Erdem Saker - Parlak geleceğimize çelme atan kötü adım…

Parlak geleceğimize çelme atan kötü adım…


Evet bu kötü adım, Anadolu insanının aydın gelişimiyle kendi geleceklerini tehlikede gören köy ağalarının siyasetçiler üzerinde yaptığı baskıyla, 1950 yılında Köy Enstitüleri'nin kapatılmasıyla atıldı.
Geçen hafta bir paylaşım aldım, (Tolga Aydoğan paylaşımı) okurken titredim, gözlerim yaşardı, gurur duydum ama acıyla yüreğim de yandı, kapatılmasalardı Türkiye bugün nerelerde koşuyor olurdu, bilimde, sanayide, tarımda, ticarette birçok ülkenin önünde mi koşuyor olurdu, sorularının cevaplarını kafamda hayal ettim, durdum, gelin siz de okuyun, inanıyorum siz de aynı duyguları hissedeceksiniz ;
Mercimek Teyze
'Ermenek üzerinden Karaman'a ulaşmak için taşıt bulmanız hemen hemen imkansızdı.
Onun için Ermenek'e yürümek yerine Karaman'a yürümeyi seçtik.
Eniştem kestirme yolu seçti.
Çıkın içine birkaç gün yetecek yufka, çökelek ve pekmez helvasından oluşan azığımızı sırtımıza atarak 4 Temmuz 1945 günü sabah yürüyerek yola koyulduk.
İki geceyi dağda geçirdikten sonra üçüncü gün öğle civarı Karaman'a ulaştık. Ereğli istasyonundan okula da kağnı ile gittik…'

Bunu anlatan bir köy çocuğuydu. Dağ tepe gittikleri yer ise İvriz Köy Enstitüsü'ydü. Bu kız İvriz'i 1950 yılı Haziran ayında birincilik ile bitirdi.
Ardından Ankara Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulunu kazandı.
Birincilikle bitirdi.
Ankara Valisi Kemal Aygün 'danışman ol' dedi, ama o 'köylere gidip çocukları yetiştirmem gerek' deyip öğretmenliği seçti.
Trabzon Vakfıkebir ilçesi Beşikdüzü'nde öğretmenliğe başladı. Yetmiyordu, daha çok şey yapmalıydı çocuklar için.
Burs bularak ABD'ye gitti.
Wisconsin Üniversitesi'nde doktora yaptı. 'Okulda hoca ol' dediler, ama o 'ülkemde çocuklara bakmam gerek' dedi , Ankara'ya döndü.
Hacettepe Üniversitesi Temel Bilimler Yüksek Okuluna bağlı Beslenme Bölümünde ders vermeye başladı.
Yetmedi, kişisel çabalarla Ankara Üniversitesi Ev Ekonomisi Yüksek Okulu'nu kurdu.
Burada bir laboratuvar açtı.
Laboratuvarda besin üzerine çalışmalar yaptı.
Köydeki çocukların hastalıklarına çare olmak için kimyasallar hazırladı.
Köydeki salgınlara karşı isali engelleyen bir ilaç geliştirdi.
Aynı sene UNİCEF 'bizde böyle bir ilaç var, verelim' dediğinde 'biz onu zaten laboratuvarda yaptık' dedi.
Türkiye'nin her köyüne ilaç yolladı. Ve tüm bunları parasız yaptı.
Bir vakıf kurdu, Beslenme Eğitimi ve Araştırma Vakfı (BESVAK).
Burada burs vererek beslenme uzmanları yetiştirdi, kurslar verdi.
Yetmedi, vakıf bünyesinde çocuklara burs sağladı ve okuttu. Bilhassa kız çocuklarını, kendi gibi köylü kız çocuklarını…
Bu kişinin adı, Prof. Dr. Ayşe Baysal idi.
İşte tüm bunları o İvriz'e günlerce yürüyerek
giden kız çocuğu
hayata geçirdi.
O, İvriz Köy Enstitüsü'nde okumasaydı,
Profesör olamazdı,
Okul açamazdı,
İlaç keşfedemezdi,
Vakıf açamazdı,
Öğrencilere burs sağlayamazdı,
Aydın insanlar yetişemezdi.
Evet, kapatılan Köy Enstitüleri
işte bu yüzden önemliydi…

Facebook
Sayı: 1211 - Tarih: 06.08.2019
Yazarlarımız