Mürsel Öztürk - Yapı sektörünün 2018 yılı için ön değerlendirmesi

Yapı sektörünün 2018 yılı için ön değerlendirmesi


Sektörde 2018 yılının ikinci ve üçüncü çeyreğinde başlayan duraklama dördüncü çeyrekte daha da daralarak devam etti. Yıl sonunda, 2017 yılına göre Çimento iç satışında ve Hazır Beton satışında yaklaşık %11'lik bir küçülme meydana geldi…
Bu değerleri analiz ettiğimizde ortaya şöyle bir tablo çıkmaktadır: Son birkaç yıldır bina yapıp satma, hatta maket üzerinden satma yurdun her tarafında, özellikle Marmara Bölgesi'nde büyük ilgi gördü. Buna 'Kentsel Dönüşüm' de ayrıca katkıda bulundu. Ancak bu dönüşüm kısa zamanda başka bir duruma evrildi. Buna binasal dönüşüm diyebiliriz. Şöyle ki; özellikle Nilüfer Bölgesinde 3 veya 4 katlı binalar yıkılıp yerlerine 8 katlı, 10 katlı binalar yapılmaya başlandı. Bir bölümü tamamlandı ve kullanıma başlandı. Bir kısmı inşa halinde, nihai bir kısmı ise bina yıkılmış temel atmaya hazır halde ama hiç bir hareket yok. Bunlar herkesin gözü önünde oluyor.
Ortaya çıkan durum şöyle:
1) Nilüfer ilçesinin 3-4 katlı binalardan oluşan genel görünümü bozuldu. Bazı sitelerin toplu olarak çok katlıya dönüşümü ile daha farklı ve göze hoş gelmeyen bir görünüm var.
2) Trafik konusu hiç göz önüne alınmamış. Caddeler ve sokaklarda, yeni yerleşimin başlamasıyla park yeri sorunu ortaya çıktı. Eskiden her daire için 1 araç otoparkı gerekirken, son zamanlarda bunun iki araç olarak düşünülmesi, düzenlenmesi gerekiyor. Doğanbey TOKİ konutları bölgesi buna çok somut bir örnek.
3) Bursa şehrinin bulunduğu mahal, deprem riski açısından çok önemli. Gerçi zemin güçlendirme ile bu risk önemli ölçüde elimine edilebiliyor ama yine de yatay gelişme daha uygun. Bu da en fazla 5 katlı binalar demek.
4) Yapı sektörü istihdam yönünden önemli bir katkı sağlıyor ama katma değer yaratma açısından çok cılız. Üstelik köyden kente göçü tetiklediğinden yavaşlama ve durma dönemlerinde ciddi bir işsizlik yaratıyor. Aileler kente inince köydeki tarım ve hayvancılık zayıflıyor.
Bu defa et ve tarım ürünleri ithalatı başlıyor.
Bunların fiyatları aşırı yükseliyor. Böylece oluşan durum; bir tarafta işsizlik, diğer tarafta pahalı temel gıda ürünleri. Yani çifte zarar. Üstelik görünen şey, bunun kısa vadede düzelemeyeceği.
Tüm bu sıralanan konular hakkında yapılması gereken şey; kamu yönetimi tarafından (Belediyeler, Bakanlıklar) kent yerleşimleri, köyden kente göçün önlenmesi için kısa, orta ve uzun vadeli planlamalar yapmalı, tarımsal teşvikleri arttırmalıdır.
Arazilerimiz, meralarımızın yeniden verimli şekilde kullanımı için bir seferberlik çalışmasına başlamalıdır.
Şu anda yapı malzemeleri açısından önemli miktarda stok fazlalığı bulunmaktadır.
Örneğin çimentonun yarı mamulü olan klinker; 2018 yılı sonunda bir önceki yıla göre 3.150.000 ton'dan 5.900.000 ton'a çıkmıştır. Bu stok yarı mamul üretimini durdurmayı gerektirmektedir. Bundan dolayı çimentonun üretim maliyeti artmış olacaktır.
Yapı sektörü 2019'un ilk yarısı için ümitvar değildir. Önümüzdeki 4,5 yılda seçim olmayacağından popülist olmayan kararlar almak mümkün. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Kaynakları ölü yatırımlar için heba etmemeliyiz.

Kalın sağlıcakla…

Ekohaber Gazetesi'nin 24'üncü yılını kutluyor, daha nice başarılı yıllar diliyorum.
Facebook
Sayı: 1195 - Tarih: 09.04.2019
Yazarlarımız