzdur. Hangi dış politikayı benimserseniz benimseyin Bosna'da, Yunanistan'da, Bulgaristan'da, Suriye'de, Irak'ta, İran'da, Azerbaycan'da, Mısır'da, Lübnan'da, Kafkasya'da oluşan bir savaş hali ya da gerginlik durumunda o coğrafyalardan Türkiye'ye göç etmiş vatandaşlarımızda hemen bir telaş, bir hareketlilik görürsünüz. Çünkü tarihimizde yaklaşık 400 yıllık bir arada yaşamışlığın getirdiği birçok iç içe girmiş ilişkiler söz konusudur. Din, soy, dil, akrabalık, komşuluk vb. birçok ortak değer bu durumlarda gündeme gelir. Bu belirttiğim hususları Bursa'da yaşayan hemşehrilerimiz özellikle Yunanistan ile yapılan mübadele göçleri, Bulgaristan göçü, Balkan Savaşları sonrası göçler, Büyük Çerkez göçü, Gürcistan kaynaklı göçler, Ahıska Türkleri'nin göçleri, Kırım Tatar göçleri başlıklarında olup bitenleri bizzat yaşamışlardır. Dolayısıyla göç olgusu çok yönlü boyutları olan bir konudur ve siyaset üstü tartışılması gereken bir durumdur. Büyük bir imparatorluğun mirasçısı olarak kurulmuş Cumhuriyetimizin, temel insan haklarını benimsediğini anayasasında belirlemiş bir ülke olarak imparatorluk sınırlarında yaşayan fakat Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında kalan savaş mağduru insanlara kucağını açması, şefkat göstermesi, kendi vatandaşları ile ekmeğini paylaşması inanıyorum ki insanlık tarihinde hep anılacak büyük bir kadirşinaslık ve kaçınılmaz bir görevdir.
İÇ GÖÇLER VE ÖNGÖRÜLEBİLİR NÜFUS
Bu göçlerin kentlerimiz üzerinde oluşturduğu baskı tabi ki şu anda ülke gündemini oluşturmaya devam ediyor. Son yapılan Şehircilik Şurası'nda şehirlerimizde oluşan yoğun nüfus artışlarının getirdiği barınma talebi artışı ve kentsel dönüşüm yöntemleri bu çerçevede tartışılıyor.
TÜİK' in araştırmalarında görülen iç göç dinamiğini oluşturan başlıklara bakıldığında terör, işsizlik, ekonomi, yeni oluşan cazibe merkezleri, eğitim, sektörel değişimler, büyükşehirlerde oluşan trafik ve yeşil alan azlığına bağlı stres durumları da artık iç göç nedenleri arasında sayılabiliyor. Özellikle büyükşehirlerde yaşayan birçok emeklilik yaşında olan kişinin bir Anadolu kasabasında ev yapıp, emeklilik yıllarını daha sakin bir ortamda geçirmek istediğini gözlemleyebiliyoruz.
Bu veriler kentlerimizin tüm altyapı ve mekânsal yerleşim kararlarını alırken ülkemizin içinde bulunduğu iç ve dış göçleri harekete geçiren durumların yakinen izlenmesi gerektiğini bize göstermektedir. Kent nüfus projeksiyonlarının orta ve uzun vadede doğru öngörülememesi durumunda ulaşım başta olmak üzere içme suyu, yeşil alanlar, altyapı, konut, sanayi yapıları arzı ve çevre konularında ciddi açmazlarla karşılaşılması kaçınılmazdır. İyi hazırlanmış bir İl Strateji Planı bu başlıkların çözümü için şart gözüküyor.
Facebook
Sayı: 1123 - Tarih: 14.11.2017
Yazarlarımız