Musa Alioğlu - Medyada havacılık dili

Medyada havacılık dili


Havacılığın gelişimi ile medyanın bu sektöre olan ilgisi giderek artıyor. Bu ilgi sektöre yarar mı veriyor, zarar mı veriyor buna bakmak lazım. Bu konuyu ele almama bir gazetede yer alan uçaklarla ilgili haberin başlığı sebep oldu. Gazeteci arkadaşımız  haberini elbette savunacak. Zaten benim onun haberine sözüm yok. Ben haberin başlığında geçen 'ölüm' kelimesinden rahatsız oldum. Bu ülkede insanlar hala daha uçaktan korkarken böyle bir başlık olmasa iyi olurdu.
Ayrıca bu haber doğru olabilir, yanlış olabilir. Buna işi bilenler karar verebilir.  Böyle bir haber doğal olarak bir şirketin ticari itibarına etki eder. Diyebilirsiniz ki, insan canı ticari itibardan önemsiz mi. Elbette değil. Asla değil.
Benim anlatmak istediğim şey gazetenin bu konuda attığı başlığın çok ürkütücü olduğudur. Medyanın havacılık haberlerine çok iştahla ve hevesle baktığını söyleyebilirim.
Bütün iyi ve ilkeli gazetecileri tenzih ederek diyorum ki, bir gazeteci düşünün. Haberi bizzat yerinde takip eden değil, haberi yazan değil, haberle ilgili kişi ve kurumlarla karşı karşıya gelen hiç değil. Peki kim bu adam. Bu adam, bir editördür. Yani, havacılıkla ilgili bir haberi sayfaya koyan odur, başlığı ve spotları belirleyen odur, haberi okuyup mantık hatası, maddi hata, var mı yok mu belirleyen yine odur. Yani bir haber onun elinde şekillenir. Bir de eğer başlığı atmışsa ve bundan geri dönüş yapmak istemiyorsa haberi bu başlığa göre takla attıran, yani değiştiren bizzat bu kişidir. Her muhabirin havacılıktan anlamasını ve bu sektörü bilmesini beklemek saflık olur. Türkiye henüz o aşamaya gelmedi. Ama çok şükür ki artık havalimanı muhabiri denen bir kavram var ve bu mesleğin hakkını veren dürüst ve iyi muhabirler var. Ama gelin görün ki bu muhabirlerin iyi olması yetmiyor. Haberleri sayfaya koyan editörlerin ve müdüran takımının da dürüst ve bilgili olması gerekir.
Örneğin, havacılıkla ilgili olumlu veya olumsuz bir haber mı var, televizyonlarda hemen THY'nın uçaklarının filmi VTR olarak yayına giriyor. Yine aynı şekilde diyelim ki Patagonya'da uçak düşüyor, onlar Atatürk Havalimanı'nda kalkış ve iniş yapan uçakları getiriyorlar ekrana. Yani demek ki ortada bir bilgisizlik ve beceriksizilik var. Tabii internet de var, ama onu kullanacak zeka herhalde yok. Bir girse o düşen uçağın resmini anında bulacak. Ama gerek görmüyor arkadaş...
Diyelim ki, bir havayolu şirketinin uçağı küçük bir ilimizin havalanına inerken veya kalkarken bir durum meydana geldi. Bunu gözleriyle görmediği ve de konu hakkında bilgi sahibi olmadığı için duyduklarına göre bir haber yapar. Haberi bölge şefine geçer. O da alır İstanbul'daki amirine yollar. Bu arada haber ufak ve önemsiz bir haber iken, birden büyür ve İstanbul'a ulaştığında ' Faciadan dönüldü ' veya 'Allah korudu ' dahası 'Büyük panik' veya 'Korkulu dakikalar' gibi klasikleşmiş ve hiç değişmeyen başlıklardan biri atılır. Sayfayı yapan adam eğer bu haberi böyle kullanmayı kafasına koymuşsa, 'takla attırma' dediğimiz haberi biraz süsleme biraz da çarpıtmayı gündeme getirir.
Bu gibi konuları her gazetede veya televizyonda haftada bir veya birkaç kez mutlaka görebiliriz. Her gazetede havacılık uzmanı olmadığına göre biz yanlış haberler okumaya devam edeceğiz demektir. Ve bu yanlış, eksik ve hatalı haberler görsel ve yazılı medyada hep böylece yer alır ve bu iş böylece ne yazık ki sürüp gider.
Kendini ayrıcalıklı sanan, köşesinde asıp kesen bir gazetecilik anlayışı oldukça, ara sıra ve normal olarak her ülkede olan ufak tefek pist dışına çıkma veya kayma olaylarının ve de hava koşulları yüzünden meydana gelen gecikmeleri 8 sütuna manşet çeken gazetecilik hala daha geçerli oldukça bu sektör çok yara alır. Sektörün içinde olan ve her gün iç içe yaşayan gazetecilerin de haberleri biraz daha dikkatli ele alması doğru olur. Bilmem hangi ajanstan öyle geldi deyip, haberi aynen kullanmak iyi bir gazetecilik örneği değildir. Hani araştırmacı gazetecilik vardı, hani soruşturmacı gazetecilik vardı...
İşte buna çok ihtiyacımız var.
İyi haberlerin olsun Türkiye'm..
Facebook
Sayı: 1216 - Tarih: 17.09.2019
Yazarlarımız