Mürsel Öztürk - Ülkemiz ve Çimento (1)

Ülkemiz ve Çimento (1)


İnşaat denilince ilk akla gelen malzeme Çimentodur. Dünyada, inşa etme düşüncesi başladığından beri daima bir bağlayıcı malzemeye ihtiyaç duyulmuştur.
Çok eski yıllarda Kireç, Horasan Harcı gibi bazı malzemeler kullanılagelmiştir.19. yüzyılda İngiltere'de bağlayıcılarla ilgili laboratuvar çalışmaları üzerine yoğunlaşan Joseph ASPIDIN nihayet 1824 yılında Çimento'nun patentini almıştır.
Bir süre sınai üretime geçilememiş, nihayet 1850 yılından sonra sınai üretim küçük çapta başlamıştır.
Kireç üretimi gibi Dikey Fırınlarda üretim gerçekleştirilmiş, daha sonraki yıllarda Döner Fırınlarda bu imalat yapılmış, böylece gittikçe artan kapasitelerde ürün elde etme imkanı doğmuştur. 1960'larda 1000 ton/gün yarı mamül (Klinker tabir ediyoruz) üretebilirken, bugün teknolojinin verdiği imkanlar çerçevesinde 12.000 ton/gün klinker üretimi tek bir fırından elde edilebilmektedir.
Artık entegre bir çimento fabrikasının bir fırınlı yatırımı 5000 ton/günden aşağı tercih edilmemektedir.
Bu giriş bölümünden sonra çimento nedir, nasıl üretilir kısaca onu anlatmaya çalışacağım.
Çimento; ham maddesi doğal malzeme olan bir bağlayıcıdır. Dünyanın hemen her tarafında bulunan Kalker (Kireç taşı) ve Kil (toprak) ana bileşenlerdir.
Bu malzemelerin, belirli kimyasal ve fiziksel özellikler taşıması gerekir. Bazı yerlerde Kil yerine Marn kullanılmakta, bu durumda Demir Oksit eksikliğini tamamlamak için az miktarda Demir Filizi veya Pirit Külü katılmaktadır.
Bu malzemelerden kaya şeklinde olanları Kırıcılarda kırılmakta, öğütülebilecek boyuta getirilerek birinci aşama tamamlanmakta ve ara stoklama yapılmaktadır.
Ham maddenin hazırlanması için ikinci aşama olarak bunların öğütülmesi gerekir. Bunun için fabrikanın laboratuvarında hazırlanan reçeteye göre hammaddelerin karışım oranları belirlenmektedir. Bu oranlara göre; elektronik, bantlı tartımlı besleyicilerle malzemeler öğütme değirmenine sevk edilmektedir.
Ham Madde Öğütme Değirmenlerinde toz haline getirilerek öğütülen bu malzeme (biz Farin diyoruz) ara stok silolarına konulmaktadır.
Bu ince malzeme, stok silolarında Laboratuvarın istediği kimyasal kompozisyonu oluşturacak şekilde homojenizasyon işlemine tabi olmakta ve pişmek üzere Döner Fırına beslenecek hale gelmekte, böylece ikinci aşama tamamlanmış olmaktadır.
Şimdi asıl elektrik enerjisi ve yakıtın yakıtın harcandığı üniteye gelmekteyiz.
Pişirme ünitesi 19. yüzyıldan beri değişik aşamalardan geçmiş ve başlangıçta belirttiğim çok yüksek kapasitelere ulaşmıştır. Önceleri Dik Fırın veya Silindirik Uzun Döner Fırınlarda pişirme işlemi yapılırken başka yöntemler de denenmiştir.
Örneğin ham madde daha kolay homojene olsun diye öğütme aşamasında içine 1/3 oranında su katılmış ve çamur halinde Döner Fırına beslenmiştir. O dönemlerde yakıt fiyatları (Kömür ve Fuel Oil) pahalı olmadığından bu yolda çok fabrika kurulmuştur. Yakıt fiyatları artınca bu tesislerin bazıları Yarı Kuru sisteme çevrilerek tasarruf yolları aranmıştır. Ülkemizdeki bazı Çimento Fabrikaları da bu aşamalardan geçmiştir.
Ama aynı sürede Ön Isıtıcı Kuleli Döner Fırın Yatırımları da devam etmiştir.
Bu üretim sisteminde, bir ön ısıtıcı kuleden geçirilen öğütülmüş kuru toz malzeme bazı kimyasal değişime uğrayarak Döner Fırına intikal etmektedir.

Konumuza gelecek haftaki
yazımızda devam edeceğiz.

Kalın sağlıcakla.
Facebook
Sayı: 1183 - Tarih: 15.01.2019
Yazarlarımız