Mürsel Öztürk - Anadolu'dan izlenimler – 4

Anadolu'dan izlenimler – 4


Geçen hafta Trabzon ile ilgili izlenimlerimi yazmıştım. Bir hafta sonra, Ordu'nun sahil beldelerinden Yalıköy yakınlarındaki Belice'ye yollandık. Belice, Perşembe ile Fatsa arasında adeta dantela gibi sahili ile yemyeşil bir yer. Karadeniz Sahil Yolu yapılana kadar tüm araçlar buradan geçiyordu. Proje aşamasında iki alternatif düşünülebilirdi. Biri bu yolun genişletilmesi (yapılacak viyadükler hem tabiatı bozacak, hem de yüklü bir maliyeti olacaktı), diğeri ise kara tarafında daha içeriden bir tünelle geçilmesi idi. Sonuç olarak tünelle geçilmesi kararlaştırıldı. 3778 metre uzunluğundaki bu tünelle sahil kurtarılmış oldu.1997 yılında yapımına başlanan tünel 2005 yılında hizmete açıldı. Bu tünelin yapımında emeği olan mühendis Nefise Akçelik, 2003 yılında kansere yenik düştü. Karayolları Genel Müdürlüğü de tünele onun adını verdi. Tünel'le geçiş çözümü ile; Bolaman-Perşembe arası 42 kilometreden 27 kilometreye, süre olarak da 50 dakikadan 20 dakikaya düştü. Eski yol halen, tünelden geçmesi yasak olan tehlikeli madde taşıyan araçlara ve isteyen (zamanı olan) diğer araç sahiplerine hizmet etmeye devam ediyor.
Belice'de bir hafta kaldım. O yöreli olanlara ve tatile gelenlere turistik hizmet veriliyor. Gelenler denize giriyor, mütevazi tesislerde yemeğini yiyor. Akşam da kendi evine gidiyor. Bunun yanında Belice'yi bilenler araçları ile geçerken bir yemek-dinlenme molası verebiliyorlar.
Karadeniz köylerinde yerleşim toplu halde değil, dağınıktır. Hemen herkes kendi evlerini; tarlalarının, fındıklıklarının başına yaparlar. Bu gelenek halen devam ediyor. Yeni yapılan evler tam bir kent konforuna sahip. Kalorifer dahil şehir evlerinde ne varsa köyde yapılan evlerde de o var. İlaveten evler biraz daha büyük yapılıyor. Yazın misafir geleceğinden oda sayısı fazla yapılıyor. Ordu vilayeti fındıklıkların hakim olduğu bir coğrafyaya sahip. Ama yine de hemen tüm evlerin en az kendilerine yetecek sebzeyi, meyveyi üretebilecek bahçeleri var. Fındık tarımı en az 2 ay zaman aldığından yılın geri kalanı günlük basit işlerle geçiyor.
Köylü inek beslemekten hemen hemen vazgeçmiş. Ekmek yapmıyor. Tüm ihtiyaçlar marketten temin ediliyor. Fındık ürününün getirisi de pek çok aile için yıllık masrafını karşılayamıyor. Eğer bir emekli maaşı da varsa o zaman köy hayatı şehir hayatından daha rahat. Bu nedenle köylerde ev yapmak, özellikle emekli olanlar için yılın büyük bir bölümünü köyde geçirmek açısından cazibe kazanıyor. Bu arada Karadeniz sahilindeki kaza merkezlerinin gittikçe orta boy bir şehir durumuna geldiklerini söyleyebilirim. Örneğin Fatsa 120 bin, Ünye 130 bin, Çarşamba 140 bin nüfusa sahip. Büyük sanayi hemen hemen yok. Sadece Ünye'de OYAK'ın çimento fabrikası var.
Trabzon'un ve Giresun'un denize girilebilecek sahili çok azaldı. Ordu ve Samsun bu konuda kendini biraz daha korumuş. Yerleşim planlaması daha özenli. Bu bölge halkı artık büyük kentlere hücum etmiyor. Samsun, çok yakınındaki Atakum ilçe merkezi de ilave edildiğinde 900 bin nüfuslu bir metropol olma durumunda.
Samsun; bilindiği gibi Cumhuriyetimizin kuruluşunun da başlangıç noktası. Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışının bu sene 100. yılını kutladık. Böyle önemli bir dönemde Bandırma vapurunu ziyaret etmek çok duygusal anlar yaşattı bana. Orijinali artık mevcut olmayan ve projelerinden yararlanarak benzeri yapılan Vapur'u gezmek benim için çok değerliydi.
4 haftalık yazılarımda size Anadolu'nun bir bölgesinden kesitler sunmaya çalıştım. Umarım okurken olumlu izlenimlere sahip olmuşsunuzdur.
Kalın sağlıcakla…
Facebook
Sayı: 1216 - Tarih: 17.09.2019
Yazarlarımız