NELER YAPILMALI?
Mürsel Öztürk - NELER YAPILMALI?

NELER YAPILMALI?

2019 yılında; 2020 yılı programını her kuruluş, her kişi kendine göre yaptı. Yıl sonuna yaklaştığımızda Aralık ayında Çin'in Wuhan şehrinden bir haber dünyaya duyuruldu. Corona denen bir virüs çıkmıştı ve ölümcül sonuçları oluyordu. Önce Batı dünyası tarafından pek önemsenmedi. Ama bu çok kolay bulaşabilen hastalık; İtalya'nın kuzeyindeki zengin bölgede görüldü ve hızla yayıldı. Geçen 5 aylık sürede Dünyada’ki vaka sayısı 4,5 milyonu, ölü sayısı 300 bini aştı. Ülkemizde de 150 bine yakın vaka, 4 bini aşan ölüm var.



Konunun Tıbla ilgili kısmını uzmanlar her gün medyada yeterince işliyorlar. Sağlık Bakanlığı'nın oluşturduğu Bilim Kurulundaki uzmanların oluşturduğu görüşler Devlet tarafından çeşitli kararlarla halka duyuruluyor ve yaptırım kararları uygulamaya konuluyor. Ben olayın sağlık dışı etkilerini ve yapılanları biraz irdelemek istiyorum. Çünkü Devletimizin en üst yetkilisi başta olmak üzere, bu Corona virüsünün etkisinin kaybolmasından sonra “Yeni bir dünya düzeni” oluşacağını söylüyorlar. Ana başlıklar olarak alırsak, en çok öne çıkan konular: Eğitim, Tarım, Sanayi, Sosyal Hayat, Ulaşım ve diğerleri.

Eğitim konusuna önceki yazılarımda bir nebze değinmiştim. Şimdi de Tarım ve Hayvancılık konusuna bakmak istiyorum. Son yıllarda tarımın biraz ihmal edildiğini herkes kabul ediyor. Nitekim 60'a yakın tarım ve hayvancılıkla ilgili ürün ithal ediliyordu. Saman dahil. Virüsle birlikte birden işler değişti. Hemen tarım ön plana alındı. Peş peşe destekler açıklanmaya başlandı. Geç kaldık ama, yine de iyi bir karar. Bir zamanlar, Tarım ve Hayvancılık konusunda dünyada kendine yeten yedi ülkeden biri olmakla övünürken; temel ürünlerimizden olan soğan, patates, fasulye, nohutu bile ithal eder hale gelmiştik.

Ayrıca bazı ürünlerde dünyanın en büyük ihracatçılarınden biriydik. Örneğin Fındık, İncir, Zeytin gibi. Bunlardaki etkinliğimiz hala devam ediyor ama ithalattaki bu enteresan gelişme neyin nesiydi. Konunun üzerine eğilince, tarım uzmanlarının yıllardır yazdıkları, söyledikleri öne çıktı. Biz köylerimizi, çiftçilerimizi ihmal etmişiz. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler gününde bunun önemi daha da vurgulandı. Ama bunu, yılda bir gün güzel sözlerle, vaatlerle geçiştirmek büyük hata olur. Ülkemiz yaklaşık 800 bin kilometrekare alanı ile, değişik iklim koşullarındaki bölgeleriyle bir tarımsal üretim cenneti. Merkezi yönetimler tarım ve hayvancılık konularında çok tembel davrandı. Corona günlerinde de alınan kararlar çelişkili. Örneğin narenciye ürünleri ihracına sınırlama konuluyor, üretici satamadığı ürününü ne yapacağını soruyor. Yerli karpuz çıkıyor, ithalattan ötürü ürün tarlada kalıyor. Aynı şey patates için de geçerli. Devlet elindeki arazileri köylüye tahsis edeceğini söylüyor. Yeterli mi? Elbette değil, bunun sulaması var, gübresi var, akaryakıtı var, elektriği var.

Bu zor günlerde tüm toplum olarak yeniden tarım ve hayvancılık konularında düşünmeliyiz. Üretimi arttırmanın yollarında elbirliği ile çalışmalı, yerli ürün kullanmalıyız. Çiftçimizi desteklemeli, yıl boyunca onların yanında olmalıyız. Çocukluğum ve gençliğimde hem okumuş, hem de çiftçilik ile uğraşmış biri olarak bunun ne kadar sağlıklı, kazançlı bir şey olduğunu rahatlıkla söylüyorum. 

Yine kendimize yeterli olacağımız günler diliyorum…

Facebook
Sayı: 1251 - Tarih: 19.05.2020
Yazarlarımız