Erdem Saker - ULUDAĞ'daki bir görüntünün düşündürdükleri...

ULUDAĞ'daki bir görüntünün düşündürdükleri...





Geçen hafta gazetelerimizin ön sayfalarında Uludağ'dan böyle bir görüntü yayınlandı, görüntüde gördüğünüz gibi, orman içinde piknik yapanların bıraktığı çöp yığını öne çıkıyordu. Haberin içeriğinde de, bu çöp yığınlarının yol kenarlarında da olduğu, temizlik ekiplerinin bu çöpleri topladığı, ancak orman içine araç giremediği için çöplerin orada kaldığı, vurgulanıyordu. Bu cümleyi okurken aklınızda belirlenen soruyu tahmin edebiliyorum, neden el arabasıyla toplamamışlar? Aslında, bizim günlük yaşantı penceremizden baktığınızda, doğru bir soru… İşte bu haber ve bu soru kapsamında düşündüklerimi sizlerle paylaşacağım, bu hafta…
O çöpleri bırakan aileler içinde çok sayıda çocuklar da vardı tabii, piknik bitip, anne-baba sepetlerini toplarken çöplerin orada bırakılmasını seyreden çocuklar, bu manzaranın beyinlerine kazındığı çocuklar, büyüdüklerinde anne-babalarından öğrendikleri doğruları(?) aynen uygulayacak çocuklar, diğer bir deyimle geleceğin büyükleri olacak çocuklar…
Hani hep şu soruyu sorarız kendimize, gelişmiş toplum olmak nasıl bir oluşum? İsterseniz bu sorunun cevabına ışık tutacak bir davranış biçimini, her vesile ile andığım, DSİ Nilüferspor-ATS Kulmbach kardeş kulüp sürecine bir pencere açarak, bakalım. Karşılıklı ziyaretler kapsamında, Kulmbach'a her gittiğimizde bizi ailelere dağıtırlardı, onların evinde misafir olurduk. Böyle bir kalışımda, evin içinden çıkan çöplerin, çocuklar dahil, tüm kullanıcılar tarafından, cinslerine göre ayrıldığını, camların, hatta renkliler/renksizler ayrı ayrı, kağıtların, plastik malzemelerin ve yemek çöplerinin ayrı ayrı torbalara konduğunu görmüştüm. O günlerde Türkiye daha ''geri dönüşüm'' olgusunun farkında bile değildi. Bu çöpleri neden ayrı ayrı topluyorsunuz, dediğimde, onlar sanayiye dönecek ve cam, kağıt, plastik olarak yeniden üretilecek ve tekrar kullanılacak, demişlerdi. Sabahları baba işe giderken bu çöp torbalarını arabasına alır, kasaba meydanına, cinslerine göre yerleştirilmiş çöp kutularına, ayrı ayrı bırakırdı. Yani bırakın piknik yaptığınız alandan, çöpleri orada bırakıp ayrılmayı, piknik bittiğinde, yukarıda anlattığım biçimde, çöpleri ayrı torbalara doldurup, kasaba merkezindeki çöp toplama kutularına ayrı ayrı bırakmanın vazgeçilmez bir kural olduğunu, yaşamıştım…
'Gelişmiş Toplum'' denince, ben hep şöyle bir tanımlama yaparım,bireyleri belirlenmiş kurallara uymak koşuluyla bir araya gelmiş insanlar topluluğu, kurallara uymak ise, bir arada yaşamanın olmazsa olmazı… Biliyorsunuz, demokrasilerde kuralları toplum kendisi koyar, ama kurala uymada hiçbir ayrım yoktur, ister sıradan bir vatandaş olun, ister toplumu yöneten olun, kural herkes için aynıdır ve herkes uymak zorundadır. Peki ya uymazsan, kim olursan ol, ne zaman kural dışına çıkarsan çık, mutlaka cezanı yersin…
Gelin bir an için, yukarıdaki pikniği Uludağ'da değil, Kulmbach'ta yapın ve ayrılırken çöplerinizi orada bırakın, bu hareketinizi gören bir kişi, belki bir fotoğraf çekerek, sizi ilgili mercie şikayet eder ve sonuçta acısını unutamayacağınız bir cezaya çarptırılırsınız, evet kim olursanız olun, bu cezadan asla kaçış yoktur.
Bugün için iklim değişikliği gibi bir doğa felaketiyle yüz yüze gelmekte olan insanlık için, metan gazı üreticisi çöp ve çöpün yok ediliş yöntemleri çok daha büyük önem kazanmıştır. Bu anlamda çöpün geri dönüşümü, gelişmiş toplumlar için artık sıradan bir oluşum, ancak biyolojik atıklardan oluşan çöplerin ürettiği, iklim değişikliğinin aktif pompası, metan gazının etkisini en aza indirmek insanlığın önündeki kesin çözümler bekleyen büyük sorun. Gene bu köşede sizlerle paylaştığım, biyolojik çöp gömü alanlarından çıkan metan gazı ile enerji üretimi veya çöpün doğrudan yakılarak enerji üretimi, İsveç Modeli, bu anlamda atılan önemli adımlar olarak nitelendirilebilir.
Evinizde, çevrenizde, işinizde, karşınıza daima dikilen çöpü gördüğünüzde bunları düşünmek, çözüm aramak, aklınızın yattığı çözümü uygulamak, sadece kendiniz için değil, bu topraklar üzerinde yaşayacak gelecek nesilleriniz için gerekli olduğu kabullenmek zorundasınız.
Yukarıdaki fotoğrafa baktığımda ben bunları düşündüm, ya siz???
Facebook
Sayı: 1109 - Tarih: 08.08.2017
Yazarlarımız