Ramazan Başan - Sevgili işim….

Sevgili işim….


Bugün 14 Şubat Dünya Sevgililer Günü. Bugün aşık olduğunuz, çok sevdiğiniz eşinize, sevgilinize sevginizi ifade edeceksiniz. Peki eşiniz kadar çok vakit ayırdığınız, çalışırken aşık olduğunuz işinize de sevginizi ifade edebilir misiniz? Bugün eşi kadar işine vakit ayıran, eşi kadar işine aşık, işini çok seven profesyonellere ayıracağız köşemizi.
Hayatımıza yön veren iki önemli seçimdir aslında eşimiz ve işimiz. İşine aşık, işine tutkuyla bağlananlar, hem hayattan keyif alıyor hem de tutkuyla bağlandıkları işinde başarıdan başarıya koşuyorlar. Bunun örneklerini günlük hayatlarımızda sürekli görüyoruz. Herkes Konfiçyüs'ün 'Eğer sevdiğin bir işi yaparsan, hayatın boyunca bir kez bile çalışmış olmazsın' sözüne uyan bir kişi olmak ister. Peki 'iş'gibi sıkıcı, tekrar eden bir sürece nasıl aşık olabilir bir insan? İşimizi mecbur kaldığımız, sıkıcı bir süreçten çıkartır, keyif aldığımız, tutku ve şevkle yaptığımız bir süreç haline getirdiğimiz andan itibaren flörte başlamış oluyoruz. Bu flört bizi ''başarı'' denen hazza, bu haz da tutkuya doğru sürükler .
Ama tam olarak bilmediğimiz bir şey var: İşimize olan aşkı tetikleyen bu tutku nereden geliyor?
Ya da içimizdeki tutkuyu nasıl oluştururuz veya tutkumuzu nasıl keşfederiz?
Yale Üniversitesi araştırmacılarından Prof. Amy Wrzesniewski, insanların mesleklere karşı tutumlarını araştırıyor.
Araştırma sonucunda öğreniyor ki bir işe karşı insanların üç farklı tutumu olabiliyor:
1- Yaptığı işi meslek olarak görmek
2- Kariyer olarak görmek
3- Ulvi bir çağrı olarak görmek.

Sizce hangi meslek grubunun işini daha ulvi görmesi beklenir? Doktorluk, öğretmenlik dediğinizi duyar gibiyim. Ama sonuç böyle çıkmıyor. Her meslek alanında işini ulvi görenlerin sayısı neredeyse eşit. İşini ulvi olarak gören çöpçüler, temizlik işçileri bile var. İşlerini çok seviyorlar ve heyecanla yapıyorlar. Diğer taraftan işini sadece bir meslek olarak görüp, zamanını dolduran öğretmenler ve doktorlar da var.
Tutku denilen bu heyecan doğuştan gelmiyor. Sonradan kazanılan bir olgu. Bir kişi çocukluktan itibaren çöpçü olma tutkusunun peşinden gitmiş olamaz. Peki bu çöpçü nasıl tutkuyla bağlanıyor da işini severek yapıyor ?
Prof. Amy Wrzesniewski de bu sorunun cevabını araştırıyor ve buluyor; o da 'beceri'. Bir kişi ne kadar becerikliyse, işini o kadar tutkuyla yapıyor.
Yani bu kişiler, sevdikleri işi yapmamışlar ama yaptıkları işi becerileri arttıkça sevmişler.Bu araştırma ile aslında tüm taşlar yerinden oynuyor. İnsanlar çoğu zaman sevdikleri işlerde başarılı olmuyor, başarılı oldukları işleri seviyor. Önce başarı, sonrasında ise tutku geliyor. Peki her beceri tutkuyu getirir mi? Hayır.
Genelde bunun iki sebebi oluyor. Ya işi özendiren ve destekleyen bir rol model/mentör olmuyor ya da kişi işi değersiz görüyor. Onun için yapılacak şey ilk önce kişinin güçlü yanını keşfetmek.ve güçlü olduğu alanda bir iş sunmak. O zaman herkes mükemmelliğe ulaşabilir. İşinizi sevmek ya da sevmemek sizin elinizde. Aklı başında olan herkes işini sevmeyi, severek iş yapmayı seçer. Ya sevdiğiniz işi yapın ya da yaptığınız işi sevin. Bunun da en kolay yolu her şeyde olduğu gibi işimize de SEVGİ'yi , AŞK'ı katmaktır. İş hayatınızı işinizi severek mutluluğa çevirin!
Son Söz: 'Herkes kendi işini severse mutlu bir toplum yaratılır' Sakıp Sabancı
Facebook
Sayı: 1084 - Tarih: 14.02.2017
Yazarlarımız
2015 © Ekohaber

Adres: Karaman Mah. Gürbüzler Cad. Kiraz Sk. No:12 Nilüfer/BURSA

Telefon: 0 224 223 29 29 (pbx) | Fax: 0 224 223 47 48 | Email: ekohaber@ekohaber.com.tr