Sedat Yalçın - Ekonomide zor başlıklar

Ekonomide zor başlıklar


Geçen hafta 'Ekonomide Öncü Göstergeler' başlığı altında birçok ekonomik veriyi gündeme getirmiş ve yorumlamış idik. Sanayi Üretimi, ihracat, reel sektör güveni, büyüme, yatırım teşvikleri, istihdam, kredi garanti fonu, turizm ve AB ekonomisi konularında olumlu sinyaller oluştuğunu ancak ülkemizin bazı sorunlarla da baş etmek zorunda olduğunu belirtmiştik.
Bu hafta Türkiye ekonomisinin önündeki bazı yapısal problemlerden ve çözüm çabalarından bahsetmek istiyorum.
DIŞ AÇIĞIN OLUŞUMU
Türkiye genç nüfusu nedeniyle sürekli yatırım yapma ve istihdam oluşturma baskısı altında ekonomik politika tercihlerini yapma durumundaki bir ülkedir. Ayrıca mevcut sanayi yapımız özelliği gereği orta/yüksek teknoloji seviyesinde üretim yapabilmekte, bu üretim modelinin ise ciddi ara malı ithalatı yapma mecburiyeti oluşturduğu bilinmektedir. Bu konuda oluşan ithalat bağımlılığı benzer şekilde ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanmasında da ortaya çıkmaktadır. İhtiyacımız olan enerjinin önemli bir kısmını ithal etme zorunluluğumuz bu konuda da dışa bağımlılık durumu ile bizi karşı karşıya bırakmaktadır.
Genç nüfusa istihdam alanı oluştururken karşılaştığımız 'ara malı' ve 'enerji' ithalatı kavramları Türkiye ekonomisinin önüne 'dış ticaret açığı' ve ona bağlı 'cari açık' sorunu olarak gelmektedir.
Ekonomi ile ilgilenen her kesimin artık çok iyi bildiklerine inandığım 'cari açık' yani ülkenin döviz açığının 35 milyar $ seviyelerinde olduğu ve bu rakamın dış kredi, doğrudan yabancı sermaye yatırımı, borsa, hazine bonosu gibi araçlarla finanse edilmesi görevi ekonomi yöneticilerinin önünde sürekli durmaktadır. Ayrıca kamu ve özel sektörün kısa vadeli dış borçlarının çevrilmesi için gereken yabancı fon miktarı döviz talebini (dolarizasyon) artıran bir diğer zor konudur. Küresel ekonomik ortam ve ülkemizdeki siyasi, ekonomik ve güvenlik gündemleri finanse edilecek cari açık ve çevrilmesi gereken borçların maliyetlerinin oluşumunda etkilidirler.
EKONOMİK STABİLİTE
BEKLENTİSİ YÜKSELİYOR
Enflasyon
ve hayat pahalılığı özellikle dar gelirliler açısından çok önemli. Enflasyonun çift rakamlardan geriye çekilmesi konusu özellikle T.C. Merkez Bankası'nın fiyat istikrarını sağlama görevi çerçevesinde hep gündemdedir.
Yatırım yapabilirlik şartlarının oluşturulması, iş yapma kolaylıkları, vergi uygulamaları ve yatırım teşvikleri özellikle gelişmekte olan ülke uygulamaları ile mukayeseli olarak izlenmesi ve Türkiye'nin yatırımcılar açısından cazip konumda tutulması önem arz etmektedir.
Dünya'da çeşitli nedenlerle oluşan küresel ekonomik dalgalanmalar sırasında benzer ülkelerden daha fazla olumsuz etkilenmemek için gerekli tedbirlerin alınması, kamu maliyesi ve bankacılık sisteminin güçlü tutulması kamu yöneticilerinin mutlaka başarması gereken bir durumdur.
Katma değeri yüksek bir üretim modeline geçiş için sektörel bazda ar-ge ve inovasyon temelli çalışmaların önemi büyük olmakla birlikte, bu alana ayrılacak fonların yanı sıra özellikle eğitim sisteminin bu alana yönelik yeniden yapılandırılması gereği açıktır. Eğitim alanında ülkemizde yapılan birçok çalışmanın sonuçları henüz alınmamış olmakla birlikte dünyada bu alanda başarılı olmuş Finlandiya, Güney Kore, Singapur ve Japonya gibi ülke uygulamalarının iyi incelenmesi zannediyorum ilgililerin gündemindedir.
DEMOKRASİ AÇIĞI UNUTULMAMALI
Ülkemizin yatırım ihtiyacının finansmanı ve sanayi yapımızın yüksek teknoloji ile buluşması için çok sayıda alt bileşeni olan bir eko sisteme ihtiyaç vardır. Bir başka anlatımla yüksek teknoloji yatırımlarını ülkemize getirecek olanların aradığı nitelikli insan kaynağı ve yatırım teşviklerinden önce hukuk sisteminin işlerliği ve temel hak ve özgürlükler alanındaki güven ortamının varlığı belirleyici olmaktadır.
Ülke olarak bu verileri esas alarak kendi gençliğimiz, kendi sanayimiz ve kendi insanımızın geleceği için niteliği yüksek gerçek bir demokratik ortamı oluşturmayı başarabilmeliyiz.
Bu hafta sizlerle paylaşmaya çalıştığım ekonominin bu zor başlıklarında Türkiye'nin nasıl çözümler oluşturmaya çalıştığını ve ne kadar mesafeler alabildiğini yani 'Türkiye'nin Yapısal Reform Ajandası'nı gelecek hafta sizlerle paylaşacağım.
Facebook
Sayı: 1136 - Tarih: 13.02.2018
Yazarlarımız