Sedat Yalçın - Kentlerin karbon ayak izi farkındalığı

Kentlerin karbon ayak izi farkındalığı


Karbon Ayak İzi, birim karbondioksit cinsinden ölçülen, üretilen sera gazı miktarı açısından insan faaliyetlerinin çevreye verdiği zararın ölçüsüdür. Bu kavram aslında son dönemde sıkça gündeme gelen iklim değişikliği ifadesinin de kaynağını, gerekçesini oluşturuyor. Bir başka ifade ile insanlar ve kurumlar yaşam döngüsü içerisindeki faaliyetleri sırasında ne kadar 'Karbon ayak izi' oluştururlar ise yerküremiz oluşacak sera gazları salınımları nedeniyle daha fazla ısınacak ve bizler kendi içinde giderek ısı yoğunluğu artan bir kısır döngüye gireceğiz anlamı taşıyor. Bu durumun günlük yaşamımızda yaşamsal tehditler barındırdığı bizzat bilim insanlarınca ifade ediliyor.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İŞARETLERİ
İnsanlar ve kurumların yaşam tarzı tercihleri nedeniyle oluşturacakları karbon ayak izlerinin tabiatta ne tür sonuçlar oluşturabileceğini şöyle bir listeleyelim.
•Nehir ve Havza rejimlerinde değişimler
gözlenmektedir.

•Seller artmaktadır.
•Yüzey sularımız azalmaktadır.
•Orman yangınları artış eğilimindedir.
•Toprakların niteliğini kaybetmesi,
topraksızlaşma söz konusudur.

•Kıyı erozyonları artmaktadır.
•Tarımsal verimlilik azalmaktadır.
•Hidro-enerji potansiyeli azalmaktadır.
•Deniz ürünleri üretimi azalmaktadır.
•Canlı türlerinin yaşayabilmek için farklı alanlara göç etmeleri söz konusudur.
Yukarıdaki liste uzatılabilir. Ancak iklim değişikliği konusunun yer küremizi bekleyen en büyük tabiat tehlikesi olduğunun farkında olmak ve tüm alanlarda bireylerden, kurumlara, ülke ölçeğine kadar tüm başlıklarda hazırlık yapmak, liderlik yapmak, politika üretmek gerekiyor.
Özellikle şehirlerimiz için hazırlanan İklim Değişikliği Eylem Planları birçok başlıkta bir vizyon dahilinde yürümeyen çalışmaların bir stratejiye bağlanabilmesi ve toplumda bir farkındalık oluşması açısından bir fırsata da dönüştürülebilir.
İklim Değişikliği Eylem Planlarının şehirlerimizin sera gazı salımlarında düşüşler sağlayacak sektörel politikalar ve yönelimlerle hane halklarının, şirketlerin, kamu kuruluşlarının ve finans kuruluşlarının karar alma süreçleri arasında tutarlılık sağlamaya çalışan uzun soluklu bir planlama süreciolduğu unutulmamalıdır. Süreçlerin doğru yönetimi, ilgili birimlerin izleme ve değerlendirme kapasiteleri kritik önem taşımaktadır.
BURSA GÖSTERGELERİ NE DURUMDA?
Bursa'mız açısından 2014 yılında yapılan ölçümlere göre yıllık sera gazı emisyonu 12.825 kton CO2 olarak tespit edilmiştir. Bu konuda herhangi çaba, politika üretimi, tedbir düşünülmez ise bu rakamın 2030 yılında 18.052 kton CO2 seviyesine ulaşacağı beklenmektedir. Ancak iyi hazırlanmış bir 'Bursa Sera Gazı Salımı Azaltım Stratejisi' ile bu rakamların 2030 yılında 12.452 kton CO2 seviyesinde tutulabileceği bilim insanlarımız tarafından ifade ediliyor.
Sera gazı azaltım önlemlerinin 3 ana başlıkta yoğunlaştığını görebiliyoruz.
•Binalarda
•Ulaşımda
•Enerji üretim tercihlerinde
Mevcut yapı stokumuz üzerinde enerji tasarrufu ve verimliliği sağlayacak değişimler önerilmektedir. Özellikle kentsel dönüşüm süreçlerinde ve kent tasarımlarında 'sürdürülebilir' tercihlerin öne çıkması gerekiyor.
Ulaşımda, toplu ulaşım kullanım oranları, yaya ve bisiklet kullanımı, ulaşım sistemlerinin entegrasyonu, alternatif teknoloji ve yakıt kullanımı, trafik optimizasyonu, sürüş teknikleri eğitimleri öne çıkan başlıklar.
Katı Atık ve Su yönetimi, yenilenebilir enerji tercihleri, sanayi sektöründe enerji etkin sistemlerle enerji kullanımının azaltılması, Tarım ve Ormancılık sektörlerinin özel bir strateji ile yönetilmesi çok büyük önem arz ediyor.
Görüldüğü üzere Tarım, Enerji, Turizm ve Halk Sağlığıüzerinde yaşamsal etkileri olacağı bilinen ve beklenen İklim Değişikliği konusunda eylem planları ile tüm kamu, özel sektör ve bireyler olarak acilen farkındalık oluşturulması ve yerel yöneticilerin liderliğinde Karbon Ayak izi bırakmadan yaşayabilmenin yollarını bulabilmeliyiz.
Facebook
Sayı: 1126 - Tarih: 05.12.2017
Yazarlarımız