Erdem Saker - Eğitim sistemimizde KÖY ENSTİTÜLERİ boşluğu

Eğitim sistemimizde KÖY ENSTİTÜLERİ boşluğu


Geçen gün, Köy Enstitüleri ilgili çok değerli bilgiler internet sayfama düştü ve beni gene çok heyecanlandırdı, belki sizlere de gelmiştir, sizler de okumuşsunuzdur, konu değerli sanatçımız Berkant'ın Köy Enstitüsünde başlayan eğitim yaşamı idi. Benim babam da Köy Enstitüsünde yetişmiş bir ilkokul öğretmeniydi, o nedenle de benim için gözde bir eğitim kurumuydu Köy Enstitüleri, daha önce bu konuyla ilgili değerlendirmelerimi sizlere paylaşmıştım bu köşede, gelin bu defa da Berkant'ın eğitim yaşamı içinde dolaşarak bu kurumun değerini ve kapatılmasıyla neler kaybettiğimizi daha net görelim…
Bu satırları yazmadan yaptığım araştırmada, aşağıda sizlerle paylaşacağım Köy Enstitülerine ait bilgilerin, değerli yazarımız YILMAZ ÖZDİL'in 2016 yılında yazdığı ''Orda bir köy var uzakta'' başlıklı yazısından alındığını da buldum.
Aşağıdaki satırları okurken kafama şu soru balyoz gibi indi, eğer Köy Enstitüleri 1950'li yılların başında siyasi bir bakış açısıyla kapatılmasaydı, Türkiye bugün nerelerde olurdu???
Haydi gelin aşağıdaki satırları okurken kafanızda siz de bu sorunun cevabını şekillendirin…
Bir şarkısın sen ömür boyu sürecek… Hiç merak ettiniz mi, şehirde değil, kerpiç evli bir köyde 1938'de dünyaya gelen ve 2012 yılında aramızdan ayrılan, unutulmaz ''Samanyolu'' şarkısını yaratan Berkant, orta okulda piyano çalmayı nereden biliyordu?...
Yetmiş sene evvel ilkokuldayken, memleketin yüzde doksanında radyo bile yokken, mızıka ve akordeon çalmayı kimden öğrenmişti?
Henüz 14 yaşındayken, Frank Sinatra, Dean Martin, Nat King Cole şarkılarından oluşan repertuvara nasıl sahip olabilmişti?Dedim ya, 1938'de dünyaya gelen çocuk…
On sekiz yaşındayken orkestra kurmayı, Saksofon çalmayı, hangi vizyonla akıl etmişti?
Çünkü…
Babası Hasan Akgürgen'in Köy Enstitülerindeki görevi nedeniyle Ankara'nın Hasanoğlan Köyü'nde dünyaya gelmiş, ilkokula Hasanoğlan Köy Enstitüsünde başlamış, babasının tayini gereği, Bilecik'e, Denizli'ye gitmiş ama, ailesi tarafından hep ''köy enstitüsü ruhu''yla büyütülmüştü…
Berkant'ın temel eğitimini aldığı Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nde, tarih, , ekonomi, kültür-edebiyat, ziraat, coğrafya derslerini üniversite profesörleri veriyordu. Peki ya müzik derslerini, Aşık Veysel ve Ruhi Su…
Ankara Konservatuvarının saygın ustaları klasik müzik öğretiyordu. 1945 senesinde, Hasanoğlan Köy Enstitüsünde enstrüman demirbaşı şöyleydi: 259 mandolin, 55 keman, 37 bağlama, 8 akordeon, 3 piyano, 1 metronom ve 1pikap…
Harika çocuklar Suna Kan ve İdil Biret enstitüye misafir getiriliyor, köy çocuklarını teşvik için yaşıtlarından keman ve piyano dinletiliyordu. Aşık Veysel ve Ruhi Su ise saz çalmasını öğretiyordu. Aşık Veysel, enstitü bahçesine kiraz fidanı dikmiş, seneler sonra ziyaret edip kollarını açarak kiraz ağacına sarılmış, nasıl boy verdiğini hissetmişti.
Resim yapıyorlar, voleybol oynuyorlardı, sinema salonu vardı, tiyatro salonu vardı…
Bedri Rahmi Eyüpoğlu hatırasını şöyle anlatmıştı, Hasanoğlan Köy Enstitüsüne gitmiştik, okulun hayvanlarını barındıran ahırda bir çocuk gördüm, gece nöbeti ona düşmüş, elinde kitap vardı, dalmıştı, Shakespeare okuyordu. Okuduğunu nasıl kavradığını, ertesi gün oynadıkları piyeste gördük.
Mozart, Vivaldi, Beethoven dinliyorlar, Gorki, Tolstoy, Zola okuyorlardı. Moliere'in ''Kibarlık Budalası''nı, Sofokles'in ''Kral Oedipus''unu, Gogol'un ''Müfettiş'ini sahneliyorlardı. Mesela bir mezuniyet töreni programı sırasıyla şöyleydi; İstiklal Marşı, bağlama konseri, türküler, mandolin konseri, piyano konseri, koro, Anton Çehov'un ''Bir Evlenme Teklifi'', diploma takdimi ve topluca oynanan zeybek…
Tüm zamanların gelmiş geçmiş en şöhretli şarkısı 'Samanyolu'nu ölümsüzleştiren, dededen toruna nesiller boyu adeta marş gibi ezberleten Berkant, işte bu ruhun Türkiye'ye armağanıydı.
İşin ilginç tarafı, romantizm tarihimizin en önemli şarkısının adı 'Samanyolu'' ama, şarkının içinde tek kelime ''Samanyolu'' geçmiyor…
Tıpkı, eğitim-öğrenim tarihimizin en önemli parçası KÖY ENSTİTÜLERİ ama, günümüzün eğitim sisteminde adının geçmemesi gibi…Oysa Köy Enstitüleri kapatılmasaydı, Anadolu köyleri şehirlere boşalır mıydı?... Türkiye ET/ARPA/BUĞDAY/SAMAN ithal mi ederdi?...Yoksa bunları ihraç mı ederdi?...Bugün İsrail'in dünyaya yaydığı yeni sebze/meyve türleri, Anadolu'nun Köy Enstitülerinde yetişmiş yeteneklerince de keşfedilmez miydi?...Ve pek çokları…
Not: Bu yazımı okuduktan sonra, lütfen EKOHABER internet sitesi (http://www.ekohaber.com.tr) arşivinden 'KÖY ENSTİTÜLERİ GERÇEĞİ'' başlıklı yazımı da bulup, okuyun…
Facebook
Sayı: 1157 - Tarih: 10.07.2018
Yazarlarımız