Mürsel Öztürk - Anadolu'dan izlenimler – 3

Anadolu'dan izlenimler – 3


Beşpınar Köyü'ndeki 3 haftalık dinlenme hem sağlık, hem de erteleyerek biriktirdiğim kitapları okumaya zaman ayırabilme açısından çok yararlı oluyor.
Bu arada size Beşpınar'a yakın bir köyden, Çerçi'den söz etmek istiyorum. Okumuşu, yüksek öğrenim görmüşü oldukça fazla olan bu tarihi köyün muhtarı emekli bir çocuk mütehassısı doktor. Köyde yaşıyor. Köyü; tarihi kimliğini koruyup, modern bir yerleşim yeri yapmaya çalışıyor. Köyde kütüphane ve muhtarlık sohbet evi var. Bu köy, Selçukluların Anadolu'ya girişleriyle birlikte oluşmuş bir köy. Köydeki ev inşaatlarından biri sırasında temeller kazılırken bir seramik kutu içerisinde iri taneli bir tespih bulunmuş. Bu tespih uzmanlara gösterildiğinde çok tarihi ve değerli olduğu ve her bir tanesinin bir çeyrek altın değerinde olduğu söylenmiş. Ancak tespihin sahibi tespihi kendisinde tutuyor. Köy mezarlığında da çok eski tarihli mezarlar olduğunu gördüm. Anadolu'daki tarihimizin ne kadar eski olduğuna dair bazı örnekleri görmüş oldum. Bu köyün gelecekte göç alacağına inanıyorum.
3 haftalık sürenin sonunda bu defa baba memleketi Trabzon'a yollanıyoruz. Geçmişte oldukça meşakkatli olan bu yolculuk şimdilerde keyifli bir duruma geldi.
Bayburt-Trabzon arasında 10'u aşkın tünel var. Torul'dan sonra Zigana Dağı'na tırmanıp yıllar önce yapılmış 1700 metre uzunluğundaki tünelden geçip yola devam ediyoruz. Bizim geçtiğimiz 16 Ağustos günü, dağın Gümüşhane tarafı günlük güneşlik iken tünelden çıktığımızda yoğun bir sisle karşılaştık. Rutubet birden yükseldi. İki kilometre bile olmayan bir mesafede farklı bir iklim bizi bekliyordu. Maçka'ya kadar bu yoğun sisle çok düşük süratle seyrettik.
Şu anda yeni bir Zigana Tüneli çalışması sürdürülüyor. Bu tünel Torul ilçesine bağlı Köstere Köyü mevkisinde 1264 metre kotundan başlayıp Maçka yakınlarındaki Başarköy Vadisi'nde 1015 metre kotunda tamamlanacak. Paralel iki tünelin her birinin uzunluğu 14,5 kilometre. Hâlen çalışmanın % 60'tan fazlası tamamlandı. Proje Nisan 2016'da başladı, 2020'de bitirilmesi hedefleniyor. Bu sayede kot 800 metre aşağı inmiş ve toplam yol da 8 kilometre kısalmış olacak. Böylece tarihi İpek Yolu'nu yeniden canlandırmak için olumlu bir gelişme de sağlanmış olacak.
Trabzon'a vardığımda ilk hissiyatım, doğup büyüdüğüm ve bir süre çalıştığım bir mekanı içime çekmek oluyor. 3 haftalık Bayburt yaşamından sonra rutubetten ötürü hiç hareket etmeden bile terlemek farklı bir şey.
Çocukluk ve gençlik yıllarımın Trabzon'u çok değişti. 40 bin kişilik şehir nüfusu şimdi Akçaabat ve Yomra'yı da katarsak 400 bini geçti. Çok dar bir coğrafyada şehrin sahil uzunluğu 30 kilometreden fazla. Hem de çok yüksek katlı (10 ilâ 30 kat) binalara rağmen dağlara doğru imar hareketi sürüyor. Köyden kente göçün ve önemli miktarda Arap ülkelerinden gelen ve ev alarak yerleşen ailelerin yarattığı talep, yapı gelişimini anormal boyutlara taşımış.
Aslında tarihi çok eski olan ve antik çağdan beri yerleşim alanı olduğu kanıtlanmış şehir, özenle korunması gerekirken hırpalanmış ve özelliğini önemli ölçüde kaybetmiş. Bunda devletin, ama özellikle belediyenin çok önemli hatası var. Şimdi tarihi yapılara ve mahallelere biraz daha özenle yaklaşılıyorsa da eski duruma gelmesi imkansız.
Buna rağmen Trabzon'un gezilmesi, görülmesi, yöresel mutfağının mutlaka tadılması, Sümela'nın, Uzungöl'ün, Sera Gölü'nün, yaylaların gezilmesi her vatandaşımızın gündeminde olması iyi olur diye düşünüyorum. İç ve dış turizm açısından olumlu gelişmeleri bu defa biraz daha fazla hissettim.
Yol notlarıma devam edeceğim. Sağlıcakla kalın...
Facebook
Sayı: 1215 - Tarih: 10.09.2019
Yazarlarımız